Bölüm 1038: Ölümcül Afet

avatar
8894 28

Against The God - Bölüm 1038: Ölümcül Afet


 

Bölüm 1038: Ölümcül Afet

 

Bugüne kadar Mu Xuanyin ile toplam seksen kez savaşmış ve meridyenleri hepsinde benzer bir şekilde kırılmıştı. Önceden meridyenlerinin her gün dahada güçlü olduğunu hissedebiliyordu, fakat bugün tam bir dönüşüm geçirmişlerdi.

 

Bu sadece fazladan bir Buda'nın Kalp Nilüferi taç yaprağı olsa da ortaya çıkan etkide tamamlanmamış ve mükemmel olmayan dokuz dirilişe göre dünyalar kadar fark vardı.

 

“Hah!”

 

Yun Che sesli bir kükreme atarken doğrudan “Gürleyen Cennet"i saldı Kemikleri, derisi ve kasları patlayan kaynak enerjisinin ağır baskısını hala tecrübe ediyordu fakat normalde ilk önce çöken meridyenleri şimdi sağlam ve dayanıklı bir kale gibi istikrarlıydı.

 

Gürleyen Cennet'i kontrol edemiyorken, zorla bu duruma geçtiğinde her seferde yoğun bir kızgınlık hissi ile dolar ve kontrolden çıkardı. Fakat bu sefer tüm vücudu güç ile doluydu ve kendi üzerinde tam bir kontrole sahip hissetti. Öncekinden daha uzun süre Gürleyen Cennet durumunda kalamasa da zirve durumunda tam kudretini sergileyebilirdi.

 

Bu hisle eğlenen ve şu anki meridyenlerine adapte olmaya çalışan Yun Che çabucak zaman sınırına ulaştı. Gürleyen Cennet durumundan çıktığında kaynak enerjisi ve zihni çok kısa bir sürede sakinleşti. Dik bir şekilde oturdu ve gözlerini kapadı. Bu geçen birkaç ayda Mu Xuanyin ile yaptığı antreman maçlarını zihninden geçirdi.

 

Mu Xuanyin her maçta sadece birkaç saldırı yapsa da hiçbir saldırısı nedensiz değildi. Saldırılarının altında özel bir neden yatıyordu.

 

Düşüncelere dalmışken farkında olmadan saatler geçti. Yun Che yavasça gözlerini açtı, yumruklarını sıktı ve mırıldandı: ”Pekala... Yarın ustaya karşı kesinlikle bir zafer elde edeceğim!”

 

Kutsal Salonun önünde gökyüzü her yönden yağan soğuk karlarla kaplıydı.

 

Mu Xuanyin ve Yun Che karşılıklı oturuyorlardı. Biri her zamanki gibiydi, fakat ikincisinin kaynak gücü aurası meridyenlerinin dönüşümü yüzünden sinsice değişmişti.

 

“Usta... Lütfen bu öğrencinin kusuruna bakma!”

 

Önceden sadece Mu Xuanyin ona söyledikten sonra o dikkatle saldırısını başlatırdı.

 

Fakat bugün o ilk önce konuşma girişiminde bulunmuş ve ani bir saldırı başlatmıştı.

 

Birkaç ay önceki meridyenlerinin dolaşım hızı bir dereye benziyorsa, o zaman şimdiki kaynak enerjisini içeren meridyenleri bir selden birkaç dalgayı dahi karşılayabilirdi. Kaynak enerjisinin toplam miktarı ve gücünde henüz herhangi bir değişim olmamıştı fakat hızı öncekiyle kıyaslandığında tamamen farklı bir seviyeye ulaşmıştı.

 

Biri onun kaynak enerjisini toplamasına ve salmasına tepki veremeden Yun Che çoktan dümdüz ileri Mu Xuanyin'e doğru atılmıştı. Çok hızlı hareket ediyordu ve sadece vücudunun hayali görüntüleri görülebilirdi. Önceki tedbirli ve dikkatli tutumuna kıyasla şimdi saldırısını yaparken durdurulamaz bir vahşilik ve soğuk bir parıltı gözlerinde gün yüzüne çıktı.

 

Ve bunun sebebi bugünkü amacının tamamen değişmiş olmasıydı.

 

Mu Xuanyin önceden söylediği gibi on saldırısına dayanmak dışında kendini biraz zorlar ve o da o kadar saldırı yapabilirse zafer onun olurdu. Bunu önceden düşünmeye dahi cesaret edememişti, fakat şu an o aslında böylesine büyük bir hırsa sahipti. Sadece zafer uğruna değildi, ayrıca Buda Kalbi İlahi Damarları'na layık olduğunu kanıtlamak içindi.

 

Bu sabah İlahi Salon'un önüne vardığında, bu “süpriz saldırı"yı başarıyla gerçekleştirebilmek için iyi hazırlanmıştı.

 

Kaynak gücü değişmemiş olabilirdi fakat Yun Che'nin hızı açıkça daha fazlaydı. Diğer taraftan Mu Xuanyin önceki gibi sakindi. Parmağının hafif bir fiskesiyle tüm gökyüzünü örten kar fırtınası aniden yönünü değiştirdi ve şiddetli bir şekilde Yun Cheye doğru ilerledi.

 

Bulutları Mühürleme, Güneşi Hapsetme!”

 

Kötü Tanrı Bariyeri inanılmaz miktarda kaynak gücüne ihtiyaç duyuyordu. Ayrıca kısa bir süreden fazla kullanmak bariyer aktifken harcanan enerjiden dolayı zordu. Fakat bu sefer bariyeri açtıktan sonra hemen sola hareket edebilmişti. Soğuk figürü daha yeni görünmüştü fakat sonraki anda çoktan Mu Xuanyin'in arkasındaydı. Onu hedef alan kar fırtınası Kötü Tanrı Bariyeri tarafından tamamen bloke edilmişti. Avucunu yıldırım hızında Mu Xuanyin'e doğru itti.

 

Swish!

 

Aniden Yun Che'nin görüşü saf beyaza döndü.

 

Son derece yoğun kar görüş açısını kaplamıştı. Belki de tüm varlığı kar ile çevrelenmiş desek daha doğru olurdu Yun Che'nin görüşündeki herşey kayboldu. Normal bir insanı tamamen aşan görüş yeteneği ile aslında o en ufak bir kar parçasını dahi göremiyordu. Öyle ki kendi elleri ve gözlerini dahi göremiyordu.

 

Sadece bu korkunç, akıl almaz buzlu sis ablukası görüşünü engellemiyordu. Ruhsal algısı da kapanmıştı. Arkasına varmasının üzerinden bir andan fazla geçmediği çok açıktı ve beş adımdan daha yakındı. Fakat soğuk kar yüzünden Mu Xuanyin'in izini ve aurasını kaybettiği gibi şu an ilerlediği yönden de emin değildi. Ne tarafın gökyüzü ne tarafın zemin olduğunu bile söyleyemezdi.

 

Görüşü ve ruhsal algısı herşeyden soyutlanmıştı, sanki başka bir dünyaya düşmüş gibiydi. Böyle korkunç bir yetenek Yun Che'nin tüm bilgilerini tamamen aşıyordu.

 

Anlık olarak korkmuş olsa da zihni kıyaslanamayacak derecede sakindi. Dişlerini biraz gıcırdattı. Beklenmedik bir anda bir Ejderha görüntüsü üstünde belirdi ve fazlasıyla korkunç ve ürkütücü bir kükreme attı.

 

Ejderha Ruhu Etki Alanı!

 

Süpriz saldırısına güveni sadece Buda Kalbi İlahi Damarları'ndan gelmiyordu, ayrıca Ejderha Ruhu Etki Alanı'ndan geliyordu!

 

Onun ve Mu Xuanyin'in mental güçleri arasında bir boyutdan fazla fark vardı. Fakat Ejderha Tanrı Ruhu yüksek bir düzlemin baskısına sahipti. Bunun Mu Xuanyin'e önemli bir etkisi olacakmış gibi saçma bir umuda tutunmuyordu... Fakat bir anlık bir boşluk yarattığı sürece biraz daha yaklaşabilir ve gerçekten de kazanma gibi bir imkanı olabilirdi.

 

Bu “süpriz saldırı” doğal olarak bir defaya mahsustu... Sadece ilk seferinde Mu Xuanyin özel olarak ruhunu korumadığında işe yarardı.

 

Gökyüzü ve yeryüzü Ejderha Tanrısı'nın kükremesi ile sallandı. Yun Cheyi buzlu sis içerisinde mahsur bırakan Mu Xuanyin hareketlerinde ani bir durgunluk hissetti. Onun soğuk, yıldıza benzeyen gözleri bir saniyeliğine odağını kaybetmiş gibiydi.

 

Bu son derece kısa bir aralık olsa da, kükreme onun İlahi Köken Alemi yetişimi ile İlahi Usta Alemi'ndeki yüce bir varlığı baskılamasına yardımcı olmuştu. Belki de pek çok dünyada, hatta İlkel Kaosta bile sadece Ejderha Ruhu etki alanı böyle bir şeyi mümkün kılabilirdi.

 

Yun Che buzlu sisin aurasındaki ani düşüşü ve ondan beklediği saldırıdaki gecikmeyi görünce Mu Xuanyini hazırlıksız yakalamayı muhtemelen başardığına inandı. Fakat onun yönünü ve aurasını saf beyaz dünyanın içerisinde olduğundan dolayı tespit edemiyordu. Yine de bu tek şansıydı, eğer daha fazla harekete geçmek konusunda tereddüde düşerse bu fırsat elinden kayıp gidebilirdi.

 

Sezgisine güvenerek ileriye doğru atıldı, doğrudan avucuyla önündeki şeyi kavradı.

 

Yun Che'nin Kötü Tanrı Bariyeri'ni açmasından buzlu sis ile kuşatılmasına ve Ejderha Tanrı Etki Alanı'nı açıp ani bir saldırı başlatmasına kadar geçen süre bir anlık zaman dilimiydi.

 

Mu Xuanyin kaynak gücünü İlahi Ruh Alemi'ne  kadar baskılıyor olabilirdi, fakat tüm mücadeleyi bir yıldırım hızıyla gerçekleştiriyordu. Bu da Yun Che'nin duyusunu cilalamak içindi.

 

Yun Che avucunda hemen buz gibi bir soğukluk hissetti. O bir anda keyifle vahşileşti, fakat bu keyif hissi sonraki anda aniden yerini paniğe bıraktı.

 

Çünkü buz gibi soğukluğun ardından tüm avcu çok dolgun ve yumuşak bir şeye gömülmüştü.

 

Bu onun tüm gücünü verdiği ve sadece algısına güvenerek gerçekleştirdiği bir saldırıydı, doğal olarak son derece büyük bir güç içeriyordu. Aniden elinde yumuşak bir şey hissetti. Donmuş yağ veya lor peyniri gibiydi ancak özellikle tombul ve devasaydı. /NN: Bu nasıl bir benzetme yarabbi Tüm avcu buna gömülmüştü. En derinlere ilerliyordu. Bu kar gibi soğuk şey açık parmaklarının arasından dışarı taşıyordu ve avcunun ortasında açıkça belirgin bir çıkıntı hissetti.

 

Yun Che anında kavradığı şeyin farkına vardı. Acilen tüyleri ürperdi ve kalbi korkudan dolayı durma noktasına geldi. Telaş içinde kaynak enerjisini yönlendirdi ve olabildiğince uzağa kaçtı, sanki tekmelenmiş lastik bir top gibiydi. Böyle basit bir hareket sergilemesine rağmen bundan dolayı çok acınası ve perişan göründü.

 

Yun Che'nin avcunun hapsinden özgür kaldıktan sonra Mu Xuanyin'in göğsü dalgalar halinde dışarı fırladı ve iyi bir süre boyunca zıpladı. Böyle bir sahne her erkeği heyecanlandırırdı, fakat Yun Che buna tanık olamamıştı. O oldukça uzakta ve yerde, kafası eğik halde diz çöküyordu. Vücudunun her gözeneği korkuyla titriyordu.

 

“Usta... Öğrencinin... Böyle bir niyeti... Yoktu...”

 

Daha fazla bir şey diyemeyecek hale gelirken sözlerini bin bir zorlukla  bitirdi.

 

İşler nasıl bu hale geldi? Sss... Açıkça hemen arkasına geçmiştim... Nasıl...

 

Uzun bir zaman geçti ama Mu Xuanyin de bir şey söylemesini beklemeden sessiz kaldı. Sessizlik tüm alanda hüküm sürdü ve gökyüzünü örten kar fırtınası o anda neredeyse durmak üzereydi.

 

Çevre kararmaya başladı. Sanki gökyüzü yavaş yavaş batıyormuş gibiydi.

 

Yun Che bir kasını dahi oynatmaya cesaret edemedi. O, basitçe şu anda kımıldayamıyordu. Nefes alamıyordu ve kalbi bile atmayı kesmişti. Hissettiği tek şey dünyanın gittikçe soğuk hale geldiğiydi. Çevredeki soğuk hava kemik delici bir hal alıyordu.

 

Onun Buz Ruhu Şeytan Vücudu ile ona gerçekten kemik delici bir soğukluk hissettirebilecek bir soğuk enerji olmamalıydı. Fakat emindi ki bu buzdan bir cehenneme düşme hissi öldürme niyetinden başka bir şey değildi.

 

Daha önce Mu Xuanyin'in öfkesini görmüştü, fakat asla öldürme niyetini hissetmemişti. Daha önce Huo Rulie'ye karşı bile kızgınlıktan başka yoğun bir duygu göstermemişti. Her şeyin ardından gerçekten onun öldürme niyetini uyandırabilecek sayılı şey vardı.

 

Şu anda yaydığı kadar güçlü bir öldürme niyeti söz konusu bile değildi!

 

Bu, Yun Che'nin hayatında karşılaştığı en korkunç öldürme niyetiydi.

 

Mu Xuanyin onu kızgınlıkla lanetlese veya onu ağır bir şekilde yaralasa biraz rahat hissedebilirdi. Ancak bu ürkütücü sessizlik ve korkunç öldürme niyeti... Bu sefer ölüme mahkum olduğunun farkına varmıştı.

 

O, Kar Şarkısı Diyarında Ulu Alem Kralı olduğu gibi Buz Ankası Tarikatı'nın Tarikat Ustası olarak bilinen en yüce varlıktı. Kimse onu provoke etmeye veya emrine karşı gelmeye cesaret etmemişti. Onunla biraz bile kıyaslanabilecek hiç kimse yoktu. O Kar Şarkısı Diyarı'nın sadece şu anki değil, Kar Şarkısı Diyarı Tarihindeki, antik zamanlarda dahil, en güçlü kişisiydi.

 

Gözlerinde, belki de küçük kız kardeşi dışında herkes emir kulundan farklı değildi. Bu yüzden kim ona saygısızlıkta bulunmaya cesaret ederdi? Kim edebilirdi?

 

Basitçe, ona bakmaya dahi cürret edecek kimse yoktu. Vücudunu geçelim, hiçbir erkek onun cübbesinin köşesine dahi asla dokunmamıştı. Şimdi dünyadaki en kutsal varlık olan kar lotusundan daha kusursuz buzumsu saflığı Yun Che tarafından lekelenmişti.

 

Bu, sayısız kez ölse veya dokuz nesli ölüme mahkum olsa yine de kefaretini ödeyemeyeceği büyük bir günahtı.

 

Ding...

 

Kıyaslanamaz derecede korkunç sessizliğin ortasında, gök mavisi bir buz kristali Mu Xuanyin'in parmak ucunda yoğunlaştı. Onun sakin görünen gözlerinde yıldızlı gökyüzünü bile dondurabilecek son derece durgun bir soğukluk belirdi.

 

Buz kristalinin aurası Yun Che'nin vücudunun sertleşmesine neden oldu.

 

O Yun Che'ye ne zaman saldırsa kaynak gücünü genellikle İlahi Ruh Alemi'ne baskılardı. Bundan dolayı sağlam bir vuruş yese dahi kesinlikle ölümcül bir yara almazdı.

 

Fakat küçük ve zarif buz kristalinin korkunç aurası Yun Che'yi milyon kez öldürmek için yeterliydi.

 

“...” Yun Che'nin dudakları hafifçe hareketlendi, affı için yalvarmak istiyordu fakat katı vücudu konuşma kabiliyetini kaybetmişti. Kaçmak? Bu kesinlikle imkansızdı. Ona yönelen bu öldürme niyeti Mu Xuanyinden, eşsiz bir İlahi Usta'dan geliyordu. Yun Che sadece hareket edememekle kalmadı, görüşü ve bilinci çoktan bulanıklaşmaya başlamıştı.

 

Eğer işler böyle devam ederse Mu Xuanyin'in korkunç ve eşsiz öldürme niyeti ile o hareket edemeden acımasız bir ölümle karşılaşacaktı.

 

‘Henüz Jasmine'i bulamadım... Caiyi ve diğerlerine amacıma ulaştıktan sonra döneceğime söz verdim... Fakat... Bu bilerek olmasa bile... Çok büyük bir felaketin içine düştüm... Öyle büyük bir felaket ki ben bir şeyler yapabilmekten tamamen acizim... Bu sefer... Kesinlikle öleceğim...’

 

Korkunç  derecede huzurlu ve durgun atmosferin ortasında Mu Xuanyin yavaşça elini kaldırdı. Parmağının ucunda süzülen buz kristali cehennemin soğuk ışığıyla parıldıyordu.

 

“Sen... Ölmeyi... Hakediyorsun!”

 

Mu Xuanyin en sonunda sessizliği bozdu. Sözlerinin her biri parmak ucundaki korkunç buz kristalinden daha soğuk ve kalp deliciydi.

 

“...” Tüm gücünü derin bir nefes almak için kullanan Yun Che vazgeçerek gözlerini kapadı.

 

 






Giriş Yap

Site İstatistikleri

  • 33239 Üye Sayısı
  • 351 Seri Sayısı
  • 43552 Bölüm Sayısı


creator
manga tr