Bölüm 1001: Mutlak Buz Gücü

avatar
9965 32

Against The God - Bölüm 1001: Mutlak Buz Gücü


 

Bölüm 1001: Mutlak Buz Gücü

 

Mu Xuanyin'in önceki öfkesi insanların rengini kaybetmesine sebep olmak için yeterliydi, bu yüzden öldürme niyetini aniden yaydığında herkes hemen daha da korku dolu bir hale büründü.

 

Çünkü öldürme niyeti Kar Şarkısı Diyarı Alem Kralı'ndan geliyordu!

 

''Bekle, bekle! Lütfen Bu Yan'ı bir kez daha dinle!'' Yan Wancang ciddiyetle bir adım ilerlerken endişeyle bağırdı. Şimdiden Huo Rulie'yi beraberinde getirmekten son derece pişmanlık duyuyordu. Her şeyin ötesinde yalnızca altı kişi gelmelerinin sebebi düşmanca veya tehditkar görünmek istemedikleri içindi. Sadece Boynuzlu Ejderha meselesi hakkında gelmişlerdi. Ve yine de tarafları zayıf bile olsa ve Buz Ankası aleminin ortasında da olsalar, Huo Rulie diğer herkesin önünde Mu Xuanyin'e yüz vermemeye ve nefretle konuşmaya cesaret etti.

 

Olabilecek daha kötü bir şey düşünemediler bile. Huo Rullie'nin kafası çerçöple dolu olmalıydı.

 

Mu Xuanyin'in öldürme niyeti sadece Yan Wancang'ı değil, Yan Juehai ve 2 sıra elderi de korkuturken Mu Huanzhi çabucak seslendi, ''Tarikat Ustası! Tarikat Ustası Yan'ın ne demeye çalıştığını bir dinleyelim...''

 

Ancak, o vakit Mu Xuanyin'in figürü çoktan bir bora rüzgarı gibi ileriye atılmıştı.

 

''Geri çekilin!''

 

Yan Wancang sesli bir şekilde çığlık atarken ateşli bir ışık vücudundan fışkırdı ve büyük bir enerji dalgası Yan Zhuou, Yan Mingxuan ve Huo Poyun'u çok çok uzaklara itti.

 

''Formasyonu kur!''

 

Yetmiş iki elder aynı anda gökyüzüne uçtu ve anında buz kristallerinden devasa bir bariyer yaratmaya başladılar.

 

Mu Xuanyin hareket ettiği an tüm avlu kontrolden çıkmıştı. Sadece Yun Che olduğu yerde durdu. Yüzündeki ifade panik dolu değildi, sanki düşünceler içinde kaybolmuş gibiydi.

 

Çünkü açıkça görebiliyordu, bu durumun buraya gelmesine yol açan Huo Rulie değil, Mu Xuanyin'di.

 

Yan Wancang yeteri kadar samimi olmuştu. Sakin ve kibar kalırken saygısını dahi sunmuştu. Fakat karşılığında Mu Xuanyin soğukça onu azarlamış, eski meseleleri gün yüzüne getirmek için inisiyatif almış ve Huo Rulie'nin katlanılması zor kin ateşine körükle gitmişti. Sanki bu yeterli değişmiş gibi, herkes buradayken açılmaması gereken meseleleri tamamen açmıştı.

 

Böyle bir şeye Altın Karga Tarikat Ustasını geçin, sıradan bir adamın dahi katlanması imkansızdı.

 

Üstelik Altın Karga Alevlerinin yükü altında Huo Rulie'nin mizacı aynı bir volkan gibiydi... Eğer kızgınlıkla patlamasa ve kontrolünü kaybetmese garip olurdu.

 

Mu Xuanyin'in Huo Rulie'nin mizacıyla ilgili derin bir anlayışı olmalıydı. Eğer Huo Rulie'nin öfkeleneceğine ve cinnet geçireceğine emin olmasaydı bunları imkanı yok yapmazdı.

 

Eylemlerini açıklamanın tek yolu bunları bilerek yapmış olmasıydı.

 

Eski meseleleri kaşımanın Kar Şarkısı ve Alev Tanrı Alemi ilişkileri için hiçbir faydası olmazdı. Yine de, şu an Mu Xuanyi'nin verdiği his son derece akıl ermezdi... Ve akıl ermez hissettiren tek şey kaynak enerjisi değildi. Her şeyin ardından, Buz Ankası'nın kendisi bile bunu demişti. Mu Xuanyin son derece bilgeydi.

 

Neden Huo Rulie'yi kışkırtmak için bu kadar ileri gitsin? Onu öldürmeye bir bahane bulmak için miydi?

 

Hayır!

 

Eğer gerçekten Huo Rulie'yi öldürmek isteseydi, o zaman o çoktan ölmüş olurdu. Dahası, bu geçen bin yıl boyunca Huo Rulie'yi öldürmediği gibi, şimdi Mu Bingyun iyileşmiş olduğu için onu öldürmek için daha az bir sebebi vardı.

 

Buna karşın Mu Xuanyin, eğer Mu Bingyun ölürse Alem kralı koltuğundan indiği günün Altın Karga Tarikatı'nın da silineceği gün olacağına ant içtiğini bildirmişti. Bu bin yıl boyunca Huo Rulie'yi öldürmeye yemin etmişti. Fakat Alem Kralı koltuğundan indikten sonra Alem Kralı olarak hareketlerinin sonucunu da düşünmeliydi, eğer Kar Şarkısı ve Alev Tanrı Alemleri gerçekten kanlı bir çatışmaya sürüklenseydi kendisine bir şey olmazdı, fakat Kar Şarkısı Alemi kesinlikle trajediyle karşılaşırdı.

 

Yine de şimdi, sadece ne...

 

Bu düşünceler Yun Che'nin zihninde parladığında, Mu Xuanyin çoktan Huo Rulie'ye ulaşmıştı.

 

''Korktuğumu mu sanıyorsun!?''

 

Huo Rulie kızgınlıkla kükrerken tüm vücudu alevlerle sarıldı. Altın Karga'nın çığlığı gökyüzünün içlerinde yankılandı. Aynı anda kıpkırmızı alevlerin şiddetli dalgaları Mu Xuanyin'i karşılamaya gitti.

 

Bu noktada Yan Wancang ve Yan Juehai dişlerini sıkıp harekete geçtiler. Huo Rulie'nin yanında ortaya çıktıklarında vücutlarından Vermillion Kuşu ve Anka alevleri fışkırıyordu. İlkel Tanrıların üç alevi eş zamanlı olarak gökyüzüne, Mu Xuanyin'e doğru ateş alırken gökyüzünü koyu kızıla boyadı.

 

Yan Wancang tarafından uzaklaştırılan Alev Tanrı Aleminin üç öğrencisine gelirsek, zeminde diz çöker halde beklemeye devam ettiler. O mesafeden olaya şahit olan gözleri genişti... Hayatlarında ilk kez üç tarikat ustasının tek kişiye karşı birleştiklerini görmüştü... Üstelik bu kişi bir kadındı.

 

Yun Che'ye gelince onun bakışları kuvvetle Yan Wancang'ın figürüne kenetlenmişti.

 

Altın karga alevleri çok sertti ve kontrol edilemezlerdi. Şüphesiz en yoğun ve yakıcı alevlerdi. Anka alevleri kıyaslamada daha yumuşak olsa da doğal olarak hâlâ herş eyi yakmaya yeterli kudretteydi. Yine de Yan Wancang'ın Vermillion Kuşu Alevlerinin verdiği his daha da hafifti. Isınmak için dahi kullanılabilirdi.

 

Bu tüm iblisler tarafından korkulan üç ulu alevin en güçlüsü 'Kutsal Alev' olarak çağrılan Vermillion Kuşu Alevleri miydi?

 

Alev Tanrı Aleminin üç tarikat ustasının birleşmiş alevleri şüphesiz Alev Tanrı Alemindeki en güçlü saldırıydı. Alevlerin korkutucu gücü Yun Che'nin bile nefes almasını zorlaştırdı. Bu üç kutsal alevle doğrudan yüzleşen Mu Xuanyin'e gelince, o yalnızca üstünkörü bir şekilde avucunu dışarı uzattı... Sadece sol avucunu.

 

Zaman aniden yavaşlamış gibiydi. İlahi Buz Ankası Tarikatının en güçsüz öğrencileri dahi Mu Xuanyin'in karlı elin uzattığını ve yavaşça açtığını apaçık görebilirdi. Kardan daha beyaz yeşim avucunu açığa çıkardı ve ardından nazikçe ileri itti. Buz mavisi bir çiçek şeklindeki neredeyse görünmez ışığın dünyayı yakıyormuş gibi gözüken üç ulu alevle karşılaşmak için ileriye gittiğini izlediler.

 

Sahne sanki mavi bir kelebeğin püsküren bir volkana hücum etmesine benziyordu.

 

Ding!

 

Zayıf mavi ışık, gökyüzünü kaplamış gözüken kutsal alevlerle çarpıştığı anda herkesin kalbi sıkıştı, fakat hiçbir kaynak enerjisi patlaması duyulamıyordu. Yerine, o anda mavi ışık titremeyi kestiğinde ve ilahi alevler ilerlemeyi bıraktığında her şey aniden düzelmiş gibiydi... Sanki zaman ansızın ve tamamen durmuş gibiydi.

 

Zamanın hâlâ geçmekte olduğunu gösteren tek ipucu Alev Tanrı Alemi'nin üç tarikat ustasının şiddetle titreyen göz bebekleriydi.

 

Bu inanılmaz sahne mavi ışık aniden titreyip nazik bir sesle kaybolmadan önce üç kısa nefes sürdü. Ardında, açık kırmızı Vermillion Kuşu alevleri, koyu kırmızı Anka alevleri ve altın kırmızısı Altın Karga alevleri bir göz kırpışında derin bir mavi renge döndü.

 

''N-ne?!" Yun Che titreyen zihniyle donakalmıştı.

 

Alevler... Alev Tanrı Aleminin üç tarikat ustasının kombine alevlerinin eseriydi, yine de onlar aslında buza dönmüştü.

 

Mu Xuanyin'in ifadesi soğuk kalmaya devam etti ve hâlâ herhangi bir duygudan yoksundu. Yun Wancang ve Yan Juehai'ye gelirsek, ikisinin de ifadeleri acıyken Huo Rulie'nin yüz ifadesi şimdi kızgınlıkla beraber açıkça korkunun izlerini de içeriyordu.

 

Bang!

 

Yakıcı soğuktaki buz patladı ve gökyüzünü anında sayısız uçan buz parçası kapladı. Bu anda, Yan Wancang ve Yan Juehai aynı anda uzaklara uçuruldu. Yan Wacang'ın ayağı yere gömülürken Buz Ankası elderlerinin enerjileri ile oluşturulmuş bariyere sırtı çarpana dek geriye sürüklendi. Yan Juehai ise öbür taraftaki bariyere uçtu ve sol diziyle yere çöktü. Ayağa kalkmadan önce bir süre o pozisyonda kaldı. En sonunda kendine geldiğinde ellerinin ikisi de ince bir buz tabakası ile sarmalanmıştı.

 

Bu buz tabakası ince ve kırılgan gözükse de, Yan Huehai yavaşça hepsini eritmek için ümitsizce Anka alevlerini birkaç defa kullanmak zorunda kaldı.

 

Nitekim, Huo Rulie onlardan çok daha şanssızdı. Buz patladığı sırada mavi bir ışık çizgisi boşluğun içinden nüfuz ederek Huo Rulie'nin vücudunu koruyan kaynak enerjisi yok etti ve sessizce göğsünden deldi.

 

''Pfft!''

 

Son derece acılı bir inilti Huo Rulie'nin dudaklarından kaçarken vücudu takla atarak doğruca havaya uçtu. Uçtuğunda, uzun bir kan oku yarasından dışarı fışkırdı. Ve o yüzlerce metre uzakta toprağa gömüldü.

 

Kan oku düşemeden önce tekrar kan içinde kayboldu.

 

Whoosh!

 

Felaket getiren bir tipi avluya çökmüş gibiydi. Bir fırtına ıslık çaldı. Mu Xuanyin havada süzüldü, soğukça aşağıya ayazda acıyla titreyen Huo Rulie'ye bakarken fırtınayı kendi üzerine örtmüştü.

 

Tüm avlu sessizdi. Tarikat ustaları ile gelen üç öğrenci olduğu yerde sersemlemişti. Oalanlara inanamıyorlar, belki de inanmaya cesaret edemiyorlardı. Kar Şarkısı Diyarı Kralının eşsiz kudretini duymuş olsalar da görmek başkaydı. Alev Tanrı Aleminde tanrılar gibi görülen, emsali olmayan üç tarikat ustasının Kar Şarkısı Alem Kralı tarafından bu acınası durumlara düşürüleceğini asla hayal etmemişlerdi. Bunu kabullenmeleri daha da imkansızdı... Ve yenilgi çok kusursuz ve hızlı olmuştu.

 

Birkaç nefes gibi kısa bir sürede, ikisi uçarak uzaklara gönderilmiş ve üçüncüsü Huo Rulie ise ağır yaralanmıştı.

 

Alev Tanrı Alemi Kar Şarkısı aleminden açıkça on kat daha büyük olduğu halde geçmişte Mu Xuanyin'in kontrolleri altındaki yıldız alemlerini yok ederken neden öfkelerini yutmayı seçtiklerinin sonunda farkına varmışlardı.

 

Yun Che ağzı açık bakakalmıştı. Sadece bir süre sonra ağzını kapayabilmişti. Tüm göğsü soğuk havayla dolmuş gibi hissetti.

 

Mu Bingyun Kar Şarkısı Alemine geldiği ilk gün Alev Tanrı Alemi'nin üç ustası birlikte olsa bile Kar Şarkısı Diyarı Kralına eş olmayacağını bahsetse de, Yun Che farkın bu kadar büyük olacağını asla hayal etmemişti... Üç ulu tarikat ustasının her biri, bir orta yıldız aleminin alem kralına eş güce sahipti. Yine de Mu Xuanyin'in bir saldırısını dahi karşılayamıyorlardı.

 

Bu kesinlikle tarikat ustalarının güçsüz olmasından değil, Mu Xuanyin'in korkutucu derecede güçlü olmasından dolayıydı.

 

Gücü belki de tamamen iyileşmiş Jasmine'den aşağı değildi. Bu düşünce sessizce zihninden geçerken Yun Che ürperdi.

 

Usta!” Endişeli ve paniklemiş Huo Poyun düşünmeden Huo Rulie'nin yanına atıldı. Huo Rulie'nin yüzü hâlâ solgun olsa ve tüm vücudu soğuk yaysa da Huo Rulie'nin yarasının çok da ciddi olmadığını gören Huo Poyun biraz rahatlamış hissetti. Yine de, Huo Poyun'un kalbi hâlâ kontrolsüzce titriyordu.

 

Kendi gözleriyle görmeden Alev Tanrı Aleminden kimse Kar Şarkısı Diyarı'nın Ulu Alem Kralının bu derece korkutucu olduğuna inanmazdı. O üç tarikat ustasından tamamen farklı seviyede bir varlıktı.

 

''Kar Şarkısı Alem Kralı... Lütfen merhamet göster!'' Yan Wancang ümitsizce bağırdı: ''Biz buraya kesinlikle hiçbir düşmanca niyet olmadan geldik!''

 

''Tarikat ustası, lütfen sakinleşin!'' Mu Bingyun çoktan Mu Xuanyin'in yanına fırlamıştı. O yavaşça başını salladı.

 

''Huo Rulie'yi öldürmek alemlerimizin ikisi içinde yararlı değil... Kar Şarkısı Alem Kralına dikkatlice düşünmesi için yalvarıyorum.'' Yan Juehai ayağa kalktı, onun buzyanığı elleri hâlâ titriyordu. ''Biz buraya sadece Boynuzlu Ejderha meselesi için geldik. Kesinlikle seni provoke etmeye herhangi bir niyetimiz olduğu için değil.''

 

Mu Xuanyin ikiliyi tamamen görmezden geldi ve ellerini kavuştururken soğukça Huo Rulie'ye baktı ve duygusuzca onu hedef aldı: ''Hu Rulie, bu kral senin bu kralın önünde vahşice havlamaya cüret etmenden dolayı bu geçen yıllarda güçlendiğini sanmıştı, yine de hâlâ havlamanın arkasından gelecek bir ısırık yok.''

 

''Mu Xuanyin!'' Huo Rulie'nin elleri yerden destek alırken onun kıpkırmızı gözleri çakmak çakmaktı. Nitekim kelimeler ağzından dökülür dökülmez Yan Wancang haykırdı: ''Huo Rulie, kapa o lanet olası çeneni!''

 

Yan Juehai dişlerini gıcırdatırken o da Huo Rulie'ye döndü ve konuştu: ''Huo Rulie, eğer ölmek istiyorsan bizi de beraberinde sürükleme! Sadece birkaç cümleden kolayca sinirleneceksen hayatının tüm bu yıllarını boşa harcamışsın! Doğrudan bir öğrenci kabul edeli pek vakit geçmedi. Şahsen kendi oğlun gibi gördüğünü söylediğin biri, yine de şu an onun ölümüne neden olacaksın!''

 

Yan Juehai cidden Huo Rulie'nin yanına gitmeyi ve yüzüne birkaç tokat yapıştırmayı çok istedi... Biliyordu, Huo Rulie'nin öfkesi bu geçen bin yıl boyunca hiç azalmamıştı. Üstelik, Huo Rulie'nin Mu Bingyun'un tamamen iyileşmiş olduğunu öğrenince küplere bindiğini de biliyordu. Yine de Huo Rulie'yi beraberinde getirmişti...

 

Kafası çerçöple dolu olmalıydı.

 

Yan Juehai'nin sesi Huo Rulie'nin yüzüne çarpan bir kova buzlu su gibiydi. Huo Rulie dişlerini sıktı, dişlerinden kırılma sesleri çıkıyordu. Fakat yan tarafındaki Huo Poyun'a bakınca, Huo Rulie en sonunda dilinin ucundaki küfürleri ağzına gelen kanla beraber yuttu.

 

''Pekala... Pekala...'' dedi Huo Rulie titreyen bir sesle. ''Mu Xuanyin, bugün yenilgimi kabulleneceğim... Kendi belamı kendim getirdim. Gerçekten de senin önünde tamamen bir çöp parçasıyım! Seni yenemem, kendi oğlumu kurtaramadım ve intikamını dahi uygun bir şekilde alamıyorum!''

 

''Ancak kesin olan bir şey var Mu Xuanyin, o da senin bana asla rakip olamayacağın!'' Huo Rulie kaba nefesler alırken sesi aniden yükseldi: ''Senin Kar Şarkısı Diyarın, senin dışında asla benim Alev Tanrı Alemime rakip olamaz! Acınası Kar Şarkısı Diyarında tekniklerini aktaracak birini dahi bulamıyorsun! Ben gerçekten de sana rakip olamam... Fakat ben sadece benim! Ben ve sen öldüğümüz vakit, senin halefin ve onların halefleri benim haleflerimin önünde ancak diz çökmeye yeterli olur. Birbirlerine rakip olmalarının imkanı yok! Hahahahaha!”

 

 






Giriş Yap

Site İstatistikleri

  • 33239 Üye Sayısı
  • 351 Seri Sayısı
  • 43552 Bölüm Sayısı


creator
manga tr