Korku dağları bekler. #Atasözü

Against The God - Bölüm 914


Bölüm 914 - İki Canlı Juechen

 

Vııııınn!!

 

BOOM

 

Binlerce dalga göklere doğru yükseldi ve engin denizin üzerinde yayıldı. DAlgaların en yüksekte olanı Yüce Okyanus Sarayının on bin metreden daha yükseğine ulaşıyordu.

 

Hayret verici dalgalarla birlikte devasa bir güç taşındı. Okyanusun yüzeyinde on bin yıldır süzülen Yüce Okyanus Sarayı şiddelice sallandı. Şiddetli sarsılmanın arasında üç yüz metre ötede Yüce Okyanus Sarayının alarmları çaldı.

 

Bunu takiben devasa dalgalar okyanusun  yüzeyine çekilerek derhal duruldu. Önceki dalgalanmalardan eser kalmamış ve gürleyiş sesleri dinmişti.

 

Uzun bir süre geçti fakat daha ileri düzey bir olay yaşanmadı.

 

Feng Xue’er tüm bu süre boyunca okyanusun yüzeyine bakıyordu. Okyanus yüzeyinde uzun süren sessizlik gerginliğin gitgide daha da ağır bir hal almasına neden oluyordu. Kalbinde bir huzursuzluk yeşeriyordu. Dudaklarını ısırmaya devam ederken daha fazla dayanamadı. Arkasını dönerek Güneş Ay İlahi Salonu ve Kudretli Cennetsel Kılıç Bölgesinin kendilerini uzak mesafede gizleyen üyelerine baktı. Ansızın bir kolunu uzattı, parlak kırmızı Anka alevleri yukarıdan inerken devasa alevler bir alev bariyeri oluşturarak herkesi içine aldı.

 

“Xue’er, ne yapıyorsun?” Feng Henkong telaşlı bir sesle sorduktan sonra bir şeyin farkına varmışa benziyordu.

 

“Büyük Kardeş Yun’u bulmaya gideceğim.”

 

“Yapamazsın! Fazla tehlikeli… Xue’er!!!”

 

Feng Henkong Feng Xue’er’i durdurma girişiminde bulunmak için yeterince hızlı tepki verememişti. Zorlukla tek bir adım ileri atarken Feng Xue’er’in kararlı biçimde Yüce Okyanus Sarayından atlayarak doğrudan sakin okyanus sularına dalışını izleyebilmişti ancak.

 

Mavi okyanusun altında Xuanyuan Wentian’ın bedeninin parçalara ayrılmasını takiben kalan şeytani enerji de zamanla solmaya başlamıştı, neredeyse tamamen yok olmak üzereydi.

 

Yun Che’nin Xuanyuan Wentian’ın fazlasıyla korkunç bir adam olduğunu ve Yun Che’nin şu ana kadar karşılaştığı en korkutucu kişi olduğunu kabul etmekten başka çaresi yoktu. Hayali Şeytan Alemi olsun Kaynak Gökyüzü Kıtası olsun daha önce girişimde bulunduğu her mevzuda tüm yaşananlar hesapları dahilindeydi ve hepsi bir entrikanın parçasıydı.Yun Che kazara Kötülük Tanrısının Karanlık Tohumuna Masmavi Bulut Kıtasında rastlamasaydı o halde Feng Xue’er’in yanında Anka Tanrısının gücünü tamamen uyandırması için kimin birçok yıla ihtiyacı olurdu ki. Dünya’da başka kimse ona karşı duramazdı. Kaynak Gökyüzü Kıtası ve Hayali Şeytan Alemi karanlık gölgelerinin karşısında yıkılıp kalırdı.

 

Denizin dibinde uzun bir süre dinlendikten sonra Yun che sonunda canlılığının birazını geri kazanmayı başarmıştı. Bedenini doğrultarak elini uzattı ve karanlık derinliklere doğru ilerledi.

 

Bir anda siyah bir gölge ona doğru uzaklardan uçarak Yun Che’nin elini kavradı.

 

Ebedi Gece İblisi Kılıcı!

 

Kusursuz kapkara kılıç bedeninde aşağılık iblis gözlerinden eser kalmamıştı. Kılıcın içerisindeki iblis ruhu tamamen Xuanyuan Wentian tarafından yenilmemiş olsa da Xuanyuan Wentian öldüğünde o da sona gelmişti.

 

Ay Katleden İblis Egemeni Kötülük Tanrısının mühründen kaçmış olsa da güneş veya ayın ışığına dayanamıyordu bu yüzden sadece Ay Katleden İblis Yuvasına sığınabiliyordu, arzu etse bile insanlara bulaşamıyordu. Yine de ondan gelen bu kılıç Kaynak Gökyüzü Kıtası ve Hayali Şeytan Alemine muazzam bir felaket getirmişti. Ebedi Gece Kraliyet Ailesinin bulunmasına yardım etmiş fakat ayrıca Ebedi Gece Kraliyet ailesini yok etmişti. Bu Xuanyuan Wentian’ın başarmasını sağlamış fakat ayrıca Xuanyuan Wentian’ın düşüşüne de sebep olmuştu.

 

Aynı zamanda iki yaşamı etkileyen kişisel bir trajediye yol açmıştı.

 

Bzzzz…

 

Elindeki Ebedi Gece İblis Kılıcı aniden düzensizce titremeye başladı. Titremeler hafif görünüyordu fakat Yun Che net şekilde hissedebiliyordu. Kaşları çatılırken hızlıca Ebedi Gece İblisi Kılıcını bıraktı ve yavaşça birkaç adım geri çekildi.

 

O sırada bulanık bir görüntü yavaşça Ebedi Gece İblisi Kılıcının üzerinde belirdi.

 

Veya belki görüntünün bulanık değil de daha çok sabah sisi gibi olduğunu söylesek daha yeridir. O kadar inceydi ki hissetmesi neredeyse imkansızdı. Yun Che’nin görü becerisiyle bile görüntüyü zorlukla seçebiliyordu.

 

“Fen… Jue… Chen…”  İnanılmaz ince ruh görüntüsüne baktığında Yun Che kalbinde inanılmaz karmaşık hisler doğarken bu sözleri mırıldandı.

 

“...” İnce ve titreyen ruh görüntüsü sessizce ona baktı. Ne en ufak bir ses çıkardı ne de herhangi bir duygu belirtisi gösterdi.

 

Yun Che konuştu, “Hayali Şeytan Aleminde son konuştuğumuzda yaşadığım sürece Xuanyuan Wentian’ı öldüreceğim günün geleceği konusunda söz vermiştim. Bu yüzden bugün bu sözümü gerçekleştirmiş oldum.”

 

“....Sonunda, ölebilirim…” Fen Juechen usulca mırıldandı…

 

“...” Yun che’nin dudakları hareket ederken uzun bir süre bir şey söyleyemedi.

 

Bu iki kısa kelime en ufak bir duygu belirtisi içermiyordu, yine de Yun Che net şekilde içlerinde saklı acı ve hüznü hissedebiliyordu.

 

Fen Juechen için ölüm tarifsiz harika bir olaydı. Fakat Xuanyuan Wentian bedenini çaldıktan sonra her şeyini kaybeden Fen Juechen çaresizce yaşamaya çalışırken bilinci var olmaya devam etmişti.Tarifsiz bir acı ve ızdırap olsa da...Yaşamı arafta varlığını sürdürüyor olsa da inatla bilincinin son zerrelerinin yitip gitmesine direnmişti.

 

Çünkü işlerin nasıl gelişeceğini asla bilemezdi.

 

Fakat bugün kişisel olarak Xuanyuan Wentian’ın ölümüne şahit olmuştu. Hayatını trajedi haline getiren kötü iblisin ölümüyle sonunda o da ölebilirdi… ve böylece sonunda yaşamdan kurtulabilirdi.

 

Onun için ölüm her zaman fahiş bir arzu olmuştu.

 

Derin bir nefes aldıktan sonra Yun Che sakince söyledi, “Xuanyuan Wentian bir kenara hayatında en çok nefret ettiğin kişi ben olmalıyım. Yine de üç defa hayatımı kurtardın. İlahi Anka Şehrinin dışında Xuanyuan Wentian’ı engelleyerek Xue’er ve bana kaçmak için zaman sağladın. Aşırı Buzun Karlı Bölgesinde Xuanyuan Wentian’ı uzaklaşmaya zorladın. Ve Hayali Şeytan Aleminde olduğumuz sürede felaketten hayatta kalabilmemizin tek sebebi sendin…”

 

“Hiçbir şeyi senin için yapmadım.” Fen Juechen’in sesi sonunda biraz duygu taşıyordu, “Lingxi için yaptım. Önceden bana şöyle demişti… Sen ölürsen o da ölecekti.”

 

“..Ona aktarmamı istediğin herhangi bir şey var mı?” Yun Che hızlıca nefes alırken sordu.

 

“Ona benim için teşekkür et.” Fen Juechen konuştu, sesi çok yumuşak bir hal alıyordu, “Bu dünyanın hiç de zalim bir yer olmadığını hissetmemi sağlayan kişi oydu. Hala… yaşıyor olduğumu hissettiren kişi..”

 

“Anladım.” Yun Che hafifçe başıyla onaylarken söyledi. Zalim kelimesinin inanılmaz acımasız gizli bir anlamı olduğunu biliyordu.

 

“Hala Süzülen Bulut Şehrinde kalan bir şeylerin olduğunu hatırlıyorum.Onları Süzülen Bulut Şehrine senin için gömeceğim… Sonuçta Süzülen Bulut Şehri senin en son evin sayılır.”

 

“Ev… “Fen Juechen usulca bu kelimeyi mırıldandı.

 

Yun Che bir süreliğine tereddüt ettikten sonra sonunda konuştu, “Senin… hala gerçekleşmemiş bir arzun var mı? Belki gerçekleştirmene yardım edebilirim.”

 

Feng Juecheng’e verilmiş kibirli doğasıyla Yun Che bu sözlerin onun gururunu incitebileceğini düşünmüştü. Fakat şaşkınlığında Fen Juechen Yun cheye baktıktan sonra inanılmaz yavaş ve samimi bir tonda konuştu, “Bir ay içerisinde Lingxi’yi eşin olarak al!”

 

“...” Yun Che tamamen sersemlemişti.

 

“Göz yaşları senin içindi. Gülümsemesi senin içindi. Hayal kurduğunda senin içindi.. Konuştuğu sözlerin hepsi senden geliyordu. Beni kurtarmasının nedeni de sendin. Fakat sen… Süzülen Bulut Şehrine sadece üç defa gitmene rağmen her zaman yanında olan bir hatundu fakat sen hiç…”

 

Fen Juechen’in sözlerinde bir miktar öfke gizliydi. Fakat sonrasında sesi yavaşça bir kere daha sakinleşti, “Fakat yalnızca sen ona yaraşırsın. Başka kimse yaraşamaz.”

 

Yun Che uzunca bir süre kendine gelemedi. Ancak sonrasında hafif bir gülümseme dudaklarının kenarında belirirken söyledi, “Yani bu… beni onayladığın anlamına mı geliyor?”

 

Fen Juechen, “....”

 

“Sözlerinin hepsi tamamen gereksiz.” Yun Che hafifçe gülümseyerek söyledi, “Hala benim Küçük Teyzemken sadece Küçük Teyzem olarak kalmıştı. Küçük Teyzem olmadığını anladığım anda onun başka birinin olmasını istemem için daha az nedenim vardı. Dahası şimdi bu gün sonunda geldi…” Yun Che başını yukarı kaldırdı, gözleri inanılmaz sıcaktı, “İkimizin arasındaki söz sonunda yerine getirildi.”

 

“....”  Fen Juechen sessizce bir süre onu izledi. Sonrasında yavaşça etrafında döndü, ince ve serkeş ruh görüntüsü titremeye başladı.

 

Yun Che ileri doğru bir adım attı, “Fen Juechen, sen…”

 

“Artık… senden nefret etmiyorum…”

 

Bu dört usulca söylenen son kelimeleri Fen Juechen tüm bendiyle söylemişti. Ruh görüntüsü yavaşça havada nazik bir rügarın alıp götürüşü gibi dağılarak uzaklaştı.

 

“...” Yun Che kalbinin sertçe ezildiğini hissetti. Yun Che durduğu yerde donup kaldı ve bu hissi düşündü. Ağır bir his? Ekşi ve acı bir his mi? Yatıştırıcı bir his? Yun Che’nin hiçbir şekilde tanımlayamadığı karmaşık bir his Yun Che’nin kalbine akın etti. Dudakları hareket etti. Fen Juechen’in son sözleri kalbinin, hatta ruhunun en derinlerinden geliyor gibiydi…

 

“Teşekkür ederim ve.. ben… ü….üzgünüm…”

 

Okyanus suyu hafifçe dalgalanırken Feng Juechen’in ruh görüntüsü gerçek anlamda kaybolmuş arkasında en ufak bir iz bırakmamıştı. Dolayısıyla Yun Che’nin özür dilemesinin hiçbir anlamı kalmamıştı. O öldüğünden… her şey için fazla geçti.

 

Bedeni , ruhu, nefreti, üzüntüsü, endişeleri… Sahip olduğu her şey, başarmaya çalıştığı her güzel hedef dünyadan ve gökyüzünden silinmişti.

 

Belki de yaşamının sonunda kabinde, Yun Che’nin özrünü duymuş olabilirdi. Ama bu gerçeğe oldukça uzak bir durumdu.

 

Yun Che’nin kalbi uzun zamandır böylesine duygularla dolmamıştı.

 

Fen Juechen onun gibiydi, ikisi de iki yaşam sürmüş kişilerdi. Fakat kaderleri ne olursa olsun ikisinin de dünyaları farklıydı. Yaşamlar olağanüstü efsanevi destanlara benzerken Fen Juechenin yaşamı uzun acımasız bir yol gibiydi. İkisinin de yaşadığı aileler yok edilmişti, tüm yakınlarını kaybetmişti…ilk seferinde  Fen Juechen’in ailesi Xuanyuan Wentian tarafından katledilmiş ve entrikaya kurban gitmişti. İkinci sefer kontrol edilemez öfkesinden ötürü öldürülmüşlerdi.

 

Sonrasında Fen Juechen Ye Mufeng’in ruhunun kalıntılarını bulmuş ve geçmiş yaşamının hatıralarını canlandırmıştı. İlk önce sonunda son yakınının kalıntılarını bulduğunu düşünmüştü. Fakat Ye Mufeng’in ruhunda baba sevgisi yerine intikam ve nefret olacağını asla beklemezdi.

 

Yıllar  Ye Mufeng ve eşi Fen Juechen’in yeniden reenkarne olması için Ebedi Gecenin Yasaklı Sanatını kullanmak için hiçbir bedl ödememişti. Sadece Ebedi Gece Kraliyet Ailesinin kanını sürdürebilmek için değil ayrıca oğullarının yaşamaya devam etmesi içindi. Fakat babası ve oğlu sonunda ayrı düşmüş, Ye Mufeng onu bir intikam aleti olması için kullanırken ayrıca acımasızca ailevi ilişkilerine dair son umutlarını da ortadan kaldırmıştı.

 

Derin bir intikam ve nefret çukuruna düşerek kendini iblis olmaya zorlamış, gündüzün ve gecenin cehennemi gücüne dayanarak tüm bunları başarmıştı… fakat başından sonunda Xuanyuan Wentian’ın ellerinde dans ediyordu, elde etmek için her şeyini riske attığı güç Xuanyuan Wentian’ın kutlaması olmuştu ve kendi bedeni bile onun tarafından çalınmıştı.

 

Bu nedenle kimse tecrübe ettiği zulmü ve çaresizliği anlayamaz veya hayal edemezdi.

 

Belki de yaşamındaki son kalan merhamet onun Xiao Lingxi ile karşılaşmasını sağlamıştı.

 

“Umarım sonraki yaşamında endişe ve dikkatinden özgür kalırsın.” Yun Che umutsuz bir sesle mırıldandı. Fakat bunu takiben gözleri karardı ve soldu.

 

Çünkü aniden Fen Juechen’in Xuanyuan Wentian ile aynı olduğunu hatırladı. İkisinin de bedenleri ve ruhları yok edilmişti ,bu yüzden yasaklı reenkarnasyon sanatlarına dayanamazlardı, kaderinde bir daha asla reenkarne olamamak vardı. Sonsuza kadar ve tamamen bu dünyadan yok olmuştu.

 

Yun Che Ebedi Gece İblisi Kılıcını alarak onu İlkel Kaynak Arkına koydu. Sonunda bu Fen Juechen’den kalan bir şey sayılabilirdi.

 

DAhası bu ayrıca hakiki bir ilkel iblis kılıcıydı. Artık bir iblis ruhu olmasa ve güçlü bir aurası olmasa da hala olağanüstü bir sır saklıyor olabilirdi.










Yorumlar


Giriş Yap

Duyurular

Popüler Seriler

Against The God
Against The God
Beğeni Sayısı: 1120

King of Gods
King of Gods
Beğeni Sayısı: 1001

Tales of Demons & Gods
Tales of Demons & Gods
Beğeni Sayısı: 836

True Martial World
True Martial World
Beğeni Sayısı: 781

Emperor’s Domination
Emperor’s Domination
Beğeni Sayısı: 656

I Shall Seal The Heavens
I Shall Seal The Heavens
Beğeni Sayısı: 613

Martial God Asura
Martial God Asura
Beğeni Sayısı: 598

Coiling Dragon
Coiling Dragon
Beğeni Sayısı: 579

Swallowed Star
Swallowed Star
Beğeni Sayısı: 519

Heavenly Jewel Change
Heavenly Jewel Change
Beğeni Sayısı: 493

Popüler Orjinal Seriler

Kara Büyücü
Kara Büyücü
Beğeni Sayısı: 296

KAREN
KAREN
Beğeni Sayısı: 201

Altı Medeniyetin Dünyası
Altı Medeniyetin Dünyası
Beğeni Sayısı: 179

GÖKYÜZÜ İMPARATORU
GÖKYÜZÜ İMPARATORU
Beğeni Sayısı: 168

Yıldızlar Kralı
Yıldızlar Kralı
Beğeni Sayısı: 143

DİPTEN EN TEPEYE
DİPTEN EN TEPEYE
Beğeni Sayısı: 135

Lord Of The Demons
Lord Of The Demons
Beğeni Sayısı: 113

Acemi Ölümsüz
Acemi Ölümsüz
Beğeni Sayısı: 110

SAHİPKIRAN
SAHİPKIRAN
Beğeni Sayısı: 84

Mavi Elma
Mavi Elma
Beğeni Sayısı: 70

Site İstatistikleri

  • 12417 Üye Sayısı
  • 367 Seri Sayısı
  • 17512 Bölüm Sayısı


creator
manga tr