Eğer hakim olsaydım, yapacağım ilk şey kölelik ve aristokratik sistemi değiştirmek olurdu. Eğer kanunun karşısında eşitsek, o zaman herkes her şeyde eşit olmalı ve sınıf farklılıkları olmamalı! #The Dark King

Against The God - Bölüm 862


"Madem ilk ölmek istiyorsun... Bu egemen arzunu gerçekleştirecek!!" 

 

Yun Che'nin fiziği sıra dışı şekilde güçlüydü. Her ne kadar gücü imparatoriçe ve Xue'erden zayıf olsa da beden dayanıklılığı bakımından ikisi bir araya gelse bile ona rakip olamazlardı. Wentian'ın saldırısı onu korkutsa da ağır yaralanması için yetersizdi. 

 

İmparatoriçe Wentian'ı engellediğinde o da havadaki dengesini geri kazanmıştı. İmparatoriçe Wentian tarafından ağır yaralanmıştı ve aşağıya düşmüştü. Yun Che aniden Wentian'ın ona doğru hareketine devam etmediğini fark etti. Bunun yerine aniden alçalmış ve geçici olarak bilincini kaybetmiş olan imparatoriçeye doğru hamle yapmıştı. 

 

Bu manzara Yun CHe'nin büyük ölçüde şok olmasına neden oldu: "Dur orada!!" 

 

Bağırırken Yun Che Aşırı Serap Yıldırımını kullandı ve çılgınca Wentian'a ilerledi ve bunu yaparken bu hareketin Wentian'ın planlarının bir parçası olup olmadığını bile önemsemedi. 

 

Ama nasıl olur da hızı Wentian'a yetişebilirdi. 

 

"Tch!!" Yun Che dişlerini sıktı ve gözleri öfkeden kan çanağına döndü. Gözlerinde mavi bir parıltı oluştu. 

 

"Ejderha... Ruhu... Etki... Alanı!!" 

 

Aooo!!! 

 

Masmavi bir ejderha silueti gökyüzünde ortaya çıktı ve yeri göğü sarsan bir ejderha tanrısı baskısı oluşturdu. 

 

İlkel ejderha tanrısının kudreti tarafından desteklenen zihinsel bir etki alanının etkileri altındaki Wentian'ım bedeni titredi ve bedenini saran karanlık auranın yarısı kaybolurken hızı da büyük ölçüde azaldı. Ardından anka alevleri kaplı bir gökyüzü kurdu silueti arkasında ortaya çıkarak sırtına çarptı. 

 

Bang!! 

 

Yüksek sesli bir ses ile birlikte Wentian'ın sırtında büyük bir kanlı yara daha oluştu ve hafifçe kararmış olan omuriliği artık görülüyordu. Top güllesi gibi yere çarptı. 

 

Yun Che hafifçe nefes verdi ve Yıldız Tanrısının Kırık Gölgesini kullanarak İmparatoriçeyi yakaladı ve sıkıca kolları arasına aldı. 

 

“Ahhhhhh!!” 

 

Wentian aşırı öfkeden kükrerken yerden fırladı. Yaraları çoktan ürkütücü hal almış olsa da bedenindeki karanlık iblis aurası zayıflamamıştı. Yine boğucu derecede yoğundu. 

 

Öte yandan imparatoriçe ve Xue'er büyük miktarda güç harcamışlardı ve yeterince ağır yaralar almışlardı. Özellikle de imparatoriçenin aurası o kadar kaotik hale gelmişti ki neredeyse tamamen kontrolden çıkmış haldeydi. 

 

"Kardeş Yun, iyi misin?" Xue'er oraya hızlıca uçtu ve imparatoriçe ile onun önünü engelledi. Ancak bedenindeki anka alevleri açıkça zayıftı. 

 

"İyiyim." Yun Che usulca cevapladı. Ardından birisi avucunu onun göğsüne bastırdı ve nazikçe onu itti. 

 

İmparatoriçe kendine gelmişti ve Yun Che'nin kavrayışından çıkmak için mücadele ediyordu. Narin kanlı elleri altın alevler ile bir kez daha tutuşmuştu. 

 

Wentian gökyüzüne uçtu ve iblis benzeri yüzü bir kez daha onların gözlerinin önüne serildi. Karanlık ve öldürme arzusu onları sardı: "Siz... bu egemenin iblis bedenine bir kez daha zarar verdiniz! Bu sefer... bu egemen kesinlikle... sizi sonsuza kadar mezarınıza sokacak!!" 

 

Yun CHe'nin kaşları batarken kılıcını sıkıca tuttu, ellerindeki eklemler beyazlaştı. Üç ay önce Wentian zaten korkutucu bir güce sahipti ve bu üç ay içinde onun ve Xue'er'in gücü de yükselmişti. Wentian ile karşılaşacak güce sahip olduğunu düşünmüştü. 

 

Ancak beklenmedik şekilde bu üç ay içinde Wentian eskisinden çok daha güçlü hale gelmişti. Üçü birlikte bile onun dengi olamıyorlardı. 

 

Hayır... Şu anki durumlarında onu yenmek için en ufak şansları bile yoktu. Eğer bu devam ederse tüm şehir onlarla birlikte yok olacaktı. 

 

Ne yapalı... Ne yapılmalı?!! 

 

"Geber!!" Wentian'ın bedeni siyah bir ışık ile kaplanmaya başladı. Xue'er ve İmparatoriçenin kaynak gücü çoktan zayıflamıştı. Ondan gelen tam güçlü saldırıyı ikisinin karşılaması imkansızdı. 

 

O anda Yun Che aniden ileri ilerledi ve yüksek sesle bağırdı: "Juechen,  ne sikim yapıyorsun? Onun bedenini ve gücünü bu şekilde manipüle etmesine izin mi vereceksin?!" 

 

Onun sözleri Wentian'on şok olmasına ve ardından da kahkaha atmasına neden oldu. "Hahahaha.... Yun Che ölümün kıyısındayken zavallı bir ruhun üç ay önceki gibi sizi kurtaracağı hayaline mi kapıldın!" 

 

"Bu egemen üç ay önce o zavallı ruhu tam olarak yok etmemişti ve bu nedenle bu egemenin planları bozulmuştu! Ancak bugüne kadar onun hala var olduğunu düşünecek kadar saf mısın?" 

 

"Sadece bilinci değil, ruhunun her bir parçası bu egemen tarafından tamamen silindi. Tek bir parçası bile kalmadı!" 

 

Ancak Yun Che Wentian'ın sözlerini önemsemedi ve soğukça devam etti: "Juechen, büyük bir güç elde etmek adına kimsenin hayal edemeyeceği acıya dayandın. Senin gibi birisi nasıl bu kadar kolay şekilde bunun gibi birinin ellerine düşebilir?!" 

 

"Sen intikam için güç aradın ve en çok öldürmek istediğin kişi de Wentian. O senin klanının yok edilme günahını taşımanın yanı sıra bu acınası kaderi sırtlamanın da nedeni! Ancak bugün bile intikamını alabilmiş değilsin. Bunun yerine en çok öldürmek istediğin kişinin hırsları için ona güç veriyorsun ve bedenini kontrol etmesini engellemiyorsun... Bu iğrenç bir şey, bunu nasıl yapabilirsin!" 

 

"Senin diğerlerinin üstünde olan kibrin ve gururun vardı. Oksa bu nefret ve utancın sonsuza kadar yok olmasına izin vermek mi istiyorsun?! Bu kadar kolay şekilde öldürülen bir ezik miydin sen?!" 

 

"Tsk tsk, ne kadar zayıf ve acınası bir mücadele." Wentian avucunu uzattı ve küçümseyici şekilde konuştu. "Diz çöküp bu egemenden af dilesen iyi ederdin. Kim bilir bu egemen seni ezdikten sonra belki geride birkaç kemiğini bırakabilirdi." 

 

"Ancak ne yazık ki artık bu şansı elde edemeyeceksin!" 

 

Siyah bir aura yükseldi ve Wentian'ın pençesi harekete geçerken çevredeki alan anında dondu. 

 

"Dikkatli ol!!" Xue'er'in bedenindeki alevler yükselirken ona karşı geldi. 

 

Wentian öfkelice bakarken avucu alevleri süpürdü ve Xue'er'in göğsüne doğru çarptı: "Geber..." 

 

Bağırışı tamamlanmadan önce aniden kesildi. Sanki birisi aniden onu boğmuş gibi yüzü bir anda doldu; avucu bile yön değiştirdi. 

 

Kulak delici bir 'patlama' sesi duyuldu ve Wentian'a normalde zarar veremeyen anka alevleri karanlık auranın kontrolden çıkmasına neden olarak yüzüne çarptı. Wentian sefil bir haykırış atarken alevler içinde uçuruldu. 

 

WEntian'ı tek darbede uçurmak Xue'er'i şok etmişti. 

 

"Ahh... Ne... Neler oluyor?!" Wentian bedenindeki alevleri hızlıca söndürdü ve inançsızlık içinde eline baktı. İfadesi inançsızlık doluydu, sanki biraz önce bir hayalet görmüş gibiydi. 

 

Yun Che'nin ifadesi anında hoş bir şaşkınlık ifadesine dönüştü. 

 

"İm... İmkansız... Bu imkansız!!" Wentian öfke içinde bağırdı ve bakışları bir kez daha yırtıcı hale geldi. İblis Kılıcını kavradı ve Yun Che'ye doğru savurdu. 

 

Ancak havaya yükseldiğinde tüm bedeni titredi ve geri düştü. Tüm bedeni sarsıldı ve kontrolsüze titredi: "İmkansız... Bu egemen... Tamamen... İmkansız..." 

 

"Juechen... bU Juechen!" Yun Che şaşkınca bağırdı. Daha önce Juechen'e seslenme nedeni bir planı olmamasıydı. Kalbinde buna çok fazla umut bağlamamıştı. Çünkü üç ay önce Wentian Juechen'in ruhunun tam olarak yok olmadığını fark etmişti ve kesinlikle yok etmeyi deneyecekti.  

 

Ancak Juechen'in bilinci hala tam olarak yok edilememişti. Ve dahası onun isteksizliğinden gelen güç Wentian'ı büyük ölçüde etkiliyordu. 

 

Juechen'in kalan bilinci hayatta kalma şansını ve umudunu onlar için harcıyordu! Yun CHe yıldırım hızı ile ilerledi ve kılıcını Wentian'ın bedenine vurdu. 

 

Wentian'ın bedeni kontrolü kaybettiği için savunamadı ve ağır kılıç tarafından kilometrelerce uzağa uçuruldu. Daha doğrulamadan Yun Chamadan Yun Che birkez daha tüm gücü ile saldırdı. Wentian'ın bedenine altın karga alevleri ile dolan ağır kılıç çarptı. 

 

BOOOOOOOOOOOM... 

 

Gücü Wentian'ın seviyesidne olmasa da ağır kılııc iblis kaynak enerjisi için ölümcül düşman gibiydi. Her bir savuruşunda Wentian sefilce haykırıyordu ve bu etki altında ayakları altındaki zemin bile parçalanıyordu. 

 

"Ahhhhhh!!" 

 

Wentian sefilce haykırdı ve bedenindeki karanlık aura aniden yükselerek Yun Che'yi uzaklaştırdı. Bedeni sallandı ve Yun Che'ye çıldırmış gibi ilerlemeden önce ağırca nefes aldı. 

 

Bang!! 

 

Ağır kılıç Wentian'ın karanlık avucu ile doğrudan çarpıştı. Yun CHe'nin tüm bedeni titredi ve kolları acı içindeyken yüzlerce metre uçtu, kanı ve enerjisi göğsünün içinde ters dönmüştü. Sıkıca baktı ve bağırdı: "Juechen, şu anki halin ile bizzat intikam alman imkansız! Ancak... Eğer bugün hayatta kalırsam bir gün kesinlikle Wentian'ı öldüreceğim!!" 

 

Juechen'in bu bağırışı Wentian'ın ruhuna saplanan binlerce zehirli iğne gibiydi. Onun tarafından bastırılan kalıntı ruh o an akıl almaz bir güç ile dolmuştu ve kendi bilincine şiddetlice yük bindiriyordu. 

 

"Arghhhhhhhhhh!!" 

 

Wentian sefil bir şekilde haykırdı. Ayağa kalkmak üzere olan bedeni aniden diz çöktü ve elleri güçlüce acı içindeki kafasını tuttu: "AAHHHHHHHH.... N... Neden... Sen... yok... edilmedin... hala... ahhhh!!" 

 

"Çünkü o Juechen!!" 

 

Yun Che kızgınca kükredi, tüm gücünü topladı ve bir kez daha ağır kılıcı ile saldırdı... Wentian'ın zihinsel durumu nedeniyle bedeninin kontrolünün çoğunu kaybetmişti ve kafasından Yun Che tarafından acımasızca darbe almıştı. 

 

Boom!! 

 

Wentian'ın beyni bilyonlarca uğuldama ile dolmuş gibiydi. Kanlı bedeni birkez daha uçuruldu. 

 

"Sen... Sen..." Wentian yerde yatarken bedeni kasıldı. Birçok çabalamaya rağmen ayağa kalkamadı. Döndü, gözleri karanlık bir parıltı yayarken Yun Che'ye baktı. Yüzü çirkinleşmişti ve tam bir şey söylemek üzereyken Yun Che'nin yanına gelen imparatoriçe ve Xue'er'i gördü. 

 

Bu sözleri söylerken Wentian'ın ağzındaki beş diş çatladı. İblis Kılıcı hızlıca oraya uçtu, onu aldı ve onu taşıyarak yıldırım hızı ile kuzeye doğru ilerledi. 

 

------------ÇEVİRMEN NOTU------------ 

 

Juechen yine günü kurtardı gibi. Ama bu sefer gitti diye gelecekteki bela büyüdü. Çekirge 1 sıçrar 2 sıçrar 3. de... 

 

Yun Che neler yapacak? Wentian ne yapacak? Jasmine'nin gitmeden önce bıraktığı şey ne zaman açıklanacak? Merak mı ediyorsunuz? O zaman... Bekleyin, okuyun ve öğrenin ???? 

 




Yorumlar


Giriş Yap

Duyurular

Popüler Seriler

Against The God
Against The God
Beğeni Sayısı: 1151

King of Gods
King of Gods
Beğeni Sayısı: 1029

Tales of Demons & Gods
Tales of Demons & Gods
Beğeni Sayısı: 843

True Martial World
True Martial World
Beğeni Sayısı: 792

Emperor’s Domination
Emperor’s Domination
Beğeni Sayısı: 674

I Shall Seal The Heavens
I Shall Seal The Heavens
Beğeni Sayısı: 624

Martial God Asura
Martial God Asura
Beğeni Sayısı: 619

Coiling Dragon
Coiling Dragon
Beğeni Sayısı: 586

Swallowed Star
Swallowed Star
Beğeni Sayısı: 532

Terror Infinite
Terror Infinite
Beğeni Sayısı: 507

Popüler Orjinal Seriler

Kara Büyücü
Kara Büyücü
Beğeni Sayısı: 314

KAREN
KAREN
Beğeni Sayısı: 202

Altı Medeniyetin Dünyası
Altı Medeniyetin Dünyası
Beğeni Sayısı: 182

GÖKYÜZÜ İMPARATORU
GÖKYÜZÜ İMPARATORU
Beğeni Sayısı: 168

Yıldızlar Kralı
Yıldızlar Kralı
Beğeni Sayısı: 142

DİPTEN EN TEPEYE
DİPTEN EN TEPEYE
Beğeni Sayısı: 136

Lord Of The Demons
Lord Of The Demons
Beğeni Sayısı: 114

Acemi Ölümsüz
Acemi Ölümsüz
Beğeni Sayısı: 111

SAHİPKIRAN
SAHİPKIRAN
Beğeni Sayısı: 87

Mavi Elma
Mavi Elma
Beğeni Sayısı: 70

Site İstatistikleri

  • 13348 Üye Sayısı
  • 399 Seri Sayısı
  • 18168 Bölüm Sayısı


creator
manga tr