Korku dağları bekler. #Atasözü

Acemi Ölümsüz - Bölüm: 32 - Morph


Akşam malikaneye vardığımız gibi Daisy’nin odasına çıktık ve kıyafetlerimizi çıkarıp yatağa girdik, televizyon izlemeye başladık. Ellerimi kafamın altına koyup uzanmıştım, Daisy’de bir elini karnıma bırakmış, diğer eliyle de kafamı ovuşturuyordu, bacaklarımız birbirine kenetlenmişti ve çok tatlı bir ortam vardı.

Daisy’nin istediğine yapmasına izin verdim, bir yandan da televizyondan haberleri takip ediyordum. Uzun süredir mağara adamı hayatı yaşadığımdan güncel haberlerden Daisy’den duyduğum kadarıyla bilgim vardır.

“Gün içinde kendisine savurgan denilen maskeli bir hırsız Avrupa birliklerinin Çin’deki bankasında soygun gerçekleştirdi, suçlu paraları kaçırmaya çalışırken büyü polisleri tarafından yakalanmak üzereyken paraları bırakıp kaçtı.”

“Işık büyüsünün popülaritesi gittikçe artmasına karşın 150. Seviyeye ulaşıp 3. Evrimini gerçekleştiren hiçbir ışık büyücüsü ortalıkta yok. Papa’nın oğlunun buna çok yakın olduğu söylense de hala resmi bir açıklama yok.”

Işık büyüsü mü? Huh, komik.

“Ölümsüzün Mezarlığı demir yumrukla diğer birliklere ders vermeye başladı, merkezi Avrupa korunaklı bölgesindeki birliklerin seviyelerinin değişmesinde önemli bir rol oynuyor. 2. Sınıf birliklerin bir çoğu hızlıca üye bulmaya başladı, satılan alev özellikli mineraller ve ormandan gelen değerli madenler onlar için olan zor durumu tam tersine çeviriyor”

Daisy yüzümdeki gururlu ifadeyi görünce sırıttı,”Huh millete zorbalık yapmak bu kadar zevkli mi?”

“Hmm?” Çok da zorba değildim,” Duyduğuma göre birkaç öğrenci seninle çok uğraşmış?”

“hmm, yalan. Kimse beni abartılı şekilde rahatsız etmedi, sadece Meg yüzünden benimle uğraşmaya gerekenler vardı. Huh şimdi kimse rahatsız edemez tabi!”

Karnımdaki elini genital bölgeme getirdi ve alttaki 2 topumu sıktı,”Auchh”

“Huh, çok da kibirli olma! İnsanlarla daha çok etkileşime gir. Gururunu koru ama onun seni ele geçirmesine izin verme.”

Teknik olarak birkaç aylık olan bir kızdan öğüdümü aldıktan sonra haberlere bakmaya devam ettim,”Gece ödeşeceğiz... Şu an vücudun kaldıramayacağından geri ödemeyi şimdi almıyorum.” Sadece kıkırdadı ve elini bu sefer göğsüme koyarak çember çizmeye başladı. Gerekten şu an sadece bana bakmakla ilgileniyordu ve rahatsız etmeye başlamıştı, ama bir şey demiyordum…

“Şehrin yanında yeni düşük seviyeli zindanlar…

“Haven yeni bir zindan… GreenGarden’in yeni düzenlediği konserde şok skandal…” Haberler ilginç değildi.

Bluesky’ın yeni ürettiği depolama tılsımları duyuruldu, kendileri bunu ilk bulanın kendileri olmadıklarını ama kim olduklarını bildiklerini söyledi, Eğer asıl sahibi kendisi bir duyuru yayınlamazsa üretime başlamayacaklarına ve satışın yapılmasının yasaklanacağını söyledi. Ürettikleri prototip sadece başkanlarında bulunuyor. Diğer birlikler buna sinirli, bir tek Haven bu duruma olan şikayetini belirtmedi.”

“Şok haber, Haven’in lideri Ramsey Fennin Ölümsüzün Mezarlığıyla olan partnerlikleri için iki tarafı da kutladı, kız kardeşi yine görüntülenmedi.”

Bak bunlar ilgi çekiciydi, iki birliği de takdir ettim. Önlerine gelen şansları iyi değerlendirmişlerdi. Şu an 150 seviye insanlara neler yapabileceğimi hiç denemediğim için bilemesem de çok da sıkıntı olacağını düşünmüyordum. Zaman gösterecekti.

“Ben biraz dışarı çıkıyorum. Birkaç saate gelirim…”

“Ben de geliyorum!”

“A-“

Tekrar üstümüzü giydikten sonra dışarı çıkıp sincabı bıraktığım yere geldim, Xue sincabın olduğu ağaca mı kuruldu bilmiyordum, biraz sıkıntılıydı. Birazcık…

Arka bahçeye girdikten sonra manzaranın sessiz olduğunu gördüm, görünüşe bakılırsa kavga veya benzeri şeyler yoktu. Sincabı ise kolayca buldum.

Korkmam gereken bir şey olmadığını anlayınca ormana doğru gitmeye başladım, bu sırada da yanımda birkaç depolama taşı aldım. İçerisinde özel hazırladığım birkaç materyal bulunuyordu. Öldürdüğüm aslanın cevherini özel olarak saklamıştım.

Ormanın derinliklerine girdik, bir tane taşın bol olduğu bir yer buldum

“Ne yapıcaz?”

Daisy elf formundaydı ve kulakları soğuktan kırmızıya bürünmüştü. Taşlardan birçoğunu eritip etrafımıza ısı kaynakları olarak bıraktım.

Tırpanımı sırtıma takmıştım, yani yanımdaydı. Hemen çıkarıp bir ağaç kestim ve üzerindeki kıymıkları temizledim. Daisy’nin oturması için oraya biraz manamı enjekte ettim ve ılık ve yumuşak bir yüzey yarattım.

Daisy geçen geceki aksiyondan sonra kesinlikle o sabah aktivitesine katılmamalıydı, ona bir daha kendini zorlamaması konusunda öğüt vermeliydim.

“Daisy bir daha gerçekten ayrılmayacağım, bu yüzden kendini zorlamana gerek yok…”

“Huh? Diyene bak… Gelip 2 cicim deyip beni hemen terk ediyorsun. Sonrada bu konu hakkında verdiğin sözler ‘Blalbla’ gibi geliyor.”

“Gerçekten…”

Israr etmenin faydası olmadığını anlayınca direkt olarak aksiyonlarla bunu belirtmenin daha belirtmenin daha iyi olacağa benziyordu.

Malzemeleri çıkardım ve yere dizim, elimde ağır demirler element kristalleri ve aslanın kafasındaki büyük mor taş vardı. Bir de şu ana kadar biriktirdiğim ruhlar duruyordu.

Tırpan çok çekici olsa da insanların bana olan bakışlarının çok da sıkıntılı olmasını istemiyordum. Bu yüzden mızrak ya da bir kılıç yapıp ikincil silah olarak kullanacaktım, kim bilir belki de ona olan yeteneğim daha fazla çıkardı.

Daisy’nin önerisi üzerine kılıca yöneldim, kendisi bu sıralar prenses-şövalye ilişkisi barındıran kitaplara sarmış olacak ki bunu istesin, benim de mızrağa özel bir ilgim yoktu. Sadece tırpan kullandığım için onu kullanmam kolaylaşır gibi duruyordu. Farklılık olması için Daisy’nin dediği gibi yaptım. İleride okçuluğa da adım atasım vardı ama şu an zamanı değildi.

Cevherlerin hepsini kazdığım bir çukura attım ve üzerlerine alev gezegenlerinden oluşturduğum bir alev fırını koydum. Mana gözünü kullanarak elementlerin birbiriyle olan bağlarını ölçüyordum. Bu bana baya faydalıydı.

Eğer 2 farklı renk birleşip farklı bir renk çıkarıyorsa sıkıntı yoktu ama birleşen elementler renklerini koruyorlarsa sağlamlık ve uyumda sıkıntı olabilirdi.

Yavaşça tüm elementler birleşmeye başladı ve karşımda simsiyah garip bir karışım ortaya çıktı, üstüne ışık geldiğinde aynı bir ayna gibi kendisini yansıtıyordu.

 Daisy’nin hayran hayran beni izlediğini görünce erkek olarak gururum tavan yaptı, mana kullanarak sıvımsı metali yavaşça elime çektim. Metal yavaşça elime doğru uçtu ve avcumun içinde metalden bir top oluştu.

Aslandan elde ettiğim mor taşı elime aldım ve yavaşça bu metalin içine sürükledim, kılıcın bıçak kısmı yavaşça oluşmaya başladı. Ellerimi ve mana ile oluşturduğum dikdörtgen mana kütleleriyle oluşan maddeyi dövmeye başladım. Bıçağın gövdesi yavaşça oluşmaya başladı.

Demircilik yeteneğini son gücüne kadar kullandım, büyü de ekleyerek durmadan bıçağı keskinleştirdim. Sonunda elimde simsiyah ama keskin yerlerinde morlaşmış bir kılıç bıçağı duruyordu. Ruhları şekillendirmeye başladım.

Birikmiş tüm ruhların hepsini kılıcın içine aktarmaya başladım. Geride bıraktığım birazcık mor taşını kabzanın olduğu yere birleştirmeye başladım baskı uygulayarak zorla oraya bağlıyordum.

Sonunda ruhlar kılıca şekil vermeye başladı, içinde dolaşarak kılıcın şeklini değiştiriyorlardı.

Kabza oluştu, bıçak kısmı uzamaya başladı ve siyahlık biraz daha arttı, uçtaki morlukların yaygınlığı azaldı ama tek tük çok net mor damarlar oluşmaya başladı.

Sonunda karşımda simsiyah ve mor parlayan güzel bir kılıç duruyordu, bu güzellik gerçekten sanatsal anlamdaydı. Keskinliği hakkında yorum yapacak seviyede demircilik yeteneğine sahip değildim... Demircilikle olan ilişkim sadece bir beceriye bağlıydı ve bu beceri bunun güzel bir kılıç olduğu dışında yorum yapmıyordu.

[Morph]
[Sıralama: Benzersiz]
[Dayanıklılık: 2000/?]
[Bağlı silah, kullanıcısının gücüyle senkronize olur ve uzun süreli kullanımda kullanıcısı tarafından özelleştirilir]

Hiç stat vermiyordu, hiçbir özelliği yoktu. Tek sahip olduğu şey güzel olmasıydı. Ya da sadece öyle mi görünüyordu? Tabi ki de hayır.

Tüm elementleri birleştirirken kendi manamı da yanlışlıkla araya karıştırmış olmalıydım çünkü kılıcı tuttuğum gibi mananın ona aktığını görüyordum, benim kendim aktarmamı beklemeden kendi kendine enerji çekiyordu.

El kılıcı tutarken başka bir özelliğini de fark etmiştim…

Sağ gözümün sol gözümden daha güçlü olduğunu ben hep biliyordum ama buna bir anlam yüklememiştim. Çünkü bunun için bir sebebim yoktu. Ama şimdi garip bir sıkıntı vardı.

Kılıç sağ elimde mavi parıldıyor, sol elimde ise mor parıldıyordu…




Yorumlar


Giriş Yap

Duyurular

Popüler Seriler

Against The God
Against The God
Beğeni Sayısı: 1218

King of Gods
King of Gods
Beğeni Sayısı: 1052

Tales of Demons & Gods
Tales of Demons & Gods
Beğeni Sayısı: 872

True Martial World
True Martial World
Beğeni Sayısı: 812

Emperor’s Domination
Emperor’s Domination
Beğeni Sayısı: 689

I Shall Seal The Heavens
I Shall Seal The Heavens
Beğeni Sayısı: 642

Martial God Asura
Martial God Asura
Beğeni Sayısı: 625

Coiling Dragon
Coiling Dragon
Beğeni Sayısı: 598

Swallowed Star
Swallowed Star
Beğeni Sayısı: 546

Terror Infinite
Terror Infinite
Beğeni Sayısı: 518

Popüler Orjinal Seriler

Kara Büyücü
Kara Büyücü
Beğeni Sayısı: 342

KAREN
KAREN
Beğeni Sayısı: 204

Altı Medeniyetin Dünyası
Altı Medeniyetin Dünyası
Beğeni Sayısı: 191

GÖKYÜZÜ İMPARATORU
GÖKYÜZÜ İMPARATORU
Beğeni Sayısı: 179

Yıldızlar Kralı
Yıldızlar Kralı
Beğeni Sayısı: 142

DİPTEN EN TEPEYE
DİPTEN EN TEPEYE
Beğeni Sayısı: 138

Lord Of The Demons
Lord Of The Demons
Beğeni Sayısı: 116

Acemi Ölümsüz
Acemi Ölümsüz
Beğeni Sayısı: 114

SAHİPKIRAN
SAHİPKIRAN
Beğeni Sayısı: 96

Mavi Elma
Mavi Elma
Beğeni Sayısı: 70

Site İstatistikleri

  • 14782 Üye Sayısı
  • 450 Seri Sayısı
  • 19445 Bölüm Sayısı


creator
manga tr