Korku dağları bekler. #Atasözü

Acemi Ölümsüz - Bölüm: 29 - Kontrolün Önemi


Büyü benim hayal gücüme göre hareket etmiyordu ya da doğrusu ben hayal gücümle büyü yapacak seviyede değildim. Manamı becerilerime göre yönlendirip büyüler oluşturmaya çalışıyordum. Sonsuz manam yüzünden bu bana kolay geliyordu ama onlar etkili kullanamıyordum.

Hepsi brüt güç sahibi ama hiç eğitilmemiş adamlar gibiydiler. Eğitilmiş orta halli bir asker bile onları alt edebilirdi çünkü vurmaları gereken yerleri bilmiyorlardı.

Şimdi ise bu zayıflığımı anlayınca manamı daha düzenli hale sokmaya çalışmıştım ve bir nevi başarmıştım. En azından önümde takip edebileceğim bir yol vardı.

Dağıtılmamış statlarımı daha fazla bekletmemem gerektiğini anlamıştım, bundan sonra onları direkt olarak dağıtacaktım, nedenine gelirsek. Mana kontrolünü elde ettikten sonra manayı görmekten çok mananın yönünü anlama özelliği kazanmıştım.

Mana gözüyle görebildiğim şey önümde duran mavi mavi topçuklar, hareket eden garip ışıklardı. Evet bana artı sağlıyordu ama şu anki kadar değildi.

Mananın vücuduma girerken aldığı yol sırasında bana neler yaptığını keşfettim. Vücudumda gezerken kan dolaşımını kullanmak yerine sinirlerim arasına girip elektrik olarak kaslara gidiyordu. Kaslar her kullanılışında aldığı enerji yüzünden gelişiyorlardı.

Yani kan dolaşımında mana bulunsa çok daha güçlü olabilirdim, ya da fazla enerjiden patlayabilirdim.

Bunu öğrendikten sonra mananın vücuduma yaptıkları üzerine çok durmadım, önemli olan elimde olan beceriyi geliştirmekti.

Statlarımı 60 çeviklik, 60 dayanıklılık, 15 kuvvet olarak dağıttım. Ruh ve Zekaya puan atayamamam üzünçlü olsa da yapacak bir şey de yoktu.

Bir anda 135 stat kazanmanın ne demek olduğunu da o zaman anladım, sistemden gelen gücün benim olmadığını gelip geçici olduğunu düşünmüş olsam da bugünden sonra öyle bir şeyi zihnimden geçirmeyecektim… Attığım çığlıkları umarım sadece ben duymuşumdur.

Sırtım ağrısa da gücün verdiği his güzeldi, ellerimi sıkıp tekrar gölün üzerine çıktım. Bu sefer elime tırpanı mı da aldım. Tırpanın boyu… Tırpanın boyu kısa gelmişti... Tırpan kaç santimetreydi? 1.85? Eve gidince boyumu ölçmem lazımdı.

Gölün üzerinde durmaya devam ettim, bir yandan da tırpanla basit hareketler yapıyordum. Sağa sola sallamak gibi, yörünge değiştirmeden tek yönlü ivme ile tırpanı sallıyordum. Yürümenin zor olduğunu anladığımdan kendimi alıştırmak için en iyi yol buydu. Mızrak yanlış hatırlamıyorsam 100kg demir ve bir sürü cevherden oluşmuştu… Az çok halledebildiğime göre pek de umurumda değildi.

Tırpan gittikçe vücudumla daha da uyumlu hale geliyordu, kullanırken hareketlerime dikkat etme gerekliliği bana daha da iyi bir denge sağlıyordu. Hem böylece yeni vücuduma da alışmaya başladım.

[Basit Mana Kontrolü Lv10 oldu, vücudundan yayılan manaları artık içeride tutabilirsin.]

Nerdeyse dengemi kaybedip boğuluyordum, sistem ilk defa bana bilgilendirme mesajı vermişti, tam olarak neyin döndüğünü anlayamıyordum. Ama bu iyiydi, sonunda bir şeyleri anlamak için gereksiz kafa yormak gerekmeyecekti. Büyü Hasadı ve Ruh Hasadı hala köşe de dursa da onlar da hallolurdu.

Dediğini yapmaya çalıştım, tenimden dışarı akan fazlalık mana yavaşça incelmeye başladı. Gittikçe inceldi ve derime yapışık iyi bir doku oluşturdu, tüm manam içeride duruyordu.

Bu sırada vücudumun verdiği reaksiyonları da izliyordum, yeteneklerimi sonuna kadar kullanmaya karar verdiğimden beri dikkatli davranıyordum. Yeteneğin büyülü özelliğine kapılıp kendimi unutamazdım.

Mana dışarı akmayı kestiği için vücudumda gezen mananın yolu daha belirgin olmaya başladı. Galiba vücut dışarı ile etkileşimde olduğu için kısa yollar türemişti ve bazı açıklar oluşmuştu.

Mana çok giriyordu ama çok da çıkıyordu. Şu an hiçbir mana vücudumdan çıkmıyor veya girmiyordu.

Tüm her şey gözlerime odaklanmıştı, gözlerimin önünde durmadan parlayan ışıklar, büyü iplikleri içeri giriyordu. Beni rahatsız etmiyorlardı, sıkıntım yoktu. Önceden de bunu hissediyordum ama şimdi çok belirgindi.

Vücudumun derisinden hiç çıkış kalmadığından mana vücudu dolaştıktan sonra çıkması gerekirse ağzımdan veya burnumdan dışarı veriliyordu, aklıma gelen ilk şey osurmak oldu ama bunu yapmamak için kendimi zor tuttum. Ama tuttum, haysiyetimi bozamazdım…

-Buzz Barrrddttt

Mananın saçma yerlerden çıkamadığını öğrenince çok da bir şey değişmedi, güzel bir deneyden sonra çalışmaya devam ettim.

Şu an mana düzgün yollardan vücudumu geziyordu ve içeride bir şeyleri değiştiriyordu.

Son 1-2 gündür sadece vücudumu izleyip yeteneklerime odaklandığımdan sıkılsam da gelişimim için önemli olduğundan yapacak bir şeyim yoktu.

Tırpanı tekrar kıyafetlerin olduğu yere bıraktım. Tekrar suyun üzerine çıktım…

***
Eve dönmeyi düşünüyordum ama gece boyunca göl kenarında kaldım, sabah olmaya başladığında su yüzeyinde deli hızlarda koşabiliyordum, bir kere taktiği kaptıktan sonra gerisi kolayca gelmişti.

Ve nerdeyse yok pahasına mana harcıyordum, sabaha kadar kendimi tutmam gerektiğini söyleyerek hiç yetenek kullanmadım, sonuçlar nasıl olacak merak ediyordum.

Gölden çıkıp elime tırpanımı aldım ve üzerimi giydim.

Bir günlük alıştırmanın sonucunda çevikliğim gereksiz miktarda artmıştı, kuvvetimi gereğinden fazlasıyla geçmişti, 275 çeviklik puanı. Tam olarak ne kadar güçlü olduğumu sadece yaratıklarla olan karşılaşmama göre hesaplayabiliyordum.

80 seviye yaratığı tek vuruşta öldürebildiğime göre,’heheheh’.

Ormanın derinliklerine doğru kırıp geçirmeye başladım. Evet çünkü tırpan ile olan kontrolüm düşündüğümden de artmıştı.

[7.000 Deneyim kazanıldı]
[20.000 Deneyim kazanıldı]
[8.000 Deneyim kazanıldı]
.

.

Şimdi aynı gücü kontrollü bir şekilde verebiliyordum, tüm patlayıcı gücü tek bir çizgiye alıp tırpanın ucunu yatay yörüngede tutup ormanı biçiyordum. Bir yandan da ağaçların arasından kanlar fışkırıyordu.

Evet biraz canice idi ama doğanın kanunu buydu. Öldüremezsen ölürsün.

Çok aşırıya kaçmadan ormana yaptığım şeyi hemen durdurdum. Ekosistemin içinden geçmeye gerek yoktu.

Tırpanımın yörüngesini daha iyi kontrol edebiliyordum, hatta şu an savaşarak alıştırma yapıyordum.

Tırpanın ucunu hiçbir ağaca değdirmeden direkt olarak canlıları öldürmeye çalışıyordum. Birilerinin canını alırken ruhlarını görebilmek gerçekten işe yarıyordu, saklansalar bile tırpanın uzun ve keskin başıyla beraber her şeyin arkasından canlıların kellelerini alabiliyordum.

Düşünmemin, savaşırken bu kadar canileşmesi beni rahatsız etse de yapabileceğim bir şey yok gibiydi. Elimde olan mesleğe ve ileride yürüyeceğim yola uygun bir tarz belirlemeliydim.

  1. günün akşamına doğru sonuç…

[Daimon Frost]
[Lv49 İnsan Gizemli Ateş Orakçısı]
[Unvan: Elf Prensi]
[Deneyim: 560.000/1100000]
[Güç: 253, Mana: 
∞, Çeviklik: 275, Dayanıklılık: 233, Ruh: 140, Zeka:47]
[Aktif Beceriler: Ölümsüz
Yaratma LvMAX, Ateş Gezegeni lv.18, Alev Hasadı Lv13, Büyü Hasadı Lv5, Ruh Hasadı Lv22, Yanan Kızıl Mızrak Lv22]
[Pasif Beceriler: Basit Mühürler Lv24, Mana Gözü LvMAX, Demircilik Lv15, Uzun Tip Silah Ustalığı Lv27, Bitki Büyüsü Lv9 Yaşam Büyüsü Lv6, Basit Mana Kontrolü Lv13]

Yeteneklerimin seviyeleri biraz daha artmıştı, bitki ve yaşam büyüsünü de başta ezip geçtiğim yerleri düzeltmek için kullanmıştım. Uzun Tip Silah Ustalığının ne kadar uğraşsam da ancak 1 level atlayabildiğini görünce kalbim kırılmıştı. Yaşam ve Bitki büyüsü fazla kullanılmadığı için bir şey diyemesem de…

Hala, sadece Basit Mana Kontrolü bir şeyi geliştirdiğinde bilgi vermişti, diğerleri seviye atladığında tek hissettiğim şey yatkınlık ve o beceriye daha fazla mana koyabilecek olmamdı.

Zaten oradaki bir çok yeteneği yenilemeyi düşünüyordum… Manayı kontrol etmeyi tam anlamıyla öğrendiğime göre uzun süredir değerlerim yüzünden askıya aldığım, durmadan geciktirdiğim mesleğimin yolundan gidecektim… Necromancer, Ruh Büyücüsü… Ölümsüz.




Yorumlar


Giriş Yap


Duyurular

Popüler Seriler

Against The God
Against The God
Beğeni Sayısı: 1324

King of Gods
King of Gods
Beğeni Sayısı: 1121

Tales of Demons & Gods
Tales of Demons & Gods
Beğeni Sayısı: 939

True Martial World
True Martial World
Beğeni Sayısı: 859

Emperor’s Domination
Emperor’s Domination
Beğeni Sayısı: 742

I Shall Seal The Heavens
I Shall Seal The Heavens
Beğeni Sayısı: 695

Martial God Asura
Martial God Asura
Beğeni Sayısı: 676

Coiling Dragon
Coiling Dragon
Beğeni Sayısı: 617

Swallowed Star
Swallowed Star
Beğeni Sayısı: 574

Heavenly Jewel Change
Heavenly Jewel Change
Beğeni Sayısı: 545

Popüler Orjinal Seriler

Kara Büyücü
Kara Büyücü
Beğeni Sayısı: 449

KAREN
KAREN
Beğeni Sayısı: 210

GÖKYÜZÜ İMPARATORU
GÖKYÜZÜ İMPARATORU
Beğeni Sayısı: 195

DİPTEN EN TEPEYE
DİPTEN EN TEPEYE
Beğeni Sayısı: 147

Yıldızlar Kralı
Yıldızlar Kralı
Beğeni Sayısı: 144

Acemi Ölümsüz
Acemi Ölümsüz
Beğeni Sayısı: 120

Lord Of The Demons
Lord Of The Demons
Beğeni Sayısı: 117

SAHİPKIRAN
SAHİPKIRAN
Beğeni Sayısı: 115

THEODEN
THEODEN
Beğeni Sayısı: 88

Ejderha İmparator
Ejderha İmparator
Beğeni Sayısı: 73

Site İstatistikleri

  • 17361 Üye Sayısı
  • 484 Seri Sayısı
  • 23482 Bölüm Sayısı


creator
manga tr