Cömert derler maldan ederler, yiğit derler candan ederler. #Atasözü

Acemi Ölümsüz - Bölüm: 28 - İşleri Ele Almak


Daisy ile beraber akşama kadar sohbet ettikten sonra o odasına geçip ders çalışmaya başladı, dediğine göre dünyadan aldığı bilgileri ile gelecekte gelecek Elfler için büyüye giriş, savaşçılığa giriş, kara elf ve elf arasındaki farklar gibi kitaplar yazıyordu. Gerçekten çalışkandı.

Ben de görüşürüz öpücüğümü aldıktan sonra oradan uzaklaştım, bu duygu çok tatlı bir his veriyordu. Acı tatlı deyip, sorumluluklar deyip iki yüzlülük yapmaya hiç niyetim yoktu. Daisy benim sevdiğim kadındı, sorumluluğum değildi. Kendine bakabilecek kadar güçlüydü, hatta fazlasıyla güçlüydü. Onu sevme sebebimi sağlamlaştırmak için ekstra bir nedene ihtiyacım yoktu. Daisy’i Daisy olduğu için seviyordum.

Alevlerimi kullanarak havada parendeler ata ata Mezarlığımın yolunu tuttum…

Oraya ulaştığımda yanımda aldığım uzun pelerinin kapüşonunu kapatıp içeri girdim, başta birkaç kişi benim yolumu kesmek üzere olsa da ve bu kesecek olanlar çalışanlar değil sırada bekleyen insanlar olsa da beni tanıyanlar hemen yolumu açtı ve içeri girdim.

Karşımda klasik yüz, adını bilmediğim adam duruyordu. Yüzündeki korkuyu hissetmem için Ruh Hasadına ihtiyacım yoktu. O çok eleştirdiğim liderlerden biri gibi davrandığımı yeni fark ettim.

“Hahahaha Adını öğrenebilir miyim? Birkaç gündür sorunlarım olduğu için kendimi kaybetmiştim, davranışlarım için özür dilerim.”

“Brave, soy ismim yok.”

Soy isim mevzusu sıkıntılı olmaya başlamıştı, birlikler eski çağdaki aristokratlık kavramını dünyaya getirmeye çalışıyorlardı, daha doğrusu zaten gizli olsa da olan bir şeyi şimdi açık açık yapıyorlardı. Gerçekten de birçok kişi soy isime sahip olsalar da artık hiç öyle bir şeye sahip olmamış gibi davranıyorlardı.

“Anladım, Benim adım Daimon Frost. Memnun oldum, her zamanki gibi raporları bana getirebilir misin? Yukarı katta bekleyeceğim. Ha birde şunu al ve parasıyla çalışanlara erken ikramiye ver. Çok sıkı çalışıyorsunuz bu sizin ödülünüz olsun.”

Alev zindanından elde ettiğim güzel bir alev mineralini ona verdim, fiyatı gerçekten yüksek olacaktı. “Sadece Sterlin kullan. Dolar ve Euro ile satın almak isteyen olursa sakın satma.”

Ne dediğimi galiba anlamamıştı ama ileride fark edilecekti. Amerika ile olan bağlantılarımız gittikçe açılıyordu, her şey Avrupa’da yapılabiliyordu ve yüksek seviyeli birçok belirli zindan buralardaydı. Daisy ile konuşurken bana kurlardan bahsetmişti, onlara da el atmasına şaşırmamıştım. Nasıl olsa bir iş kurmaya çalıştığımız için kalifiye ve yetenekli insanlara ihtiyacımız vardı, o da bu boşluğun birçoğunu kendisinin doldurabileceğini düşünüyordu.

Odama geçtim, Brave birkaç dakika sonra gelip raporları bana verdi. Tam kapıdan ayrılıyordu ki aklıma bir şey geldi.” Brave senin işin tam olarak ne?”

“Hanımefendinin ilk işe aldıklarından biriyim, önceden matematik öğretmeniydim. Ekonomi ve ticaretle biraz uğraşmıştım.”

“Anladım… Mağazayı sen yönetiyorsun?”

“Hanımefendi asıl yönetici, ben yönetmek değil de yönlendirmekle uğraşıyorum…”

“Yani müdürsün? Çok kasılmana gerek yok.”

Başta biraz kasıntı davrandığım için başlangıç için biraz samimi davransam zararı olmadı, hem Brave ile bir çok kez karşılaşacaktım. Diğer çalışanlara normal olsam bile ona samimi olmamı kimse yadırgamazdı.

“Evet…”

“Yanımda kal, soru sorunca cevapla, ya da cevaplar mısın?”

“Huh.. Tabi ki…”

Raporu okumaya başladım.

“Haylen ortaklık istiyor? Reddedildi. Thudor? Bundan sonra onların sorularına cevap verme veya iletişim kurma. Tudor geçmişi olanları istemiyorum.”

“Tamam efendim.”

Brave’in ruhunu da az az inceliyordum, ruh hasadının insanlarla olan iletişimimde ne kadar önemli olduğunu tekrar görüyordum. Brave’in ruhu kırmızıydı ama kırmızılığın içinde Daisy’nin ruhu gibi beyaz ve yeşil parlıyordu. Bu Daisy’nin içinde bıraktığı büyü olmalıydı.

Korktuğunda ruhu sallantıya giriyordu, şu an ruhu titremeye devam etse de titremeler gittikçe azalıyordu.

“Haven ile düzgün bir fiyatta anlaşırsan silah satışı yapabilirsin, ham madde satışı yapılmasını istemiyorum.”

“Size nasıl seslenebilirim? Bay Daimon diye sesleniyorum ama…”

“Patron yeter…”

“P-p-patron, Haven ile olan ticareti geliştirmenizi ö-öneriyorum.”

“Ohh, Niye?”

“Liderleri, kız kardeşi yüzünden değişmeye başladı… O yüzden onlara daha fazla şey satmalıyız…”

“Nasıl bir değişim?”

“Ona verilenleri hep parasal olarak, hem de manevi olarak iyi ödemeye başladılar. İş yaptıkları her yeri koruyorlar ve arkalarında duruyorlar… Siz çok güçlüsünüz ama çalışanlar…”

“Tamam, yeni getirdiğim minerallerden istediğin kadar satabilirsin, sana güveniyorum. Ve bir tane de depolama tılsımı gönder.”

Cebimden çıkardığım tılsımı Brave’e fırlattım.” Depolama tılsımı??”

“Eşya depolamaya yarayan bir büyü, çok düşünme. Sadece yolla, patronun hediyesi olarak.”

“GreenGarden…” Tip tip Brave’e baktım, “Ciddi misin? Bunu niye yazdın ki?”

Kağıdı ona uzatıım, kağıdı aldı ve çöpe attı. Soru bile sormadı, orospularla işim olmadığını biliyordu. GreenGarden birliği tamamen saçmalıktı.

“Bluesky’a direkt bir partnerlik gönder. Haven’e gönderdiğin minerallerin yarısı kadar gönder sadece, çok fazla yakınlık kurmaya çalışırsak sıkıntı yaratabilirler.”

Bluesky ne olursa olsun sadece araştırma yapmak isteyen ve hediyeleri pek sevmeyen bir yerdi. Liderleri hiçbir birliğin ve tüccarın yakınlığını istemediğini durmadan yaptığı oturumlarda belirtiyordu. Televizyonlarda görmüştüm.

“Valkyries… Silah transferi yapılmasına izin veriyorum, silah dışı tekliflerini direkt reddetme. Bana göster, onay verilirse hammadde satışı da yapılabilir.”

Bundan sonra da Grounded, Wildworld gibi orta halli birliklerin partnerlik istekleri vardı. Bir çoğuna 2. Sınıf tedarikçi onayı verdim. Eğer Brave teklifi uygun görürse satış yapılacaktı. Ama eğer verilen hammaddeler satılmaya çalışırsa partnerlik yok edilecekti.

Bizden hammadde alanlar sadece kullanabilirlerdi, satamazlardı. Oluşturdukları ürünlere bir şey yoktu ama hammadde, imkansızdı.

O zaman hammadde satmadığımız büyük birlikler küçükleri zorlayıp ellerindeki hammaddeleri alabilirlerdi, ya da küçük birlikler bizden aldıkları pahalı materyalleri daha da pahalıya büyük birliklere satabilirlerdi. Bunu istemiyordum.

Tüm işleri hallettikten sonra iş yerinde gezmeye başladım. Brave beni bir kez gezdirse bile çalışanlarla hiç iletişime girmemiştim.

İş yerini gezdikten sonra sahip olduğum binanın bir arı kovanı olduğuna kanaat getirdim, Daisy’nin eğitimi sıkı duruyordu. 2 haftada insanları böyle yapmak… Ve kızların hiçbirinin gözünde ben yakışıklı olmama rağmen bir ışık yoktu. İçlerindeki büyü birazcık ‘sıkıntılı’ gibiydi. Bundan rahatsız olmasam da, Daisy’nin net olarak kıskanç tarafını ilk defa görüyordum.

Mezarlıktaki işim bittikten sonra avlanıp pratik yapabileceğim bir yere gittim. Elimde avlardan gelen birçok kitap olsa da onları kullanmak konusunda kararsız kalıyordum ve onları hep erteliyordum. Hiçbiri güzel gelmiyordu, ben de gitmeden önce onları Brave’e verdim. Ve Brave’in kendisine Alev Yumruk diye ayrı bir yetenek verdim. Çalışanlarım ilerideki birliğimde iyi bir yerde duracaktı.

Xue'yi de giderken fark edilmeden eve bıraktım, Daisy ders çalıştığı için onu rahatsız edesim yoktu.

Alıştırma için şehirden uzak ve göl kenarı güzel bir yer buldum. Mana kontrolü çalışacaktım, önüme gelen yaratık olursa da öldürecektim. Seviyemi hızlı arttırmanın pek anlamı olmadığını düşünüyordum, sınırsız manam yüzünden hiçbir şey yapmasam bile etraftaki mananın bana akması yüzünden vücudum gelişiyordu.

Kıyafetlerimi çıkardım ve ruh tırpanını da yere çaktım.

Suyun içine giydim ve manamı kullanarak su üzerinde durmaya çalıştım.

Bunu yapmak basit olabilirdi ama benim yapmaya çalıştığım minimum mana ile bu işi yapmaktı. Manayı daha iyi kontrol etmeye başladığımda altımdaki mana miktarını biraz daha kısıyordum ve kendimi zorluyordum.

Birkaç saatlik pratikten sonra yavaş yavaş yürümeye başlamam gerektiğini anladım. Minik bir mana topluluğuyla bile su üzerinde kalabiliyordum ama ayağımı hareket ettirmek işkence gibi geliyordu.

Yavaş yavaş ilk adımları atmaya başladım… Ve mananın hiç fark etmediğim özellikleri gözlerimin önüne serildi…

[Tebrikler! Basit Mana Kontrolü Lv1 elde edildi, elindeki manayı daha net yönlendirebilirsin.]

[Daimon Frost]
[Lv49 İnsan Gizemli Ateş Orakçısı]
[Unvan: Elf Prensi]
[Deneyim: 7800/1100000]
[Güç: 238, Mana: 
∞, Çeviklik: 197, Dayanıklılık: 173, Ruh: 140, Zeka:47]
[Dağıtılmamış Statlar: 135]
[Aktif Beceriler: Ölümsüz
Yaratma LvMAX, Ateş Gezegeni lv.17, Alev Hasadı Lv12, Büyü Hasadı Lv5, Ruh Hasadı Lv22, Yanan Kızıl Mızrak Lv22]
[Pasif Beceriler: Basit Mühürler Lv24, Mana Gözü LvMAX, Demircilik Lv15, Uzun Tip Silah Ustalığı Lv26, Bitki Büyüsü Lv8, Yaşam Büyüsü Lv4, Basit Mana Kontrolü Lv1]




Yorumlar


Giriş Yap


Duyurular

Popüler Seriler

Against The God
Against The God
Beğeni Sayısı: 1300

King of Gods
King of Gods
Beğeni Sayısı: 1105

Tales of Demons & Gods
Tales of Demons & Gods
Beğeni Sayısı: 916

True Martial World
True Martial World
Beğeni Sayısı: 844

Emperor’s Domination
Emperor’s Domination
Beğeni Sayısı: 730

I Shall Seal The Heavens
I Shall Seal The Heavens
Beğeni Sayısı: 683

Martial God Asura
Martial God Asura
Beğeni Sayısı: 659

Coiling Dragon
Coiling Dragon
Beğeni Sayısı: 615

Swallowed Star
Swallowed Star
Beğeni Sayısı: 561

Heavenly Jewel Change
Heavenly Jewel Change
Beğeni Sayısı: 534

Popüler Orjinal Seriler

Kara Büyücü
Kara Büyücü
Beğeni Sayısı: 421

KAREN
KAREN
Beğeni Sayısı: 208

GÖKYÜZÜ İMPARATORU
GÖKYÜZÜ İMPARATORU
Beğeni Sayısı: 190

Yıldızlar Kralı
Yıldızlar Kralı
Beğeni Sayısı: 145

DİPTEN EN TEPEYE
DİPTEN EN TEPEYE
Beğeni Sayısı: 143

Acemi Ölümsüz
Acemi Ölümsüz
Beğeni Sayısı: 121

Lord Of The Demons
Lord Of The Demons
Beğeni Sayısı: 116

SAHİPKIRAN
SAHİPKIRAN
Beğeni Sayısı: 112

THEODEN
THEODEN
Beğeni Sayısı: 73

Mavi Elma
Mavi Elma
Beğeni Sayısı: 70

Site İstatistikleri

  • 16539 Üye Sayısı
  • 452 Seri Sayısı
  • 22340 Bölüm Sayısı


creator
manga tr