Korku dağları bekler. #Atasözü

Acemi Ölümsüz - Bölüm: 24 - Büyük Ağaç


[20.000 Deneyim Kazanıldı]
[20.000 Deneyim Kazanıldı]
[20.000 Deneyim Kazanıldı]
[20.000 Deneyim Kazanıldı]

.

.

Aslında bu kadar yüksek seviye canavarları böyle öldürmek benim için de mümkün olamazdı, fakat alev konusunda olan yeteneğim karşımdakileri silahsız bırakmakla eşit oluyordu. Gönderdikleri alevler kendi ellerinde patlıyordu, nerdeyse hiç enerji kaybetmeden tüm canavarları öldürebildim, deneyimler öldürdükçe azalmaya başladı. Zindana daha da yaklaştığımda canavar sayısı artsa da aldığım deneyim kat kat azalmıştı.

[Daimon Frost]
[Lv44 İnsan Gizemli Ateş Orakçısı]
[Unvan: Elf Prensi]
[Deneyim: 12470/778000]
[Güç: 237, Mana: ∞, Çeviklik: 192, Dayanıklılık: 172, Ruh: 142, Zeka:46]
[Dağıtılmamış Statlar: 108]
[Aktif Beceriler:  Ölümsüz Yaratma LvMAX, Ateş Gezegeni lv.16, Alev Hasadı Lv11, Büyü Hasadı Lv1, Ruh Hasadı Lv21, Yanan Kızıl Mızrak Lv18]
[Pasif Beceriler: Basit Mühürler Lv22, Mana Gözü LvMAX, Demircilik Lv15, Uzun Tip Silahlar Lv22,Bitki Büyüsü Lv7, Yaşam Büyüsü Lv4]

Alev büyüsünü daha öğrenememiştim, büyü öğrenmek daha uzun bir süreç gerektiriyordu. Şu an yaptığım direkt olarak alevi özünden kontrol etmekti. Büyüden farklı gözükmese de bu bir militanla bir orduyu karşılaştırmak gibiydi.

Militan ne kadar güçlü olursa olsun ordunun sistemli çalışına ulaşamazdı, ama ordu her zaman kazanacak diye bir konuş yoktu.

Alevlerimle öldürmenin artık deneyim vermediğini görünce, tırpan yeteneklerimi geliştirmeye döndüm, büyük ihtimalle zindanın içi de bu yaratıklarla doluydu. Tek fark içerideki sistem daha düzgündü ve zindan temizlendikten sonra görünüşe göre dışarıdaki dolaşan yaratık sayısı azalıyordu. İspanya civarlarında 1 kere ilk zindan temizliği yaptığımda da etraftaki zindan içindeki türlerdeki yaratık sayısı azalmıştı, ama orman içinde olduğum için pek farkedilmiyordu.

Bu bölgenin teknik olarak bir kişiliği olmadığı için zindan temizlendiği gibi etraftaki yanık bölgeler falan biraz daha güçsüzleşecekti..

Zindanın kapısına ulaştığımda karşıma güzel bir manzara çıktı, lav gölünün ortasında duran 9m kalınlığa sahip bir portal. Lav gölünün üzerinden süzülüp portala girdim, normal bir portal gibi biraz baş döngüsü yaptıktan sonra beni içine yolladı. İçerisi dışarısından pek farklı değildi, ama içeride önceden gelen canlılık yoktu, doğuştan ateşten oluşmuş gibiydi.

Tırpanımı elime aldım ve en uç noktasından ters bir şekilde tutmaya başladım, koşar adımlarla zindanın merkezine yol aldım.

Yolda bana doğru gelen yaratıkların tek tek kellesini almaya başladım, tam bir yaratık bana zıplamak üzereyken tırpanımı ensesine getiriyor ve omurgasını parçalayan küçük bir kesikle hayatına son veriyordum. Yaratıkların hepsinin alevleri kullanması dışında çoğunun türü birbirinden farklıydı. Yolda gelirken bir çok garip yaratıkla karşılaşmıştım.

Yaratıkları görünce yanımda gezdirdiğim sincap aklıma geldi, kendisini zombilerin oraya bırakmıştım. Şehre girdikten sonra kıyafetlerimin içinde uykuya dalmıştı, o yüzden uyandırmamıştım. Ama uyanmadığını görünce bir şey de yapamadım, mecburen zombilerin oraya bırakmak durumunda kaldım.

Dasiy’yi görünce ona bundan bahsedecektim, elf olduğu için bu konuda yardım edebilirdi. Aslında daha önce söylemem gerekiyordu ama unuttuğum için ancak sonraya bırakabildim.

Merkeze doğru giderken bir çok canavar taşı ve malzeme elde ettim. Etrafta bir çok bitki ve taş vardı. Hepsini oluşturduğum depolama tılsımlarına koydum. Depolama tılsımları yapmanın kolay olması işime gerçekten yarıyordu. Sadece depolama tılsımı yaparak basit mühürler yeteneğime 4 seviye kazandırmıştım. Her gelen seviye bana daha hızlı mühür oluşturma ve daha kaliteli çizim sağlıyordu.

Zindanın merkezine ulaştığımda yine hayal kırıldığına uğradım, zindanın lideri orada değildi. Tek olan şey biraz daha güçlü yaratıklardı, seviye 100’e çıkmıştı. Olması gerekenden biraz daha yüksek. Bu Liderin yakınlarda olduğunu gösterse de ben manamla etrafı arasam da liderin izini bulamadım.

Yaratıklar iyi deneyim vermeye başladı ve daha da dayanabilmeye başladılar, tırpanım ile kolayca başlarını ayıramamaya başladım. Birkaç yaratık topluluğu birleşip beraber saldırıyorlardı, orman gibi bir yerde olduğumuz için de ev sahibi avantajını kullanıyorlardı

Tırpanı yere doğru çarptım, çıkardığım sesle etraftakilerin dikkatini dağıttım

-czhııııhzıwııııııııııııııııııııııııııııııııı

Canavarlar, hayvanlardan oluştukları için sese fazladan duyarlı oluyorlardı, çıkan ses yüzünden bir çoğu çoktan rahatsız olmuştu. Fırsatı kullanarak ileri doğru fırladım, tırpanı yere paralel bir şekilde tutarak rüzgarı kesmeye başladım, çıkan sesle beraber dikkati dağılan hayvanlara teker teker saldırdım.

Saldırı paternlerimi olabildiğince karmaşık tutmaya çalıştım, tırpanı durmadan hareket ettiriyordum. Hayvanlar sonunda birlik olup etrafımı çevirdiler ve toptan saldırmaya başladılar, hemen kendimi havaya attım, etraftaki yaratıkların bir çoğu doğuştan uçabilen yaratıklar oldukları için benim uçuşum onların yanında biraz yavan kalıyordu. Alevler ile kendimi bir yerden diğer yere patlatarak uçmam bana çok iyi ivme sağlasa da doğuştan uçuculara karşı gelmenin zor olduğunu yol boyunca öğrenmiştim

Tırpanın başını alevlendirdim ve havada tornado gibi dönmeye başladım, bu hareketi yeni oluşturmuştum, bir beceri olmasa da geniş bir alana saldırı yapabilen iyi bir yetenekti.

Etrafım alevlerle kaplandıktan sonra hemencecik hayvanların görüşlerinden ve oluşturdukları çemberden kaçtım. Varlığımın yok olduğunu gören hayvanlar etrafa dağılıp beni arsa da çoktan çalıların arkasında varlığımı saklamıştım, mana ile izimi saklasam da bir çoğu kokudan iz sürebiliyordu. Bunu engelleyecek bir büyüm olmadığı için başka bir yol aramaya başladım.

Çok uzun zaman geçirerek bir çoğunu öldürebilecek olsam da vücudum fazla mana çıkarmaktan biraz uyuşmaya başlamıştı. Seviyemin çok üstü yaratıklarla bulunduğum her kavga dövüş bedenimi zorluyordu.

Gizlenmek amacıyla değişik rotalardan gitmemin sonucu yolumu biraz sapıttım, birkaç saat sonra nerede olduğumu bilmediğimi fark ettim. Canavarların toplu saldırılarının bazen korkunç olabildiğine şahit olduğum ilk an buydu. Eğer biri benim gibi sınırsız manaya sahip olmasaydı burada hayatta kalması gerçekten zordu. Diğer yüksek seviyelerin neden bu tür zindanları aktif olarak kullanmadığını anlamıştım. Düşük zindanlarda ölene kadar canavar kesmek, burada ölüm kalım savaşı vermekten daha cazipti.

Rastgele etrafta dolaşırken önümde hareket eden büyükçe bir ağa gördüm, ağacın üzerinde bir portal vardı..

Ağacı dikkatle incelediğimde etraftaki tüm alevlerin ondan çıktığını fark ettim, hareket ederken vücudundan çıkardığı enerjiyle etrafı ısıtan oydu. Büyük ihtimal zindanın lideri diğer zindanlardaki gibi merkezde durup milleti merkezden uzak tutmaya çalışmıyordu. Zindanın çekirdeği kendisiydi. Kafam karışmıştı, zindanın merkezi denilen yer zindanın enerji kaynağının, liderin bulunduğu konumdu. İlk kesildikten sonra zindan tamamen bir oyun alanına döner ve lider de merkezde bir yanılsama olurdu.

Bir zindan uzun süre tekrardan kesilmezse normal haline dönerdi ve lider gene zindanı eline alırdı.

Buradaki çekirdek liderin kendisi olduğu için durum biraz daha karmaşık duruyordu, ne olduğunu fazla düşünmeme gerek yoktu. Lideri öldürüp deneyimimi aldıktan sonra düşünecektim bunu. Etrafta çok yaratık olmadığını görünce direkt olarak lidere doğru koşmaya başladım, lider garip bir şekilde beni pek takmamıştı. Bunu fırsat bildim ve daha da ivmelendim, tırpanımı yere doğru eğimli hale getirdim, lidere yaklaştığımda büyük dallarından birini kesecektim.

Tam liderin dallarını kesecektim ki…

‘Oh! İnsan!’

‘‘Hmm?!’’

Ayaklarım yavaşlamaya başladı, ağacın önüne geldiğimde ağacın yukarısına doğru bakmaya başladım, ağaç boynunu eğdi ve bana bakmaya başladı.

Ağacın dallarından birinden, bana doğru kırmızı kırmızı parlayan küçük bir top inmeye başladı..

‘İnsan! İlk defa insan görüyorum, konuşabiliyorsun değil mi? Adın ne? Sınıfın ne? Dışarıdaki dünyadan mı geliyorsun? Evet büyük ihtimal.. Hmmm Oh kendimi tanıtmayı unuttum, ben bu alanın, sizin zindan diye hitap ettiğiniz yerin bir nevi yöneticisiyim. Peri ırkından geliyorum.. Adım Xue! Alev perileri klanının küçük prensesiyim!!’

‘’…’’

/ 1. Sezon  -Başlangıç -  Finali




Yorumlar


Giriş Yap


Duyurular

Popüler Seriler

Against The God
Against The God
Beğeni Sayısı: 1323

King of Gods
King of Gods
Beğeni Sayısı: 1122

Tales of Demons & Gods
Tales of Demons & Gods
Beğeni Sayısı: 939

True Martial World
True Martial World
Beğeni Sayısı: 861

Emperor’s Domination
Emperor’s Domination
Beğeni Sayısı: 745

I Shall Seal The Heavens
I Shall Seal The Heavens
Beğeni Sayısı: 696

Martial God Asura
Martial God Asura
Beğeni Sayısı: 677

Coiling Dragon
Coiling Dragon
Beğeni Sayısı: 618

Swallowed Star
Swallowed Star
Beğeni Sayısı: 574

Heavenly Jewel Change
Heavenly Jewel Change
Beğeni Sayısı: 545

Popüler Orjinal Seriler

Kara Büyücü
Kara Büyücü
Beğeni Sayısı: 449

KAREN
KAREN
Beğeni Sayısı: 210

GÖKYÜZÜ İMPARATORU
GÖKYÜZÜ İMPARATORU
Beğeni Sayısı: 195

DİPTEN EN TEPEYE
DİPTEN EN TEPEYE
Beğeni Sayısı: 147

Yıldızlar Kralı
Yıldızlar Kralı
Beğeni Sayısı: 144

Acemi Ölümsüz
Acemi Ölümsüz
Beğeni Sayısı: 123

SAHİPKIRAN
SAHİPKIRAN
Beğeni Sayısı: 117

Lord Of The Demons
Lord Of The Demons
Beğeni Sayısı: 117

THEODEN
THEODEN
Beğeni Sayısı: 88

Ejderha İmparator
Ejderha İmparator
Beğeni Sayısı: 73

Site İstatistikleri

  • 17411 Üye Sayısı
  • 466 Seri Sayısı
  • 23463 Bölüm Sayısı


creator
manga tr