"En büyük bilgelik şu andan zevk almayı hayatın en büyük amacı kılmaktır, Çünkü tek gerçek budur, başka her şey düşünce oyunudur. Ancak bunun en büyük budalalığımız oldugunu da söyleyebiliz, çünkü yalnızca kısa bir süre için var olan ve bir rüya gibi kaybolan içinde bulunduğumuz bu an asla ciddi bir çabaya değmez." #Arthur Schopenhauer

Acemi Ölümsüz - Bölüm: 21 - Utangaç Daimon


Arsaya geldiğimde karşıma çıkan manzaradan hoşnut olmuştum, Daisy güzel bir arsa bulmuştu. Arsanın içinde 6 tane minik tepecik vardı ve 1 tane küçük nehre sahipti, kalemizi kuracağımızı söylediğim için biraz büyülü bir alan seçmesini istemiştim, malikane ise tamamen gösteriş içindi, bizimle iş yapmak isteyenleri başlangıçta oraya götürecektim.

Kaleyi de birlik için saklıyordum, kale bittikten sonra kendi birliğimi insanlara yavaşça duyurmaya başlayacaktım. Arsaya geldiğim gibi plan yapmaya başladım, karşımda büyük bir arsa vardı ve ben buraya hem şık hem de kullanışlı bir üs kurmam gerekiyordu.

Daisy’den aldığım unvan statü ekranının beynimden çıkıp retinama geçmesine neden oldu, mana gözümle beraber daha sade bir statü ekranına sahip oldum.

Sistemin değiştirilebilir ve mükemmel olmayan bir organizma olduğunu anladığım ilk an buydu, büyük ihtimalle ileride bir çok özellik daha kazanacaktı. Elf prensi unvanı sayesinde mana gözüm küçük bir güçlendirme almıştı ve sistemin nasıl işlediğini az biraz görebiliyordum.

Deneyim dediğimiz şeyler öldürülen canavarların içinden çıkan dopingler gibiydi, deneyim vücuda girdiğinde, deneyimi nasıl kazandığına göre canlıya bir güçlendirme veriyordu. Deneyim bir çeşit not gibiydi, tüm canlıların içinde kayıt edilmiş bir not. Başka canlıya geçerken o canlının içindeki nota ekleniyordu ve canlıyı geliştiriyordu.

[Daimon Frost]
[Lv39 İnsan Gizemli Ateş Orakçısı]
[Unvan: Elf Prensi]
[Deneyim: 68000/400000]
[Güç: 217, Mana: ∞, Çeviklik: 173, Dayanıklılık: 161, Ruh: 132, Zeka:44]
[Dağıtılmamış Statlar: 97]
[Aktif Beceriler:  Ölümsüz Yaratma LvMAX, Ateş Gezegeni lv.16, Alev Hasadı Lv1, Büyü Hasadı Lv1, Ruh Hasadı Lv18, Yanan Kızıl Mızrak Lv12]
[Pasif Beceriler: Basit Mühürler Lv19 [75/30000],Mana Gözü LvMAX, Demircilik Lv15, Uzun Tip Silahlar Lv20,Bitki Büyüsü Lv1, Yaşam Büyüsü Lv1]

Daisy’nin ise daha bağımsız olabilmesi için de statü ekranını görmeme yarayan büyüyü kestim, telefonda bunu dediğimde karşı çıksa da, yaptığım şeyin doğru olduğu hakkında kararlıydım.

Kendimi hazırladıktan sonra arsanın ortasına geçtim ve birkaç formasyon çizmeye başladım. Çizdiğim formasyonlar daha büyük bir formasyon için hazırlık aşamasıydı.

Formasyonları çizmeyi bitirdiğimde, son bir kez formasyonları kontrol ettikten sonra alandan biraz uzaklaştım. Uzaklaştıktan sonra havaya doğru süzülmeye başladım ve formasyonları başlattım.

Kurduğum formasyon bitki büyüsü içeren geniş bir kontrol paneliydi. Etraftaki bitkileri kullanmaya ve tüm kaleni çevresinin haritasını çıkarmaya yarıyordu. Formasyon sayesinde kalenin güvenliğini son noktaya çıkaracaktım.

Akşama doğru son testleri bitirdikten sonra iş gücü için iskeletlerimi oluşturmaya geçtim. Mana gözüm sayesinde içimdeki büyüleri sorunsuz kullanabildiğimi anladım, önceden kara büyü kullanırsam bazı büyülerle çakışabileceğini düşündüğümden biraz korkmuştum. Daisy en büyük örnekti.

Sıkıntı olmadığı için kullanmaya karar verdim, Ölümsüz Yaratmanın bana öğrettiği iskelet oluşturma büyüsünü denedim, birkaç saniye içinde onlarca iskelet oluşturabiliyordum ama statları benim statlarımın onda birine eşit oluyordu ve güçsüz görünüyorlardı.

İskeletleri istediğim konuma getirtmek için bir sürü formasyonla beraber oluşturmam gerekiyordu ama, formasyonlar sınırsız iskelet depolayamazdı ve formasyon yok olduğunda tüm oluşan iskeletler yok oluyordu. Bunun için kendi vücudumun içinde tutmalıyım ölümsüzlerimi.

Bu yüzden zombilere yöneldim, zombiler daha insanımsı yaratıklardı. Filmlerdeki gibi korkutucu olanları da vardı ama yeterince uğraşırsam görünümlerindeki tek fark gri tenleri olurdu. Belli bir seviyeye geldiklerine kendi varlıklarını oluşturabilirlerdi ve basit zekaya doğuştan sahiplerdi.

Şeytanları oluşturamıyordum çünkü ölümsüz yaratma sayesinde kazandığım kara büyü hisleri bana şeytanları kontrol etmek için daha fazla ruha sahip olmam gerektiğini söylüyordu.

Zombileri oluşturmaya başladım, ilk önce birkaç tane canavar taşını elime aldım ve yere koydum, normalde bunu yapmama gerek yoktu ama yaratmak istediğim ilk zombilerin biraz daha güçlü olmasını istiyordum, onları lider olarak kullanacaktım. Diğer zombileri de onların altlarına bağlayıp askeri bir düzene geçiş yapacaktım.

Yere koyduğum kristaller genellikle kedicil türlerinden gelmeydi, ormanda avladığım panterlerden ve aslanlardandı. Son öldürdüğüm büyük aslanı da bunların arasına dahil ettim.

9 tane farklı renkte canavar taşını yere koyduktan sonra ölümsüz yaratma büyüsünü aktif hale getirdim, zombilere biraz daha yaşam katmak için yaşam büyüsünü de kullanmaya karar verdim, bu kararımın ileride zombiler evrimleşmek istediğinde ne kadar kolaylık sağlayacağını düşünmeden almıştım, ileride gerçekten mutlu olacaktım.

Vücudumdan siyah renkte manalar çıkmaya başladılar ve taşlara yöneldiler, başta sadece çekirdeğin etrafında dolaşan karanlık mana yavaşça çekirdeklere nüfus etti ve çekirdekleri patlattı, çekirdeklerin patlamasından çıkan mana ile kendini birleştirdikten sonra yapay bir vücut formunu aldı zombiler. Manam ile onları biraz baskıladım

Bu kısımda depolama tılsımlarından bir çok ölü iskeleti çıkardım, iskeletleri alevim ile kül ettikten sonra kara büyünün daha da çıldırmasına izin verdim. Çekirdeklerden çıkan büyüyü baskılamayı bıraktığım gibi toz formundaki kemikler yavaşça bu çıkan enerjilerin içlerine doğru akmaya başladı ve çekirdeklerin bulundukları yerlerde bembeyaz 9 tane iskelet ortaya çıktı. Sonraki adım ise vücut oluşturmaktı.

Vücut oluşturmak için manaya ihtiyaç yoktu, onun için iyi bir mana yönlendirmesi gerekiyordu, mana gözümü kullanarak çekirdekten çıkan enerjiyi iskeletlerin üzerlerinde bir kas tabakası oluşturacak şekilde gezdirdim. Yavaşça kemiklere yapışan bu enerji tabakasıyla karşımda insana benzeyen birkaç siluet oluşmaya başladı.

Durmadan saldığım mana ve çekirdekten çıkan enerjilerle yaklaşık 2 saat içinde 9 tane zombiyi yaratmış oldum.

Zombilerin her birinin kendine ait görünüşleri vardı ve gözlerindeki ölü bakış haricinde insandan farkları yoktu. Hepsi yakışıklı birer erkek gibi görünüyordu, ve saçları çekirdek çıkan renge göre belirlenmişti.

En öndeki turuncu saçlı ve keskin yüz hatlarına sahip olan adam öldürdüğüm aslandan geliyordu, aralarında en tehlikeli duran oydu.

[Lv35 Zombi Karanlık Alev Büyücüsü]
[Lv27 Zombi Rüzgar Büyücüsü]
[Lv27 Zombi İlüzyonist]
[Lv28 Zombi Mızrak Ustası]
[Lv31 Zombi Kara Büyücü]
[Lv25 Zombi Şövalye]
[Lv27 Zombi Gölge Suikastçı]
[Lv22 Zombi Toprak Büyücüsü]
[Lv28 Zombi Su Büyücüsü]

Hepsi, garip bir şekilde, meraklı gözlerle bana bakıyorlardı. Zombide olmaması gereken bir özellikle. Ben de duruma ayak uydurmak için havalı olmaya çalıştım.

‘’Sizi ben yarattım, ileride namı değer, Ölümsüz. Göreviniz bana ve yakınlarıma hizmet etmek! Hepinizin gözlerinde merakı görüyorum, büyük ihtimalle düşünüyorsunuz, biz niye buradayız ve buraya nasıl geldik. Ben, Ben de bilmiyorum, bunun cevabını beraber arayacağız. Şu an size verebileceğim tek cevap başta söylediğimdir, bana hizmet edin. Elbet bir gün cevabı bulucaksınız.’’

Konuşma berbattı, ama zombiler bunu ciddiye almışa benziyordu.

‘’Zekanız nasıl bilmiyorum, ama size bir görev vereceğim.’’

Yanımda taşıdığım tılsımlardan birinde birkaç bilgisayar vardı, zombiler doğduklarında onları insan dilini anlayabilecek gibi yaratmıştım ama zekaya sahip olacaklar mı bilmiyordum.

‘’Sizden araştırmanızı istediğim şey, inşaat, kralınız birliğinin yaşaması için bir kaleye ihtiyaç duruyor. Bunları buraya bırakacağım. Eğer bunları anlayabilirseniz size özel birkaç eşya yapabilirim.’’

İçimden kendime sövmeye başlamıştım, böyle meraklı bakışlara sahip zombiler beni deli etmeye başlamıştı, öldürmek için doğan birilerinden inşaat yapmasını istiyordum AGHHH biri beni öldürsün. Ama bu doğaldı, hiç beklemediğim bir şeyle karşılaşmıştım ve ölümsüz yaratma bunun hakkında hiçbir şey dememişti.

Statlarına baktığımda benim statlarımın 7/10’una sahiptiler, yani yeterince güçlüydüler. Eğer sınırsız manam olmasa hepsine birden karşı çıkamayabilirdim. Hepsinin kendine ait yetenekleri vardı, ama beni en çok mutlu eden, hepsinin yetenekleri içinde zombi lideri denen bir yetenek vardı, 1000 zombiye kadar liderlik yapabiliyorlardı ama sistem şu anlık mühürlü olduğunu söylüyordu, şu an karanlık alev büyücüsü ve kara büyücü dışında hepsi 20 tane liderlik yapabiliyordu. Kara büyücü 150 taneye kadar liderlik yapabiliyordu, kara alev büyücüsü ise 50 taneye kadar.

Oradan gidiyor gibi yapıp bir ağacın arkasına saklandım, bitki büyüsüyle kendimi görünmez yaptıktan sonra onları izlemeye başladım.

Başta manymunlar gibi davranıp laptopun altına üstüne bakmaya başladılar, sonra kara büyücü bilmiş bir tavırla bilgisayarın başına geçip tuşlara basmaya başladı, aynı bir çocuk gibiydi. Bir an heyecanlandım ve başka bir ağacın arkasına geçip ne yazdığına baktım…

Meğer sadece tuşlara basıyormuş… Beni hayal kırıklığına uğratmıştı..

Kara alev büyücüsü, yani aslandan gelen düşünceli tavırla dokunmatik yeri ellemeye başladı, fareyi hareket ettirdiğini görünce prensipleri anlamış gibi programları açmaya başladı..

Ben böyle birkaç saat onları izledim, nedense çok eğlenceliydi.

.

.

4 Saatin sonunda gerçekten araştırma yapmaya başladılar, kara büyücü ve karanlık alev büyücüsü diğer zombilere de öğrettikten sonra hep beraber inşaat konusu hakkında araştırma yaptılar. 1 gün geçtikten sonra zombiler ağaç kabuklarından kendilerine cetvel yaptılar, sonra yerde çizimlere başladılar. Başta inanmasam da statlarına baktığım için ne olduğunu biliyordum, sanki mühürlenmiş bir statmışta sonradan açılmış gibiydi. Zekaları yavaşça artmaya başladı, başta benimkinin 1/30’u iken, yani 1-2 arasında değişirken. 1 gün içinde 8’e çıkmıştı.

Ben ormana gidip avlanmaya ve malzeme bulmaya devam ettim, bir yandan da onları izledim, zekaları yavaşça artmaya devam etti..

Ben birkaç gün sonunda 41. Seviyeye ulaştım, bu sırada genel bir artış yaşadı statlar, her biri 4-5 arası değişti.

Bu sırada da yaşam ve bitki büyüsünü geliştirmeye yöneldim, yaşam büyüsü 4. Seviyeye geldi, bitki büyüm de 7. Seviyeye ulaştı. Ruh Hasadını 2 seviye atlatabildim. Ve dağıtılmamış statların 108’i geçtiğini gördüm, aklımın bir köşesinde duran statları dağıtmam gerektiği fikri başta baskın gelmese de son sıralarda bu fikir güçlenmeye başlamıştı.




Yorumlar


Giriş Yap

Duyurular

Popüler Seriler

Against The God
Against The God
Beğeni Sayısı: 1266

King of Gods
King of Gods
Beğeni Sayısı: 1081

Tales of Demons & Gods
Tales of Demons & Gods
Beğeni Sayısı: 893

True Martial World
True Martial World
Beğeni Sayısı: 823

Emperor’s Domination
Emperor’s Domination
Beğeni Sayısı: 702

I Shall Seal The Heavens
I Shall Seal The Heavens
Beğeni Sayısı: 664

Martial God Asura
Martial God Asura
Beğeni Sayısı: 645

Coiling Dragon
Coiling Dragon
Beğeni Sayısı: 604

Swallowed Star
Swallowed Star
Beğeni Sayısı: 553

Heavenly Jewel Change
Heavenly Jewel Change
Beğeni Sayısı: 525

Popüler Orjinal Seriler

Kara Büyücü
Kara Büyücü
Beğeni Sayısı: 379

KAREN
KAREN
Beğeni Sayısı: 205

Altı Medeniyetin Dünyası
Altı Medeniyetin Dünyası
Beğeni Sayısı: 197

GÖKYÜZÜ İMPARATORU
GÖKYÜZÜ İMPARATORU
Beğeni Sayısı: 188

Yıldızlar Kralı
Yıldızlar Kralı
Beğeni Sayısı: 143

DİPTEN EN TEPEYE
DİPTEN EN TEPEYE
Beğeni Sayısı: 141

Acemi Ölümsüz
Acemi Ölümsüz
Beğeni Sayısı: 119

Lord Of The Demons
Lord Of The Demons
Beğeni Sayısı: 117

SAHİPKIRAN
SAHİPKIRAN
Beğeni Sayısı: 100

Mavi Elma
Mavi Elma
Beğeni Sayısı: 70

Site İstatistikleri

  • 15620 Üye Sayısı
  • 513 Seri Sayısı
  • 21091 Bölüm Sayısı


creator
manga tr