"Beyin bir paraşüt gibidir, sadece açık olduğunda iyi çalışır." #James Dewar

Acemi Ölümsüz - Bölüm: 13 - Her Konuda Deneyimsizlik...


Nina ile olan sohbetim bittikten sonra etraftakilerin de ilgisini çekmişti formasyon, birkaç kişiye daha nasıl çalıştığını anlattıktan sonra herkes defterine dediklerimi çoktan geçirmişti. Meg bile bir şeyler karalıyordu.

Az da olsa anlıyordum buradaki herkesi. Formasyon ustalığı, Simya ustalığı ile eşdeğer bir meslek türüydü, ve simyadaki ateş kontrolüne sahip olmaya gerek yoktu. Bilgi ve deneyim her şeydi. Tabi bu giriş kısmı içindi.

Benim gibi sınırsız mana rezervi olmayanlar formasyon ustalığının o kadar kolay olmadığını mühürleri öğrenip formasyona dökmeye başladıktan sonra anlıyorlardı. Mühürler kurumadan birbirine bağlanmalıydı ve mühürler bağlanırken mana kullanılmalıydı, bazı mühürlerin kendisi çizilirken de mana gerekiyordu.

5 günde geçirdiğim değişiklik çok büyüktü, hem mutluydum hem de huzursuz. Aklımda Arthur’un duyguları ve Meg vardı. İkisini de kafamdan atamıyordum.

Ders bitme noktasına geldiğinde 5 tane formasyon hazırlayabilmiştim, denemek için sabırsızlanmasam da eğlenceli olabilecek bir formasyondu.

Ders bittikten sonra Daisy ile kantine gidip bir şeyler atıştırdık, yine büyüler hakkında falan konuştuk.

Sıradaki ders benim gireceğim son dersti, çıkıp büyü alıştırmasına gidecektim, Daisy ise eve gidecekti. Okuması gereken şeyler olduğunu söylemişti.

Alice, öğretmenimiz sınıfa geldiğinde ders başladı, dersin konusu bu sefer manayı objelere aktarıp kullanmaktı.

Yine sıkıcı teorilerden bahsedip durdu, birkaçımız not aldık büyük kısmımızda sadece hocayı izledik. Ben ise mana gözünü açıp hocayı dikizledim, harbi güzeldi. Niye saklıyor meraklanmadım değil.

Hoca zil çaldığında kitabını kapadı.

‘’2 gün sonraki dersimize Büyü şekillendirmenin incelikleri adlı kitabı getirin.’’

Herkes kafa salladı..

‘’Daimon, çizdiğin formasyonu ödünç alabilir miyim? Alev bombası hakkında küçük bir çalışmam vardı onunla karşılaştıracağım.’’

‘’Ah.. olur hocam.’’

Hocaya bir tane kağıt verdim ve sınıftan çıktım çünkü, biraz daha durursam Uthan beni yiyecek gibiydi.

-dinding

Mesaj gelmişti, telefonu açtığımda Meg’in mesajını gördüm. Okulun arkasına gelmemi söylüyordu. Duru muyum hiç, direkt fırladım.

Meg arka bahçede banka oturmuş beni bekliyordu, okulun bahçesi park gibi olduğundan her yer ağaçla çevriliydi. Öğrenciler kafa dağıtmak ve yürümek için uğruyorlardı.

‘’Nasılsın Meg?’’

Dik dik bana bakmaya başladı

‘’Neden bana mesaj atmadın?’’

‘’Umm bir sebep..’’

‘’Nasıl bir sebep bulamadın? Arkadaş değil miyiz biz?’’

‘’Ah ahahah ahaha’’

‘’Hmph! Daimon, Daisy kim?’’

‘’Dedim ya eski arkadaşım.’’

‘’Ben de senin eski arkadaşınım, hatta biraz fazla eski arkadaşınım..’’

Biraz duraksayıp devam etti.

‘’Bana Daisy’den hiç bahsetmedin!’’

‘’hahaha onunla liseye geçtiğimiz yaz da tanışmıştım, ailesi Rusya’ya gidiyordu, benim kaldığım yerde durdular, benden yer tarifi almıştı işte… oradan arkadaş olduk..’’

‘’Yalan söylediğinde burnun seğiriyor biliyorsun değil mi?’’

‘’…’’

‘’Anladım,  biraz özel. Ama lütfen beni görmezden gelmeye devam etme, seni kaç gündür bizim rezidansa giderken görüyorum, onu da bana söylemedin. Hmph!!!’’

‘’Hahaha bir gün davet ederim seni tamam..’’

‘’Bugünlük burada bırakıyorum ama bu iş bitmedi!’’

‘’Tamam tamam görüşürüz kraliçem..’’

Yanlış bir şey dedim..

‘’?...’’

Meg hızlıca kaçtı, yüzünü göremedim ve mırıldandığı şeyi duyamadım. Dediğini duyamadığım için akşam olacakları bilseydim büyük ihtimal şuracıkta kendimi yerden yere vururdum.

Daisy’i buldum ve beraber evin yolunu tuttuk, rezidansın önüne gelince hemen görüşürüz diyerek ayrılmaya başladım.

‘’Daimon bekle!’’

‘’Buyur?’’

Arkamı döndüğümde Daisy hemen ordaydı, 1cm uzağımda, yanağıma bir tane öpücük kondurdu ve rezidansa kaçtı, kapıdan gelen sinsi gülüşler kalbimi kıpır kıpır yaptı.

‘’Erken gel! Tehehe’’

Kafam bir milyon şekilde zindana doğru gitmeye başladım, taksi yerine alevlerimi kullanarak kendimi bir göktaşı gibi fırlatıyordum. Bugün gideceğim zindan 4. Seviye bir zindandı, konsepti çöl olması lazımdı. Şehirden 50km uzaklıktaydı. Bu sefer çok kişi yoktu zindan bölgesinde. Sadece birkaç tane personel ve 3 katlı bir büro.

‘’Giriş 10.000, kart lütfen.’’

Fiyatlara önceden baktığımdan pek şaşırmadım ama içimden sövmedim de değil, İleriki seviye bir zindan ele geçirmem gereklilik olmuştu, sonra giriş parasını 100000000 yapıp herkesi kansızlıktan öldürecektim

‘Muhahahah’

Konuşacak birilerini arıyordum ama olanlar da koca koca adamlardı, çoğunun her yeri yara bere doluydu ve yüzlerinden ölüm akıyordu. En genç olan ise 20-25 yaşları arasındaydı.

Kadın nüfusu burada çok azdı, duyduğuma göre sıcaklık dudaklarını kurutuyormuş onların, bu yüzden başka zindanlara gidiyorlarmış, pehhh nedene bak. En iyi 4. Seviye zindan buymuş duyduğuma göre yine, yaratıklar güçlü olduklarından ödü boklarına karışıyormuş.

Zindana girdim, girmez olaydım. Bir anda hak verdim kadınlara, dudaklarım acayip bir biçimde kurudu. Her taraf kum ve aşırı sıcak vardı. Manam sayesinde vücutsal sıkıntıları atlattım, sıcak vücut tipim yüzünden bana etki etmiyordu.

Burda iskeletleri çıkarmak intihar gibi olurdu, ben de kendi başıma öldürmeye başladım canavarları.

Başlarda pek düşündüğüm gibi gitmedi, ateşi çok net kullanamıyordum. Aynı zamanda sadece 2-3 tane dev solucan indirebiliyordum. Ama verdikleri deneyim…

[0 Deneyim Kazanıldı]

[0 Deneyim Kazanıldı]

[0 Deneyim Kazanıldı]

‘AMINI…’

Alev vücuda sahip olduğum için evrimi erteleme planımı askıya almıştım, direkt evrimleştirmek istiyordum sınıfımı, bu kadar hızlı seviye atlama yeteneğine sahipsem neden atlamayaydım ki?

Düşen eşyalara bakmaya başladım…

Çöl dikeni adı verilen özel iğneler düşüyordu yaratıklardan, büyük ihtimal kaktüslerden kaynaklıydılar. Sistemin dediğine göre insanlar üzerinde küçük bir felç etkisi bırakıyormuş. Bunları es geçtim.

Sonra çöl gezgini adında bir set düşüyordu. Set pantolondan, ceketten, bottan ve eldivenden oluşuyordu. Her biri +10 dayanıklılık istiyordu ve +5 güç ve +3 dayanıklılık veriyordu. Seti giyince statlarım biraz arttı. Tabi savaşırken vücudum gelişmeye de devam ediyordu.

Daimon Frost
Seviye: 29
Sınıf: Büyücü
Deneyim:[0/1]
Güç: 53(+30), Mana: ∞(+10), Çeviklik: 35, Dayanıklılık: 56(+14)
Ruh: 25, Zeka:32(+2)
Dağıtılmamış Statlar: 55
Kişisel Yetenek: Mana Gözü, Alevin Çocuğu
Beceriler: Basit Mühürler lv.17 [75/25000], Ölümsüz Yaratma lv.100 [0/?], Ateş Gezegeni lv.7[180/18000]

Gücüm benim seviyemdeki bir savaşçıya göre bile anormaldi, tabi 4. Seviyenin en zor zindanına kendim girmemin kendisi de anormallikti.

Giysi olarak sadece çöl seti düşüyordu, hiç asa düşmedi sadece birkaç tane kör kılıç düştü. Gerçekten fakir bir yerdi, tek verebildiği deneyimdi ve ben deneyim alamıyordum.

Ama rakipler zorlu olduğu için savaşlara devam ettim. Gücüm yavaşça artıyordu, bunun sebebi vücudun hala gelişecek odası olduğuydu. Bunu fark edince kendimi daha çok zorlamaya başladım.

Akşam saat 3’e kadar durmadan solucanlarla savaştım, alev bombalarını da kullanmayı çözdüm, çok hızlı bir şekilde yerlere çizip patlatabiliyordum.

Solucanların çıkacakları yerleri tahmin edip üzerlerin bir alev bombası çizdikten sonra solucanın çıkmasını bekleyip, üzerinde bombayı ateşledikten sonraki o çığlıkları… Kendimi kaybetmeye başladığımda durup mola veriyordum. Öldürme hızım yüksekti ama yorulma hızımda. Kartımda bir sürü set ve kılıç birikmeye başladı. Elimdeki kılıcı Darken adlı bir kılıçla değiştirdim. Koyu bir kum rengindeydi ve paslanmış detayları vardı fakat, Avaln’dan çok daha keskin ve güçlüydü.

Avaln asa olduğu için güçsüz olsa da, yine de bir bıçağın özelliklerini taşıyordu ve ben 2 zekadan 30 güç ve 40 dayanıklılık için vazgeçebilirdim. Burada dayanıklılık çok gerekliydi.

Darken’in bir özelliği de görüş menzilini arttırmasıydı, kum fırtınalarının dolu olduğu bir yerde işime yarıyordu.

[Darken: 40 dayanıklılık, 50 güç/ Güç+30, Dayanıklılık+40, G.Menzili+3m]

Zindana girişimden beri diken üstündeydim, korkutucu bir histi solucanların altımdan çıkıp beni yemeye çalışması.

Önceki zindanlarda lider odasını avcumun içinde gibi bulurken bunda biraz kafa patlattım, zindanın haritasında 3 tane kum kalesi vardı ve lider bunların birinde doğuyordu.

İlk gittiğim kale canavar kaynıyordu ama lideri bulamadım. Saat 6’ya geliyordu.

  1. Kaleye gittiğimde boştu, bu yüzden hızlıca 3.ye geçtim.

3.’de bulunca lideri sevinsem mi üzülsem mi bilemedim. İnternette okuduğumdan daha korkunç duruyordu.

80 metre uzunluğunda 2 başlı korkunç bir yılan..

Buz bıçaklarım keşke gitmese diye dua etsem de içimden, büyük ihtimalle buz bıçakları bu seviyelerde canavarların derisini ne kadar delici olsa da delemezdi.. Manayı çok etkin başlamıştı canavarlar…

(Espiriyi anlayanlar lütfen dislike atmasın.....)......




Yorumlar


Giriş Yap


Duyurular

Popüler Seriler

Against The God
Against The God
Beğeni Sayısı: 1324

King of Gods
King of Gods
Beğeni Sayısı: 1121

Tales of Demons & Gods
Tales of Demons & Gods
Beğeni Sayısı: 939

True Martial World
True Martial World
Beğeni Sayısı: 859

Emperor’s Domination
Emperor’s Domination
Beğeni Sayısı: 743

I Shall Seal The Heavens
I Shall Seal The Heavens
Beğeni Sayısı: 695

Martial God Asura
Martial God Asura
Beğeni Sayısı: 676

Coiling Dragon
Coiling Dragon
Beğeni Sayısı: 617

Swallowed Star
Swallowed Star
Beğeni Sayısı: 574

Heavenly Jewel Change
Heavenly Jewel Change
Beğeni Sayısı: 545

Popüler Orjinal Seriler

Kara Büyücü
Kara Büyücü
Beğeni Sayısı: 449

KAREN
KAREN
Beğeni Sayısı: 210

GÖKYÜZÜ İMPARATORU
GÖKYÜZÜ İMPARATORU
Beğeni Sayısı: 195

DİPTEN EN TEPEYE
DİPTEN EN TEPEYE
Beğeni Sayısı: 147

Yıldızlar Kralı
Yıldızlar Kralı
Beğeni Sayısı: 144

Acemi Ölümsüz
Acemi Ölümsüz
Beğeni Sayısı: 120

Lord Of The Demons
Lord Of The Demons
Beğeni Sayısı: 117

SAHİPKIRAN
SAHİPKIRAN
Beğeni Sayısı: 115

THEODEN
THEODEN
Beğeni Sayısı: 88

Ejderha İmparator
Ejderha İmparator
Beğeni Sayısı: 73

Site İstatistikleri

  • 17361 Üye Sayısı
  • 484 Seri Sayısı
  • 23482 Bölüm Sayısı


creator
manga tr