Cömert derler maldan ederler, yiğit derler candan ederler. #Atasözü

Acemi Ölümsüz - Bölüm: 12 - Formasyonlar İlgi Çekici


‘Sakinim.’

Dün heyecandan uyuyamadım, dünyada ilk defa doğuştan gelen yeteneklere sahip bir ölümsüz oluşturdum, Daisy’i sayma o canlı, benim dediğim gerçek ölü olup ölümsüz olanlar.

Daisy’nin uyuduğunu görünce onu rahatsız etmeye kıyamadım, yatağa yatıp uyumaya çalışsam da sadece gözlerimi dinlendirebildim.

Sabah Daisy’nin kalkma sesini duyduğum gibi tılsımı odamdan alıp fırladım.

‘’Daimon artık bensizliğe dayanamıyor musun? Auuauaghh’’

Daisy sabah yorgunluğu ile esnemeye başladı.

‘’Bekle üstümü giyineyim konuşuruz.’’

‘’Tamam tamam Günaydın!’’

‘’Sanada Günaydın’’

Daisy’de çok uyumamıştı, bütün akşam kitap okuyup büyülere bakmıştı.

Bugün dar bir siyah pantolon üzerine de gri bir bluz giydi, ayaklarında da çok uzun olmayan botlar vardı.

‘’Haha ne giyersen giy güzelsin.’’

Sadece gülümsedi, bir şey deme ihtiyacı duymadı.

‘’Ne oldu niçin bu kadar heyecanlısın?’’

Evin içinde tamamen elf formunda olduğundan arada dalıp gidiyordum, o konuşmayı başlatmazsa böyle 10-20 dakika birbirimize baktığımız oluyordu.

‘’Hmm al buna bak, sen de anlayacaksın.’’

Daisy Tılsımı eline aldığı gibi bana geri fırlattı.

‘’Daimon? Bu doğru mu?’’

Gözleri parlamaya ve ağzından sular akmaya başladığından hemen cevap vermem gerektiğini anladım..

‘’Evet, dün bir şeyler denerken iki tılsımı birleştirmek geldi aklıma, bu çıktı sonucunda. Bir tane kılıç formasyonu ile iskeletleri birleştirdim.’’

‘’hahah akşam haberlerde bahsediyorlardı, birkaç kara büyücü hayvanları ölümsüze çevirerek deneyler yapıyormuş, ha bu arada kara büyücülerin saygınlığı gittikçe artıyor, hala garip ve korkunç olanlar olsa da sonunda ışık büyücülerinin de kötü olabileceği akıllarına giriyor insanların ya işte boşver de, şey dedi canavarlar elementle doğduğundan büyü yapabilen ölümsüz yapmak mümkünmüş ama ölümsüzün uzun süre kullanılıp bir varlık kazandığında olabiliyormuş.’’

‘’Hmm neden?’’

‘’Varlık kazandığında yavaşça eski anıları akıllarına geliyormuş, böylece eski elementleri de kullanılabilir oluyormuş.’’

‘’Hmm anladım, normalde 0’dan oluşturulan bir iskeletin varlık kazanması çok zor..’’

‘’Evet ama senin sınırsız manan sayesinde bu mümkün, iskeletler yavaşça varlık kazanmaya başlıyor. Onlar canlı olmayacaklar ama gerçek duygulara sahip olabilecekler. Bir de hem savaşçı hem de büyücü yolunda yürüyebilecekler. Bak deneyimleri de artmış, hala bilinmiyor ne kadar gerektiği ama sen güçlendikçe onların statları da güçlenecek zaten!’’

‘’Haklısın..’’

‘’Yeteneklerini denemeyi sonraya bırakalım, şimdilik biraz kafa dağıtalım.’’

‘’Daimon, okuldan mesaj geldi bugün başlayabilirmişim.’’

‘’Haahaha hadi gidelim, ben de sınıfımı özledim.’’

Yemeği yedik ve okula doğru yola koyulduk.

‘’Daimon unutma bu akşam ev eşyalarına bakmaya gideceğiz..’’

‘’Ama..’’

Daisy sinirli bakışlar atınca sustum, Daisy aşırı teknolojik ve modern ortamlardan çok haz etmiyordu, daha çok nazik ve zarif şeyleri seviyordu, merkezden geri dönerken onu hep etraftaki ev dekorasyonu satan yerlere bakarken görüyordum. Yapacak bir şey yoktu..

Daisy okul üniformasını giydi, okul üniforması erkekler için mavi ceket, gri pantolondu, ceketin içinde ise beyaz gömlek vardı. İsteyen kazak giyebiliyordu.

Kızlar için mavi ceket ve mavi etek vardı, çoğu kız ceket yerine kazak giyiyordu, klasik okul üniformaları. Daisy dün aldığı sarı bir tane kazak giydi içinde de beyaz gömlek vardı. İnce siyah bir tane de çorap giymişti. Beyaz saçları ve kırmızı gözleriyle iyi duruyordu.

Okula gittik, iyi hoş. Girdik sıkıntı orda başladı.

Erkeklerin bakışları beni delirtmeye başladı. Danışmaya gidiyorum arkamızda 20-30 kişilik bir grup bize bakıyor, müdüre bir şeyler imzalatmaya gidiyoruz hala arkamızdalar. Sınıfa gidiyoruz hala arkamızdalar.

‘’Arkadaşlar merak ediyorum.. Ne vardı?’’

Tabi benim ne demeye çalıştığımı anladıkları için birazı hemen kızarmaya başladı, birkaç dik başlı ise tip tip bana bakmaya başladı.

‘’Sadece geçiyoruz, duracağımız yeri sana mı soracağız kardeşim?’’

‘’Oh, tamam o zaman. Görüşürüz.’’

Daisy’i kaptığım gibi sınıfa koşturdum, şimdiden pişman olmaya başlamıştım. Hangi akılla Daisy’i okula getirmeyi düşündüm ki. Meg’den biliyorum, hep aynı tepkiyi veriyorlar. Meg ile konuşurken de tip tip bakıyorlardı.

Şansıma artık uyanmıştım, herkes önüme çıkıp beni maymuna çevirmeye çalışmıyordu.

Sınıfa girdik, erken gelmiştik. Arkada boş bir tane sıra vardı, Daisy ile oraya oturdum. Arthur’a da açıklarım diye düşündüm sonra.

Yavaşça herkes gelmeye başladı, birkaç uyanmış dışında sınıftaki çoğu gelmişti. İlk gelenler önce biraz garipsedi, sonra bir şey yok gibi yerlerine oturdular. Sonrakiler Daisy ile tanışma faslını gerçekleştirdikten sonra yerlerine oturdular

Sınıfta uçuk zorbalar olmadığı için mutluydum, yoksa kitaplardaki gibi gereksiz bir kavga kopacaktı.

Arthur geldiğinde nerdeyse kopuyordu aslında. Arthur geldiği gibi bağırmaya başladı, ‘’bana nasıl ihanet edersin!’’, ‘’Hani kirazımızı koruyacaktık!’’, ‘’Bunu nasıl yaparsın!’’ gibi gibi… Herkes bize gülmeye başlamıştı ama, Arthur ile benim böyle konuşmalarıma alıştıkları için çok takmadılar.

Okul ikincisi Uthan bey ise son gelendi, Daisy’i gördüğü gibi gözlerinde şimşekler çakmaya başladı, Arthur ile pek sıkıntı çıkmamıştı. Daisy ile tanışıp sırasına geçmişti, giderken de bana beğenme işareti yapmıştı dil çıkarıp.

Uthan yerine oturdu ve öğretmeni beklemeye başladı, sonra dayanamayıp ayağa kalktı ve bize yöneldi.

‘’Merhaba benim ismim Uthan Ghram, sizinkisi nedir hanımefendi?’’

Tiksinç diye bağırıyordum içimden, bu Uthan okulun pezevenklerinden biriydi, ne kadar zeki olursa olsun, kızlarla olan ilişkisi tüm yeteneğini yok ediyordu.

Sınıfta gücünü çok belli etmese de, çünkü sınıfta Meg var, dışarıda tam bir pislikti. Ghram ailesinin gücünü sonuna kadar kullanıyordu ve acıması yoktu.

‘’Daisy.’’

Daisy’e bu çocuğu sevmediğimi söylemesem de, yüz ifademden anlaşılabilirdi bu Uthan hakkındaki düşüncem.

Uthan da salak değildi, hoş karşılanmadığını görünce hemen sırasına geri döndü.

Meg… Meg’in tepkisi.. Baya mutlu olmuştum hehehehehe.. Baya bir kızarmıştı ve sinirli sinirli bana bakıyordu, yanıma bile yaklaşmadı heheh. Çenesini havaya kaldırıp sinirli sinirli nefes alıyordu. Büyük ihtimal tüm gün okulda durursam dayanamayacak ve patlayacaktı.

Bir tane daha generali ordularıma katmak için sabırsızlanıyordum.

Sınıf öğretmenimiz Bayan Alice 3. Derste gelecekti, tanışma faslını arkadaşlar arasında hallettiğimiz için Daisy’nin tahtaya çıkıp tanışma konuşması yapmasına gerek yoktu.

İlk ders huzurlu geçti, dersi dinlemekten çok Daisy’i izledim, çaktırmadan da Meg’e bakışlar attım. Okuldaki dersler uyanıştan sonra pek ilgimi çekmemeye başladım. Burada öğretilenlerin daha gelişmişini kendim deneyerek öğrenebilirdim.

Uthan ve Meg ailelerinin baskısı yüzünden iyi bir üniversiteye gitmek zorundaydı, ikisinin de ailesi politik aileler oldukları için çalışmaktan kaçış yoktu, benim ise böyle bir problemim yoktu.

  1. ders edebiyattı, öğretmen gelmediği için serbest çalışmaya bırakıldık. Herkes kendince bir şeyler yapmaya başladı görevli öğretmenin denetiminde.

Ben formasyonlarıma çalışmaya başladım, dün akşamdan beri mühürlerimi gerçekten geliştirmiştim. Sırada tek kullanımlık formasyonlar vardı.

 Statlarımda son durum ise güzeldi.

Daimon Frost
Seviye: 29
Sınıf: Büyücü
Deneyim:[0/1]
Güç: 53(+10), Mana: ∞(+10), Çeviklik: 35, Dayanıklılık: 56(+2)
Ruh: 25, Zeka:32(+2)
Dağıtılmamış Statlar: 55
Kişisel Yetenek: Mana Gözü, Alevin Çocuğu
Beceriler: Basit Mühürler lv.14 [0/18000], Ölümsüz Yaratma lv.100 [0/?], Ateş Gezegeni lv.3[150/7000]

Vücudum sayesinde sadece alevlerle iç içe olmamla birlikte statlarım azar azar yükseliyordu. Dağıtılmamış statları dağıtmakta istemiyordum şimdi, ileride karşıma stat sınırlaması çıkarsa kullanacaktım onları.

İnternette bir tane formasyon görmüştüm, 4. Seviye bir alev ocağı zindanından düşüyordu. Alev Bombaları diye adlandırılıyordu formasyon.

Her şeyin üzerine çizilebiliyordu, ama genelde hazır olarak alınıp, fırlatılarak kullanılan bir formasyondu.

Mesela, savaş alanında bir formasyon ustası, bu formasyonu düşman karargahına sızıp, karargahın içlerine çizerse çok tehlikeli olabilirdi

Tabi formasyon ustası olan adam savaşa katılır mıydı, o ayrı konu.

Ben de hem alıştırma yapabileceğim hem de ileride kullanabileceğim bir formasyon aradığımdan, bana uyuyordu bu alev bombalarını çizmek.

Formasyonları hazırlarken birkaç kişinin dikkatini çekmiştim, formasyonları çizmeye başladığımda ise Meg, Uthan ve sınıftaki birçok kişi biraz afalladı, formasyona uğraştığımdan etrafımla olan bağımı kestim.

Sınıftaki birkaç öğrenci Tuvalet izni alarak yanımdan geçti, geçerken de formasyona çok dikkatli gözlerle baktı.

Sınıfımdaki bir çok kişi uyanmıştı, en prestijli sınıf olduğumuz için bu normaldi, aralarından bazıları formasyonlarla uğraşıyordu ama, hepsi daha mühürleri kullanmayı öğreniyordu, mühürleri birleştirip formasyonlar oluşturmak daha çok uzaktı.

En sonunda ön sıralardan bir kız dayanamayıp yanıma geldi, kızın adı Nina olması lazımdı. İlk sene biraz beraber oturduğumuzdan biraz tanışıklığımız vardı.

‘’Formasyonu inceleyebilir miyim Daimon?’’

Sulu gözlerler bana sordu, gerçekten sulu gözlerle, bir şey diyemeden formasyonu ona kaptırmıştım zaten.

‘’Hmmm biraz karmaşık durmuyor mu?’’

‘’Neresi?’’

‘’Bak burada gereksiz bir tane patlama mührü var.’’

‘’Dikkatli bak, patlama mührünü sıkıştır mührüne bağladım orda. 2 tane iç patlama yaratıyor böylece.’’

‘’2 tane patlama yaratıyorsun, bir tanesi de sıkıştırılmış. İkisinin birbirlerini beslemesini bekliyorsun büyük ihtimal?’’

‘’Mmm, evet teknik olarak. Sıkıştırılmış olan hemen etrafa dağılıp ortamı aşırı sıcaklaştıracak, normal patlama mührü sonradan gelip devamlılığı sağlayacak.’’

‘’Daha uzun süreli alevler ve daha tehlikeli bir patlama, ama sıkıntı formasyon bunu kaldıramayabilir. Yani ben formasyon çizemem ama meraktan soruyorum.’’

‘’Hahaha öyle değil, çok mühür koyduğumuzda bir formasyona, formasyon hantallaşıyor ve bağlantılar biraz gergin oluyor. Sonuçta çalışmayabiliyor ya da düşman, formasyon etkinleşene kadar bozabiliyor. Ama burada ben çok az bağ kullandım, görüyor musun?’’

‘’Ahh evet! Sadece 3 bağ var.. Hmmm Sıkıştırmak için bir bağ, formasyonun başlaması için bir bağ, sonuncusu ne peki?’’

‘’Fırlatma.’’

‘’Formasyon el ile fırlatılmıyor mu?’’

‘’Normal formasyonlar bir yüzeye deyince patlıyor, yani ekstrada 4-5 tane mühür koymak gerekiyor o efekti yapmak için. Benim mührüm zaman bombası gibi, farkındalık mührü ile bitirdim direkt olarak formasyonu. Nişan aldığın yere göre kendine bir zaman koyuyor, ve zaman bitince patlıyor. Biraz işlevsellikten zarar etse de bu sadece çok uzun kullanımlarda.’’

‘’Oh…’’




Yorumlar


Giriş Yap

Duyurular

Popüler Seriler

Against The God
Against The God
Beğeni Sayısı: 1218

King of Gods
King of Gods
Beğeni Sayısı: 1052

Tales of Demons & Gods
Tales of Demons & Gods
Beğeni Sayısı: 872

True Martial World
True Martial World
Beğeni Sayısı: 812

Emperor’s Domination
Emperor’s Domination
Beğeni Sayısı: 689

I Shall Seal The Heavens
I Shall Seal The Heavens
Beğeni Sayısı: 642

Martial God Asura
Martial God Asura
Beğeni Sayısı: 625

Coiling Dragon
Coiling Dragon
Beğeni Sayısı: 598

Swallowed Star
Swallowed Star
Beğeni Sayısı: 546

Terror Infinite
Terror Infinite
Beğeni Sayısı: 518

Popüler Orjinal Seriler

Kara Büyücü
Kara Büyücü
Beğeni Sayısı: 342

KAREN
KAREN
Beğeni Sayısı: 204

Altı Medeniyetin Dünyası
Altı Medeniyetin Dünyası
Beğeni Sayısı: 191

GÖKYÜZÜ İMPARATORU
GÖKYÜZÜ İMPARATORU
Beğeni Sayısı: 179

Yıldızlar Kralı
Yıldızlar Kralı
Beğeni Sayısı: 142

DİPTEN EN TEPEYE
DİPTEN EN TEPEYE
Beğeni Sayısı: 138

Lord Of The Demons
Lord Of The Demons
Beğeni Sayısı: 116

Acemi Ölümsüz
Acemi Ölümsüz
Beğeni Sayısı: 114

SAHİPKIRAN
SAHİPKIRAN
Beğeni Sayısı: 96

Mavi Elma
Mavi Elma
Beğeni Sayısı: 70

Site İstatistikleri

  • 14782 Üye Sayısı
  • 450 Seri Sayısı
  • 19445 Bölüm Sayısı


creator
manga tr