Bölüm 631 : Zorbalık

avatar
1160 1

A Will Eternal - Bölüm 631 : Zorbalık


Çevirmen: Clumsy 

 

“Gerçekten Dev Hayalet Şehrini keşfetmeye de vakit ayırmam lazım…” Artık bir gardiyan komuta madalyonu olduğu için Şeytan Hapishanesinden ayrılmak kolaydı. Taş kaplumbağanın sol gözünden çıkarken madalyonu, onu hendeğin kara sularından koruyan hafif bir ışık yaymaya başlamıştı.



Çok geçmeden hendeğin dışına ulaşarak öğlen vakti ışıklarıyla yıkanmaya başladı. Dev Hayalet Şehri her zamanki gibi cıvıl cıvıldı, hendeğin yakınındaki sokaklar dahi pek çok kişiyle doluydu.



Suyun sıçrayışı yakınlardaki ruh yetişimcilerinin dikkatini çekmiş, gözler çevrilir çevrilmez de Bai Xiaochun’un nereden geldiği anlaşılmıştı.



“Şeytan Hapishanesinden geliyor…”



“Şeytan Hapishanesi...”



Dev Hayalet Şehrindeki hemen hemen tüm ruh yetişimcilerinin Şeytan Hapishanesinden ödü kopardı, dolayısıyla Bai Xiaochun’u görür görmez seslerini kısarak bakışlarını kaçırmışlardı.



Devriye görevindeki bazı korumalar bile onu görüp kimliğini fark eder etmez onu görmemiş gibi yaparak aceleyle uzaklaşmaya başlamıştı.



“Vaay, Şeytan Hapishanesi üyelerinin bu kadar itibarlı olduğunu bilmiyordum!”
İnsanların Şeytan Hapishanesini nasıl gördüğüyle ilgili bir şeyler işitmiş olsa da bir gardiyan olarak ilk elden tecrübe etmek bambaşkaydı.



“Sanırım gardiyan olmak gerçekten de iyi bir şeymiş!” Düşüncesiyle boğazını temizleyip sokakta ilerlemeye başladı, bir yandan da buluşmak için Zhou Yixing’e mesaj gönderdi. Ardından kinci ruh satın almak adına etrafa göz gezdirdi.

 

Aslında Zhou Yixing pek de uzakta değildi fakat şehir sınırlarında uçmak yasak olduğu için Bai Xiaochun’un yanına koşturmak zorundaydı.

 

Onu bekleyen Bai Xiaochun kinci ruh satılan birkaç dükkânı not almıştı. Kimileri büyük ve lüks, kimileriyse ufak ve daha özelleşmişti. Lakin bir müddet soruşturduktan sonra üzülerek öğrendiği üzere tüm dükkanlar tedarik sıkıntısı çekmekteydi. Hatta hiçbiri kinci ruh satmıyor, yalnızca alım yapıyordu.



Yedi sekiz dükkânı gezip aynı bilgiyi aldıktan sonra gerilmeye başladı. Sonuçta buraya gelme sebebi ruh almaktı.



“Neler oluyor? Neden özellikle kinci ruh satmak için kurulan dükkanlarda bile ruh satılmıyor?” Bu düşünceyle yeni bir sokağa geçerek yedi sekiz dükkân daha gezdi. Ve şok edici bir şekilde aynı yanıtı aldı.



En sonunda büyükçe bir dükkânda satış görevlisini kolundan tutarak şöyle demeden edemedi: “Nasıl satacak hiç ruhunuz olmaz? Mesele nedir?”



“Nereden bileyim ben?”
dedi görevli dik dik bakarak. “Stokumuz tükendi! Beni ne demeye tutuyorsun ki? Ne yani, benim ruhumu almaya falan mı çalışacaksın?”




Bu görevli yıllardır Dev Hayalet Şehrinde çalışıyordu ve müşterilerini iyi tanırdı. Attığı tek bir bakışla ve sorduğu soru sayesinde Bai Xiaochun’un şehirde yeni olduğunu anlamıştı. Bu yeni kişiyle ilgilenmeye de hiç niyeti yoktu, bu yüzden ters bir bakış daha atarak onu biraz daha azarlamaya hazırlandı.

 


Adamın tavrından rahatsız olan Bai Xiaochun ise şehirdeki korumaların kendisi hendekten çıkarken verdiği tepkileri anımsayarak çabucak Şeytan Hapishanesi gardiyan madalyonunu çıkarttı.



Öfkeli bir şekilde, “Aynı şeyi tekrar söyleyecek cesaretin var mı?!” diyerek madalyonu adamın suratının önünde salladı.



Satış görevlisi başta sinirlenmiş ama suratının önünde sallanan Şeytan Hapishanesi komuta madalyonunu görür görmez soluksuz kalmıştı. Kafatası delice karıncalanıp ürperirken de kocaman bir gülümseme takındı.

 


Dev Hayalet Şehrinde geçirdiği yıllar sayesinde Şeytan Hapishanesi üyelerinin gücendirilmemesi gerektiğini biliyordu. Şeytan Hapishanesi, hayaletlerin ve tanrıların bile korkacağı bir yerdi. Oranın gardiyanları acımasız canavarlar olarak bilinirdi, hele engizitörler en gaddarlarıydı.

 

“Lütfen bağışlayın, efendim! İşin doğrusu şu anda Dev Hayalet Şehrindeki hiçbir dükkânda ruh yok. Hepsini tüketmiş durumdayız…”

 


“Tükettiniz mi?” derken kaşları çatılan Bai Xiaochun’un öfkesi dinmeye başlamıştı.



“Evet, öyle. Üç büyük klan son zamanlarda yeraltı imparatorunun halefliği meselesinden ötürü ruh biriktiriyor… Acil bir ihtiyacınız varsa, efendim, pek fazla olmasa da sağda solda biraz ruhumuz var.” Kollarını gergin bir şekilde kavuşturan görevli çabucak arkaya geçerek erişilebilir haldeki ruhları toparladı. Şeytan Hapishanesinden gelen bu kişiyi gücendirmek istemediği, bir an önce yoluna göndermeyi dilediği ortadaydı.


“Ne zorbalık ama!” diye düşünüyordu Bai Xiaochun. “Yeraltı imparatorunun halefi olacaklar diye tüm ruhları aldıklarına inanamıyorum.” Yeraltı imparatorunun halefliği gibi henüz uzak olan bir meselenin şimdiden kendisini kötü etkileyebileceğini hiç düşünemezdi.



Ateş yaratmak giderek daha da çok ruh gerektirecek ve Dev Hayalet Şehrindeki ruhların hemen hemen tamamının satılmış olması işleri oldukça zorlaştıracaktı.



“Ee, şimdi ne yapacağım? Üç büyük klan çığırından çıkmış! Sanırım Bai Klanında daha büyük bir temizlik yapmalıydım.” İç çekerek tüm umutlarının Zhou Yixing’te ve sorguladığı mahkumlarla ilgili verdiği bilgilerden elde etmiş olduğu ruhlarda olduğunu fark etti.



Bai Xiaochun bu duruma kafa yorarken satış görevlisi elinde bir ruh istifleyen pagodayla dönmüştü. Ardından eğilerek, “Efendim, burada 100,000 kadar ruh var. Gerçekten elimizdeki ruhlar bundan ibaret.” dedi.



Bai Xiaochun ruh istifleyen pagodayı tarayarak gerçekten de aradığının çok altında ruhla karşı karşıya olduğunu teyit etti. Yine de hiç yoktan iyiydi. Tam başıyla onay verip ruhların bedelini ödeyecekken dükkânın girişinden sıkkın bir ses işitildi.



“O ruhları ben alıyorum.” Ruh ipeği gibi görünen pahalı kıyafetler giyen iki genç adam dükkâna girmişti. Cüppeleri büyülü hazineler misali ışıldıyordu ve yakından bakıldığı takdirde yedi kat ruh güçlendirme geçirdiklerini anlatan dizaynları görmek de mümkündü.

 


Ruh güçlendirme Yaban Arazilerde daha yaygın olsa da başarı oranları Cennetkarışı arazilerinden farksızdı. Ruh güçlendirme seviyesi arttıkça başarısızlık ihtimali de yükseliyordu.



Başarısızlık nesne ve malzemelerin tamamen yok olmasına sebep olur, bu da çok katlı ruh güçlendirme geçirmiş tüm nesnelerin göklere meydan okuyan bir şans gerektirdiğini anlatırdı.



İki genç adam da Kuruluş Kadrosunun büyük çemberindeydi ve büyülü kıyafetleri, sıradan yetişimciler olmadıklarını rahatlıkla gözler önüne seriyordu. Yanlarında da çoğu Kuruluş Kadrosunda olan sekiz orta yaşlı yetişimci bulunuyordu. İkisininse Öz Formasyon yetişimi taşıdığı barizdi!



Sekiz kişilik grubun onları hizmetkarları gibi taşıyor oluşu iki genç adamın daha da üstün görünmesine yol açıyordu.


Bai Xiaochun iki genç adamın giyim kuşamına bakmış, dükkandaki diğer şahısların iç çekişlerini işitebilmişti. Satış görevlisinin suratınaysa az önce Bai Xiaochun’un karşısında takındığından daha da kibar bir ifade yerleşmişti. Aceleyle koşturarak, “Hoş geldiniz, Prens Chen, Prens Cai.” dedi.



“O ruhları bana ver.”
diyen genç adam, satış görevlisinin Prens Cai dediği kişiydi. Genç adam nispeten sakin bir ses tonu kullanmış olsa da gözlerindeki bakış kendisini Bai Xiaochun’dan çok daha üstün gördüğünün kanıtıydı. Bu sırada hizmetkarlarından biri elinde bir çantayla ruh istifleyen pagodayı almak için aceleyle öne çıktı.



Tabii ki Bai Xiaochun’un bunu öylece kabullenmesine imkân yoktu.  

 


“Orada dur bakalım.” dedi öfkeyle. “O ruhları ben alıyorum!”



İki genç adam soğuk bakışlarla karşılık verdi, onun Öz Formasyonda olduğunu hemen anlamışlardı. Fakat ne bunu umursamış ne de Bai Hao’nun Bai Klanından olduğunu fark etmişlerdi.



“Biz iki katını ödeyeceğiz.”
dedi Prens Cai. Sonra da bariz bir sıkkınlıkla Prens Chen’i de yanına alarak arkasını döndü.



Bai Xiaochun bilhassa satış görevlisinin bu manzaradan keyif almış şekilde göz ucuyla baktığını fark ettiğinden kendisini bir hayli aşağılanmış hissetmişti. Öfkesi kabararak bir adım öne çıktı ve yüksek sesle, “Ben üç katını ödeyeceğim!” dedi.



Dışarı çıkmış olan Prens Cai ise tekrar önünü dönmeye dahi tenezzül etmeden, “Ben orijinal bedelinin on katını ödeyeceğim!” dedi.



Bu iki adam Chen ve Cai Klanlarının direkt soylarındandı ve görevlerinin Dev Hayalet Şehri dükkanlarındaki ruhları temizlemek olduğu aşikardı. 100,000 ruh pek büyük bir değer ifade etmese de klan kıdemlilerinin talimatları son derece netti. Olabildiğince çok ruh toplamaları gerekliydi!



Bai Xiaochun giderek daha da öfkeleniyordu. Biri suratına bir para yığınıyla tokat atıyordu adeta! Fakat tam konuşmaya devam edecekken çantasındaki iletişim kâğıdı titreşmeye başladı. Onu ilahi hisleriyle taradıktan sonraysa Zhou Yixing’in tedirgin mesajını işitti.



“Ustam, ışınlanma portalının hemen doğusundayım! Biri beni öldürüp senin için topladığım ruhları çalmaya çalışıyor. Yardım et!!!”

 

#Yine zengin ve şımarık genç adam profilleriyle karşı karşıyayız. Ama bizimki onlara dersini verme fırsatı bulamadı. Çünkü takipçisinin canı tehlikede! 
Ve şehirde ruh bulamayışı da geçen bölümdeki ruh toplama endişesini iyice arttırıyor. Öyleyse bakalım bu sorunlar nasıl çözülecek ve Zhou Yixing'e saldıran kim, hadi okumaya devam!






Giriş Yap

Site İstatistikleri

  • 18208 Üye Sayısı
  • 791 Seri Sayısı
  • 37530 Bölüm Sayısı


creator
manga tr