Bölüm 623 : Gerçeklerle Yüzleşme

avatar
1204 2

A Will Eternal - Bölüm 623 : Gerçeklerle Yüzleşme


Çevirmen : Clumsy 

 

Sun Peng Bai Xiaochun’u 9. takıma atamış, sonra da Dük Ölümtellalı ve Li Xu gibi aceleyle ortadan kaybolmuştu.



9. takımın kaptanı, Müdür Yardımcısı Sun Peng’i pek sık görmezdi fakat adamın doğrudan üstü olması gereği Bai Xiaochun’un statüsüyle ilgili söylenmemiş mesajı çabucak almıştı.

 

Kaptan kırklı yaşlarda görünen iriyarı bir adamdı. Karşısındaki masumane genç adamın son zamanlarda ünlenen Bai Klanı asisi olduğunu anında anlamış ve ona özel ilgi göstermesi gerektiğini fark etmişti. Hatta komutası altındaki gardiyanlara onun kim olduğuyla ilgili birer mesaj aktarmıştı.

 

Bai Xiaochun kaptanın ve diğer 9. takım gardiyanlarının onlara gülümseyerek ismini söylerken verdiği tepkileri görebilmişti. Onu baştan aşağı ölçüp biçmişlerdi ve fazlasıyla soğuk denilemeseler de sıcak oldukları, onu hoş karşıladıkları da söylenemezdi. Bai Hao son zamanlarda favori bir sohbet konusu halini almıştı ve bu yüzden hepsinin ona yönelik bir izlenimi vardı. Onun klanına ihanet eden gaddar biri olduğu ve kışkırtılmaması gerektiğini biliyorlardı. Gerçi onu bizzat görünce söylentilerle bağdaştırmaları zor olmuştu.


9. takım Bai Xiaochun’un varışından önce on bir kişiden oluşmaktaydı: on gardiyan ve kaptan. Ama şimdi sayıları on ikiye çıkmıştı. İçlerinde kadın yoktu, hepsi orta yaşlı, Öz Formasyon yetişimli erkeklerdi.

 

Böyle düşük rütbeli gardiyanların bile bu kadar güçlü olması da Şeytan Hapishanesinin ne kadar önemli olduğunun bir göstergesiydi.

 

Grubun kendisini pek de hoş karşılamadığını gören Bai Xiaochun birazcık tuhaf hissetmişti. 

 

Ortamı rahatlatmak isteyen kaptansa onu kışladaki yerine atayarak, “Neden birazcık dinlenmiyorsun, Bai Hao?” dedi. “Doğrusu biz burada, Şeytan Hapishanesinde pek meşgul olmayız. Takım şimdilik senin hakkında pek bir şey bilmiyor ama daha sonra birbirinizi tanımanız için bolca vaktiniz olacak.” Bu sözlerin ardından oradan ayrıldı. Onun gözünde durum pek de karmaşık değildi. Başından atamayacağın kötücül bir katille karşılaşırsan yapılacak en iyi şey onunla iyi anlaşmaya çalışmak ama çok yakınlaşmamak olurdu. Ona çok soğuk davranmamaya da dikkat etmek gerekirdi.

 

Bai Xiaochun’un kaptanla ilgili izlenimi şimdiden iyiydi. Hiç değilse Dük Ölümtellalı ve Li Xu’dan iyi olduğu kesindi.

 

Ona ayrılan yaşam alanı pek büyük değildi, tek bir yatak ve sandalyeden oluşmaktaydı. Basit bir odaydı ama taş kaplumbağa heykeline bağlandığı büyü formasyonu sayesinde sıra dışı bir defansif kapasiteye sahipti.

 

Bir müddet etrafına bakan Xiaochun bağdaş kurup oturarak kaşlarını çattı.

 

“Ai. Kaderin cilvesi ne acımasız. İşte buradayım, bir gardiyanım…” 

 

Son iki günde yaşananlar oldukça karmaşıktı. Bai Klanı başpapazının saldırısına uğramış, Dük Ölümtellalı ortaya çıkmış, ışınlanma portalı planı suya düşmüştü. Ve şimdi de bir hapishane gardiyanıydı.



“Ah, neyse ne. Gardiyansam gardiyanım. Şu an için en önemli şey güvende kalmam… Ayrıca takımla da iyi geçinmem lazım… Kendimi onlara sevdirebilirsem muhtemelen ileride bana çok yardımları dokunacaktır.

 

“Dev Hayalet Kralın beni neden kurtardığını hala bilmiyorum ama hiç değilse bayağı güvendeyim. Gerçi ne kadar sürecek kim bilir…” İç çekerek düşüncelerini deva ruhlarına çevirdi ve öfkeli bir şekilde dişlerini sıktı.

 

“Hepsi o Nine Al-Toprağın suçu!! Ve Chen Hetian’ın!! Aman neyse. Portal meselesini unutsam iyi olur. En iyisi yetişim basamağımı arttırıp Büyük Sete dönmenin başka bir yolunu bulmak… Şimdiden dört deva ruhu klonum var. Tek yapmam gereken metal tipi bir deva ruhu bulmak, sonrasında Cennet-Daosu Ruhun Başlangıcına geçebileceğim!” Aslına bakarsanız Bai Xiaochun son derece gergindi. Uçurumun kenarında yürümek gibiydi; tek bir yanlış adım felaket bir düşüşe yol açabilirdi.

 

Ama yapabileceği bir şey yoktu. Işınlanma portalı bir seçenek olmaktan çıkmıştı, bu yüzden Cennet-Daosu Ruhun Başlangıcı fikrinden vazgeçmedikçe geriye yaşayacak bini birazcık aşkın yılı kalıyor demekti. Yani bu senaryoda sonsuza dek yaşama hayali imkansız olacaktı.

 

Sonsuza dek yaşamak istiyorsa o uçurumun kenarında yürümek zorundaydı. Evine dönmek istiyorsa da dişlerini sıkıp devam etmeliydi.

 

Açıkçası bugüne dek yetişim süreci hep sorunsuz ilerlemişti. Ruh Akımı Tarikatında da Nehre Meydan Okuyan Tarikatta da Yıldızlı Gök Dao Polarite Tarikatında da Büyük Sette de bu şekildeydi. Yaban Arazilerdeki mezar odasına girdikten sonraysa en sonunda ensesinde ölümün gölgesi büyüyerek yerinde saymanın ne demek olduğunu öğrenmişti.

 

“O metal tipi deva ruhunu elde edince… Bir daha canımı asla bu şekilde riske atmayacağım!” Doğrusu öylesine endişeliydi ki ağlamasına ramak kalmıştı. Bu dünyada o deva ruhundan çok istediği bir şey yok denilebilirdi.

 

“Peki o deva ruhunu nerden bulacağım? Ayrıca metal tipi olmak zorunda.

“Dev Hayalet Kral bir yarı tanrı, yani muhtemelen onda bir tane vardır… ama… onu nasıl elime geçireceğim ki?” Yumruklarını sıkarak kafasını zorluyor lakin herhangi bir fikir üretemiyordu.

 

“Dev Hayalet Şehri hakkında biraz bilgim var ama kesinlikle yeterli değil. Deva ruhları konusunda da Dev Hayalet Kralın beni neden kurtardığıyla ilgili de daha çok bilgi toplamalıyım…” Bu düşünceyle bir yeşim kağıt çıkartarak Zhou Yixing ve Li Feng’e mesaj gönderdi.

 

Söylediği ilk şey onu kararlaştırdıkları konumda beklememeleri, Dev Hayalet Şehrine dönmeleriydi. İkincisi olaraksa Li Feng’den Dev Hayalet Şehriyle ilgili detaylı bilgi talep etmişti.

 

Li Feng’in detaylı bilgilerle karşılık vermesi çok sürmedi. Bu bilgileri alan Bai Xiaochun’un gözleri irileşmiş, kalbi küt küt atmaya başlamıştı.

 

“Beş deva…”

 

Dev Hayalet Şehrinin en güçlü kişisi yarı tanrı göksel kraldı. Onun altında beş dük ve on markiz vardı. Düklerin hepsi devaydı, markizlerse Deva Alemine yarı yarıya girmiş durumdaydı.

 

Bu beş devanın üçü, üç büyük klanın başpapazlarıydı. Diğer ikisiyse Dük Ölümtellalı ve Dük Cehennemdi!

 

On markiz Dev Hayalet Şehrine konuşlanan on orduya liderlik ediyordu ve bu kişiler kraliyet tahtıyla yakından bağlantılıydı. Her biri son derece önemli insanlardı.

 

Bai Xiaochun üç büyük klanın başpapazlarının da teknik olarak Dev Hayalet Kralın astları olduğunu ve kendilerine has topluluklar oluşturduklarını öğrenmişti.

“Sonuçta Dev Hayalet Kral bir yarı tanrı, yani hepsini elinin tersiyle rahatlıkla öldürebilir.” Bai Xiaochun’a kalırsa bu işte bir bit yeniği vardı. Ama Li Feng daha fazla detay sunamamıştı, bunlar da sağdan soldan öğrendiği şeylerdi.

 

“Belki de Dev Hayalet Kral beni Bai Klanının tavrını test etmek istediği için kurtarmıştır? Ama buna neden ihtiyaç duysun ki? Sonuçta adam bir yarı tanrı…” Durumu ne kadar analiz ederse etsin eline geçen tek şey daha fazla soru oluyordu.

 

Karmaşık işlerdi ve elinde çok az bilgi olması da iyi bir çıkarım yapmasını zorlaştırıyordu. Yine de üç büyük klanın Dev Hayalet Kralla muhalif bir ilişki yürütmelerine yol açan bir kozları olduğunu düşünüyordu.

 

Muhtemelen Dev Hayalet Kral da bu durumdan pek memnun değildi.

 

“Kabaca da olsa durum budur diye düşünüyorum. Dev Hayalet Kral üç klanla eşit muamele görmekten hoşlanmıyorsa burada, Dev Hayalet Şehrinde kalmam daha iyidir herhalde…

 

“Özetle bir an önce, işler tehlikeli hale gelmeden metal tipi bir deva ruhu bulmalıyım. Sonra rahatça kaçabilirim.” Hayattaki şansı karşısında suratı asılmıştı, odaklanabilmek adına derin bir nefes aldıktan sonraysa on üç renkli ateşle ilgili kehanet çalışmalarına başlamak adına gözlerini kapattı.

 

On üç renkli ateş formülü on iki renkliden tamamen farklıydı. İlahi his konusundaki gereklilikleri bile aynı değildi ve Bai Klanındaki deva ruhunu almadan önce bu gereklilikleri yerine getirmesine imkân yoktu.

 

Ama dördüncü klonuyla ilahi hisleri iyice gelişmişti. Bu sayede Bai Hao’nun on üç renkli ateş araştırmalarını kullanabilme konusunda kendisine güveniyordu… Hatta emin olmasa da on dört renge dek ulaşabileceğini düşünüyordu.


O kehanetlerle boğuşur ve aydınlanma ararken gece olaysız şekilde sona ermişti.

 

Şeytan Hapishanesinden güneşi veya ayı görmek mümkün olmasa da hapishaneyi koruyan büyü formasyonu gereği gün ve gece evreleri normal şekilde ilerliyordu.

 

Dışarıda gece yerini güne bırakırken Bai Xiaochun hala işiyle boğuşmaktaydı ve bu değişimi fark etmemişti.

 

Böylece göz açıp kapayıncaya dek üç gün geride kaldı.

 

Bu üç günde hiç kimse onu rahatsız etmemişti. Dördüncü günün şafağındaysa odanın dışından kulaklarına ulaşan bir sesle gözleri açıldı. 


“Bai Hao, bugün devriye görevi 9. takımda. Herkes seni bekliyor.”
Bu gelen kaptanın sesiydi ve son derece ciddiydi.

 

“Bu ilk devriye görevin olacağı için D Bloğunda tuttuğumuz mahkumları görmen adına da iyi bir fırsat olacak.”

 

 #Bizimki hapishanede çok yoğun olmayacak gibi görünüyor. İlk üç gününü rahat rahat ateş yaratma meselesine harcayabildi. Şimdiyse ilk devriye vakti! Burası Yaban Araziler olduğu için acaba Büyük Set tarafından tanıdığımız birileri burda hapis olabilir mi diye düşünmedim değil. Ama aklıma herhangi biri gelmiyor. Her halükarda bizi ilginç şeyler bekliyor olmalı, ee hapishane gibi bir ortamdan olaysız ayrılacağımızı düşünmüyoruz herhalde! 
Öyleyse okumaya devam!






Giriş Yap

Site İstatistikleri

  • 18149 Üye Sayısı
  • 791 Seri Sayısı
  • 37429 Bölüm Sayısı


creator
manga tr