Bölüm 617 : Başpapaz Geliyor

avatar
1205 0

A Will Eternal - Bölüm 617 : Başpapaz Geliyor


Çevirmen : Clumsy 

 

Bu esnada Bai Klanına sessizlik hakimdi. Bai Hao meselesi son günlerde bir kriz halini almıştı.


Yayılan tüm o dedikodulardan ötürü bütün klan değişken hislere kapılmaktaydı. Bai Hao klana ihanet etmiş, Bai Qi’yi öldürmüş, deva ruhunu çalmış, klan şefini rehin almış ve peşine takılan pek çok direkt soy üyesini öldürmüştü.


Klandaki herkesin, bilhassa da liderliğin yüksek mevkilerindekilerin kalpleri küt küt atıyordu. Herkes farklı fikirlere sahipti ve yan soy fertlerinin pek çoğu bu meseleyi direkt soyun aleyhine kullanmaya çalışıyordu.



“Bai Hao Bai Klanının gerçek yıldızı. Direkt soyunuz onu bir hain olmaya zorladı!!”



“O göklerin gerçek bir seçilmişi! Hala klanda olsaydı Ruhun Başlangıcına geçer ve klanımızı yepyeni yüksekliklere ulaştırırdı!”



Bu tarz konuşmalar giderek yaygınlaşıyordu. Bai Hao ihtişam kazandıkça direkt soy için işler çirkinleşiyor, onu öldürme istekleri artıyordu. Ne yazık ki şu anda yapabilecekleri hiçbir şey yoktu.


O şimdiden Ruhun Başlangıcının ortasındaki kıdemlilerin bir kısmını öldürmüşken ellerinden ne gelirdi ki? Ruhun Başlangıcının son evrelerinden kıdemliler de onu rehin almaya çalışmış ama başaran olmamıştı. Direkt soy… tam bir bozguna uğruyordu.



Adalet İşleri ve Disiplin Kurulu ulu kıdemlileri direkt soya ait değildi ve başpapazın emirlerine uyup Bai Hao arayışına birilerini göndermiş olsalar da onu yakalamaktaki başarısızlıkların… gerçekten de direkt soyun kabahati olduğu ortadaydı.


Klanın durumuna bakan Madam Cai’nin kalbi çaresizlik ve acı doluydu. Zamanında Bai Hao gibi değersiz birinin böyle bir kargaşa doğurabileceğine asla ihtimal vermezdi.



Oğlu öldürülmüş, kocası rehin alınmış ve kalbi adeta paramparça olmuştu. Tabii Bai Hao’ya yönelik nefreti tarifsiz bir boyuta ulaşmıştı.


Klanda bir deva başpapazı olmasa şimdiye savaş çıkması işten bile değildi. Bu yüzden tüm çatışmalar sahne arkasında yaşanmaktaydı.


En önemlisi deva başpapaz henüz bu meseleyle ilgili fikrini beyan etmemişti. Yan soylar… deva başpapazın kimin tarafında olacağını merakla bekliyordu. Bu onlara çok şey anlatacaktı. Fakat başpapaz şimdilik klanda olup bitenlerle ilgilenmiyordu.



Hatta klan şefinin rehin alınmış olması bile umurunda değildi. Klan ayakta durduğu sürece onun için hava hoştu. En kötü ihtimalle yeni bir klan şefi seçer, olur biterdi.



Onun aklındaki esas şey Bai Hao’ydu!!


“Ne işe yaramaz bir topluluk! Koca klan harekete geçti ama kimse Bai Hao’yu geri getiremiyor, gerçekten inanamıyorum!” Başpapaz gözlerinde beliren kararlılıkla yeraltı odasında oturmaktaydı.



“Beklemeye devam edemem. İşler çok uzar ve Dev Hayalet Kral araya girerse önemli bir fırsattan olurum… Sanırım riske girmek zorundayım!” deyip dişlerini sıkarak ayağa kalktı.



Yedi titreşen mumun yeşil alevlerine çevrili gözlerinde derin ve akıl sır ermez bir şeyler mevcuttu. Bir müddet sonra derin bir nefes alarak bir adım öne çıktı.



O tek adımı içerisinde bulunduğu odada bir rüzgâr doğurdu ve yedi mumun alevleri dans ederek sönmeye başladı…



Başpapaz mumların yarattığı büyü formasyonunun ardına hiç tereddütsüz geçince de tüm alevler… sönüp gitti!



Bu noktada başpapazın içerisinde, kemikleri birbirine sürtüyormuş gibi çatırdama sesleri yükselmeye başladı. Sonra da bedenindeki tüm o pörsüme belirtilerinin ortadan kalkışıyla orta yaşlı bir adama çevrildi.


Şok edici yetişim basamağı dalgalanmaları yayıyor, gözleri şimşekler gibi ışıldıyordu. Göklerin iradesini temsil ediyormuş gibi bir duruşu vardı.



“Yedi Hayat-Kilitleyen Mumum ömrümü kilitleyip daha uzun süre yaşamama yardımcı olabilir… Ne yazık ki onları yalnızca bir kez kullanma şansım var. Bai Hao… beni hayal kırıklığına uğratmasan iyi edersin!” Gözleri engin bir kötülükle ışıldayan adam, önündeki havada bir yırtık açıp içerisine adımını atarak ortadan kayboldu.



Tam da o anda Bai Klanı göğü bir gök gürültüsüyle sarsıldı…


Bai Klanından oldukça uzaklarda, Bai Xiaochun havada hızla ilerlemekteydi. Son zamanlarda bir sürü Bai Klanı üyesi öldürmüştü. Kendisi onlara saldırma inisiyatifi almıyordu fakat onlar etrafını sarıp onu pusuya düşürme konusunda ısrarcı oluyordu.



Karşılık verdiğinde de onları öldürmek zorunda kalıyordu. Şu ana dek üç klan kıdemlisi bile öldürmüştü. Artık Dev Hayalet Şehri topraklarının sınırına ulaşmış durumdaydı.


An itibariyle suratı kıpkırmızıydı, bir yandan uçuyor, bir yandan da iki elli büyü hareketleri gerçekleştirerek kendisini tokatlıyordu. Bu, Yıldızlı Gök Dao Polarite Tarikatında öğrendiği bir gizli büyüydü ve mühürleri kaldırma konusunda faydalıydı.



Kişinin qi ve kanının gücü kullanarak içerisindeki tüm mühürleri kaldırması mümkündü ve Bai Xiaochun şimdilik iyi gidiyordu ama mühürlerin gücü kritik bir faktördü. Güçsüz mühürlerden kurtulmak kolay olabilirdi ama güçlü oldukları takdirde bu süreç yıllar alabilirdi.



Diğer bir faktör de kişinin kendi qi ve kanının gücüydü.



Neyse ki Bai Xiaochun oldukça güçlü bir qi ve kana sahipti. Bu gizli büyü üzerindeki birkaç günlük çalışma etkisini göstermeye başlamıştı. Dev Hayalet Şehri sınırlarına çok yaklaştığı bir noktadaysa ansızın duraksadı ve bir ağız dolusu kan kustu.



Bu kan kırmızı değil, kahverengiydi. Ve ağzından çıkışıyla birlikte havada bir kafa şekli oluşmuş, içerisinde de Bai Klanı deva başpapazının suratı belirmişti. Bai Xiaochun’a hain bakışlar atan bu surat bir müddet sonra ortadan kayboldu.



Bai Xiaochun ise dudaklarında kalan kanı silerek uzunca bir iç çekti. En sonunda kendisini tamamen özgür ve temiz hissediyordu.


“Çok şükür içimdeki şu lanet olasıca mühürden kurtuldum!” dedikten sonra iyice rahatlamış, hatta canlanmış bir şekilde yeniden harekete geçti.


“En fazla dört saate çöle geçerim. Ve Bai Klanı… o mühürden kurtulmuşken beni orada asla bulamaz!”



İlerlerken çantasından Bai Hao’nun notlarını çıkartmış ve çalışmaya başlamıştı. Bu notlar Bai Hao’nun ömürlük çalışmalarıydı ve hem ruhlarla çok renkli ateşler hakkında detaylı bilgiler hem de kehanet tekniğinin bütününü içermekteydi.


Bai Xiaochun son birkaç günde bu bilgiler üzerine çokça çalışmış ve her defasında faydasını görmüştü. Aynı zamanda Bai Hao’nun öldürülmüş oluşu yüzünden de iç çekip durmuştu.



“Bu çocuk inanılmaz yetenekliymiş. Yaşasaydı çırağım olarak kehanetleriyle bana doğrudan yardımcı olabilirdi. Formülleri bulmak için hiçbir yere gitmeme gerek kalmazdı. Birlikte halledebilirdik.”
Bu düşüncelerle iç çekerek hızlandı.



Bai Xiaochun’un en sonunda mührü kaldırdığı vakitlerde uzaklardaki bir ruh gemisinde sıradan bir Ruhun Başlangıç yetişimcisi uçmaktaydı. Yaşlı adamın suratı ansızın asılmış ve hareketi kesilmişti.


Bu adam Xiaochun’u kovalayan, Ruhun Başlangıcının son evresinde, yaşlı bir direkt soy üyesiydi. Doğrusu Bai Xiaochun’u yakalama ümidi olan son direkt soy üyesi de oydu. Fakat az önce onun peşine düşmesini sağlayan mühür bir anda ortadan kaybolmuştu.



Yaban Araziler devasaydı ve mühür olmadan onu bulmak imkânsız sayılırdı. Yaşlı adam ilerlemekte olduğu yönde olabildiğince hızlı şekilde uçmaya devam etmekteydi ama Bai Xiaochun’un öylece yakalanmayı bekleyecek kadar aptal olduğuna dair umudu yoktu.



Yaşlı Ruhun Başlangıç yetişimcisi kısa bir sürede mührün var olduğu son noktaya ulaşmış, etrafına bakmış ama hiçbir şey bulamamıştı. Ayrıca Bai Xiaochun’un hangi yöne doğru ilerlediğine dair bir belirti de görünmüyordu.


“Batıda çöl var. Kuzeyde Ezeli Frijit Nehri. Doğudaysa imparatorluk şehri… Bai Hao hangi yöne gitmiş olabilir…?”


Deva başpapazsa uzaklarda fazlasıyla kasvetli bir ifadeyle uçmaktaydı.



“Mührümü silmiş olmanın önemi yok. Devalar… senin hayal gücünün ötesinde şeylere kadir! Seni bulamayacağım bir yere kaçman mümkün değil!” diyen adamın sağ eli bir büyü hareketiyle hareketlendi, ardından parmağını sallayarak bedenini hatırı sayılır ölçüde yaşlandırdı. Ama aynı zamanda önünde dalgalanmalar yarattı ve o dalgalanmalar hızlıca bir ekran şekline büründü.



Sonra da içerisinde uçsuz bucaksız arazilerin göründüğü ekrana adımını attı. Bir an sonra o araziye girmişti, oraya girdiğinde aynı metodu tekrarladı. Ve sonra bir kez daha...


Üçüncü seferde karşısına gelen manzara, hızla ilerlemekte olan Bai Xiaochun’u da içinde barındırmaktaydı!



“Hiç yavaş sayılmaz… gerçekten de senden bekleneni veriyorsun!” Diyerek sırıtan deva başpapaz böylece ekrana adımını attı!

 

#Haydaa! Hem Bai Klanının deva başpapazı peşimize düştü hem de Dev Hayalet Kralın gönderdiği adam. Peki bizimkinin ikisiyle de baş etmesi mümkün olabilir mi? Yoksa içlerinden birini mi tercih edecek? İkisinden de kurtulup kendi yoluna gitmesiyse bana biraz zor görünüyor ama söz konusu bizimkiyken her şey mümkün. Öyleyse okumaya devam!

 






Giriş Yap

Site İstatistikleri

  • 18279 Üye Sayısı
  • 791 Seri Sayısı
  • 37538 Bölüm Sayısı


creator
manga tr