Bölüm 601 : Seç Bakalım, Beşinci Genç Leydi

avatar
1319 0

A Will Eternal - Bölüm 601 : Seç Bakalım, Beşinci Genç Leydi


Çevirmen : Clumsy 

 

Üç kişilik grup atasal dağa yaklaştıkça üzerlerine çöken baskı artıyordu. Bu, Kuruluş Kadrosu üyeleri üzerinde hatırı sayılır etkiler doğuracak tipte bir baskıydı; yalnızca Öz Formasyon üyeleri bunu göz ardı edebilirdi.



Doğal olarak en kuvvetli baskı zirvedeydi ve Bai Xiaochun’un tahminlerine göre oraya ancak Öz Formasyon sonundakiler ulaşabilirdi.


Lakin beşinci genç leydi öne geçmiş, onun güçsüzlüğünü dikkate alarak üzerindeki baskıyı azaltmak adına kendi yetişim basamağını kullanmaya başlamıştı. Etkilenen Bai Xiaochun ise onu takip ediyor, bir yandan da hem onunla hem de Bai Lei’yle sohbet ediyordu.


Çok geçmeden dağın eteklerine ulaşarak önlerinde uzanan pek çok yoldan birini seçtiler. Tırmanmaya başladıkça baskı yoğunlaşıyordu. Arada bir de diğer Kuruluş Kadrosu klan üyelerine denk geliyorlardı ve bu kişilerin her biri tehlikeli kısıtlayıcı büyülerden kaçınmaya özen göstererek ter döküyordu.


Beşinci genç leydinin yardımı sayesinde Bai Xiaochun diğer Kuruluş Kadrosu yetişimcilerine nazaran çok daha hızlı ilerleyebiliyordu… Tabii ki onun yardımı olmasa da baskının hiçbir etkisini görmezdi. Hatta bırakın aşağıları, zirvedeki baskı bile ona sorun yaratmazdı.



Yine de beşinci genç leydinin nezaketinden ötürü baskı karşısında zorlanırmış gibi görünmek için elinden geleni yapıyor, hatta arada bir kesik nefesler alıyor ve hırıldıyordu.  


Neticede atasal arazinin dışındakiler de kendisini izliyordu, bu yüzden rolünü sürdürmekten başka şansı yoktu. Yine de arada bir bakışlarını zirveye doğru ilerleyen Bai Qi ve grubuna çeviriyor, ışıl ışıl gözlerle oraya ulaşmasının ne kadar süreceğini hesaplamaya çalışıyordu.


Bu sırada onun kime baktığını fark eden Bai Lei gözleri titreşerek, kısık bir sesle, “Küçük Kardeş Hao, beni dinle… o Bai Qi kışkırtmayı göze alabileceğin biri değil.” dedi.


Bai Xiaochun ona döndü. Ve suratına öfkeli bir ifade yerleştirerek, “Ehh, beni gerçekten öldürecek değildir, haksız mıyım?!” dedi.


Bai Lei iç çekti. “Anlamıyor musun, Küçük Kardeş Hao? Klan deva ruhunun Bai Qi’nin olması için ayarlamalarını yaptı, bu da başpapazın onu ne kadar sevdiğini gösteriyor. Dünkü gibi işler çevirmeye devam edersen korkarım ki… kendini öldürteceksin.”



Bai Lei’nin suratında ciddi bir ifade olsa da içten içe gülüyordu. Ona kalırsa Bai Hao dünkü keskin sözlerine rağmen hala bir çocuktu.



“Beni dinle, tamam mı?” diye devam etti. “Bundan böyle Adalet İşleri ulu kıdemlisinin dibinden ayrılma. Yanında o varken Bai Qi sana karşı bir hamle yapamaz, hiç değilse rahatlıkla…”


Bai Xiaochun gözlerini birkaç kez kırpıştırdı, sonra da meydan okuyucu bir şekilde dişlerini sıktı.



Önlerindeki beşinci genç leydiyse kaşları hafiften çatık bir şekilde dinliyordu. Bai Lei’nin sözleri kulağa endişesini dile getiriyor gibi gelse de daha ziyade Bai Hao ve Bai Qi arasındaki uyuşmazlığı lehine kullanmaya çalışıyor gibi görünüyordu. İç çeken kız, aklından Bai Klanındaki herkesin kendini düşündüğünü ve daima dövüşme, münakaşa etmeyle ilgilendiğini geçirdi.



Böyle bir ortamda yaşamak gerçekten tüketiciydi ki kendini yuvasında hissetmeme sebeplerinden biri de buydu. Tekrar iç çekerek şefkat ve üzüntü dolu bir ifadeyle Bai Hao’ya döndü. Klanda düşük bir statüye sahip olması zaten yeterince üzücüydü, bir de en sonunda birazcık kendisini kanıtlayabilmişken biri çıkıp onu manipüle etmeye çalışıyordu.


Bai Lei’nin konuşmaya devam etmek üzere olduğunu gören kız araya girerek, “Hey, şuradaki haleye baksana, Bai Hao. İçindeki bilekliği gördün mü…? Sana çok uygun bir büyülü nesne!” dedi.



Bai Xiaochun içerisinde yeşil bir bileklik görünen kayaya döndü. Yaydığı dalgalanmalar çok güçlü olmasa da Kuruluş Kadrosu başlarındaki biri için faydalı olabileceği barizdi.



Xiaochun kafasını çevirir çevirmez beşinci genç leydi bir büyü hareketiyle parmağını sallayarak yeşil bir ışık huzmesi çıkarttı. Huzme kayaya yaklaşınca da ansızın koruyucu bir ışık kalkanı yayıldı.


Yeşil huzme kalkanı delip geçti, bilekliği çevreledi, sonra da çekerek doğruca beşinci genç leydinin eline ulaştırdı. Ve kız, ona birazcık baktıktan sonra Bai Xiaochun’a teslim etti.


Bai Xiaochun bilekliği aldı, beşinci genç leydiye nazik bir bakış attı, sonra da kollarını kavuşturarak eğildi.



“Teşekkür ederim, Beşinci Genç Leydi.”



“Senin olsun. Olabildiğince korumaya ihtiyacın var. Klanımızda… kimseye güven olmaz.” Melankolik bir görünümle başını salladıktan sonra da tekrar yola koyuldu.



Bai Lei’nin kaşları çatılmış, beşinci genç leydinin müdahalesinden hoşnut kalmamıştı. Fakat kızın yüksek statüsü gereği eninde sonunda klan dışından önemli biriyle evlendirileceği ortadaydı. Muhtemelen bu durumda daha da yüksek bir statüye sahip olacaktı ve bu yüzden hiçbir şey olmamış gibi davranarak havadan sudan sohbetlerini sürdürdü.



Ancak beşinci genç leydinin pek iyi bir ruh halinde olmadığı belliydi, Bai Lei’nin laklaklarına nadiren karşılık veriyordu. Kuruluş Kadrosu için faydalı bir şey bulduğundaysa alıp Bai Xiaochun’a sunuyordu.



İki saatin sonunda Bai Xiaochun sekiz büyülü nesneye, birkaç bin ruha ve hatta birkaç ruh ilacına sahip olmuştu.



Tüm bunlardan bir hayli etkilenmişti. Beşinci genç leydi, Bai Klanında hoşuna giden ikinci kişi olmuştu, en önemlisi ondan bir şey elde etmeye çalışmıyor oluşuydu. Sadece şefkatinden ötürü ona ailesinin bir ferdiymiş gibi davranıyordu.


Fark ettiği başka bir şeyse dağda beşinci genç leydinin elde etmek istediği bir şeyler olduğu ama yetişiminden ötürü bunu yapamadığıydı.


Bai Lei de istediği birkaç şeyi alma inisiyatifinde bulunmuş ama birazcık utanarak bir kısmını Bai Xiaochun’a vermişti.



Bai Xiaochun her şeyi sessizce kabul ediyordu ve grup bu şekilde yaklaşık bir saat kadar ilerlemişti. Artık dağın yarısına ulaşmışlardı, Bai Qi ise çoktan zirveye adımını atmıştı. Dağdaki yolculuğu gayet sorunsuz ilerlemiş, neredeyse hiçbir problemle karşılaşmamıştı.


“Deva ruhu oraya benim için koyuldu!” diyordu Bai Qi kendi kendine. “O benim!” Dağda bu kadar rahat ilerleme sebebi yol boyunca yerleştirilen kısıtlayıcı büyülerle nasıl baş edeceğini gayet iyi bilmesiydi. Babası ona bu bilgileri sağlamış, dolayısıyla zirveye ulaşırken hiç yetişim basamağı gücü ziyan etmesine gerek olmamıştı.


Şu anda bulunduğu noktadan sunağı ve üzerindeki toprak tipi deva ruhunu görebiliyordu. Gözleri beklentiyle ışıldayarak bakışlarını ruhtan ayırmış, onu koruyan kısıtlayıcı büyüye çevirmişti.



Artık geldiğine göre tek yapması gereken yürümek ve kendine ait olanı almaktı!



“Bu son kısıtlayıcı büyü, ayrıca en kuvvetlileri. Yalnızca en güçlü ve en saf kana sahip olan kişi geçebilir… neyse ki hazırlıklı geldim! O deva ruhunu alınca gidip Bai Hao’yu öldürebileceğim!” 


Soğuk bir kahkaha atan Bai Qi işaret parmağında bir kesik açarak kanının bir kısmını kısıtlayıcı büyüye sıçrattı. Aynı anda çantasına vurdu, bir yeşim şişe ezdi ve… bir damla kan belirtti!



Bu kan deva başpapaza aitti ve inanılmaz saftı.



Bai Qi zirveye ulaşıp kısıtlayıcı büyüyle baş ederken dağdaki pek çok klan üyesi karmaşık duygularla onu izlemekteydi. Çoğunluğu kıskanmış ve öfkelenmiş olsa da yapabilecekleri bir şey yoktu.



Atasal arazinin dışında olanları izlemek için toplanan bir kalabalık da söz konusuydu ve suratlarına çeşitli ciddi ifadeler yerleşmişti. Klan şefi kocaman bir gülümseme takınmıştı, klan kıdemlileriyse kayıtsızdı. Sonuçta hepsi bu meselede hemfikir olmuştu ve bu sözüm ona sınavın çoğunlukla şov olduğu ortadaydı.


Aslında Madam Cai’nin hapiste ve cezalandırılmış olması gerekliydi lakin her nedense o da kalabalığın arasındaydı ve yaşananları izlemekteydi.



Onun en yakından takip ettiği kişi Bai Qi değil, Bai Xiaochun’du. Bai Qi’nin kısıtlayıcı büyüyle baş etmekte olduğunu gören Xiaochun, düşünmek için bir müddet duraksamıştı.



Ardından beşinci genç leydiye baktı ve ansızın enerji doldu. Gözleri öncekine nazaran çok daha kuvvetli parlıyordu ve her nedense daha uzun, daha güçlü görünüyordu. Az önce minik bir tepeyken şimdi kocaman bir dağ olmuş gibiydi!! Aksine ayak bastığı atasal dağ ona kıyasla minicik bir tepeydi! Etrafındaki hava bile çarpıklaşmaya başlamış, karadelik misali bir şey oluşmuştu!



“Bana göz kulak olduğun için teşekkürler, Beşinci Genç Leydi,”
dedi Bai Xiaochun. “Nezaketinin karşılığını ödemek isterim. Kabul edersen bana dağda ne arzuladığını söyle, ben de onları senin için getireyim. Seç bakalım.”


Bai Xiaochun’un değişimi öylesine aniydi ki ne beşinci genç leydi ne de Bai Lei tepki verebilmişti.


“Sen…” Bai Lei’nin gözleri irileşmiş ve kalbi küt küt atmaya başlamıştı. Her nedense Bai Xiaochun klanın ulu kıdemlilerinden biri gibi görünmekteydi ve bu tamamıyla şok ediciydi. Hatta gözleri buluştuğunda Bai Lei’nin zihni bulanmıştı.



Beşinci genç leydi soluk soluğaydı, Bai Xiaochun’un az önceki sözleri karşısında tamamıyla afallamış durumdaydı.



Bai Xiaochun ona bakıp bir kez daha, “Eee, Beşinci Genç Leydi, seç hadi!” dedi.



Beşinci genç leydi neler olduğunu anlamış gibi göründü. Ürperdi ve ışıl ışıl gözlerle kahkahayı bastı.



“Madem bu dağdaki herhangi bir şeyi getirebilirsin… öyleyse ne bekliyorsun ki?! Hepsini getir!”



Bai Xiaochun ona uzun uzun baktı, sonra da başını arkaya atıp bir kahkahayla karşılık verdi. “Nasıl istersen!”

 

#Bizimki Bai Qi'nin deva ruhuna çok yaklaştığını görünce bir anda gerçek gücünü sergilemeye başladı. Az sonra çılgın bir şov yapacak gibi görünüyor. Bu arada fettan Madam Cai de gayet özgür bir şekilde gelmiş olanları izliyor. Şu kadından bir intikam alsa da içimin yağları erise yahu artık!
Ben sabırsızlıkla sıradaki bölüme geçiyorum arkadaşlar, orada görüşmek üzere!






Giriş Yap

Site İstatistikleri

  • 18099 Üye Sayısı
  • 789 Seri Sayısı
  • 37357 Bölüm Sayısı


creator
manga tr