Bölüm 600 : Deva Ruhu

avatar
1283 0

A Will Eternal - Bölüm 600 : Deva Ruhu


Çevirmen : Clumsy 

 

Bai Klanı atasal arazisini dışarıdan açmak uzun süreli hazırlıklar gerektiriyordu. Ayrıca uçsuz bucaksız bir kaynağın da kullanılması gerekliydi.



Bu yüzden giriş kısacık bir süre için açık bırakılır, ardından kapanırdı. Ve yalnızca biri içerideki deva ruhunu elde ettiği vakit onun gücüyle atasal araziyi yeniden, tabii bu defa içeriden açabilirdi. Bunu yapmak deva ruhuna negatif bir etkide bulunmayacaktı. Alan bu şekilde mühürlendiği için bu sözüm ona atasal arazi, ruh bedenlerini korumak adına mükemmel bir cep alemi görevi görmekteydi.


Klan şefi atasal arazinin açıldığını resmen ilan ettiği saniyede Bai Qi etrafında direkt soydan düzinelerce akranıyla doğruca taş geçide atıldı.


Gözleri ışıldayan Bai Xiaochun ise heyecanını bastırmak adına derin bir nefes aldı. Gayet iyi bildiği üzere planını işler hale getirmek için tek bir şansı olacaktı.


“İşe yararsa hem deva ruhum olur hem de Bai Hao’nun intikamını alırım…” Dişlerini sıkarak taş geçitteki açıklığa doğru uçmaya başladı.


Gümbürtülerin yankılanışıyla birlikte yüzlerce klan üyesi de aynı şeyi yaptı ve taş geçit arkalarından yavaşça kapandı.



Bu esnada geçit çarpıklaşırken üzerinde atasal araziyi gözler önüne seren ışıltılı bir ekran belirdi!



Zirvesinde görkemli bir hale bulunan yüksek bir dağ net bir şekilde görülüyordu. Ayrıca o zirvedeki sunağı ve sunaktaki… deva ruhunu görmek de mümkündü!



Aslında zirvedeki o hale, deva ruhunun eseriydi!



Dağda daha küçük haleler de mevcuttu ve her biri klan üyelerinin elde edebileceği değerli nesneleri temsil etmekteydi.



Büyülü nesneler, ruh bedenleri, teknikler ve farklı kaynaklar mevcuttu. Her biri yetenekli, güçlü ve şanslı kişiler tarafından alınmayı bekliyordu.



Tabii ki dağda yükseldikçe haleler daha yoğun ve renkli hale geliyor, elde edilebilecek nesnelerin kalitesi artıyordu.



Taş geçidin üzerindeki ekran şimdiden dışarıdaki klan üyelerinin ilgi odağı haline gelmişti ve pek çok figür atasal araziye ışınlanma aşamasındaydı.



Bai Xiaochun’un görüşü bulanıklaşmış, kulakları yoğun gümbürdemelerle dolmuştu. Işınlanma sona erip her şey normale döndüğündeyse kendisini sarp kayalıkların üzerinde buldu.


Gökyüzü menekşe rengi, dört bir yana uzanan arazilerse simsiyahtı. Ayrıca ışıklarıyla tüm dünyayı şafak vaktiymiş gibi gösteren kırmızı bir güneş mevcuttu.



Xiaochun, önünde uzanan dağı ve üzerindeki haleleri görebiliyordu. Dağın muazzam yüksekliği kalbine bir ağırlık çöktüğünü hissettirecek derecede şok ediciydi.



Önceden birazcık araştırma yapmış ve atasal arazinin bu devasa atasal dağı barındırdığını öğrenmişti. Ama kendi gözleriyle şahit olmak bir başkaydı.



“Bu dağ dışarıdaki yer ve gökle bağlantısız görünüyor, adeta… başka bir yerden gelmiş gibi!” Aslında şaşırtıcı bir şekilde bu dağı Düşmüş Kılıç Dünyasına çok benzetmişti. O kılıcın da göğün ötesinden düştüğü söylenmekteydi…



Dağı hızlıca incelerken gözleri zirvedeki haleye ve sunağa takıldı. Cennetkarışı Dharma Gözünü açıp yakından baktığındaysa sunağın üzerinde süzülmekte olan şeyin… bir deva ruhu olduğunu gördü!!



Kumlu topraktan bir tortu gibi görünüyor ve bu da onun toprak tipi bir deva ruhu olduğunu anlatıyordu!



“Hemen şimdi oraya gitsem ne olur ki…?”
Kalbi sabırsızlıkla küt küt atarak bir müddet daha etrafı inceledi, sonra da bu fikri bir kenara attı. Başka biri göremiyor olsa da o, Cennetkarışı Dharma Gözüyle sunağın güçlü bir kısıtlayıcı büyü tarafından korunduğunu görebiliyordu.


O büyü formasyonunda yalnızca Bai Klanı kanına sahip kişilerin geçebilmesine olanak tanıyan bir kan qi’si mevcuttu. Ayrıca özellikle saf ve güçlü bir klan kanı aradığı da ortadaydı.



“Hamlemi yaptığımda vaktim çok kısıtlı olacak. En iyisi başka birinin kısıtlayıcı büyüyü aşıp deva ruhunu almasını beklemek. Sonra da ruhu ondan çalarım, olur biter!”


Bai Xiaochun atasal araziyi ölçüp tartarken ışınlanma gümbürtüleriyle başka Bai Klanı yetişimcileri de atasal araziye giriş yapıyordu. Yüzlerce kişi söz konusuydu ve an itibariyle çoğunun beklenti dolu gözleri dağdaki halelere çevrilmişti.


Bai Xiaochun düşünceli bir şekilde etrafa bakarken ışınlanmalar süregelmiş, en sonunda da giriş kapanmıştı. Yeniden açılması için deva ruhunun gücü gerekliydi. Dışarıdan açılması içinse çokça zaman ve çaba gerekecekti.


“Ehh, iyi.” diye düşünüyordu Bai Xiaochun. “İşler aşağı yukarı beklediğim gibi. Girişin kapanmasınınsa… bana bayağı yardımı dokunacak!



“Atasal araziyle ilgili öğrendiklerime göre klandaki herkesin içeride olanları izlediğini varsayabilirim. Taş geçit aracılığıyla her şeyi görüyorlar… Ehh, bana göre hava hoş. Sanırım hamlemi yaptığımda güzel bir seyirci kitlem olacak, sağlam bir şov sergilesem iyi ederim!”
Nasıl bir yol izleyeceğine karar vermeye çalışırken bir şeyler sezdi ve Bai Qi ile kalabalık bir direkt soy grubunun öldürme güdüsüyle kendisine bakmakta olduğunu fark etti.  


Birazcık gerilse de görünüşüne ayak uydurmayı pek umursamadığı bir yerdeydi. Bu yüzden kaşlarını çatarak Bai Qi’nin pis bakışlarına karşılık verdi.



Bai Qi’nin gözlerindeki soğuk kötülüğü saklaması imkansızdı ve her an uçup üzerine çullanabilecekmiş gibi görünüyordu. Fakat akrabalarından birinin eğilip kulağına fısıldamasıyla birlikte soğuk bir kahkaha patlattı.



“Haklısın. En önemli şey o deva ruhunu almak. Bu sayede çıkışı kontrol edecek ve Bai Hao’nun çıkmasını engelleyebileceğim. Kesinlikle buradan canlı kurtulamayacak!”
Bai Qi tüm bu etkinliğin kendisi için yürütüldüğünü biliyor ve bu yüzden deva ruhunu almadan önce önemsiz meselelerle kendisini yormak istemiyordu. Derin bir nefes alarak arkasını döndü ve peşinde akrabalarıyla dağa yöneldi.



Geri kalan klan üyeleri de tek başlarına veya üç ila beş kişilik gruplarla aynı şeyi yapmaya başladı.



Bai Qi bakışlarını çevirince Bai Xiaochun ömrü boyunca tek bir bakışma yarışmasında bile mağlup edilmediğini düşünerek soğukça homurdandı. “Bana pis bakışlar atan çok insan oldu, Bai Qi. Senin de aralarına katılman umurumda olur mu sanıyorsun...?” 



Ardından gururlu bir şekilde kollarını sırtında kavuşturdu, dağa yönelmeye hazırlandı fakat ansızın arkasından genç bir kadının sesini işitti.



“Bai Hao... Burası kudretli ve tehlikeli bir dağ. Özellikle bazı alanlar çok korkutucudur. Klan üyelerinin çoğu oraları pek tehlikeli bulmasa da… Kuruluş Kadrosu başlarında biri için ölümcül olabilir. Ben bile yol boyunca birtakım zorluklarla karşılaşmayı bekliyorum. Birlikte ilerlemeye ne dersin?” 



Konuşan kişi tatlı sesi ve samimi bakışlarını Bai Xiaochun’a yönlendirmiş olan beşinci genç leydiydi.



Bai Xiaochun yerinde duraksayarak kıza baktı. Bu kız hem klana ilk gelişinde yaşadığı zor durumda yardımcı olmuş hem de önceki günkü seremonide nazik bakışlar atmıştı, bunları unutmuş değildi. Kendisine yardımcı olmak istediği ortadaydı ama arzusunu onurunu korumak için belli belirsiz bir şekilde dile getirmiş, bunu da ikisini aynı ailenin üyeleri gibi gördüğünü göstererek yapmıştı.



Bai Xiaochun bir anlığına tereddüt etti. Kızın iyi niyetine minnettardı ama kendince planları vardı ve peşinde başka biri olması bu planları kolaylaştırmayacaktı. O ne yanıt vereceğini düşünürken ansızın kuvvetli bir kahkaha işitildi, bu kahkahanın sahibiyse Bai Lei’den başkası değildi.


Yaklaşıyor, bir yandan da Bai Xiaochun’u gözlerinde ışıldayan bir samimiyetle baştan aşağı süzüyordu. “Küçük Kardeş Hao’ya yardım etmen ne kadar da hoş, Beşinci Küçük Kız Kardeş. Ehh, sanırım ben de size katılabilirim. Üç kişilik bir takıma ne dersin, Bai Hao?”


Beşinci genç leydi büyüleyici bir gülümseme eşliğinde yanıtladı: “Yanımızda olman tabii ki harika olur, Üçüncü Kardeş. Ama senin hedefin deva ruhu değil miydi?”


Bai Lei iç çekti. “Deva ruhunu unut gitsin. O mesele kapalı kapılar ardında çoktan halledildi. Geri kalanlarımız sadece şov için burada.”



Önceki gece atasal arazi konusunda çok heyecanlıydı. Fakat soyunun kıdemlilerinden deva ruhunun Ruhun Başlangıcına geçmesi adına Bai Qi’ye ayrıldığını söyleyen bir mesaj almıştı. Bai Qi hemen ardından da kendi ruh başlangıcı üzerinde ruh güçlendirmelere başlayacak ve yeraltı imparatorunun halefi olma yarışına katılacaktı. Sonuç olarak Bai Lei, bu gerçeği kabullenmekte pek istekli olmasa da başka bir seçeneği yoktu, bu da moralini düşürmüştü.



Aslında bir bakıma onun için daha iyiydi. Sonuçta kişinin ruh başlangıcına beş kat ruh güçlendirme gerçekleştirmesi çok tehlikeliydi. Bai Qi bu riski almaya razı olabilirdi ama Bai Lei razı değildi, o yüzden pes etmişti.


Neyse ki klan işleri adil kılmak adına ona da bazı özel ödüller verecekti.


Bu sırada hem Bai Lei hem de beşinci genç leydi tarafından ikna edilmeye çalışılan Bai Xiaochun itiraz edemedi. Bai Lei’nin niyetinden pek emin olamasa da beşinci genç leydinin ondan hoşlandığı ve ona yardım etmek istediği ortadaydı. Bai Lei de Bai Qi’yle yarışında yardımı dokunacağı için onunla arkadaş olmak istiyor gibi görünüyordu.



“Ah neyse ne.”
diye düşündü. “Zaten Bai Qi’ye o deva ruhunu alması için vakit tanımam lazım. Bu sırada beşinci genç leydiye nezaketinin karşılığını ödeyebilirim.” Bu düşüncelerle gülümseyerek teklifi kabul etti.

 

#Sonunda meşhur atasal arazimize girişimizi yaptık, deva ruhunun nerede olduğunu da gördük. Şimdi Bai Qi ruhu alana dek oyalanacağız. Bu arada şu ulu kıdemliyi sevmiştim, beşinci genç leydiyi de sevmeye başladım. Acaba bu karakterlerle başka bir iletişimimiz olur mu? Ulu kıdemli zor gibi ama kızdan yana birazcık ümidim var. Bekleyip göreceğiz diyor ve sıradaki bölüme geçiyorum, orada görüşmek üzere!






Giriş Yap

Site İstatistikleri

  • 18146 Üye Sayısı
  • 791 Seri Sayısı
  • 37423 Bölüm Sayısı


creator
manga tr