Bölüm 598 : Daodan Habersiz Vaaz Verme

avatar
1295 0

A Will Eternal - Bölüm 598 : Daodan Habersiz Vaaz Verme


Çevirmen : Clumsy 

 

Bai Xiaochun biraz afallamıştı. Fakat Adalet İşleri ulu kıdemlisi samimi bir şekilde konuşmuştu ve bilgiye aç görünüyordu. Hiçbir kötü niyeti olmadığı, gerçekten de otuz katlı ruh güçlendirmenin sırlarını öğrenmek istediği ortadaydı.



Bai Xiaochun başlangıçta hiçbir şey söylemedi. Hazırlamış olduğu inanılmaz temeli inşa etmek için bir yol aradı. Birazcık gösteriş yapacağı, çoktan yarattığı yüksek profilin üzerine çıkacağı, herkesin kendisine tapıp hayran olacağı bir yol olmalıydı!


Tabii ki hiç kimse suratından bu düşünceleri okuyamıyordu. Ulu kıdemliyse yüksek bir beklentiyle sessizce bekliyordu.


Bai Xiaochun’un yanıtından önce tüm klan onu küçümsüyordu. Ama şimdi bu şekilde düşünmeye cüret edebilen tek bir kişi dahi yoktu. Tüyün kendi dünyası haline gelmesi hakkındaki açıklaması herkesi etkilemiş, sonra da keskin diliyle klan şefini, karısını gözaltına alma emri vermeye mecbur etmişti. Bai Qi ise klandan atılmanın veya öldürülmenin eşiğine gelmişti.



Tüm bunlardan ötürü Bai Hao insanların hatırladığından tamamen farklı bir kişiye dönüşmüştü…



Ayrıca Adalet İşleri ulu kıdemlisinin onu takdir ettiğini de görebiliyorlardı. Böylece Bai Hao’nun kalplerindeki yeri her geçen an kuvvetleniyordu.



Beşinci genç leydinin ona dönük gözlerinde meraklı bir ışıltı mevcuttu. Tabii ki Bai Hao’nun bu çılgınca değişimi onun bir sahtekâr olup olmadığını düşünmesine yol açmıştı. Hatta bu düşüncelerinde yalnız değildi; klan kıdemlileri de aynı şeyi düşünüyordu.



Aynı şey gizli gizli klanın defansif büyü formasyonunu inceleyip onun gerçekten Bai Hao olup olmadığını kontrol eden klan şefi için de geçerliydi!



Büyü formasyonu klandaki herkesin kanlarını derinlemesine analiz edebilirdi, bu sayede bu kişi Bai Hao değil de bir şekilde onu taklit eden başka biriyse formasyon bunu tespit edebilirdi.


Beşinci genç leydi de dahil olmak üzere tüm klan fertleri bunu biliyordu. Bu yüzden kız, zihnindeki sahtekarlık düşüncelerini bir kenara atmış ve Bai Hao’dan gelecek açıklamaları beklemeye başlamıştı.



Aynı şey Bai Hao’yu zamanında küçük gördüğüne tamamıyla ikna olan ve bu ani yükselişini iyi bulan Bai Lei için de geçerliydi.



Tabii klandaki herkes bu konuda mutlu değildi. Direkt soyun üyeleri zehirli bir nefretle dolmuştu, tabii bunu suratlarına yansıtmaya cüret edemiyorlardı. Sonuçta Bai Hao’nun eylemleri Bai Qi ve Madam Cai’yi aşağılamakla kalmamıştı; tüm direkt soy bu aşağılanmadan nasibini almıştı.



Hatta onlara kalırsa Bai Hao da direkt soyun bir parçası olarak kendi soyuna ihanet etmişti!




Yarım tütsülük sürenin ardından Bai Xiaochun bakışlarını kaldırdı, gözleri ışıl ışıldı. Adalet İşleri ulu kıdemlisine baktıktan sonra da kollarını kavuşturarak saygıyla eğildi.



Ulu kıdemlinin ifadesi aydınlanmıştı ve ne söyleyeceğini işitmek için sabırla beklemekteydi. Aynı şey her biri son derece ciddi ifadeler takınan diğer klan kıdemlileri için de geçerliydi.



“Müsaadenizle sorunuzu yanıtlayayım, Ulu Kıdemli. Otuz kat ruh güçlendirmeye dayalı tahminlerim oldukça ihtiyari. Şöyle ki, Astınız oldukça yalnız biri, kız veya erkek kardeşi veyahut arkadaşı yok. Sık sık kendi başıma oturur ve etrafımdaki dünyayla ilgili hayaller kurarım, kendimi koskoca dünyada bir tek ben kalmışım gibi yalnız hissederim…



“Belki de bana kanatlarımın oluşu ve uzaklara uçabilmemle ilgili hayaller kurduran şey bu yalnızlık hissidir…” Konuştukça sesi daha da boğuk bir hal alıyor, gençliğine dair anılara dalıyormuş gibi görünüyordu.



Çoğu klan üyesi Bai Hao’nun durumuyla ilgili az çok bilgi sahibiydi ve bu sözleri işitince yalnız, genç bir oğlanın oturup göğe bakıp dünyayla ilgili hayal kuruşunu gözlerinin önüne getirebilmişlerdi.



Klan kıdemlilerinin çoğu etkilenmiş görünüyordu. Beşinci genç leydiyse nedendir bilemiyordu ama ansızın son derece melankolikleşmişti.  



Tabii Bai Xiaochun bu tepkiyi aldığına memnundu. Az önce oradaki herkesi şok edecek bir yanıt bulabilmek için bayağı kafa patlatmıştı.



Kendisini böbürlenme ve insanları etkileme konusunda uzman görmese de hiç değilse onları etkilemeyi başarıyordu. Konuşmaya devam ederken sesi rüzgarla birlikte süzülüyordu, o rüzgarlar gençliğinden gelen, bugüne dek onunla sürüklenen zaman dilimleriymiş gibiydi…



“Sık sık dünyanın şeklini merak ederim… ve nasıl var olduğumuzu… Neden ruhlar var, neden çok renkli ateş var? Neden ruh güçlendirme denen bir şey var?



"Sık sık dünyada gerçekten ölümsüzler olup olmadığını merak ederim. Ve insanların nasıl yetişim yapmayı öğrendiğini…



"Sık sık uçsuz bucaksız olan göğü merak ederim. Ötesinde bir şey var mıdır ki? Bir başka dünya var mıdır? Eğer varsa, nasıl görünüyor olabilir...?" Konuşması mırıldanmadan farksız olsa da herkes onu net bir şekilde duyabiliyordu. Ortama tam bir sessizlik çökmüştü ve herkes onun sözlerine kapılmış durumdaydı.



Klan kıdemlileri nefeslerini tutmuştu, hepsi de zamanında Bai Hao’yu küçük görerek hata ettiğini düşünüyordu…



Bu bilhassa Adalet İşleri ulu kıdemlisi için geçerliydi. Bai Hao’nun gençliğini düşündükçe ifadesi değişim gösteriyordu. Sarf ettiği sözleri dinlerken tarif ettiği şeyleri görebiliyor gibiydi.



"Bizim dünyamızın ötesindeki o dünyada insanlar var mı? Eğer varsa… biz onların gözünde neyiz...?" Bai Xiaochun konuşmaya devam ediyor, bakışları yumuşak bir şekilde boşluğa bakıyordu.


"Belki de yaşadığımız dünya aslında kudretli bir bireyin otuz kat ruh güçlendirme geçirip dünyaya çevirdiği bir nesnedir!!!"
Sözleri yankılanırken seyirci arasında iç çekişler işitilmeye başlanmıştı.


"Ruh güçlendirmeyi nereden bildiğimizi anlatabilecek olan var mı? Ruh güçlendirme pratiğinin nereden geldiğini anlatabilecek olan var mı?!?!"


Dramatik bir duraksamadan sonra konuşmasını sonlandırdı: “İşte açıklamam bu!" 


Ardından bir kez daha ulu kıdemlinin önünde kollarını kavuşturdu ve sessizce bekledi. Performansından tamamıyla memnundu. O bile az önce sarf ettiği sözlerin anlamından pek emin değildi; düşünürken geçirdiği vaktin çoğunu kulağa inanılmaz engin ve gizemli gelen bir şeyler bulmaya harcamıştı.



Söylemiş olduğu şeyleri anlamamış olsa da insanların irkilmesine yeteceğinden emindi. Sözleri ne kadar muammalı olur, Daonun engin gizemlerinden ne kadar barındırırsa o kadar iyiydi. An itibariyle tamamıyla sakin görünüyor olsa da pozitif bir tepki alma umuduyla gizli gizli etrafına bakıyordu. 



Ortama sessizlik hakimdi. Kalbi şokla hırpalanan ulu kıdemli de dahil olmak üzere herkes boş boş ona bakıyordu.



Bai Xiaochun ne kadar inanılmaz göründüğünü hayal edebiliyordu ve neden tüyün dünyaya dönüştüğü şeklinde bir yanıt verdiğini anlayanların kafalarında dönen dişlileri sezebiliyordu.



Hiç kimse şoktan anında toparlanamamıştı. Yaklaşık on nefeslik sürenin ardından soluğu kesilen insanlardan çeşitli tepkiler yükselmeye başladı.


"Bizimkinden öte bir dünya daha mı var...?"



"Ya gerçekten kudretli birinin otuz kat ruh güçlendirme gerçekleştirdiği bir büyülü nesnede yaşıyorsak?!?!"



"Cennetler! Birinci  nesil baş imparatorun yer ve göğü yaratıp insanlarını korumak uğruna bir savaşta öldüğüyle ilgili bir hikaye yok muydu...?"



Beşinci genç leydi ve Bai Lei fark edilir ölçüde titriyordu. Bai Xiaochun’un ağzından çıkanlar üzerine kafa yordukça kelimeleri daha da gizemli ve engin geliyordu.



Bu şaşkınlık çığlıklarını işiten Bai Xiaochun en sonunda sakinleşmişti. Herkesi sarsma hedefine ulaşmış durumdaydı. Adalet İşleri ulu kıdemlisiyse ayağa kalkmış, başını arkaya atarak ciğeri yettiğince kuvvetli bir kahkaha patlatmıştı.



“Harika! Harika! Harika!!”
Normal şartlarda insanlara başını sallamaktan öte onay vermeyen oldukça ciddi bir adamdı. Hatta harika kelimesini bugüne dek yalnızca bir defa Bai Qi’ye kullanmıştı.



Ama bu defa üç kez art arda harika demişti, suratındaki heyecan da Bai Hao’yu ne kadar takdir ettiğinin göstergesiydi. Tüm bunlara tanık olan Bai Qi, kalbinden bıçaklandığını hissetmekteydi. Gözleri anında kanlanmış, ellerini sımsıkı yumruk yapmıştı.


Homurdanıyor, içinde iyice yoğunlaşan öldürme güdüsüyle şöyle düşünüyordu: "Atasal arazideki deva ruhunu bir elime geçireyim, seni kesin öldüreceğim!!"



Klan şefiyse Bai Xiaochun’a karmaşık duygularla bakıyordu. Yine de o karmaşa kısacık bir an sürdü, kalbini çabucak temizledi ve yeniden buz soğukluğuyla doldurdu.



"Piç olmanı suçlayacaksın.”
diye mırıldandı içinden. “Annen toplumun yüz karasıydı, seni bekleyen de bu oldu. Boyun eğmeyi reddettin ve durmadan karşılık verdin. Bu yüzden annenle aynı kaderi paylaşmayı hak ediyorsun: ölümü!"

 

#Bizimki anlamadığı şeylerle insanları derinlemesine etkilemeye bayılır. Bir zamanlar da yokluk, hiçlik falan öyle bir şey içeren bir söz öğrenmişti sağda solda söylüyordu ama bak hatırlayamadım şimdi. Belki siz hatırlarsınız neden bahsettiğimi.
Neyse, bizimki bir güzel parladı, dikkatleri üzerine çekti. Klan şefi babamızsa onun ölmesini kafaya koymuş durumda. Hadi bir an önce şu atasal araziyi açalım da orada neler olacakmış görelim, okumaya devam!






Giriş Yap

Site İstatistikleri

  • 18179 Üye Sayısı
  • 792 Seri Sayısı
  • 37505 Bölüm Sayısı


creator
manga tr