Bölüm 596 : Bai Xiaochun'un Yanıtı

avatar
1233 0

A Will Eternal - Bölüm 596 : Bai Xiaochun'un Yanıtı


Çevirmen : Clumsy 

 

Bai Qi yüksek sesle ve net bir şekilde konuşmuş, hatta sesini sıra dışı yetişim basamağıyla desteklemişti. Sonuç olarak alandaki her şey titriyor, gece göğündeki bulutlar şaşırtıcı derecede çalkalanıyordu.


Yer ve gök yanıtının doğruluğunu teyit ediyor gibiydi. Klan üyelerinin suratları titreşmekte, pek çoğu yeni görüşler edinmiş gibi görünmekteydi. Pek çok ışıltılı gözün odak noktası Bai Qi’ydi.  



En yüksek göklerde dans edecek, dünyadaki tüm kuşlara hükmedecek bir anka kuşu! Bu yanıt…”



“Ben nasıl böyle bir yanıt düşünemedim!?!?”


“Böyle bir şey düşünmeye cüret edemezdim. Tek bir tüy nasıl olur da canlı bir yaratığa dönüşür ki!?!?”



Beşinci genç leydi titremiş, düşünceleri içerisinde kaybolmuştu. Bai Lei ise meydan okuyucu şekilde yumruklarını sıkmış olsa da iç çekiyordu. Ruh güçlendirmedeki yeteneğinin Bai Qi’ninkine meydan okuyamayacağını biliyordu ve Bai Qi’nin yanıtının klanda bir efsane olacağı da kesindi.


Bai Xiaochun’un da Bai Qi’ye dönük bakışları keskinleşmişti. Yanıtı doğru olmasa da Bai Qi’nin kendi ruh güçlendirme yolunu açmaya başladığı ortadaydı.



“Üzgünüm ama yine de yanıtın yanlış!” diye düşündü. Bai Xiaochun, Bai Qi’nin yolunu açmaya başladığının önemi olmadığını düşünüyordu. Neticede o yol asla gerçekliğe kavuşmayacaktı.



Madam Cai’nin Bai Qi’ye dönük suratı gurur ve heyecanla renklenmişti. Klanın parlak güneşinin kendi oğlu oluşu fazlasıyla hoşuna gidiyordu.


Ve bir de Bai Qi’nin babası olan klan şefi vardı. O da son derece tatminkâr görünüyordu; ona kalırsa Bai Qi’nin klanın gözbebeği olduğu kesindi.


Diğer kıdemliler de Bai Qi’nin yanıtı karşısında fark edilir şekilde etkilenmiş, şok olmuştu. Hatta Adalet İşleri ulu kıdemlisi ayaklanmıştı. Gülümseyerek, “Mükemmel! Sahiden de Bai Klanının gözbebeğisin! İşin doğrusu yanıtının doğru olup olmadığını söyleyemem fakat cüretinle dağlara ve nehirlere hükmedebileceğini söyleyebilirim!” dedi. Ardından başını arkaya atıp gürültülü bir kahkaha patlattı. Gözlerindeki övgü barizdi; belli ki Bai Qi’nin yanıtı ulu kıdemlinin ruh güçlendirmeyle ilgili geliştirdiği anlayışla aynı çizgideydi.



Geliştirdiği yeteneklerle ruh güçlendirmenin farklı alemlere açıldığını anlayalı çok olmuştu. Gökkuşağı ve tüy ruhu yaratmak bir alemdi lakin Bai Qi’nin söylediğinin daha üstün bir alem olduğu ortadaydı.



Klan şefine bir gülümsemeyle bakan ulu kıdemli, “Başpapazın Bai Qi’yi bu kadar sevmesine şaşmamalı. Bu neden onun için atasal araziyi açmak istediğini açıklar. Ruh güçlendirme aydınlanması ve içsel yetenek konusunda sıra dışı olduğu kesin.” dedi.



“Bu kadar övgüyü hak etmiyor Ulu Kıdemli.” dedi klan şefi. “Daha çok çalışması gerekiyor.” Buna rağmen memnuniyetini gizlemesi imkansızdı.



Ulu kıdemli Bai Qi’nin yanıtını övünce diğer klan üyeleri de övgülerini dile getirmeye başlamıştı. Tüm alan kuvvetli bir kakofoniyle dolmuş, Bai Qi’nin nefesi şaşkınlıkla kesilmiş, Madam Cai fark edilir ölçüde etkilenmiş, gözleri tarifsiz bir gururla ışıldamaya başlamıştı.



“O piç Bai Hao ruh güçlendirmede iyi olabilir,” diye düşünüyordu kadın, “ama kesinlikle Qi’er’im kadar iyi olamaz. Tek fark Qi’er’in yeteneğiyle şov yapmayı sevmemesi.”



Bai Xiaochun herkesin Bai Qi’yi övgü yağmuruna tutmasından pek etkilenmemiş, hatta kendisini alenen esnemekten alamamıştı. “Bu Genç Usta senin seviyene inmek istemiyor,” diye düşünüyordu, “aksi takdirde yanıtı yüksek sesle verir ve tüm ağızları açık bırakırdım.”



Artık bu sözüm ona değerlendirme öyle sıkıcı hale gelmişti ki ne zaman biteceğini merak etmeye başlamıştı. Fakat tam da o esnada kendini beğenmiş, kibirli Bai Qi kalabalığı tarayarak Bai Hao’nun esnediğini fark etti. Ardından gözlerinde kötücül bir ışıltıyla kuvvetli bir kahkaha patlattı.



“Bai Hao!” diye seslendi. “Ruh güçlendirmede yetenekli olduğunu söylememiş miydin? Herkes değerlendirme için bir yanıt verdi, belki sen de aynısını yapmak istersin? Hadisene, duyalım bakalım. Utanmana gerek yok.” Bai Qi’nin yüzünde muammalı bir gülümseme vardı. Gerçekten de kardeşini cesaretlendiren bir abi gibi görünmüştü. Tabii ki esas amacı Bai Hao’yu aşağılamaktı.



Verdiği yanıtın üzerine daha iyisinin verilemeyeceğine tamamıyla güvendiği ortadaydı. Bundan böyle verilecek yanıtlar ya manevi bir şeye dokunur ya da yüzeysel olurdu. Bu yüzden ona kalırsa Bai Hao vereceği yanıtla ancak kendi yanıtını kopyalardı. Sonra da kendisi bir abi gibi davranarak Bai Hao’ya herkesin içinde bir ders daha verirdi!



Böylece Bai Hao klanın önünde bir kez daha onurunu yitirirdi. Ayrıca hile konusunda da suçlu bulunduğu için atasal arazi açılıp onu öldürmek adına bir bahane bulduğunda hiç kimse kendisinden şikayetçi olmayı düşünmezdi.



Bu sözlerin Bai Qi’nin ağzından çıkışıyla her şey sessizleşmiş, tüm gözler Bai Xiaochun’a çevrilmişti.



“Bai Hao alt tarafı bir Kuruluş Kadrosu yetişimcisi. Dinlemeye değer ne yanıt verecek ki? Bence yüzde seksen ila doksan ihtimalle cesaret edemeyecek ve bir şey söylemeyi reddedecek.”



“Bakın da görün, bahse varım en yüksek göklerde dans edecek, dünyadaki tüm kuşlara hükmedecek bir anka kuşu diyecektir… Gerçi bununla da utanmazlığın sınırlarını zorlamış olmaz mı?”



“Hiç belli olmaz. Üç klan sınavında da 1. olmak için hile yaptı. Tek başına bu bile Bai Hao’nun ne kadar utanmaz olduğunu göstermeye yeter. Bai Qi’nin aile bağlarının üstünde bir hakkaniyete sahip olup ismini dikilitaşlardan silmesi iyi oldu.”


Bai Hao’ya çevrili bakışların çoğu küçümseme ve alay dolu olsa da Bai Qi’nin sergilediği kötülük yüzünden acımayla bakanlar da mevcuttu.



Beşinci genç leydi ve Bai Lei, bu acıma dolu bakışları atanlar arasındaydı. İkisi de Bai Hao’yu iyi tanımıyor olsa da abisinden gördüğü nefretle sempatilerini kazanmıştı.



Ne yazık ki hele de Bai Qi ihtişamının zirvesindeyken, olanları durdurmalarının imkânı yoktu.



Madam Cai’nin oğlunun neyin peşinde olduğunu anlaması hiç vakit almamıştı. Sonuçtan birazcık korksa da Bai Qi’nin muhakemesine güveniyordu, bu yüzden o da Bai Xiaochun’a yoğun uğursuzlukta bakışlar atmaya başlamıştı.


Klan şefinin gözleriyse Bai Qi’nin ne planladığı hakkında hiçbir fikri yokmuşçasına sakin bir ifadeyle doluydu. O Bai Xiaochun’a bakarken diğer klan kıdemlileri de sessizce birbirine bakıyor, gözleri neşeyle titreşiyordu. Adalet İşleri ulu kıdemlisi de resmi klan kıdemlilerinin bir parçası olmasa ve tüm klan meselelerinde bütünüyle tarafsızlık taşımasa da yaklaşmıştı. Gülümsüyor, daha önce hiç dikkat kesilmediği Bai Hao’ya bakıyordu.


Bai Xiaochun Bai Qi’nin gaddar gülümsemesi karşısında kaşlarını çatmıştı. Onun ne kadar kötü biri olduğunu fark etmek Xiaochun’un gözlerini de yavaşça soğuklaştırmaktaydı. Önceleri dikkat çekmemeyi planlıyordu lakin Bai Qi bu kadar ileri gidince başka bir şansı kalmamıştı. Madem Bai Qi intihara meyilliydi, Bai Xiaochun da onun arzusuna saygı duyacaktı! Soğuk bir şekilde homurdanarak ayaklandı.



Bu esnada seyircinin küçümseyişi iyice yoğunlaşmıştı.


“Ayağa mı kalkıyor o? Ne komik yahu. Bakalım Bai Qi’nin ‘kuş’ yanıtını nasıl kopyalayacak.”



“Gerçekten kendini bir şey sanıyor. Bai Hao, piç oğul, klanın en iyisiyle yarışmaya cesaret ediyor!”



“Onun gibilerin elinden hileden başka bir şey gelmez. Tüm Bai Klanının yüz karası!”



Bai Xiaochun insanların bu sözlerini işitiyor, Madam Cai’nin gözlerindeki zehri ve klan şefinin gözlerindeki soğukluğu görebiliyordu. Aynı şekilde klan kıdemlilerinin surat ifadelerini de görüyordu. Hiç kimsenin bu alaylı konuşmaları durdurmak adına bir şey yapmaması dikkat çekiciydi. Hatta hemen hemen tüm klan üyeleri bu alaylı konuşmalara katılıyordu.



Diğer iki klanın temsilcileri ve Dev Hayalet Şehri elçisi de tartışmalar karşısında afallamış bir şekilde Bai Xiaochun’a dönmüştü. Lakin Bai Xiaochun tüm bunlara rağmen en ufak bir öfke duymuyordu.


Çenesi kalkık bir şekilde, az sonra ölecek bir serçe sürüsüne bakarmış gibi kalabalığa bakıyordu. Ardından kolunu son derece gururlu ve kudretli bir havayla sıvadı ve Bai Qi’yi işaret ederek konuşmaya başladı: “Bir şey söylemek istemiyordum ama madem sen, kötü adam, aşağılanmak istiyorsun, öyleyse ben de istediğini vereceğim.”


Bai Qi gözlerinde titreşen öldürme güdüsüyle soğuk bir kahkaha attı. “Vereceğin yanıt sana harika gibi görünse de bana bir kova köpek dışkısı gibi gelecek!”



Bai Xiaochun bir kez daha kollarını sıvadı. Yalnızca Kuruluş Kadrosu yetişimi salmış olsa da görkemli bir havaya büründüğü kesindi.

 

“Pek iyi, sizlere otuz kat ruh güçlendirme sorusunun doğru yanıtını vereceğim!



“O tüy başlı başına kendi dünyasına dönüşür. Hatta otuz kat ruh güçlendirme geçiren her nesne kendi dünyasına dönüşür!” Bai Xiaochun’un sesi gök gürültüsü misali patlamış, dört bir yana yayılarak tüm klan üyelerinin kalplerine saplanmıştı.



Yanıtı yer ve göğün büyü kanunlarında bir tepki doğurmuşa benziyordu! Sesi göksel bir alamet gibi her şeyi sarsmış, yukarıdaki bulut katmanlarını tamamıyla dağıtmıştı!


Yukarıdan gece ışıkları sızıyor, ışıltılarıyla yıkanan Bai Xiaochun son derece engin bir hava yayıyordu.



Sözleri pek çok klan üyesinin gözlerini irileştirmişti. Zihinleri yıldırım çarpmışa dönmüş, hatta Bai Qi, suratını teslim alan son derece nahoş bir ifadeyle fark edilir şekilde ürpermişti.



Bai Hao’nun böyle bir yanıt vereceğini asla hayal edemezdi. Bu yanıtı kendisininkiyle kıyaslamasına gerek dahi yoktu. Yanıt doğru olsa da olmasa da oradaki herkesin yanıtlarını fazlasıyla bastırdığı ve kendi yanıtını un ufak ettiği ortadaydı.

 

#Bizimki sonunda yanıtını verdi, daha doğrusu vermek zorunda bırakıldı. Ama atasal araziye gitmesine bu kadar az kalmışken bu şekilde parlaması iyi mi oldu kötü mü oldu bilemedim. Tabii bu yanıtla alacağı tepkiyi de henüz bilmiyoruz. Öyleyse ben susayım sıradaki bölüm konuşsun, orada görüşmek üzere!






Giriş Yap

Site İstatistikleri

  • 18119 Üye Sayısı
  • 790 Seri Sayısı
  • 37385 Bölüm Sayısı


creator
manga tr