Bölüm 595 : Çenemi Tutacağım

avatar
1297 0

A Will Eternal - Bölüm 595 : Çenemi Tutacağım


Çevirmen : Clumsy 

 

Ulu kıdemlinin sözleri yankılanırken mabette toplanan klan üyeleri düşünceli ifadelere bürünmüştü. Bu değerlendirme üzerine çok düşünüldüğü ortadaydı…



Belirli bir yanıt yoktu. Verilebilecek her yanıt kişinin ruh güçlendirmedeki tecrübe ve yeteneklerine bağlıydı. Bu yüzden bireylerin aydınlanma seviyelerine yönelik gerçek bir test olacaktı.

Bu soru ateş yaratma ve ruh ilacı meselelerine de dokunuyordu. İki farklı branş olsa da kişinin bu branşlardaki yetenekleri ruh güçlendirmeye yönelik anlayışını etkilerdi. Bu yüzden soru basit gelse de aslında fazlasıyla karmaşıktı!

Ayrıca tam da ulu kıdemlinin bahsettiği gibiydi; kişi belirli meseleler üzerine kafa yormaya cesaret edemezse o meseleleri asla gerçeğe dönüştüremezdi. Bir bağlamda bu sorunun yanıtı bireylerin Daolarına mahsustu!



Bir anda düşünceli hale gelenler Bai Klanının sıradan üyelerinden ibaret değildi. Klan kıdemlileri ve klan şefi de bu soruyu irdelemeye başlamıştı.


Hatta diğer iki klanın temsilcileri ve Dev Hayalet Şehri elçisi de sessizce kafa yormaktaydı. Sorunun doğası gereği Adalet İşleri ulu kıdemlisinin ruh güçlendirmede fazlasıyla engin bir yeteneğe sahip olduğunu görmek mümkündü.

Soruya yanıt veren yoktu. Taş geçidin dışındaki alana tam bir sessizlik çökmüştü, öyle ki iğne atsanız duyulurdu. Herkes değerlendirme sorusu üzerine düşünüyordu. Bu tarz değerlendirmeler Bai Klanı adak seremonileri için bir gelenekti Teorik olarak soru herkese yönelikti lakin işin gerçeği konuşup yanıt verebilecek kişi sayısı pek azdı.



Genellikle öncü ailelerin seçilmişleri yanıt verirdi. Hayal edilebileceği üzere bu aileler arasındaki müsabaka da çok yoğundu.



Tabii ki klan kıdemlileri bunun bilincindeydi, hatta müsabakayı teşvik ediyorlardı. Kontrol altında tutulduğu müddetçe bu tarz müsabakalarla klanın güçlü olacağı garanti altına alınmaktaydı.



Bai Xiaochun gözlerini devirdi. Bu başkaları için yanıtlaması zor bir soru olabilirdi, çünkü doğru veya yanlış bir yanıtı yoktu. Ama Bai Xiaochun için… haddinden fazla kolaydı.

Neticede labirentteki sınavda bizzat o, yirmi katı aşan ruh güçlendirmeler gerçekleştirmişti. Otuzuncu seviyeye ulaşmamış olsa da neye yaklaştığıyla ilgili fikirleri vardı.


Boğazını temizleyerek, “Bu soruya cevap verirsem gerçekten hile yapmış olurum…” diye düşündü.


Cevaplayıp neler olacağını görmek için yanıp tutuşsa da kendisinin adil ve dobra biri olduğuna inanıyordu. Ayrıca gerekli durumlarda hile yapabilecek olsa da bu durumda hilenin pek yardımı dokunmaz, hatta şüpheleri üzerine çekerdi.


Aklında bu düşüncelerle esnedi ve dinlemiyormuş gibi yapmaya başladı.

Uzun bir sürenin ardından Adalet İşleri ulu kıdemlisi toplanan klan üyelerine bakıp gülümseyerek, “Önce kim cevap vermek ister?” dedi.


Uzun süreli bir sessizliğin ardından Bai Qi’nin yanında oturan ve direkt soydan olan bir genç adam ışıltılı gözlerle ayağa kalktı.



“Kıdemlim, Ben Bai Li, sorunuza cevap vermek isterim.” Ansızın mevcut tüm klanların üyeleri bakışlarını çevirdi. Konuşanın kim olduğunu görmek suratlarında küçümseme, kıskançlık, soğukluk ve daha pek çok duygu doğurmuştu.



Klan kıdemlilerinin bir kısmı sıkkın görünüyor, bir kısmıysa cesaretlendirici şekilde başlarını sallıyordu. Klan şefi de hafifçe başını sallayarak onay vermişti.



Bai Xiaochun’sa genç adama göz ucuyla bakıyor, ne söyleyeceğini merak ediyordu.



Bai Li ilgi odağı olmaktan ötürü çok heyecanlanmıştı, ilk konuşan kişi olmaktan da bir hayli memnundu. Hiç değilse Kıdemli neslin birazcık dikkatini çekebilmişti. Boğazını temizleyip suratına son derece ciddi bir ifade yerleştirerek, “Kıdemlim, anladığım kadarıyla o tüye otuz kat ruh güçlendirme gerçekleştirirseniz büyük ihtimalle bir kıymetli hazineye dönüşecektir. Hatta ona kıymetli hazine diyerek bile onu hafife alacak olabiliriz!” dedi.



Genç adam bu sözlerin ardından tedirgin bir şekilde Adalet İşleri ulu kıdemlisine baktı.



Fakat henüz ulu kıdemli ağzını açamadan seyircide bir kahkaha tufanı patlak verdi. Pek çok kişi kafasını sallıyor, alaylı kahkahalar işitiliyordu.

 

“Ne saçmalık ama.”



“Tam bir geri zekalı bile sıradan bir objenin otuz kat ruh güçlendirmeyle kıymetli bir hazine olacağını tahmin edebilir.”



Bai Li’yi izleyen Bai Xiaochun’un suratına tuhaf bir ifade yerleşmişti. Bai Li ise insanların söz ve kahkahalarını işitmiş, suratı anında kıpkırmızı kesilmişti.



“İlk konuşan kişi olmak cesaret ister.”
dedi ulu kıdemli gülümseyerek. Ve bir değerlendirme yapmak yerine etrafa bakarak, “Başka yanıt vermek isteyen var mı?” diye sordu.



Bai Li fazlasıyla utanmış bir şekilde yerine oturdu. Fakat son derece ucuz bir yanıt vermiş olsa da hedefi dikkat çekebilmekti ve gördüğü kadarıyla bunu başarmıştı. Bunu düşününce morali yerine geldi, hatta halinden memnun olduğu bile söylenebilirdi.



Bai Li’nin konuşma cesaretini göstermesi seyirciler arasındaki diğer klan üyelerine de bu cesareti vermiş, insanlar aynısını yapmaya başlamıştı.



“Ulu Kıdemlim, bence otuz kat ruh güçlendirme sonrasında tüy devasa olur! Muhtemelen güneşi ve ayı dahi örtecek kadar büyüyecektir!”


“Ulu Kıdemlim, bence tüy bir yelpazeye dönüşür! Yeri göğü sarsacak tüylü bir yelpaze!”



“Ulu Kıdemlim, bana kalırsa o tüylü yelpaze otuz kat ruh güçlendirmeyle her şeye hükmedebilecek bir tüy kılıca dönüşür!”



“Öyle olmak zorunda değil! Ulu Kıdemlim, bence o tüylü yelpaze kanat çıkartmak için kullanılabilecek bir büyü mührü halini alabilir!” 


Yanıtlar ve açıklamalar havada uçuşuyordu. Klan kıdemlileriyse gülümseyerek dinliyor, arada bir başlarını sallıyor ama çoğunlukla sessizce oturmaktan öteye gitmiyordu.



Adalet İşleri ulu kıdemlisinin surat ifadesiyse baştan sona hiç değişim göstermemişti. Verilen tüm yanıtlar üzerine düşünüyor gibi duruyor ama hiçbirini pek de ciddiye almıyordu.



Diğer taraftan Bai Xiaochun, ortaya atlayıp insanları düzeltmek için kendini zor tutuyordu. Bu kadar harika biriyken ve gösteriş yapmak için böyle harika bir fırsatı varken en sevdiği aktivitelerden birini yaşıyordu. Ama duyduğu her yanıta cevap verme dürtüsünü bastırıyordu.


“Çenemi tutmam lazım.” diyordu kendi kendine. “Konuşmaya dalmanın anlamı yok. Hiç anlamı yok!” En nihayetinde klanın yükselen yıldızlarından biri olan Bai Lei de ayağa kalkmıştı.



Ansızın herkes sessizleşti, tüm bakışlar üzerine çevrildi. Bai Qi bile kısık gözlerle ona bakmaktaydı.


Diğer iki klanın temsilcileri ve Dev Hayalet Şehri elçisi Bai Lei’nin klandaki saygınlığından haberdardı, haliyle onlar da ne söyleyeceğini oldukça merak ediyordu.


“Ulu Kıdemlim, Astınız ruh güçlendirmede pek yetenekli değil. Bildiklerime dayanarak otuz kat ruh güçlendirme hakkında tahminde bulunmam zor. Fakat otuzuncu güçlendirmeyle tüyün bir çeşit ruh olabileceğini düşünüyorum. Dünyada ateş ruhları ve odun ruhları mevcut, yani belki de tüy ruhları da vardır!” Bai Lei’nin bu sözleri kalabalıktaki pek çok kişiyi şok etmiş veya etkilemişti.



Kıdemlilerin gözleri ışıldıyor, suratlarda çokça gülümseme görünüyordu. Adalet işleri ulu kıdemlisiyse ilk defa başıyla onay verdi!



Bu onaylama da Bai Klanının çeşitli üyelerinden bir sürü yanıt doğurdu, kalabalık arasında yeni tartışmalar patlak verdi.



Bu sırada Bai Xiaochun Bai Lei’ye merakla bakmaktaydı. ‘Tüy ruhu’ yanıtı tam anlamıyla doğru olmasa da şu ana kadarkilere nazaran gerçeğe en yakın olanıydı.



Seyirci Bai Lei’nin sözlerini yorumlarken birkaç klan üyesi daha kendi yanıtlarını vermişti. Lakin hiçbiri Bai Lei’ninkiyle kıyaslanamazdı ve açıkçası daha önce söylenenlerin farklı ifadeleriydi. Klan kıdemlileri açıkgöz insanlar olarak bunu anında fark etmişti.


En nihayetinde beşinci genç leydi de ayağa kalktı ve pek çok kişinin dikkatini çeken basit bir yanıt verdi.



“Ulu Kıdemlim, bence… bir gökkuşağına dönüşür. Tüylerin ve gökkuşaklarının birbiriyle alakalı olmadığını biliyorum ama yanıtın gökkuşağı olduğunu düşünüyorum.”
Oturduktan sonraysa ulu kıdemli başıyla onay verdi ve ilk defa bir geribildirimde bulundu.



“Hayatta her şey mümkündür. Kötü bir yanıt değildi.”
Bu noktada ulu kıdemlinin gözleri Bai Qi’ye çevrildi. Bir numaralı seçilmiş olan Bai Qi’nin yanıtını merak ettiği ortadaydı.



Doğrusu Bai Qi’ye bakan tek kişi o değildi. Diğer klan kıdemlileri ve sıradan klan üyeleri de onun yanıtını bekliyordu. Şu ana dek konuşanların çokluğu düşünülünce sıranın ona geldiği kesindi.



Onca gözün kendisine çevrildiğini gören Bai Qi belli belirsiz bir gülümsemeyle ayağa kalktı. Adalet İşleri ulu kıdemlisinin önünde eğildikten sonra da bakışlarını yukarı kaldırdı, gözleri nihai bir özgüvenle ışıldıyordu.



Bu sırada Madam Cai’nin gözlerinde derin bir ışıltı, klan şefinin ifadesindeyse bir beklenti görünmekteydi. Klan şefinin bakışları Bai Qi’ye herkesten farklı baktığını gözler önüne seriyordu.



“Beşinci Küçük Kız Kardeş ve Küçük Kardeş Lei yanıtın bir kısmını temin etti. Yanıtımı vermek için bu kadar beklemem biraz aldatıcı olmuş olabilir, umarım hepiniz beni affedebilirsiniz. Ruh güçlendirme Yaban Arazilerdeki yetişimin temellerinden birini oluşturuyor ve farklı varyasyonlar sunabiliyor. Yirmi kat ruh güçlendirmeden sonra bir tüyün bir gökkuşağına veya tüy ruhuna dönüşebilmesi sahiden de mümkün. Fakat otuz kat ruh güçlendirmede bundan fazlası var!” Bai Qi oldukça moralli görünüyor, adamakıllı büyüleyici bir duruşla tek başına neslinin tüm klan üyelerini bastırıyordu.



“Otuz kat ruh güçlendirmeden sonra ne olacağını kesin olarak söylemek imkânsız. Fakat tüyün gerçek, canlı bir kuş olacağına, en yüksek göklerde dans edecek bir anka kuşu olarak dünyadaki tüm kuşlara hükmedeceğine yüzde seksen oranında eminim!”

 

#Gökkuşağı biraz minnoş bir cevap değil miydi  Bir de tüy ruhu ve en güçlü anka kuşu cevapları geldi. Yine de Bai Qi anka kuşu cevabıyla gerçeğe en yakın kişi. Ama henüz cevabını vermemiş bir kişi var. Bakalım o kişi, yani kahramanımız, bu sohbete katılacak mı ve katılırsa nasıl bir karşılık bulacak, okumaya devam!






Giriş Yap

Site İstatistikleri

  • 18149 Üye Sayısı
  • 791 Seri Sayısı
  • 37429 Bölüm Sayısı


creator
manga tr