Bölüm 574 : Yeraltı İmparatorunun Halefi

avatar
1459 1

A Will Eternal - Bölüm 574 : Yeraltı İmparatorunun Halefi


Çevirmen : Clumsy 

 

Her şey çok hızlı gerçekleşiyordu. Zhou Yixing’in de peşindekilerin de önlerindeki dağın bir volkan gibi kabarışı karşısında tepki verme şansı olmamıştı.

 

Dağın lavlar fışkıracak noktaya gelişi, karşılarında şiddetli bir yaratık olduğu hissi doğurmuştu. Herkes tiz çığlıklar eşliğinde geri çekilmekteydi.

 

Neyse ki alev ve lavlar çok uzağa sıçramamış ve çabucak silinmişti. Zhou Yixing birazcık kararmış, tamamen yanmamak için tam hızla geri çekilmek zorunda kalmıştı.

 

Geri kalanlar da tamamen şoktaydı, tüm kalpler hayretler içerisinde küt küt atıyordu.

 

İşte o sırada kalan alev denizinden öfkeli bir ses yankılandı.

 

“Bu ne cüret!! Ateş yaratma sürecime burnunuzu soktuğunuza inanamıyorum!!” Bu öfke dolu sözler havada süzülürken Bai Xiaochun da suratında son derece nahoş bir ifadeyle açığa çıktı.

 

Cüppesi yırtık pırtıktı, kalbindeki öfkeyse daha yoğun olamazdı. Başarmak üzere olduğundan tamamen emindi ve ona kalırsa başarısızlığının tek sebebi sürecine müdahale edilmesiydi.

 

Kanlı gözlerine vahşi ve ruh yetişimcileri takılır takılmaz çantasını tokatlayarak yedi renkli bir ateş çıkardı.

 

“Bir usta ruh büyücüsü!!” Yedi renkli ateşi gören vahşiler içgüdüsel olarak titremeye ve korku dolu, kesik kesik nefesler almaya başlamıştı.

 

İki ruh yetişimcisi de Kuruluş Kadrosunun büyük çemberinde olmalarına rağmen Bai Xiaochun’a betleri benizleri atık şekilde bakakalmıştı.

 

Yedi renkli ateşin usta ruh büyücülüğünün sembolü olduğunu ve böyle kişilerin kalabalık ruh yetişimcisi takipçisi grupları toplayabileceğini biliyorlardı. Ayrıca kovaladıkları kişinin bu usta ruh büyücüsünün takipçisi olduğu da barizdi.

 

Hem bir usta ruh büyücüsünün takipçisini öldürmeye çalışmış hem de o ustanın ateş yapma sürecine burunlarını sokmuşlardı… Halihazırda ecel terleri döken iki ruh yetişimcisi Bai Xiaochun’un gözlerinin ne kadar kanlı olduğunu görünce öfkesinin düzeyini de anlamış ve anında kollarını kavuşturarak eğilmişti.

 

“Lütfen öfkenizi bastırın, Usta Ruh Büyücüsü…”

 

“Gerçekten burada ateş yarattığınızı bilmiyorduk, Usta Ruh Büyücüsü. Lütfen öfkenizi bastırın. Biz… biz size bunun bedelini ödeyebiliriz!” Ruh yetişimcilerinin titreyen seslerini ve eğilişlerini gören vahşiler de secde etmeye başlamıştı.

                                                                             

Tüm bunları gören Bai Xiaochun’un öfkesi yatışmaktaydı. Neticede on bir renkli ateş teşebbüsünün başarısız olmasının ana sebebi o kritik andaki müdahale değildi. En büyük hata kontrol eksikliğinde yatıyordu.

 

Şu ana dek karşılaştığı problemleri çözmüş olsa da ansızın yeni bir problem patlak vermiş, bu da kendisini dahi şok eden az önceki patlamaya yol açmıştı.

 

“İçsel istikrarsızlıklar olduğu bariz. Ama daha önce de vardı, hiç patlama yaşanmamıştı…” Kendi kendine düşünceli bir şekilde mırıldanarak yanıtını arıyordu. Bu esnada panikleyen iki ruh yetişimcisi özürlerini sıralıyordu. Ancak kabilelerinin başının nasıl bir belaya girdiğini düşünmek ansızın birbirlerine bakmalarına yol açtı.

 

“Büyükusta,” dedi biri, “ölümsüz mağaranız yok olduğuna göre şimdilik yaşayacak bir yeriniz olmayabilir mi acaba? Öyleyse neden biraz dinlenmek için kabilemize gelmiyorsunuz?”

 

Bai Xiaochun arkasındaki yıkık mağaraya bakarak başıyla onay verdi. Şu anda ihtiyacı olan şey tam da buydu; on bir renkli ateşin altındaki problemi analiz edebileceği sessiz bir mekân.

 

Ruh yetişimcileri ve vahşilerin kendisine gösterdiği muameleyi gören Bai Xiaochun en sonunda ruh büyücülerinin Yaban Arazilerdeki yerini anlamıştı. Kesinlikle hayallerinin ötesindeydi.

 

Bu sırada kenardaki Zhou Yixing’in öfkesi iyice kabarmıştı. Sonuçta kendisinin bir usta ruh büyücüsü olduğunu söylemiş ama bu vahşi ve ruh yetişimcileri ona inanmayı reddetmişti.

 

Çok geçmeden ruh yetişimcileri ve vahşilerin önderliğinde kabilelerine dönüş yolculuğu başladı. Pek büyük bir kabile değildi, yalnızca dağdaki vadilerden birini yuva bellemiş olan bin küsür kişi söz konusuydu.

 

Kabile çok ilkel bir şekilde yerleşmişti, ölümsüz mağaraları dağların içerisindeki girintilerdeydi. Bai Xiaochun hemen saygıdeğer bir misafir muamelesi görmüş ve ona önceleri ruh yetişimcilerinden birine ait olan bir ölümsüz mağarası tahsis edilmişti. Daha da iyisi, ona sürekli kinci ruh bağışları yapılmaktaydı.

 

Farklı hediyeler de söz konusuydu. Bai Xiaochun bir kez daha ruh büyücülerinin Yaban Arazilerdeki önemini anlamıştı. Ne zaman bir vahşi deve rastlasa devin suratında öfke ve saygı karışımı bir ifade beliriyordu. Xiaochun, onlardan ne istese yapacaklarına bir hayli emindi.

 

İki ruh yetişimcisinin de ona saygı duyduğu ve ondan korktuğu barizdi. Ama aynı zamanda ondan bir şey istiyor ama alenen dile getirmekten yana tereddüt ediyor gibi bir halleri vardı.

 

Tabii herkes Zhou Yixing’in Bai Xiaochun’un takipçilerinden biri olduğunu varsaymış ve o da büyük bir saygı ve Xiaochun’unkiyle yarışamayacak olsa da güzel bir hediye almıştı.

 

Kabilede yaklaşık yarım ay geçmiş olsa da Bai Xiaochun’un günlük ruh kullanımı, ruhları teslim eden iki ruh yetişimcisinin dişlerini sıkmaya başlamasına yol açmıştı. Bai Xiaochun en sonunda kendisini kötü hissetmeye başladı.

 

Bu yüzden bir sonraki ruh teslim vaktinde iç çekerek, “Tamamdır, ağzınızdaki baklayı çıkartın. Ne konuda yardımıma ihtiyacınız var?”

 

Ruh yetişimcileri heyecanlarını gizleyememişti. Çoktandır kendilerini tutuyorlardı ve Xiaochun inisiyatifi alıp konuyu açmışken birbirlerine bakarak gerçeği açıkladılar.

 

İki ay önce Yeraltı İmparatoru onlara mirasını teslim edeceği bir halef seçeceğini duyurmuştu. Halef konusunda son derece net gereklilikler söz konusuydu ve Yaban Arazilerdeki hemen hemen herkes hazırlanmak adına deliye dönmüştü, bunlara kral şehirlerindeki ve ruh büyücüsü klanındaki kişiler de dahildi.

 

Ancak haleflik adına yarışacak kişiler için bir yetişim basamağı limiti vardı ve bu pek çok kişi için yetişim basamaklarını geliştirecek çokça ruh ilacı gerekliliği doğurmuştu. Sonuç olarak Dev Hayalet Şehri kontrolünde yaşayan üç büyük klan hazırlıklara kendisini kaptırmış, kabilelere de kendi alanlarında çokça ruh ilacı toplamaları konusunda katı emirler verilmişti. Gerekliliği karşılayamayan kabileler toplu imha tehlikesi altındaydı.

 

Yakın zamanda olan bir olaydan ötürü Karadağ Kabilesi bilhassa güçsüzdü ve şu anda ruh ilacı üretemiyorlardı. Sonuç olarak bu problemi çözmek için üç yolları vardı: kabilede üretilen diğer ürünleri satmak, onlara yardım edecek bir ruh büyücüsü bulmak veya ruh ilacı elde etmek için haydutluğa başvurmak.

 

An itibariyle bu felaketten kurtulmak için üç farklı opsiyona da yöneliyorlardı…

 

Bai Xiaochun tüm bu açıklamaları birazcık kafa karıştırıcı bulsa da Zhou Yixing’in gözleri irileşmişti. Hatta Yeraltı İmparatorunun halefini aradığı haberi gözlerine beklenmedik bir parlaklık getirmişti.

 

Bai Xiaochun ise nötr bir ifade takınmış ve bilgisizliğini açığa çıkarmadan daha detaylı sorular yöneltmişti. Tabii ki Zhou Yixing tüm bunları fark etmeden heyecana kapıldı ve Bai Xiaochun’a bildiği her şeyi anlatmaya başladı.

 

O noktada Bai Xiaochun en sonunda olanları kavradı ve Yaban Arazilerde Baş İmparatorun yanı sıra bir de Yeraltı İmparatoru olduğunu idrak etti!

 

Yeraltı İmparatoruyla ilgili bir efsane söz konusuydu, diyorlardı ki ilk jenerasyon Baş İmparatoru öldükten sonra ruhu yok olmamış, Yeraltı Nehrine geçmiş, dünyadaki ölümlerin kontrolünü ele geçirerek Yeraltı Nehrinin ruhu halini almıştı. Yeraltı İmparatorunun kökeni buydu!

 

Nesillerdir Baş İmparatorun kontrolündekiler Yeraltı İmparatorunun gücünü desteklerdi. Hatta vahşiler de ruh yetişimcilerinden etkilenerek Yeraltı İmparatoruna inanmaya başlamıştı.

 

Özünde Baş İmparator herkesin görebildiği bir fiziksel lider, Yeraltı İmparatoruysa sembolik bir isimdi!

 

Ayrıca efsaneler, Yeraltı İmparatorunun sarayının Yeraltı Nehrinin derinliklerinde yer aldığını ve kendisinin de orada ikamet ettiğini söylüyordu. Arada bir yaşayanların dünyasına elçilerini gönderiyor, o kişiler de Baş İmparatorun egemenliğindekilerden bile nihai saygı görüyordu.

 

İki ay önceyse imparatorluk şehrinin üzerinde Yeraltı Nehri belirmiş, Dharmic kararla birlikte bir dikilitaş alçalmıştı. O karara göre altmış yıllık döngü içerisinde bir halef seçilecek ve o halef sıradaki Yeraltı İmparatoru olacaktı!

 

Yaban Araziler tamamıyla sarsılmıştı; neticede yıllardır ilk defa Yeraltı İmparatorunun bir halef seçeceğinden bahsediliyordu.

 

İmparatorluk şehrindeki tüm klanlar, markiler, lordlar, dört kral şehrindeki güçler ve hatta etkili gruplar derinden etkilenmişti. Herkes Yeraltı İmparatorunun halefinin kendi gruplarından çıkmasını istiyordu!  

 

Halef olmak içinse iki gereklilik söz konusuydu: İlki Ruhun Başlangıcında olmaktı, ikincisiyse resmen adaylık niteliği kazanmak!

 

#Böyle yeni bir fırsat çıktığında hep 'Acaba bizimki başarabilir mi?' diye düşünüyorum. Başardığı onca şeyden sonra bir de Yaban Arazilerdeki Yeraltı İmparatoru olduğunu düşünsenize! Ama bunun için önce Ruhun Başlangıcına geçmesi lazım ki onun için de iki deva ruhuna daha ihtiyacımız var. Yani bu sefer böyle bir şeyi başarmamız zor olabilir. Yine de bir bakalım şu adaylık niteliği neyin nesiymiş, okumaya devam!






Giriş Yap

Site İstatistikleri

  • 18354 Üye Sayısı
  • 790 Seri Sayısı
  • 37574 Bölüm Sayısı


creator
manga tr