Bölüm 560 : O Şey De Neyin Nesiydi?

avatar
1603 1

A Will Eternal - Bölüm 560 : O Şey De Neyin Nesiydi?


Çevirmen : Clumsy 

 

Bai Xiaochun Ebedi Şemsiyeyi çıkarttığı anda bir sürü kâğıt tılsım da çıkartarak üzerine saçtı. O anda zihnindeki tek düşünce zaman kazanmaktı.

 

Sahibe Al-Toprağın avuç saldırısı Ebedi Şemsiyeye vurur vurmaz havayı şiddetli bir patlama doldurdu. Çatırdama sesleri işitiliyordu, şemsiye bu güce ayak uyduramıyor gibiydi. Yüzeyinde çatlaklar belirmiş, hayalet suratı ıstırap içerisindeymiş gibi çarpılmıştı.

 

Ardından Bai Xiaochun’un elinden kurtulup kenara doğru fırladı. Bai Xiaochun’unsa şemsiyeyi geri almayı düşünecek vakti yoktu, ağzından kanlar sıçrayarak geriye doğru uçurulmuştu. Kâğıt tılsımların doğurduğu kalkan katmanları öylesine kalındı ki neredeyse mezar odasına sığmayacaklardı ve Sahibe Al-Toprağın avcuyla buluştuklarında sonuç dudak uçuklatıcı oldu.

 

GÜÜÜÜÜÜÜÜÜMMM!

 

Kâğıt tılsımlar tek tek yok edilmiş, kalkan katmanları dağılmıştı. Fakat Sahibe Al-Toprağın avuç saldırısı da silinmeye başlamıştı. Birkaç nefeslik sürede hem kalkanlar hem de tılsımlarını harcamış olan Bai Xiaochun hala geriliyordu, yuttuğu yeni bir Tanrısal Eser Hapıyla iyileşmekteydi.

 

Az önceki etkileşim nispeten basit olsa da Bai Lin bunu görecek olsaydı kalbi acırdı. Bai Xiaochun az önce kendisini inanılmaz bir parayla savunmuştu!

 

Bai Xiaochun’un suratı kâğıt beyazlığındaydı. Sahibe Al-Topraktan uzaklaştıkça zaman kazanmak için elinden geleni yapıyor, hakaretlerine de devam ediyordu.

 

“Hey Orospu Al-Toprak, şimdi Lord Bai’yi öldürmenin ne kadar zor olduğunu görüyor musun? Sen benim yarı tanrı olmamı bekle, o zaman intikamımı alacağım!”

 

“Lanet olsun!!” Sahibe Al-Toprak öfke içerisinde bağırıp duruyordu. Şimdiden pek çok kez saldırmış ama Bai Xiaochun’u öldürememişti. Ayrıca alandaki ışınlanma gücü de zirveye ulaşmak üzereydi. Gözlerinde titreşen bir öldürme arzusuyla kırmızı sisinden bir bora doğurdu ve mezar odasının duvarlarındaki delikleri kapamaya başladı!!

 

Sis hızla çözünüyor olsa da bu ona ışık huzmelerinden birkaç nefeslik kurtuluş sağlamış, böylece yetişim basamağının tüm gücünü kullanabilir hale gelmişti. Sonra da Bai Xiaochun’u öldüreceği kesin olan bir darbe salmaya hazırlandı!

 

Işıkların Bai Xiaochun’u etkilemediğini ama kendisi için son derece tehlikeli ve can sıkıcı olduklarını fark edeli çok olmuştu. Belli ki Bai Xiaochun’un tuzağına düşmüştü, tüm bunların sebebiyse dikilitaştaki metindi.

 

Duvardaki delikleri kapatan Sahibe Al-Toprak, gözleri ışıldayarak Bai Xiaochun’a doğru bir adım attı.

 

Ayağı alçalırken hava çökerek kocaman, uğursuz bir ağız yarattı. Sonra da yayılan güçlü yerçekimi kuvveti Bai Xiaochun’u kavrayarak ağza doğru çekmeye başladı.

 

Bai Xiaochun’un aklı çıkmıştı. Çabucak iki eliyle bir büyü hareketi gerçekleştirdi ve parmağını ağza doğru uzatarak bağırdı: “Bataklık!”

 

Ansızın tüm mezar odası çarpıklaştı ve su buharı her yere yayılarak tüm alanı bir bataklığa çevirdi!

 

Sonra da ilkel zamanlara ait görünen korkunç bir aura patlak verdi. Uzay ve zaman aynı anda etkilenmişti, artık bataklığın içerisindeki tüm alan antik zamanlara aitmiş gibiydi!

 

Sahibe Al-Toprağın gözbebekleri kısıldı.

 

Fakat o hiçbir şey yapamadan önce Bai Xiaochun, “Krallığı!” diye bağırdı.

 

Bir anda bataklıktan dağı andıran beş mahmuz çıktı ve doğruca Sahibe Al-Toprağa doğru atıldı.

 

Bai Xiaochun ise bir an olsun duraksamadı. Havaya sıçrayarak, “Yaşayan Dağ Büyüsü!” diye kükredi.

 

Doğruca 30 metrelik taş goleme dönüştükten sonra da Bataklık Krallığı mahmuzlarının Sahibe Al-Toprağa gerçekleştirdiği acımasız saldırıya katıldı.

 

Sahibe Al-Toprağın gözleri Bataklık Krallığı karşısında meraklı ışıltılara kavuşmuştu. Ama hemen ardından soğuk bir kahkaha patlattı.

 

“Son derece gizemli bir büyü tekniği. Böyle bir ilahi ruh yaratığı gardiyanına sahip olan hangi tarikattan geldin bilmiyorum. Ama ne fena… onu tamamıyla çağıramıyorsun. Gerçi çağırabilecek olsan bile sana o zamanı tanımazdım. İlk önce bu yaratığı öldüreceğim, sonra da seni!” Sahibe Al-Toprak ağzından çıkan bu kelimelerle bir büyü hareketi gerçekleştirerek avcundan kırmızı bir sis çıkarttı. Kısacık bir süre içerisinde sis, elinde tuttuğu uzun kırmızı bir mızrağa çevrildi ve yaklaşan mahmuzlara değil, doğruca bataklığın bulunduğu noktaya yöneldi.

 

Kırmızı mızrak bataklığın altındaki zemine, orada yatan dünyaya ve Bai Xiaochun’un bile hiç görmediği o yaratığa saplanmıştı.

 

Akabinde aşağıdan öfke dolu bir kükreyiş yükseldi ve Sahibe Al-Toprağın mızrağı parçalandı. Büyü tekniğiyle şekillenen ağız bile dağıldı. Dağı andıran beş mahmuzsa yükselmeye devam etmekteydi!!

 

Mahmuzlar kıvrımlıydı ve onlara bir müddet bakıldıklarında bir yaratığın pençelerini andırıyorlardı. Fakat öylesine irilerdi ki pençeden ziyade dağa benziyorlardı. Ayrıca yaratık Sahibe Al-Toprağı bataklığın altına çekmeye çalışacak kadar öfkelenmiş görünüyordu…

 

Ne yazık ki Bai Xiaochun’un yetişim basamağı Bataklık Krallığını destekleyecek kadar güçlü değildi. Pençeli el uzanırken ağzından kanlar sıçrayarak çığlık atmış, yetişim basamağının ve yaşam gücünün şiddetle elinden alındığını hissetmişti. Belli ki pençeli elin açığa çıkması için gerekli güç, onu ölümüne kurutacak düzeydeydi… Dehşete düşmüş şekilde kendi büyü tekniğini bozup Bataklık Krallığı gücünü dağıtmaktan başka çaresi kalmamıştı…

 

Sahibe Al-Toprak, ifadesi şaşkınlıkla titreşerek geriye doğru sendeledi. “O şey de neyin nesiydi!?!?”

 

Bai Xiaochun’un suratı da Sahibe Al-Toprağınki kadar solgundu. Bataklık Krallığının güçlü olduğunu biliyordu ama bu kadar güçlü olduğunu hiç fark etmemişti. Tek bir elinin pençeleri bile onu neredeyse öldürmek için yeterliydi. Bataklık Krallığını dikkatli kullanmadığı takdirde ölebileceğini düşünmek içini ürpertmişti…

 

Daha da bunaltıcı olansa Sahibe Al-Toprağın sergilediği delice fanatiklikti. Olayı neydi ki? Tek yapması gereken Xiaochun’un planına sadık kalarak mahmuzlara saldırmaktı, böylece Xiaochun onun yolunu kesecek ve Yaşayan Dağ Büyüsünü kullanacaktı.

 

Ama Bataklık Krallığı ortadan kaybolmuş, Bai Xiaochun da taş golem formuyla açıkta kalakalmıştı. Bu olayın tek artısı duvardaki deliklerin kırmızı sisi yok etmesi ve ışıkların yeniden Sahibe Al-Toprağa saldırmasıydı.

 

Bai Xiaochun vaktinin tükendiğini biliyordu. Bu yüzden bağırarak bir meteor gibi Sahibe Al-Toprağın üzerine atıldı!

 

Sahibe Al-Toprak tam da o yaratık karşısında ölümle burun buruna gelmenin doğurduğu şoktan kurtulmuşken ışık huzmeleri geri dönmüştü. Kalbi yeniden öfkeyle doldu; o ışıklar olmasaydı Bai Xiaochun’u öldürmekte bu kadar zorlanmazdı!

 

Fakat ışıklar ve teninde bıraktıkları kırmızı izlerin doğurduğu yoğun acıyı bastırmak hatırı sayılır bir çaba gerektiriyordu. Ayrıca dikkatinin azıcık dağılması kalıcı sonuçlar doğurabilirdi.

 

Bai Xiaochun inanılmaz dirayetli çıkmıştı. Ayrıca sürekli devam etmesini sağlayacak rastgele nesneleri ve teknikleri de vardı. En sonunda soğuk bir kahkaha atan Sahibe Al-Toprağın Bai Xiaochun’a diktiği bakışları daha da öldürücüydü.

 

“Vaktin tükeniyor!” Derin bir nefes alan kadın bir kez daha kırmızı izleri görmezden gelip kendini savunmak için kırmızı sis kullanımını bir kenara attı. Bir büyü hareketiyle yeni bir uzun, kırmızı mızrak çıkarttı ve Bai Xiaochun’a doğru fırlattı.

 

O mızrakta gerçek bir deva gücü vardı!

 

Mızrağın havalandığı saniyede Bai Xiaochun da bir ok çıkarttı. O ok… aldığı on kat ruh güçlendirme geçirmiş ateş ruhu okuydu! Bedenini bir yay, kolunu da yayın kirişi gibi kullanan Xiaochun okunu şiddetli bir şekilde Sahibe Al-Toprağa gönderdi.

 

Ateş ruhu oku havayı çatırdama sesleriyle birlikte delip geçiyor, yüzeyindeki şok edici altın dizayn ışıldıyordu. Göz açıp kapayıncaya dek kırmızı mızrağa ulaşmış ve ikilinin birleşimi sağır edici bir patlama doğurmuştu.

 

Normal şartlarda mızrak, ateş okunun baş edebileceğinden çok daha güçlüydü. Fakat Bai Xiaochun tam da o saniyede, “Patla!” diye bağırmıştı.

 

#Bizimki kozlarını tek tek kullanıyor. Normalde Bataklık Krallığını kullanarak mücadeleyi tamamlar, rakibi kim olursa olsun yenerdi. Ama bu defa karşısında bir deva var ve onu alt edecek kadar güçlü bir teknik kullanmak canına mal olacaktı. Peki sırada ne var? Bu sorunun cevabı için bir sonraki bölümde görüşmek üzere!






Giriş Yap

Site İstatistikleri

  • 18181 Üye Sayısı
  • 792 Seri Sayısı
  • 37506 Bölüm Sayısı


creator
manga tr