Bölüm 556 : Üçüncü Kat!

avatar
1416 1

A Will Eternal - Bölüm 556 : Üçüncü Kat!


Çevirmen : Clumsy 

 

Dikilitaşın dışında, ışık küresinin içerisindeki Bai Xiaochun’un gözleri açılmıştı. O gözlerde boş bir bakış görünüyordu ve henüz herhangi bir tepki veremeden küresinin yeni bir anafora çevrilişiyle içine çekildi. Sonra da anafor ortadan kayboldu.

 

O noktada dikilitaş en sonunda sarsılmayı kesmiş ancak üzerindeki çatlak kaybolmamıştı.

 

Ayrıca ruh güçlendirme sınavı da olası sınavlar listesinden silinmişti…

 

Bunu gören 1,000i aşkın gözlemcinin ağızları açık kalıyor, başları dönmeye başlıyordu.

 

“Bai Xiaochun ortadan kayboldu!!”

 

“Cidden 1. mi oldu!?!? Bu da demek oluyor ki deva ruhunu almak için üçüncü kata çıktı!!”

 

“Nasıl yapabilir!?!? Lanet olasıca Şeytan Bai! Neden o olmak zorundaydı ki!?!?”

 

“Hmph! Aslında deva ruhunu onun alması iyi oldu. Bir deva kazanmış olsaydı hiçbirimiz çalamazdık. Ama Şeytan Bai’nin o ruhu elinde tutmasına imkân yok!”

 

“Haklısın. Bai Xiaochun daha da değerlendi. Onu öldüren kişi hem beş elementlik tam bir deva yaratığı ruhu seti alacak hem de bir deva ruhu!”

 

Ancak tartışmalar alevlenirken Sahibe Al-Toprağın küresinin hala ışıldadığı, daha da göz alıcı bir hal aldığı görünmüştü. Sınavdan elenmemekle kalmamış, sınavı tamamlamaya da çok yaklaşmıştı.

 

Yani deva ruhunu alan kişi Bai Xiaochun olmayabilirdi. Üçüncü katta yeterince hızlı davranamazsa hem deva ruhunu almayı başaramayıp hem de canından olması mümkündü.

 

Sonuçta orada, ölmesini isteyen bir devayla sıkışıp kalacaktı. Senaryonun sonunu merak eden kişi sayısıysa çok azdı.

 

Zhou Yixing tir tir titriyor, gözleri heyecanla ışıldıyordu. “Git, Başkan Al-Toprak, git! Üçüncü kata git ve o lanet olasıca Bai Xiaochun’u katlet!”

 

Labirentin üçüncü katında, deva ruhunun bulunduğu noktada kocaman, sekizgen bir mezar odası bulunuyordu. Orası yalnızca ışıl ışıl lambalarla aydınlanmakla kalmıyor, ayrıca her biri bir köşede olmak üzere sekiz heykel barındırıyordu.

 

Heykeller tamı tamına 300er metre uzunluktaydı ama buna rağmen mezar odasının büyüklüğünün yanında önemsiz görünüyorlardı. Zemin ejderha pullarını andıran üst üste binmiş fayanslardan oluşuyordu, hatta yakından bakıldığında orada dokuz altın ejderha tasviri yattığı görülüyordu!

 

O dokuz ejderha da liderlerini korurmuşçasına bir sunağın etrafına yerleştirilmişti!

 

Ve bu yalnızca zemindi! Odanın duvarları pek çok açıklık barındırıyor, oralardan rengarenk ışık huzmeleri geliyor ve havadaki birleşimleri muazzam bir altın ejderha şekli alıyordu!

 

Fazlasıyla canlı görünümlü ejderha sahiden de canlı ve cismaniymiş gibi orada duruyordu, kafası sunağın hemen üzerinde, gözleriyse uyuyormuşçasına kapalıydı.

 

Odadaki her şey sunağı bir hayli göze çarpar hale getirmişti. Sunağın üzerindeyse bir tabut bulunmuyordu, yalnızca yeşil bir dikilitaş mevcuttu!

 

Antik görünen dikilitaş çok uzun yıllara dayanıyordu ve üzeri, sonraki nesillerin okuması için bırakılan metinlerle doluydu.

 

Fakat yeterince yaklaşan kişinin fark edeceği üzere dikilitaş aslında sunağın yüzeyinin üzerinde süzülüyordu!

 

Taşı havada tutan, orada hareketsiz şekilde süzülmesini sağlayan gizemli bir güç mevcuttu. Ayrıca dikilitaşla sunak yüzeyi arasında da mavi beyaz yeşim bir bileklik bulunuyordu!

 

O yeşim bilekliğin içerisinde de yerin ve göğün en mühim kısımlarının damıtıldığı yeşil bir sis vardı. Arada bir o sis bir su damlası şekli alıyor, o damla da Deva Alemine ait ruh dalgalanmaları yayıyordu!!

 

Bu, su tipi bir deva ruhuydu!

 

An itibariyle altın zeminin üzerinde, sunağa aşağı yukarı 3,000 metre mesafede altın bir ışık titreşiyor, orada Bai Xiaochun maddeleşiyordu.

 

Bai Xiaochun’un kafası karışmıştı, geçirdiği ışınlanma sayısından sonra böyle olmasına da şaşırmamak gerekti. Ruh güçlendirmeye tamamen odaklanmış, ruhu küreye geri çekilince ancak kendine gelebilmişti. Sonra da tam gözlerini açarken buraya getirilmişti.

 

Etrafına bir müddet boş boş baktıktan sonra sunağın üzerindeki ejderha kafasını fark etti. O noktada gözleri irileşip soluğu kesilerek bir iki adım geri çekildi. Sonra da ejderha şeklinin duvardaki deliklerin yansımasıyla oluştuğunu fark etti.

 

“Oh, ben de gerçek bir ejderha sanmıştım ama sahte çıktı. Lord Bai’yi korkutmaya çalışıyorsunuz, ha?” Rahat bir nefes alırken düşünceleri netleşmiş, aklına yaşanan her şey gelince de üçüncü katta olması gerektiğini anlamıştı!

 

“Birinciliği kaptım!” Gözleri tüm bunlardan elde ettiği karın düşüncesiyle ışıldayarak etrafına baktı ve sunağa doğru uçmaya hazırlandı. Fakat o noktada suratı asıldı.

 

“Tavam…” Bu ani ışınlanma esnasında tavasının geride kalıp kalmadığından emin değildi, çabucak çağırmayı denedi. Neyse ki siyah bir ışığın belirişiyle tava kendisini gösterdi. Hemen rahat bir nefes alarak tavayı ortadan kaldırdı. Sonra da aklı maskesine kaydı ve göğsüne takılıp kalmış olduğunu fark etti. Onu da çantasına atarak sunağa yöneldi.

 

Işıltılı ejdere bakarak acaba dokunabilir miyim diye uzandığında elinin ejderin içinden geçtiğini fark etti. En sonunda birazcık rahatlayabilmişti.

 

“Burası bayağı iyi dekore edilmiş. Havada ışıltılı bir ejder var, zemin bile ejderhalardan yapılı. Doğrusu bana bir mezarı anımsatıyor ama içerisinde tabut yok.” Bu noktada dikilitaşın tam önüne gelmişti ve altındaki sis dolu mavi beyaz yeşim bilekliği görebiliyordu!

 

Pek çok kişi ömrü boyunca tek bir deva ruhunu görme şansına dahi erişemez, bu yüzden birini gördüğünde tanımakta zorluk çekerdi. Ama Bai Xiaochun’un çantasında iki deva ruhu vardı ve bu yüzden bilekliğin içerisindeki sisin bir deva ruhu olduğunu anında anlamıştı!

 

Belli ki deva ruhu dikilitaşın gücüyle bastırılıyor, bu da alınmasını zorlaştırıyordu. Dikilitaşa bakan Bai Xiaochun, üzerindeki yazıları okumaya başlamış, bu sırada gözleri irileşmiş ve gözlerine inanamayarak istemsizce bir iki adım geri çekilmişti.

 

Ben ikinci nesil Baş İmparatorum ve bu da kalıntılarımı içermeyen dokuz mezarımdan biri. Yetişim basamağım babamdan, benden önceki imparatordan geliyor. Onun arzuları doğrultusunda hiç tereddütsüz üç ruhani ruh ve yedi fiziksel ruha bölünerek onları neslimin güzel bir talih elde edebilmesi adına mezarlarıma gönderdim.

 

Bu dünyadaki tüm insanlar benim kanımdır ve bu yüzden, bu noktaya ulaşan her kimse benim neslimden olacaktır…

 

Burada aynı zamanda bir deva ruhu olan yedinci fiziksel ruhum yatmakta…

 

Bai Xiaochun okudukları karşısında sarsılmıştı, burada daha ne gizemler olduğunu ise tahmin dahi edemiyordu…

 

Soluğu kesilmiş bir şekilde okuduğu, deva ruhlarının kullanımını anlatan metinse onu daha da şok etmişti.

 

Tüm metni okumayı tamamladığında şaşkın bir şekilde gördüğü üzere aslında deva ruhlarının kullanımı konusunda en ufak bir bilgisi yoktu. Önceleri beş deva ruhunu toplayıp beş deva yaratığı ruhu gibi bir araya getirip içsel olarak özümsemenin yeterli olacağını varsaymıştı. Sonra da Öz Formasyonu aşıp Ruhun Başlangıcına geçecekti!

 

Ancak bu işin içinde çok daha fazlası vardı!

 

Cennet-Daosu Ruhun Başlangıcına geçmek için beş deva ruhu gerektiği doğruydu. Fakat özümsemeye başlamak için illa da beş tanesini toplamaya gerek yoktu! Her deva ruhu bireysel olarak özümsenebiliyor, sonra da kişinin gerçek benliğiyle birebir aynı yetişimde bir klon üretmek için kullanılabiliyordu!!!

 

Bai Xiaochun ilk defa böyle bir şey işitiyordu. Belki de bunu ona hiç kimsenin söylememiş olma sebebi… onların da bunu bilmeyişiydi! Bu bilgi geride kalan yıllar içerisinde silinip gitmişti!

 

Kişi beş farklı tipte deva ruhu özümseyebilirse beş klon sayesinde tarifsiz bir savaş gücü kazanıyordu. Ayrıca o beş klonu gerçek benliğiyle kaynaştırırsa o inanılmaz güçle başarısızlık şansı olmadan Ruhun Başlangıcına anında ulaşabiliyordu!

 

Cennet-Daosu Ruhun Başlangıcına ulaşma süreci düşünülünce ne kadar güçlü olduğunu anlamak mümkündü.

 

Tabii ki bir de eksi taraf vardı. Tek bir deva ruhunu dahi özümsedikten sonra Ruhun Başlangıcına deva yaratığı ruhlarıyla geçmek imkansızlaşıyordu! Yani kişi bir kere Cennet-Daosu Ruhun Başlangıcı yoluna adım atarsa o yoldan geri dönemezdi!  

 

#Oo bu yeni bilgi harika oldu. Bizimki tek başına bile kendinden çok daha üstün kişilerle çarpışabiliyorken klon üretebilirse gücü bayağı artacaktır. Bu da onu cezbedebilir. Şimdi bizim sahibe hatun geliyor ya, acaba onunla dövüşmek zorunda kalınca elindeki deva ruhlarını özümser, sonra da devaları tamamlamaya mecbur kalır mı diye bir düşünce geldi aklıma. Olabilir mi acaba? Neyse okuyup göreceğiz diyor ve devam ediyorum, bir sonraki bölümde görüşmek üzere!






Giriş Yap

Site İstatistikleri

  • 18136 Üye Sayısı
  • 790 Seri Sayısı
  • 37403 Bölüm Sayısı


creator
manga tr