Bölüm 553 : Ruh Güçlendirme Mi?

avatar
1403 1

A Will Eternal - Bölüm 553 : Ruh Güçlendirme Mi?


Çevirmen : Clumsy 

 

Kürelerin içerisindeki yetişimcilerin her birinin dikilitaş yönüne bakması zihinlerinde kelimeler belirmesi için yeterliydi. Sınavlara ait bilgiler basit görünse de birinci olan kişi dikilitaşa ismini galip olarak yazdıracaktı!

 

Yetişimcinin ne zaman başladığının da hangi sınava girdiğinin de önemi yoktu. Birinciliği aldığı takdirde anında labirentin üçüncü katına ışınlanacaktı ki orası da deva ruhunun bulunduğu noktaydı!

 

Fakat bu tanıtım diğer yetşimcilerin de üçüncü kata ulaşıp ulaşamayacağını belli etmiyordu. Kurallar gereği birinci gelenin deva ruhunu yeterince hızlı elde edemediği takdirde ikinci ve üçüncünün de o kata ışınlanarak deva ruhunu elde edebilecek olması mümkündü.

 

Ayrıca bir kişi bir sınavda ilerledikçe onun küresi daha parlak olacak şeklinde bir bilgi de vardı. Bai Xiaochun bu bilgiye göre Sahibe Al-Toprağın herkesten çok daha önde olduğunun farkındaydı. Birinciliği alıp deva ruhunu kapma ihtimali yüksekti.

 

Bai Xiaochun bu konuda birazcık hayal kırıklığına uğramış durumdaydı. Sonuçta deva ruhunu kazanmaya kendini adamış değildi ama çok sıkıntı çekmeden kazanabilmek de onu fazlasıyla mutlu ederdi.

 

Fakat bu noktada pek umut var gibi görünmüyordu. Çok geç kalmış, bin küsür kişinin gerisine düşmüştü. İç çekerek sınavla ilgili başka bir bilgi var mı diye dikilitaşa daha yakından bakmaya başladı.

 

İlk sınav savaş gücüne dayalıydı.

 

“O sınava girmeme imkân yok.” diye mırıldanarak kafasını salladı. “Tüm o savaşlar ve cinayetler hiç bana göre değil!” İkinci sınavsa gözlerini ışıldatmıştı. Bir ilaç yapımı sınavıydı.

 

“İlaç yapımı, ha? Bu konuda bayağı iyiyimdir!” Heyecanlı bir şekilde listenin alt sıralarına doğru ilerlemeye devam etti.

 

“İlahi kabiliyet sınavı mı? Ekipman dövme sınavı? Kutsal ruh sınavı? Hiçbiri olmaz. Bu konularda Nine Al-Toprağa denk olmam mümkün değil. Ekipman dövemem, henüz bir kutsal ruh şekillendirmiş de değilim, artık o her neyse. Sanırım benim için en iyisi ilaç yapma.” Bai Xiaochun buranın sıkıcılığı yüzünden bu fikre sıcak bakmaya başlamıştı. Bu düşünceyle sınavların geri kalanlarını inceledi.

 

“Üstün birlik sınavı mı? Ruh güçlendirme sınavı? Cesur beden sınavı?" Bai Xiaochun’un üstün birlik sınavının ne olduğu hakkında hiçbir fikri yoktu. Cesur beden sınavıyla ilgiliyse tahminlerde bulunabiliyordu.

 

“Kulağa bir beden gücü sınavı gibi geliyor. Hiç bana göre değil. Çok tehlikeli.” Bu şekilde en az yüz sınavın bulunduğu dikilitaşa bakmayı sürdürdü. Pek çoğu Bai Xiaochun’un daha önce hiç duymadığı şeylerdi ve en sonunda ilgisi yeniden ilaç yapımıyla ruh güçlendirmeye kaymıştı. Fakat hala tereddütlüydü.

 

“Zaman sınırı olması çok kötü, aksi takdirde ilaç üretimini seçebilirdim. Ama söz konusu ruh güçlendirmeyse…” Bai Xiaochun’un gözleri birazcık kısılmış, hile yapmak için mükemmel bir fırsat olduğu farkındalığıyla gözlerinde gizemli ışıklar titreşmişti…  

 

“Kaplumbağa tavamı kullanabilirsem ruh güçlendirme benim için hiç zor olmaz. Belki o zaman birinciliği Sahibe Al-Topraktan çalma şansım olur!” Üzerine düşündükçe daha da heyecanlanıyordu.

 

“Evet, olabilir. İlaç yapımındakilere yetişmem mümkün değil, o yüzden ruh güçlendirmeye oynasam daha iyi. Kazanırsam deva ruhunu alırım, kaybedersem de bir zarar görmem.” Böylece kararını vermişti. Ruh güçlendirme sınavına odaklanarak dikilitaştaki talimata uydu, zihninin kelimelere dalmasına izin verdi.

 

Zihni gümbürtülerle dolarken etrafındaki her şey dönmeye başladı ve ansızın ruhunun bu bedenden çıkarak dikilitaşa doğru uçtuğunu fark etti.

 

Şok olmuş bir şekilde geri döndüğünde bedeninin kürenin içerisinde bağdaş kurarak meditasyon yapar gibi göründüğünü fark etti. Ruhu artık bedende olmadığı için maske de çalışmayı bırakmış, yavaşça göğsüne doğru inivermişti.

 

Bu beklenmedik olay karşısında afallamış olsa da yapılacak bir şey yoktu. Ruhu bir an sonra dikilitaşa toslamıştı.

 

Zihninde beliren yeni gümbürtüler, eşzamanlı olarak çığlıklar atarak ruhunu parçalara ayırmak isteyen binlerce hayaleti andırıyordu.

 

Neyse ki bu sesler uzun sürmemiş, birkaç nefeslik süre sonunda kesilmişti. Ardından bulanık görüşü de netleşti ve kendisini bir nevi özel odada buldu.

 

Duvarlar simsiyahtı ve kasvetli, uğursuz bir hava vardı. Oda aşağı yukarı bel boyunda üç taş kürsü dışında tamamen boştu. Ortalarındaysa tamamen sıradan görünen kuru, yeşil bir yaprak mevcuttu. Yaprağın sahiden de daha sıradan olması mümkün değildi.

 

Sol taraftaki kürsünün üzerinde yavaşça yanmakta olan kırmızı bir ateş bulunuyordu. Ateş pek sıcak değildi, ölümlü dünyanın sıradan alevlerinin yalnızca birazcık daha ötesindeydi. Ama Bai Xiaochun onun sıradan bir ateş olmadığını, yetişim dünyasında sık görünen tek renkli ateş olduğunu anında anlamıştı.

 

Sağ taraftaysa kayalar, bitkiler, metaller ve Bai Xiaochun’un tanımadığı başka rastgele materyaller bulunmaktaydı.

 

Fakat onların tanıdık bir havası vardı, bir an sonra onları Büyük Şişman Zhang ruh güçlendirme gerçekleştirirken görmüş olduğunu fark etmişti.

 

Odada üç taş kürsü dışında bir şey bulunmuyordu. Belli ki burası bir ruh güçlendirme atölyesi olarak tasarlanmıştı ve şu anki görev bir kat ruh güçlendirme gerçekleştirmekti.

 

Bai Xiaochun etrafına bakarak bir müddet tek renk ateşi inceledi. Ardından aklına maskesinin dışarıda düşüşü geldi ve gerilmeye başladı. En sonunda dişlerini sıkarak, “Muhtemelen sıkıntı olmaz. O küreler bayağı sağlamdı, aksi takdirde oraya ilk gelen kişi kesin öldürülürdü. Önce elimdeki işi yapayım, bakalım kaplumbağa tavayı çağırabilecek miyim…” dedi. Sonuçta burada çantasına veya diğer nesnelerine sahip değildi. Bu yüzden derin bir nefes alarak genelde kaplumbağa tavayı çağırmak için yaptığı hareketi yaptı.

 

Ansızın siyah bir ışık çıktı ve kaplumbağa tavaya dönüştü!

 

Bai Xiaochun önce afallamış, sonraysa gururlu bir kahkaha atmıştı.

 

“Benimle gelmiş! Hahaha! Benimle gelmiş olduğuna inanamıyorum!!” Gözleri ışıl ışıl bir şekilde acaba birinci olup deva ruhunu alırsam nasıl olur diye düşünmeye başladı.

 

“Kaplumbağa tavam varken kim benimle yarışabilir ki?!

 

“Hmmphhh! Bai Xiaochun birinci olmak isterse karşısında kim durabilir!” Özgüvenli bir şekilde parmağını şaklatarak çenesini gururla kaldırdı. Ama vaktin nakit olduğunu biliyordu, bu yüzden heyecanını hızlıca bastırarak tek renkli ateşe doğru yürüdü. Ve heyecanlı bir şekilde kaplumbağa tavaya fırlattı.

 

Karşılığında tava titreşti ve yüzeyinde dizaynlar ışıldamaya başladı.

 

İyice özgüvenli bir şekilde kıs kıs gülerek kuru yaprağı dikkatlice kaldırdı. Sıradan bir nesne olduğunu teyit ettikten sonraysa, “Böyle bir yaprağı büyülemek de ne ziyan ama.” diye mırıldandı. Yine de büyülediği nesneleri beraberinde götüremeyeceğinden emindi ve kullandığı yakıtın da bir önemi yoktu. Bu yüzden yaprağı kaplumbağa tavaya attı.

 

Ansızın kaplumbağa tavanın dizaynları alevlenerek yaprakla birleşti. Bir an sonraysa kör edici ışık silindi ve yaprağın yüzeyinde tek bir gümüş dizayn görüldü!

 

Bai Xiaochun yaprağı çabucak alarak inceledi. O gümüş dizayn dışında sıra dışı bir şey görememişti.

 

“Çok yazık.” diye düşünerek kafasını salladı. Kafasını sol taraftaki kürsüye çevirdiğindeyse iki renkli bir ateşle karşılaştı.

 

“Sanırım önemi yok. Bu sadece bir sınav, bu nesneler de bana ait değil. Beni bağlamaz.” Bu düşünceyle iki renkli ateşi rahatça alarak yeni bir ruh güçlendirme gerçekleştirdi.

 

Çok geçmeden yaprak ikinci gümüş dizaynına kavuştu. Ardından üçüncü, dördüncü derken sekizinci geldi. Bu noktada Bai Xiaochun tüm bu durum karşısında yanıp yakılmaya başlamıştı.

 

“Sekiz katlı ruh güçlendirme…” diye mırıldanarak avcundaki yaprağa baktı. Yaprak hala kuru olsa da daha dayanıklı ve sert olduğu barizdi. Hatta birazcık ışıldamaya başlamış, sıradan bir yapraktan farklılaşmıştı. Artık bir nevi hazine sayılırdı.

 

Bu noktada aklına yeni bir fikir geldi. Eğer onu damgalayabilirse belki kendisini efendisi olarak tanır, sonra da kendisiyle birlikte ayrılmasına müsaade ederdi…

 

En iyisini uman Xiaochun bir büyü hareketiyle yaprağa şahsi mührünü gönderdi ve yaprak bir ışıltıyla karşılık verdi. Başarılı olmuştu!

 

Halinden memnun bir şekilde sekiz renkli ateşi alarak yeni bir ruh güçlendirme gerçekleştirdi…

 

Dokuz, on…

 

Artık yaprağın üzerinde şok edici on gümüş dizayn vardı. Yaprak hala kuru olsa da doğası değişmiş, parlak bir ışıltıya kavuşmuştu. Ona bakan herkes onu bir yeşim veya kıymetli bir taş sanırdı!

 

“On kat ruh güçlendirme…” diye mırıldanan Bai Xiaochun taş kürsülere bakarken on bir renkli ateş büyüleyici ve göz kamaştırıcı bir şekilde belirmekteydi.

 

Daha isabetli konuşmak gerekirse, o ateş tam olarak on bir renkten oluşmuyordu. Ama Bai Xiaochun’un onun on bir renkli ateş olduğunu anlaması için tek bakış yetmişti!

 

Tam olarak nasıl bildiğini söylemek imkansızdı. Ayrıca bu ateşin sürekli değişiyor oluşu insanın ruhunu şok edici bir güçle etkiliyordu.

 

Ateş ruhu okundaki altın dizaynı anımsayan Bai Xiaochun’un gözleri ışıldamış ve şöyle düşünmüştü: “Zamanında on bir katlı ruh güçlendirmenin nasıl mucizevi dönüşümler gerçekleştirebileceği hakkında tahminlerde bulunmuştum…”

 

#Bizimkinin maskesinin düşmesi kötü oldu. Yeni gelenlerin hepsi onu görecek, buradan birinci çıkıp kaçamazsa başı yine belaya girecek. Aslında bu hileyle birinci olur ve deva ruhunu alır diye düşünüyorum ama o ruhu alsa bile nasıl kendisine saklayacak konusu ayrı bir mevzu. Hadi okumaya devam!






Giriş Yap

Site İstatistikleri

  • 18184 Üye Sayısı
  • 792 Seri Sayısı
  • 37518 Bölüm Sayısı


creator
manga tr