Bölüm 552 : Sınav Alemi

avatar
1384 1

A Will Eternal - Bölüm 552 : Sınav Alemi


Çevirmen : Clumsy 

 

Bai Xiaochun Gongsun Wan’er’in söylediği şeyi yapmayı bir an olsun düşünmemişti. Ona kalırsa yalnızca bir aptal, ona itaat ederek dönmesini beklerdi.

 

“Sen beni geri zekalı mı sandın? Öylece durup bekleyecek miydim?” Gergin bir şekilde kaçarken kızın, söylediği şeyin yapılacağına ne kadar da çabuk güvendiğini düşünüyordu…  “Ehh, savaşta ve aşkta her şey mübahtır. Aman neyse. Neler olduğunu görmek için bekleyecek değilim.” 

 

Tam olarak neler döndüğüne veya kızın ne düşündüğüne emin olmasa da tam hızla kaçmaya devam ediyordu. Bunu yaparken de her zamanki sağa bağlı kalma metoduna uyuyordu.

 

Geride kalan birkaç günde hiç kimseye ya da hiçbir tuhaf duruma denk gelmemişti. Bu yüzden hızla ilerleyebilmiş ve en nihayetinde çizdiği rota yeşim kâğıtta iyice belirginleşmişti. Bir noktada duraksayarak haritasını incelemeye başladı.

 

Ardından bir müddet etrafına baktı. Kesin olmasa da kâğıdı inceledikten sonra aşağı yukarı emin olduğu üzere… daha önce de buradan geçmişti.

 

“Demek ki burası kocaman bir halkaymış… Labirent iç içe bir sürü halkadan oluşuyormuş…

 

“Benim sağ elimle ilerlediğimi farz ettiğim duvarlar aslında bir kısımda sol elmiş. Yani aynı duvar!

 

“Öyleyse iki olasılık var. İlki bu labirentteki tüm halkaların sonu gelmeyen çıkmaz sokaklar oluşu ve yalnızca bir halkada çıkış bulunuşu!

 

“Diğer olasılıksa hiçbir halkada çıkış bulunmayışı ve çıkışın… başka bir noktada oluşu.” Bai Xiaochun alnını ovuşturarak iç çekti. Labirentte geçirdiği uzun süreye rağmen herhangi birinin çıkışı bulup bulmadığına dair hiçbir fikri yoktu. Burası kocaman ve karmaşık bir mekân olsa da içeriye bir sürü dahi yetişimci girmişti ve sırf kendisi henüz olayı çözemedi diye diğerleri de çözemeyecek değildi.

 

Bir süre daha mırıldanarak kâğıda baktıktan sonra sola açılan yola yöneldi ve sürecin kaydını tutmaya devam etti. Ne zaman daha önce geçtiğini düşündüğü bir yere gelse farklı bir rotayı tercih etti. Fakat tüm süreç boyunca genellikle sağı seçti.

 

“Bu halkanın diğer halkayla buluştuğu noktayı bulmam lazım… Buralarda bir yerde olmalı!” deyip dişlerini sıkarak arayışına devam etti.

 

“Bu yolla çıkışı bulacağımın garantisi yok ama karşıma biri çıkmadıkça ve yeniden kaybolmadığım sürece başarı şansım yüksek bence!”

 

Bai Xiaochun yarım ayın sonunda biraz çökmüştü. Ama sıradaki halkaya açılan yolu bulmuş, o halkanın da bir çıkmaz sokak olduğu açığa çıkmıştı.

 

Fakat bunda da pes etmeyerek bir sonraki halkayı buldu.

 

Zaman geçtikçe kötü şansı geride kalıyor, iyi şans yaklaşıyor gibi görünüyordu. Böylece bir ay daha geride kaldı. Bu noktada Bai Xiaochun’un yeşim kâğıdı gezdiği çeşitli rotaların karmaşık hatlarıyla donatılmıştı. İlerledikçe harita üzerine çalışıyordu ve en nihayetinde karşısında kocaman bir açıklık bulmuştu!

 

Bu açıklıkta mum veya kana bulanmış tavşanlar yoktu. Tam ortada ışıldayan kapılı bir sunak bulunuyordu.

 

Kapıyı görmek kalbini heyecanla doldurmuştu.

 

“En sonunda! En sonunda buldum!!” Bai Xiaochun sakinleşmek için biraz vakit harcadı. Ayrıca kapıya öyle körü körüne de atılmadı. Bir müddet etrafı inceledi, tehlikeli bir şey olmadığını teyit etti ve yavaşça ilerlemeye başladı. Çok geçmeden tünelin sonuna ulaştı ve ışıltılı kapıya bakarak yüksek sesli bir kahkaha patlattı.

 

“Ne boktan bir labirent bu? Parmağımı tek şaklatışımla Ben, Bai Xiaochun bu mekanı kül olmanın eşiğine getirdim. Şimdi birazcık düşünüp bu işi tamamlayarak dışarı çıkma vakti.” Kendinden son derece memnun şekilde sunağa ve ışıltılı kapıya doğru uçtu.

 

İçeri girip gözden kaybolurken hiçbir ses yükselmemişti.

 

Görüşü bulanıklaştı, ardından tekrar netleşti ve etrafına bakan Xiaochun titremeye başladı. Nefes dahi alamıyordu.

 

Çünkü bu mekânda bir zemin yoktu, boşluktaydı. Her taraf ışıltılı yıldız ışığı küreleriyle doluydu ve sayıları bini aşkındı.

 

Her kürenin içerisindeyse bir insan bulunuyordu. Sıradan yetişimciler, ruh yetişimcileri, vahşi devler, her biri gözleri kapalı bağdaş kurmuş şekildeydi. Arada bir surat ifadeleri değişiyor, kimi dişlerini sıkıyor, kimi keyifli görünüyordu. Suratlarında her türlü ifade yer alabiliyordu.

 

Bai Xiaochun küredeki kişilerin pek çoğunun labirentin dışında toplanan Büyük Set ve Yabani halkı olduğunu seçebilmişti.

 

“Demek ki benden önce bin küsür kişi labirentin sonuna gelmiş.” Etrafına bir müddet baktıktan sonra Chen Hetian, Zhao Tianjiao ve Chen Yueshan’ı gördü.

 

Yabanilerin arasındaysa uzun kırmızı cüppeli bir kadını tespit etti… Sahibe Al-Toprak!

 

Sahibe Al-Toprağın ışıltılı küresi son derece göz alıcıydı, her yöne diğer kürelerden çok daha parlak, göz alıcı ışıklar gönderiyordu.

 

Diğer yüz kürenin toplamı bile onun yaydığı ışığa yaklaşamıyordu.

 

Durumu birazcık daha inceledikten sonra kendisinin de yıldız ışığı saçan bir kürenin içerisinde bulunduğunu ve yıldızlı gökte süzülen bini aşkın kişiden biri olduğunu fark etmişti.

 

Tüm bu yıldızların ortasında, uçsuz bucaksız boşluktaysa şok edici, ürpertici büyüklükte devasa bir dikilitaş duruyordu!

 

Bai Xiaochun taşın büyüklüğünü net olarak seçemiyordu. Yüzeyinde buradaki sınavların kuralları tarif ediliyordu.

 

Ayrıca tüm parlak küreler dikilitaşa belli belirsiz ipliklerle bağlıydı!

 

Bai Xiaochun labirentin dışındakine benzeyen bu ikinci dikilitaş karşısında içten içe titriyordu. Taşta yazanlara göre buradaki sınavlardan birini geçmek labirentten çıkmanın yoluydu ve birinci olan kişi deva ruhunu elde edecekti.

 

Bai Xiaochun labirentin sonuna gelip sınav alemine girdiğine emin olmuştu.

 

“Deva ruhları harika falan ama zavallı küçük canımdan daha önemli bir şey yok. Burası bayağı güvenli görünüyor, o yüzden birinin deva ruhunu almasını bekleyip sonra da buradan çıksam iyi olur…” Bu sözlerle ellerini uzatarak içerisinden çıkmanın mümkün olup olmadığını görmek adına kendisini kuşatan küreye dokundu. Ne yazık ki küre, aşılması imkânsız bir bariyer gibiydi.

 

Doğrusu bu durum onu çok mutlu etmişti.

 

“Galiba haklıymışım. Burası bir harika! Hahaha! Ben çıkamıyorsam başkaları da giremez! Hep beraber uyum içerisinde oturabiliriz!” Bu sınav aleminin adil ve düşünceli oluşundan son derece memnun kalmıştı.

 

O bu durumla keyiflenirken uzaklarda oluşmakta olan bir küre dikkatini çekti. Kürenin içerisinde çabucak belirginleşen gölgemsi bir figür doğmuştu.

 

“Zhou Yixing!” 

 

Zhou Yixing çıkışı bulabildiği için çok heyecanlıydı. Bai Xiaochun gibi o da etrafına bakarak çabucak dikilitaşı fark etmişti. Bir müddet sonraysa… Bai Xiaochun’u gördü.

 

Bakışları buluştuğunda Zhou Yixing’in gözleri irileşti.

 

Bai Xiaochun ise içten bir kahkaha attı. Belli ki Zhou Yixing gerçekten de Bai Xiaochun’un şanslı yıldızıydı. Hem ölümden kurtulmuş hem de çıkışı bulmuştu. Zhou Yixing’in kendisini işitebileceğinden emin olmasa da elini şevkle sallayarak ona selam vermeye çalıştı.

 

Zhou Yixing seğiren bir surat ve dik bakışlarla karşılık verdi. Ardından dişlerini sıkarak yönünü değiştirdi, Bai Xiaochun’a bakarak yeni bir şanssızlık yaşayacağından endişeleniyordu…

 

Zhou Yixing’in kafasını çevirdiğini gören Bai Xiaochun ise boğazını temizledi, burnunu ovuşturdu ve biraz sıkılmış şekilde etrafına baktı.

 

“Bu insanlar da amma uğraştı! Alt tarafı bir sınav, değil mi? Acele edin de bitirin artık!” deyip esneyerek sınavın neden bu kadar uzadığını görebilecekmiş gibi dikilitaşa döndü.

 

#Bu çocuk beni öldürecek ya, amma uğraştınız alt tarafı bir sınav değil mi diye laf atıyor millete! 
Kendisiyse deva ruhunu almaya tenezzül dahi etmiyor. Ama bakalım bu sınav güllük gülistanlık şekilde sonuçlanacak mı, şekerim geri dönecek mi, bizimki o sınava katılmak zorunda kalacak mı... Tüm bu soruların cevapları için okumaya devam!






Giriş Yap

Site İstatistikleri

  • 18149 Üye Sayısı
  • 791 Seri Sayısı
  • 37429 Bölüm Sayısı


creator
manga tr