Bölüm 529 : Dünya Şehrinin Zenginleri

avatar
1758 0

A Will Eternal - Bölüm 529 : Dünya Şehrinin Zenginleri


Çevirmen : Clumsy 

 

Bai Xiaochun Dünya Şehrinden Büyük Sete yaptığı ilk yolculukta Zhao Tianjiao ve diğerleriyle birlikteydi. Yüzleştikleri inanılmaz tehlikelerden ötürü ufak grupları pek hızlı bir yolculuk gerçekleştirememişti.

 

Ama şu anda aynı alanı komutasındaki orduyla aşıyordu. Üstelik hızlarını arttıracak büyü formasyonları da vardı. Bu yüzden bir aydan kısa süre içerisinde 5,000 civarı yetişimci için ufukta devasa bir şehir yükselmişti.

 

Belli belirsiz bir karartı gibi görünen bu şehir, Dünya Şehrinin ta kendisiydi!

 

Dünya Şehrindeki beş lejyon yetişimcileri, Büyük Set Şehrinin düşmesi halinde kullanılacak desteklerdi. Böyle bir senaryoda onlar, karşı saldırı için gerekli gücü sağlayacaktı.

 

Bai Xiaochun bir tümgeneral olduğu için geleceğinin haberi Dünya Şehri garnizonunda duyurulmuştu. Bu yüzden pek çok yetişimci şehrin dışında beş kilometre civarı bir formasyon oluşturarak onları karşılamak adına beklemeye geçmişti.

 

Ayrıca şehir sulh hakimi ve diğer büyük organizasyon liderleri de oradaydı. Neticede tümgeneral nihai önemde bir karakterdi. Tabii ki sulh hakimi doğruca Yıldızlı Gök Dao Polarite Tarikatı tarafından atanmıştı ama o bile ihmalkarlık yüzünden beş lejyonun düşmanlığını tatmak istemezdi.

 

Dünya Şehri garnizonunda dört tümgeneral mevcuttu ve hepsi de olabildiğince saygılıydı. Bai Xiaochun kendileriyle aynı rütbede olmasına rağmen ön saflardan geliyordu, yani statü bağlamında onunla boy ölçüşemezlerdi. Onlar rütbelerine idari kabiliyetleriyle ulaşmışlardı ve gaddar ön saflardansa barışçıl Dünya Şehrine daha uygun insanlardı.

 

An itibariyle aşağı yukarı yarısı beş lejyondan, diğer yarısıysa sulh hakiminin ve diğer organizasyonların güçlerinden oluşan bini aşkın kişi Bai Xiaochun’u beklemekteydi.

 

Pek çoğu yeni tümgeneral ve askere alım yöntemleriyle ilgili fısıldaşmakla meşguldü.

 

“Bu herifin gelmesi bizim için kötü oldu!”

 

“Haklısın. Normalde Büyük Set Şehrinden albay göndermekle yetinirlerdi. Ayrıca bu herif daha yeni terfi etmiş. Önemli bir görev olmasaydı buraya gelmezdi.”

 

“Cidden buraya yalnızca birlik almaya geldiğine inanıyor musunuz?” Sulh hakimi Ruhun Başlangıcında orta yaşlı ve beklentilerin aksine oldukça tombul bir adamdı. Nazik bir surata sahip olsa da o surat şu anda stresten yamulmuştu.

 

Yetişimi yüksek sayılsa da söz konusu beş lejyon olduğunda bir önemi olmazdı. Ayrıca ilerleyişini bir Ruhun Başlangıç Hapına borçluydu ve bu pozisyona tarikatta sağladığı kolaylıklarla gelmişti.

 

O da tümgeneralin Dünya Şehrine neden geldiğini merak ediyordu. Dünya Şehrindeki dört tümgeneralin benzer şüphelere sahip olması da çekincelerini kuvvetlendirmişti.

 

Herkes bu meseleyi tartışırken uzaklarda dokuz parlak ışık huzmesi belirdi. Ardından boğuk bir gümbürtü işitildi ve toplanan yetişimciler ışıklara doğru bakarken dokuz asker görünür hale geldi.

 

Her biri ifadesiz suratlara ve öldürücü auralara sahipti. Öz Formasyonda olmalarına rağmen hafife alınamayacak kişiler oldukları barizdi.

 

“Yüce tümgeneral yakında burada olacak. Onu karşılamaya geldiğiniz için teşekkürler, baylar ve bayanlar!” Bu girişin ardından dokuz kişinin bir kısmı rapor vermek adına geri dönerken kalanlar etrafı incelemeye başladı.

 

Sulh hakimi, tümgeneraller ve diğer şehir temsilcilerinin suratlarında son derece ciddi ifadeler mevcuttu.

 

İki saatin daha geride kalışıyla birlikte yoğun gümbürtüler işitildi. Kalabalıktakiler ciddi suratlarla gökteki dalga misali hareketlere bakmaktaydı.

 

Bir an sonraysa 3. Kıtanın öncü birliği bulutları yarıp geçerek, keskin kılıçlar misali ortaya çıktı!

 

Bu etkileyici manzara herkesin soluğunu kesmişti.

 

Bilhassa kendi astlarının 3. Kıtanın yetişimcilerine asla denk olamayacağını fark eden dört tümgeneral acı gülümsemeler sunmuştu.

 

Öncü birliğin ardından biner kişilik iki alay daha belirdi ve sol ve sağ kanatlara ayrıldı.

 

Öldürücü auraları yayılan bu alaylar da kudretli oklarını salmaya hazır, gergin yaylara benziyordu. Son olarak şahsi korumaları ve diğer birliklerle çevrili haldeki Bai Xiaochun açığa çıktı. Ve ışıldayan altın rengi zırhıyla saniyesinde tüm ilgiyi üzerine çekti.

 

Ordu yaklaştıkça toplanan yetişimcilerin gerginliği artıyor, Bai Xiaochun ise son derece heyecanlanıyor ve durmaksızın, tatminkâr şekilde iç çekiyordu.

 

“Buraya ilk gelişimde bir kişi dahi adımı bilmiyordu. Şimdiyse gücü ve unvanı olan herkes beni karşılamaya gelmiş.”

 

An itibariyle şu anki rütbesine ulaşmak için gösterdiği tüm çabalara kesinlikle değdiğine ikna olmuştu.

 

Grup sulh hakimi ve diğer yetişimcilere yaklaşırken Bai Xiaochun emrini vererek orduyu memurların önünde duraklattı. Ardından alanı incelemek adına birlikler gönderildi ve Bai Xiaochun’un komutasındaki diğer yetişimciler de Dünya Şehri halkına soğuk bakışlar atmaya başladı.

 

Tabii ki bu, sulh hakimi de dahil olmak üzere herkesi daha da gerginleştirdi.

 

Bir müddet sonra dört tümgeneral derin birer nefes alıp havalandı, kollarını kavuşturarak eğildi.

 

“Yoldaş Daoist Bai, biz de seni bekliyorduk!”

 

Bai Xiaochun içten bir kahkaha attı ve tümgenerallere yolu açmaları adına elini öncü birliklere doğru salladı. Tümgeneraller hızlıca yaklaşıp kendilerini tanıttıktan sonra hediyelerini sundu. Beş lejyonun üyeleri olmaları ve cömertlikleri Bai Xiaochun’u son derece mutlu etmişti. Böylece gülümseyerek onlarla sohbet etmeye başladı.

 

Bir müddet sonra sulh hakimi ve diğer önemli figürler de birbirlerine bakarak selamlarını sunmak adına harekete geçti.

 

Onlar da el altından hediyelerini sunmuş ki bu Bai Xiaochun’u iyice memnun etmişti. Ardından tüm grup Bai Xiaochun’u çevreledi ve ona Dünya Şehrine doğru eşlik etmeye başladı.

 

“Kardeş Bai, gerçekten harikulade bir seçilmişsiniz. Bu kadar genç yaşta tümgeneral olmayı başardığınıza inanamıyorum! Sizi sınırsız bir gelecek bekliyor!”

 

“Çok haklı. Tarikattaki etkileyici işlerinizi de duymuştum, Tümgeneral Bai.”

 

“Gerçekten büyük bir kahramansınız Tümgeneral. Bu arada, sizi buraya getiren önemli görev nedir? Eğer yardımımız dokunabilecekse söylemeniz yeterli.” Memurların ve diğer önemli kişilerin ağızlarından bu tarz cümleler dökülüyor, bu da Bai Xiaochun’a neşe katıyordu. Fakat neden burada olduğu hakkında çıt çıkarmıyordu, çünkü Bai Lin öyle yapmasını tavsiye etmişti.

 

Şu ana dek askerlerin soğuk tavırları ve Bai Xiaochun’un geliş nedenini açıklamayı reddetmesi de dahil olmak üzere her şey Bai Lin’in planları dahilindeydi. Amaç şehirdeki önemli insanları daha da tedirgin etmek ve hediye miktarını arttırmaktı.

 

Yaşanan da tam olarak buydu. Şehre varana dek tüm yol temizlenmiş, Bai Xiaochun için boş bir rota açılmıştı. Dünya Şehri yetişimcilerinin beklenti ve saygı dolu ifadelerini görmek de Xiaochun'un iç çekişlerini derinleştiriyordu.

 

İstediği takdirde herhangi birini tek bir emriyle öldürtebilirdi. Veya bir kadın yetişimciyi beğenirse tek bir sözüyle her şey hallolurdu. Adamları o kadını gece vakti odasına getirebilirdi.

 

En azından Bai Xiaochun, şu anki rütbesiyle böyle şeyler yapabileceğinden emindi.

 

Birkaç gün geride kalmış, bu süreçte şehirdeki güçlü organizasyonların her gün getirdiği hediyeler ufak bir dağ oluşturmuştu. Bai Xiaochun neden bunca insanın tümgeneral olma mücadelesi verdiğini iyice anlamıştı.

 

Tabii ki askere alma planını unutmuş da değildi, Zhao Long her şeyi ayarlamıştı. Bai Xiaochun ile birlikte gemi yolculuğuna katılan çeşitli Yıldızlı Gök Dao Polarite Tarikatı Süperstarlarının bulunması için adamlar gönderilmişti. O kişiler tespit edildiğinde kaydı tutuluyor, Bai Xiaochun’a rapor veriliyordu. O da başını sallayıp verdiği onayla onları askere alıyordu.

 

Fakat tüm tanıdık isimleri arasa da ne Gongsun Wan’er’i ne de Usta Tanrı-Kahini görebilmişti. Tabii ki Chen Manyao’nun çoktan Yaban Arazilerdeki evine dönmüş olacağına emindi.

 

Gongsun Wan’er ve Usta Tanrı-Kahininse nerede olduklarını tespit etmek imkansızdı, onlara yeşim kağıtla ulaşmayı denemek dahi işe yaramamıştı.

 

“Gongsun Wan’er oldum olası çok gizemliydi, yani onu unutabilirim. Ama Usta Tanrı-Kahin nereye gitmiş ki?”

 

Yedi gün daha geride kalmış, Bai Xiaochun bu süreyi de hediye toplayarak geçirmişti. Artık hediyeleri organize etmeye dahi tenezzül etmiyor, onları öylece çantasına fırlatıveriyordu.

 

Bir akşam Usta Tanrı-Kahini bizzat aramak için birilerini göndersem mi diye düşünürken şişko sulh hakimini kapısında buldu.

 

“Kardeş Bai,” dedi adam gülerek, “bugün şanslı gününmüş!”

 

“Ha?” diyen Bai Xiaochun’un ağzı açık kalmıştı, bu sulh hakiminin neden bahsettiği hakkında en ufak bir fikri yoktu.

 

#Oh valla bizimkinin en sevdiği şey. Herkes karşısında sıralanmış, hediyelerden dağ olmuş falan, daha ne olsun! 
Bu arada Usta Tanrı-Kahini ben de merak ettim. Galiba kendi salonu onu bir görev için göndermişti, öyle bir şey hatırlıyorum ama kaç yıl geçti yahu, bitmemiş mi ki? İnşallah iyidir diyor ve sıradaki bölüme geçiyorum. Orada görüşmek üzere!






Giriş Yap

Site İstatistikleri

  • 18182 Üye Sayısı
  • 792 Seri Sayısı
  • 37506 Bölüm Sayısı


creator
manga tr