Bölüm 520 : Siyah Işık Sütunu!

avatar
1634 0

A Will Eternal - Bölüm 520 : Siyah Işık Sütunu!


Çevirmen : Clumsy 



Hayalet eli ilerlerken hava çarpıklaşıyor, Bai Xiaochun’un etrafındaki her şey kilitleniyordu. Artık kilitli bir kafesteymiş gibiydi, rahatlıkla kaçması mümkün değildi!

 

Yoğun kriz hissinden ötürü gözleri tamamen kanlanmış, yüzü ve boynunda mavi damarlar kabarmıştı. Tam el tarafından kavranacakkense kükreyerek Ölmeyen Uğursuzluğa başvurdu.

 

Bir adım öne çıkarak tüm bedenini ansızın bulanıklaştırdı. Ve ayağı yere inmeden önce bir anda ortadan kayboldu!

 

Bir patlama işitilirken şok edici hayalet eli Bai Xiaochun’un az önce bulunduğu noktayı kavradı lakin havadan başka bir şey yakalayamadı.

 

Çukur öfkeli bir kükreyişle doldu, öyle ki büyü formasyonları aşılmış, alandaki her şey titremiş ve etraftaki pek çok kişinin dikkati çekilmişti.

 

Bu esnada Bai Xiaochun girişin yalnızca beş yüz metre kadar ötesinde yeniden belirdi, sendeledi ve soluk bir benizle birkaç ağız dolusu kan kustu.

 

Şok edici bir şekilde sırtı da kanlıydı, orada beş uzun yara açılmıştı!

 

İç organlarına dahi zarar verebilecek ciddiyette yaralara benziyordu. Neyse ki son derece güçlü bir fiziksel bedene sahipti de kendisini toplayabilmişti. Ağzının kenarlarından kanlar akıyordu, kalbindeki korku da silinmemişti fakat bir an olsun duraksamadan hızla uzaklaşmaya koyuldu.

 

O tuhaf dağlardan uzaklaşırken arkasından göğe doğru siyah bir ışık sütunu yükseldi ve dört bir yanda etki eden bir şok dalgası oluştu.

 

Alandaki doğal kısıtlayıcı büyüler çukurdan yükselen güçlü enerji tarafından dağıtılmış, tamamen yok olmuştu.

 

Aklı çıkan Bai Xiaochun yaban arazilerde canı pahasına kaçıyor, Büyük Sete dönmeye odaklı şekilde küt küt atan bir kalple ilerliyordu.

 

“Bittim ben. Mahvoldum. Çok açgözlü davrandım ve büyük bir şey çağırdım, değil mi?” Büyük bir felaket doğurduğu korkusuyla daha da hızlanmıştı.

 

Bu esnada çukurun yakınlarında olup da olanları gören pek çok vahşi ve ruh yetişimcisi hayretler içerisinde bakakalmıştı.

 

“Ne oluyor!?”

 

“İnanılmaz dalgalanmalar!” Şaşkınlık nidaları atan topluluk, incelemek adına çukura yönelmişti.

 

Şanslarına, sütunun yükselip formasyonları ve doğal kısıtlama büyülerini dağıtışının ardından hayalet eli bir daha ortaya çıkmamıştı.

 

Bu yüzden ekstrem bir tehlike yoktu, hatta çukura varanların bir kısmı içeri göz attıktan sonra daha da derinlere inmeye başlamıştı.

 

Tabii Büyük Set Şehri güçleri de siyah ışık sütununu fark etmişti. Devasa pagodadan dışarı çıkan ve siyah sütun ile inanılmaz dalgalanmalarını gören Chen Hetian’ın surat ifadesi oldukça ciddiydi.

 

“Araştırmaya birilerini gönderin.” emrini verdi. “Ne olduğunu öğrenelim!” O emirlerini dağıtırken Bai Lin de sütunu görmüş, dalgalanmalarını hissetmişti.

 

Yaban Arazilerin derinliklerinde, birkaç yüz vahşi kabilesinin kamp alanının ortasında büyük bir çadır görünmekte, içerisindeyse uzun, kırmızı cüppeli bir kadın oturmaktaydı. Bu kadın Sahibe Al-Topraktan başkası değildi. Kadının gözleri ansızın açılmış, bakışları gökteki sütuna kaymıştı.

 

“Yoksa…?” Anlık bir tereddütten sonra araştırma yapmaları adına birilerini gönderdi.

 

İki büyük güç de üyelerini gönderirken birkaç kilometre ötedeki dağlarda iki figür görünmekteydi. Biri genç bir adam, diğeriyse genç bir kadındı. İkisi de zor durumdaydı. Kıyafetleri paramparça olmuş, suratlarına gören herkesi sarsacak kadar kötü ifadeler yerleşmişti. Vahşi yaratıkları andırıyorlardı.

 

Bu ikilinin yetişimci olduğunu anlatan hiçbir şey yoktu. Ruh dalgalanmaları yayıyor, şok edici öldürücü auralar taşıyorlardı.

 

Genç adam soğuk ve gururlu, genç kadınsa fazlasıyla güzeldi. Yakın zamanda ağır şekilde yaralandıkları ortadaydı. Yaraları iyileşmiş olsa da varlıklarının kanıtları ortadaydı; belli ki bu ikili sayısız kanlı mücadele geçirmişti.

 

Bu genç adam ve kadın, Zhao Tianjiao ve Chen Yueshan’dı!

 

Yıllar önce Büyük Setten ayrılarak Yaban Arazilerdeki seyahatlerini başlatmışlardı. Pek çok mücadele geçirmiş, yolda rastladıkları Büyük Set üyeleriyle ufak bir grup oluşturmuşlardı. Fakat bu noktada geri kalan herkes ölmüş, yalnızca ikisi sağ kalabilmişti. Adeta kanla vaftiz edilip yeniden doğmuşlardı.

 

Zamanında hassas ve saf bir halleri varsa onu yitireli çok olmuştu. Artık tamamen soğuk görünümlü ve sakinlerdi!

 

“Büyük Sete bir an önce dönmemiz lazım…” dedi Zhao Tianjiao. “Ustama mesaj gönderdim. Geri dönünce vaktimizin kalanını beş lejyonun birer üyesi olarak geçirebileceğiz.” Bu sözlerden sonra gülmüş, ağzının sağ köşesinden kulağına uzanan yara izi uğursuz bir şekilde kıvrılmıştı.

 

Yanındaki Chen Yueshan hafiften sıkıntılı görünüyordu. Bu sözler sonrasında başını sallayarak onay verdi ve gözleri Zhao Tianjiao’nun yarasına takıldı. O yarayı kendisini tehlikeli bir ruh büyücüsünden kurtarırken almıştı.

 

Savaşlarının acılığını düşündükçe kalbi korkuyla küt küt atıyordu. Neyse ki duvarın dışındaki süreç onlara yara verse de bir deva yaratığı ruhu bulmalarını da sağlamıştı!

 

Tam Büyük Sete dönecekken uzaklardaki şok edici siyah ışık sütununu görmüşlerdi. Ve bu mesele üzerine dönen birkaç cümle sonrasında Zhao Tianjiao efendisi Chen Hetian’a mesaj göndererek talimatlarını rica etti. Sonra da rotaları Büyük Set yerine siyah sütuna döndü.

 

Sütun sayesinde hem Yaban Arazi hem de Büyük Set halkı pek çok kişiyi araştırmaya göndermişti.

 

Bu esnada Bai Xiaochun son hızla, beti benzi atık şekilde ilerlemekteydi. En nihayetinde Büyük Seti gördü ve dişlerini sıkarak içeri girmek için Ölmeyen Uğursuzluğu kullandı.

 

Biraz daha kan kustuktan sonraysa sendeleyerek komuta merkezindeki konutuna ulaştı ve bilincini yitirdi.

 

Üç günün sonunda uyanarak kendisini bağdaş kurmaya zorladı. Bedenini inceledikten sonra beş yin ve altı yang organının yoğun bir acı içerisinde olduğunu, yetişim basamağının kaosa sürüklendiğini fark etti.

 

“O hayalet eli acayip korkunçtu.” diye düşünüyordu. “Ve beni yakalamadı bile, yalnızca sırtımı sıyırdı…” Olanları düşündükçe kalbindeki korku yüzünden içi içini yiyordu. Tabii ki bu kadar yaralı olma sebeplerinden birinin de Ölmeyen Uğursuzlukla havayı delerek bir sürü büyü formasyonunu aşışı olduğunu biliyordu.

 

Doğal kısıtlayıcı büyüler ve Büyük Setin büyü formasyonu derken bu eylem ona çok zarar vermişti.

 

Neyse ki Ölmeden Sonsuza Dek Yaşama Tekniği çok güçlüydü ve bu stresi atlatabilmişti. Normal şartlarda bir Ruhun Başlangıç uzmanı bile onun yaptığını yapmakta zorlanırdı.

 

Diğer bir artı da Bai Xiaochun’un yenilenme gücünün normal insanları fazlasıyla aşıyor oluşuydu. Buna bir de elindeki tüm tıbbi haplar eklenince tamamen iyileşmesi sadece yedi gününü aldı.

 

Bu süreçte dışarı çıkmaya cesaret edememişti. Hayalet elini, siyah ışık sütununu, kabristandaki yıkımı ve 300,000 metrelik timsah iskeletini düşündükçe o çukurda kesinlikle inanılmaz bir sırrın yattığına emin oluyordu!

 

Her şeyin sorumlusunun kendisi olduğunu düşünmekse iyice korkmasına yol açıyordu. Ve aynı zamanda haksızlığa uğradığını hissediyordu.

 

“Kasten yapmadım ki…” diye düşünerek iç çekiyordu. Neticede tek amacı birazcık ruh toplamaktı.

 

İyileşme sürecinde düzenli olarak Zhao Long ve diğer alay üyelerinden rapor almış, bu sayede hem Büyük Set Şehri hem de Yaban Arazi üyelerinin sütun meselesini son derece ciddiye aldığını öğrenmişti. Hatta pek çok kişi inceleme için çukura girmişti.

 

Ne yazık ki haberler bununla sınırlıydı.

 

Yeni haberlerin geldiği yarım ay daha geride kaldı. Bai Xiaochun yalnızca bir albay olduğu için fazla detaylı bilgi alamıyordu. Bu yüzden daha çok bilgi almak için Bai Lin’in yanına gitti. Belli ki bilgi toplamak için çokça kişi gönderilince Yabanilerle çatışmalar çıkmış, buna rağmen faydalı bilgiler edinilebilmişti. Sözüm ona orada büyük bir kabristan vardı ve ışığın kökeni orasıydı. Bunu duyan Bai Xiaochun birazcık rahatlamıştı.

 

“Sanırım sadece bir kabristanı açmışım, o kadar.” diyerek kendi kendini rahatlatmaya çalıştı. Şehrin sessiz sokaklarına baktıktan sonraysa çantasını ovuşturdu ve gözleri ışıldadı. “Ehh, oraya gitmemin tek sebebi tümgeneral olmaktı. Sanırım artık işi tamamlama vakti geldi!”

 

#Bizimki yine büyük bir felaket doğurmuş gibi görünüyor ama hadi hayırlısı. Uyuyan devi uyandırmak dedikleri şeyi yaptı tam olarak, devamının gelip gelmeyeceğini göreceğiz.
Bu arada çiftimizin de hala sağ olduğunu görmek iyi oldu. Yakında kazasız belasız gelir de kaplumbağamıza katılırlar inşallah. Ben bizim Daoist koruyucuları grubunu da merak ediyorum, keşke onları da tekrar toplasak. Neyse... Ruh teslim etme vakti geldi arkadaşlar, hadi bir sonraki bölümde görüşmek üzere!

 






Giriş Yap

Site İstatistikleri

  • 18099 Üye Sayısı
  • 789 Seri Sayısı
  • 37357 Bölüm Sayısı


creator
manga tr