Bölüm 511 : Beni Göremiyorlar!

avatar
1727 0

A Will Eternal - Bölüm 511 : Beni Göremiyorlar!


Çevirmen : Clumsy 

 

Gecenin geç saatleriydi, ay arazilerin üzerine solgun, kesik kesik ışıklar yayıyordu. Düzensiz bulutlar her şeyi bulanık bir hale sokuyor, görmeyi zorlaştırıyordu. Arada bir çeşitli yaratıkların çığlıkları yükseliyor, onlara sağda soldaki yalnız ruhların feryatları eşlik ediyordu.

 

Bu Bai Xiaochun’un Büyük Setin dışındaki ilk seferi değildi fakat geçen sefer bir savaşın ortasındaydı, bu seferse yalnızdı ve dehşete düşmüş haldeydi. Sonuçta Öz Formasyonun büyük çemberinde olmasına rağmen hayalet ve ruhlardan birazcık ürküyordu.

 

Tabii onlardan eskisi kadar korkmuyordu, bu da büyük ölçüde Büyük Sette hizmet ettiği yılların ve Yaban Arazilere yönelik sağlamlaşan anlayışının sonucuydu.

 

Dünyada görülecek her şeyi görmüş olmasa da ölülerin ruhlarından eskisi kadar korkmayacak kadar çok şey görmüştü.

 

Yol üzerinde topraktan çıkan vahşi dev iskeletlerini fark etmemesi imkansızdı. İç çekerek şöyle düşündü: “Ölümsüz yetişime başlamamın tek sebebi sonsuza dek yaşama isteğimdi. Kim yolumun böyle bir yere düşeceğini düşünürdü ki?” 

 

Kafasını sallayarak ilerlemeye devam ederken kaderin insanları yürümeye asla niyetlenmediği türde yollara sokmaktan nasıl da hoşlandığını düşünüyordu.

 

Bir an sonra zihnini bu düşüncelerden arındırarak dikkatli olmaya odaklandı. Hatta bir nebze yavaşladı. An itibariyle Büyük Setten üç dört kilometre uzaklaşmış ve daha çok ruh görünür olmuştu. Buradaki ruh miktarı savaşta gelenlerin yanında bir hiç olsa da Bai Xiaochun’u ekstra dikkatli kılmak için yeterliydi.

 

Yalnız ruhların çoğu insani şekillerde değil de buz soğukluğu yayan sis küreleri şeklindeydi. Arada bir toplanıyor, yaratık veya gaddar ruh şekilleri alarak leş yiyici hayvanlara hücum ediyorlardı.

 

Ruhların bir kısmı da yerdeki cesetlere giriyor, o bedenlere sahip olmaya çalışıyordu. Fakat alandaki cesetlerin çoğu çok eski ve katı olduğu için çabaları meyve vermiyordu.

 

Bai Xiaochun gördüğü ruhlardan kaçınmaya dikkat ediyordu. Onlarla başa çıkamayacak değildi ama buna ihtiyaç duymuyordu. Sayıları çok az, kaliteleri de dikkate değmeyecek kadar küçüktü. Ayrıca bir mücadele başlarsa dikkat çekebilir, yeni problemler doğabilirdi. Saldırmaya ve toplanmaya değecek kadar çok ruh olsaydı düşünebilirdi. Ama şimdilik buna değmezdi.

 

En nihayetinde hedefi olan küçük vadiyle arasında yarım kilometre mesafe kalmış ve gözleri ışıldamaya başlamıştı.

 

“Bayağı çok ruh var.” Gördüğü kadarıyla bini aşkın ruh havada rastgele uçuyor, arada bir de tiz çığlıkları yükseliyordu. Normal şartlarda bu alanda bu kadar çok ruh olmamalıydı. Ama Bai Xiaochun’un Ruh Yaklaştırma Hapları saldırı güçleri arasındaki pek çok ruhu kaçırmış, böyle alanlarda toplanmalarına yol açmıştı.

 

“Bini aşkın ruh, iyi bir savaş kredisi edebilir.” Heyecanlanmaya başlayarak öne çıktı, bir Ruh Yaklaştırma Hapı çıkardı ve patlama etkisini çabucak yok ederek tüm gücüyle fırlattı. Hap parlak bir ışık huzmesi şeklinde ruh sürüsünün arasına düştü, ardından dağıldı ve yaydığı yerçekimi kuvvetiyle 1,000i aşkın ruhu da hızlıca çekti.

 

Ardından Bai Xiaochun koşturarak ruh küresini yakaladı ve sersem sersem çantasına attı. Dikkat çekmediğinden emin olduktan sonra da vadiye doğru ilerlemeye koyuldu.

 

Vadiye girer girmez orada da birkaç yüz ruh olduğunu gördü ve keyiflendi.

 

“Kim bu küçük macerada fazladan kar edeceğimi düşünürdü ki?” An itibariyle şansı ve işlerin pürüzsüzce ilerleyişi karşısında iyice memnun olmuştu.

 

Vadiye bir kez daha göz gezdirdikten sonra yeni bir Ruh Yaklaştırma Hapı çıkarttı ve tam fırlatmaya hazırlanırken ansızın ürperdi. Ve gözleri temkinli bir şekilde ışıldayarak omzunun ardından baktı.

 

Arkasındaki topraktan kırmızı bir sis bulutu çıkıyordu. Ama Bai Xiaochun’u görmüş gibi görünmemiş ve onu aşarak doğruca vadiye ilerlemişti.

 

O kırmızı sis aslında bir ruhtu ve vadiye girer girmez bir kuş kafasına çevrilerek vadideki diğer ruhlara saldırmaya, onları tüketmeye başlamıştı.

 

Bai Xiaochun kendi kendine, “Ruhun Başlangıcında!” dedi. Söz konusu ruh saldırıp diğer ruhları tükettikçe daha da parlak bir kırmızıya dönüşüyor, Bai Xiaochun’un dudaklarını yalamasına yol açıyordu.

 

Bu seviyedeki ruhlar deva yaratığı ruhları kadar değerli olmasa da çokça savaş kredisi kazandırırdı. Lakin Bai Xiaochun hala birazcık tereddütlüydü.

 

“Mantıken o ruhun önce bana saldırması lazımdı. Neden saldırmadı? Acaba… beni göremiyor mu?” Bu durumda bir gariplik vardı, bu yüzden dikkatlice vadiye doğru bir iki adım attı. Fakat vadideki hiçbir ruh ona doğru bakmadı.

 

Hatta ruhların bir kısmı Ruhun Başlangıcındaki ruhtan kaçmak için onun yanından öylece geçiverdi.

 

“Cidden beni göremiyorlar mı?” diye düşündü. Hem şaşkın hem de cesaretlenmiş şekilde vadide ilerledi ve her tarafta uçan ruhları gördükçe gözlerindeki ışıltı kuvvetlendi. En sonunda elini uzattı, yanından geçen ruhlardan birini yakaladı ve çantasına fırlattı.

 

Ruhun Başlangıcındaki kan kırmızı ruh bile ona dikkat etmiyor, diğer ruhlara saldırmaya devam ediyordu.

 

Çok geçmeden alanda kırmızı ruh dışında pek bir ruh kalmamış ve Bai Xiaochun ruhların kendisini göremediğine tamamen ikna olmuştu. Kalbi küt küt atarak elini uzattı ve maskesinin suratında olduğundan emin oldu.

 

“Geçen sefer savaştayken beni gördükleri kesindi. Ama bu defa göremiyorlar. Sebebi… maske olmalı!” Ardından dikkatlice uzandı ve maskeyi çıkarttı.

 

Maskenin suratından ayrıldığı saniyede kırmızı ruh ürpererek gözlerini ona çevirdi. Ardından ağzını açtı, çığlık atmaya ve üzerine atılmaya hazırlandığı ortadaydı.

 

Fakat o henüz bir ses çıkaramamışken Bai Xiaochun maskesini hızlıca geri taktı. Kan kırmızı ruh şaşırmıştı ama çabucak ağzını kapatarak vadiyi aramaya, az önce gördüğü kişinin izlerini araştırmaya koyuldu.

 

Tabii tüm bunları görmek Bai Xiaochun’un heyecanını arttırmıştı.

 

“Ne altın madeni ama!! Maskenin bunu da yapabiliyor olduğuna inanamıyorum! İyi ki zamanında yok etmemişim.” Bu düşünceyle kafası karışık haldeki ruha doğru ilerledi ve o daha ne olduğunu fark edemeden yıldırım hızıyla uzanarak yakaladı, çantasına attı.

 

“Yakaladım! Bu maske ruh toplama konusunda kıymetli bir hazine gibi. Ruh Yaklaştırma Haplarımla birlikte kullanırsam çabucak tümgenerallik için gerekli krediyi toplarım!” Düşündükçe daha da heyecanlanıyordu. Hızlıca vadi boyunca yürüyerek görevinin tamamlanmış sayılacağından emin olduktan sonraysa şafağın çökmekte olduğunu gördü. Vadiden çıkarken ruhlara görünmez olduğu ve onu takip eden bin astı bulunduğu için son derece güvende olduğuna kanaat getirdi.

 

Kocaman bir vahşi ordusu ansızın belirmedikçe hiç de tehlikede sayılmazdı.

 

Bu düşünceyle kararını verdi.

 

“Şu anda dönersem yazık ederim. Hazır duvardan çıkmışken savaş kredisi için biraz ruh toplayabilirim.”

 

#Bu maske her derde devaymış sahiden. Ruhlara görünmemek büyük nimet, bizimki bunun çok ekmeğini yer. Ama duvarın dışına çıkmışken hiçbir olay olmadan da geri dönmez herhalde ya diyerek felaket tellallığımı yapayım. Sonra da usulca sıradaki bölüme geçeyim, orada görüşmek üzere!






Giriş Yap

Site İstatistikleri

  • 18149 Üye Sayısı
  • 791 Seri Sayısı
  • 37429 Bölüm Sayısı


creator
manga tr