Bölüm 510 : Düpedüz Soygun!

avatar
1744 0

A Will Eternal - Bölüm 510 : Düpedüz Soygun!


Çevirmen : Clumsy 

 

“Umudun ışıltısı daima zifiri karanlıkta kendini gösterir!” Bai Xiaochun heyecanlı bir şekilde komuta merkezi yoluna düştü, zihninde bin bir fikir dolaşıyordu. Döner dönmez de Zhao Long’tan Büyük Set dışının bir haritasını istedi.

 

Haritayı bir müddet inceledikten sonra en fazla beş kilometre ötedeki ufak bir vadiyi işaret etti.

 

“İşte burası!”

 

Zhao Long biraz şaşırmış şekilde, her açıdan sıradan ve yaşam belirtisinden yoksun görünen vadiye baktı. Bai Xiaochun’un neden orayı seçtiğiyle ilgili hiçbir fikri yoktu.

 

“Albay, o vadinin ne özelliği var?” diye sordu Zhao Long.

 

Bai Xiaochun ise elini sallayarak yanıtladı: “Aldığım istihbarat raporlarına göre o vadide Ruhun Başlangıç Aşamasının ilk evresinde bir ruh boynuz geyiği yaşıyormuş. O yaratığı öldürüp ruh boynuzunu getiren kişi bir savaş kredisi ödülü alacak. Git de görevi ulaştır hemen.”

 

“Ha?” diyen Zhao Long’un kafası karışmıştı. Ruh boynuz geyikleri Yaban Arazilere has bir türdü. Boynuzları hem ilaçlar için kıymetli birer malzeme oluyor hem de ruh boynuz yaylarının temel malzemesini oluşturuyordu. Fakat ruh boynuz geyikleri genellikle çokça kinci ruhun bulunduğu noktalarda toplanırdı. Yani söz konusu vadi Büyük Setten yalnızca beş kilometre uzakta olduğu için orada kinci ruh olmadığı kesindi, bu da bir ruh boynuz geyiği bulmak imkânsız demekti.

 

Ayrıca Büyük Setin yakınlarında sürekli savaşlar gerçekleşirdi, bu yüzden bir geyik, yolu o vadiye düşse bile çabucak kaçardı. Sonuçta ruh boynuz geyikleri aptal değildi, yerleşmek için asla Büyük Set gibi tehlikeli bir yer seçmezlerdi.

 

Daha da önemlisi Ruhun Başlangıcının ilk evresindeki bir ruh boynuz geyiği neredeyse hiçbir zaman Yaban Arazilerin derinlikleri dışında bulunmazdı…

 

Kafası karışık bir şekilde kısacık bir süre için tereddüt eden Zhao Long, Bai Xiaochun’a bakarak şöyle dedi: “Umm... Albayım, orada bir ruh boynuz geyiği olduğuna emin misiniz? Ayrıca yalnızca tümgeneraller görev oluşturma hakkına sahiptir. Biz--” 

 

“Bak, orada bir ruh boynuz geyiği var diyorsam vardır. Sen görevi özetle ve generale gönder.” diyen Bai Xiaochun elini kovarcasına salladı.

 

Zhao Long kaskatı bir gülümsemeyle kollarını kavuşturarak karşılık verdi: “Peki efendim. Ödül kaç savaş kredisi?” 

 

Bai Xiaochun boğazını temizleyerek şöyle dedi: “Ehh, sayısız tehlikeyle dolu çok riskli bir görev. Oradan canlı dönme ihtimali düşük. Sanırım tek seçeneğimiz güzel bir ödül vermek. Peki. 100,000,000 savaş kredisi diyelim.” 

 

Zhao Long’un ağzı açık kalmış, kuvvetli bir şekilde iç çekmişti. Fakat bir an sonra neler döndüğünü anladı ve gözlerine tuhaf bir bakış yerleşti.

 

“Oh doğru ya,” diyen Bai Xiaochun Zhao Long’a son derece ciddi bir bakış atarak devam etti, “generale görevi yayınlamadan önce bana haber vermesini hatırlatmayı unutma. Bu görevi başkasının kapmasına kesinlikle izin veremeyiz!”

 

Zhao Long yeni bir katı gülümseyişin ardından başıyla onay verdi ve aceleyle uzaklaştı. Bai Xiaochun’un böyle yüzsüz bir şekilde zimmetine para geçirme becerisini kıskanmadan edememişti. Çok geçmeden Bai Lin’in yanına ulaştı ve resmi raporunu sunarak görev özetini teslim etti.

 

Yeşim kâğıdı alan ve yakından inceleyen Bai Lin’in gözleri 100,000,000 savaş kredisini görür görmez irileşti, kâğıdı fırlatmasına ramak kalmıştı.

 

“Bu düpedüz soygun! Savaş kredisi istiyorsa iyi. Ama bu kadar da belli edilmez ki! Beş kilometre ötede bir ruh boynuz geyiği ve Ruhun Başlangıcının ilk evresinde, öyle mi?! Hem de 100,000,000 savaş kredisi ödül koymaya cüret ediyor!” Bai Lin gülse mi ağlasa mı emin olamıyordu. Fakat tarikatı Bai Xiaochun’u görevlerden muaf tutma konusunda ikna edemiyordu, bu yüzden görevin yayınlanmasını da reddedemezdi. Bir müddet düşündükten sonra ödülü 100,000,000dan 1,000,000a indirdi ve şehrin merkezindeki pagadoya gönderdi.

 

1,000,000 bile güzel bir ödüldü ve sıradan bir askeri yüzbaşılığa terfi ettirmek için yeterliydi.

 

“Bu veledin bu defa şansı yaver gidecek.” diye düşünen Bai Lin görevi gönülsüzce de olsa yayınlamıştı. Sonuçta söz konusu bir Deri Yüzücüler göreviydi, bu da ödül Deri Yüzücülerin sandığından ödenecek demekti. Yine de isteneni yaptı ve görevin halka yayınlanmasından hemen önce Bai Xiaochun’a mesaj gönderdi.

 

Görev pagodadaki listeye düşer düşmez fark edilmiş, kuvvetli bir kargaşa doğurmuştu.  

 

“1,000,000 savaş kredili bir görev! Cennetler! Çabuk, alın şunu!”

 

“Ne… ne görevi bu? Beş kilometre ötedeki bir vadide mi? Ruhun Başlangıcının ilk evresinde bir ruh boynuz geyiği mi? Nasıl… bu nasıl mümkün olabilir ki?!”

 

“O görevi istiyorum!” Görevi gören tüm yetişimciler anında kapmak için çabalamaya başlamıştı.

 

Fakat hiçbiri Bai Xiaochun’la yarışamazdı. Sonuçta o görevin yayınlanacağını biliyordu ve önceden Bai Lin’den haber almıştı. Bu yüzden görevi belirir belirmez kabul etti ve etrafındakilerin kıskanç bakışları arasında kasıla kasıla yürümeye başladı.

 

“Görevimi çalmaya çalışıyorsunuz, ha?” diye düşünüyordu. “O görevi ben yazdım bir kere! Alsanız bile o vadide bir ruh boynuz geyiği bulamazdınız ki!” Halinden son derece memnun şekilde çantasına, Ruh Yaklaştırma Hapı malzemelerinden biri olan ruh boynuzlarına baktı. Bir tanesinin Ruhun Başlangıcının ilk evresinde olduğu barizdi.

 

“Tek yapmam gereken elimde kimlik madalyonumla o vadiye gitmek ve sonra da geri dönüp görevi teslim etmek.” Gücü ve bağlantıları sayesinde böyle alenen ve apaçık şekilde savaş kredisi kazanabilmek oldukça tahrik ediciydi.

 

Fakat gidişattan son derece memnun olmasına rağmen Büyük Setin dışına çıkma konusunda oldukça temkinliydi. Çokça düşünmüş, hiçbir risk alamayacağına karar vermişti.

 

“Sadece beş kilometre olsa bile öyle elimi kolumu sallayarak tek başıma gidemem. Yanıma mutlaka birilerini almam lazım.” En doğru seçimin bu olduğuna ikna olmuştu ama 1,000 kişilik alayın tamamını götürmenin mantıklı olacağından da emin değildi.

 

Diğer taraftan çok az kişi götürmek de çok riskli olurdu. En sonunda dişlerini sıkarak kendi kendine mırıldandı: “Nasıl görüneceği umurumda bile değil. Önce güvenlik. 1,000 adamımı da götüreceğim!” Kararını vermiş şekilde emirlerini astlarına ulaştırdı ve bu meseleyi yaymayacaklarından emin oldu.

 

Hiç kimse Bai Xiaochun’un amacını da ne yaptığını da sorgulamamıştı. O onların albayıydı ve hayatlarını kurtarmıştı. Bu yüzden Bai Xiaochun bir yeri işaret ettiği anda kana susamış bir gaddarlıkla oraya gidip savaşırlardı!

 

Bai Xiaochun’un onlara daima adil davranmasının da bu durumda payı vardı. Kendi savaş kredilerinden harcıyor, adamlarını bol bol zırh ve büyülü nesneyle donatıyordu. Ayrıca kendi ürettiği haplardan da çokça veriyordu. Sonuç olarak onun alayı diğerlerinin çoğuna kıyasla daha iyi ekipmanlara sahipti ve savaşlara daha hazırdı.

 

Birkaç günlük hazırlığın sonunda göreve başlama vakti gelmişti. O gece ay pek parlak değildi, araziler karanlığa gömülmüştü. Büyük Setten daha rahat çıkmak için kılık değiştiren alay üyeleri gitmeye hazırdı.

 

Bu kişiler yıllardır Büyük Sette olduğu için ruh yetişimcilerinin hareketlerine oldukça aşinaydı. Ayrıca Büyük Set Şehri sınırlarındaki arazileri de tanıyorlardı. Bu yüzden dışarıda daha az dikkat çekmek için ruh yetişimcisi gibi giyinmiş, yanlarına da birkaç kinci ruh almışlardı.

 

İfşa olmalarının tek yolu fazlasıyla güçlü bir uzmana denk gelmeleri veya ruhsal güç gerektiren bir ilahi kabiliyet kullanmak zorunda kalmalarıydı.

 

Neticede sıradan yetişimcilerle ruh yetişimcileri arasındaki fark çok ufaktı. Ana ayrım ilkinin ruhsal enerji, ikincininse ruh gücü kullanıyor oluşuydu.

 

Alayın bin üyesi savaş formasyonuyla ilerlemiyordu. Aksine dağılmış ve teker teker ilerleme yoluna gitmişlerdi. Tabii Bai Xiaochun’un tek bir sözüyle anında toplanacaklardı.

 

Astlarıyla ilgili tüm hazırlıkları tamamlamış olan Bai Xiaochun da gergin bir şekilde kendi kılığını değiştirip dişlerini sıkarak duvarın ötesine geçti.

 

Dışarıda elini suratına götürdü ve hala rahat olmadığını fark etti. Bu yüzden Cennetkarışı Nehri suyu dolu koca bir kova çıkardı. Suyun içerisinde etten yapılı yarı transparan sahtekâr Karamahzen maskesi durmaktaydı. O maske kişinin görünüşünü, aurasını, hatta yaşam gücü dalgalanmalarını bile değiştirebiliyordu.

 

“Bu maskenin gizemli bir yanı var ama şu anda görünüşümü ve auramı saklamam gerektiği kesin.

 

“Anı yakalamam lazım! Vadiye gideceğim, geri döneceğim ve her şey bitecek.

 

“Hem Büyük Setten sadece beş kilometre ötede Yabani ordusuna denk gelecek değilim herhalde. Çok da tehlikeli olmasa gerek.”

 

Bu düşünceyle Cennetkarışı Nehri suyundaki maskeyi çıkartarak suratına yerleştirdi. Ansızın görünümü değişti. Artık genç bir erkek değil, soluk benizli, orta yaşlı bir ruh yetişimcisiydi. Üstelik ruhsal enerji dalgalanmaları da silinmiş, yerini yoğun bir ruh gücü almıştı.

 

An itibariyle tam bir ruh yetişimcisi gibi görünüyordu!

 

En sonunda rahat edebilmiş ve gece karanlığında ilerlemeye başlamıştı. Güçsüzleşen ayın ışıklarında kayaların gölgelerini ve ölülerin kemiklerini görmek mümkündü…

 

Arada bir de havada süzülen yalnız ruhlar görünüyor ve leş yiyici yaratıklar kafalarını kaldırarak etrafa bakıyordu.

 

#Resmen beş kilometrelik mesafeye bin tane adamıyla gitti, hepsine de kılık değiştirtti. Üstüne suratına da maskesini taktı. 
Valla bu kadar temkinli davrandığı için gülesim var ama kesin başına bir pislik gelir, iyi ki böyle yapmış deriz. Hadi bakalım gerçekten öyle mi olacak, okumaya devam!






Giriş Yap

Site İstatistikleri

  • 18396 Üye Sayısı
  • 792 Seri Sayısı
  • 37607 Bölüm Sayısı


creator
manga tr