Bölüm 506 : Gerçek Ölmeyen Uğursuzluk

avatar
1696 0

A Will Eternal - Bölüm 506 : Gerçek Ölmeyen Uğursuzluk


Çevirmen : Clumsy 

 

Ölmeden Sonsuza Dek Yaşama Tekniği yeterli yaşam gücü olduğu takdirde inanılmaz bir hızla ilerleyebilirdi. Bai Xiaochun bunu yıllar önce öğrenmişti.

 

Ayrıca yetişim için devasa, hatta neredeyse akıl almaz miktarlarda kaynak gerektiğini de öğrenmişti. Nehre Meydan Okuyan Tarikatta böyle bir tüketimi karşılaması imkansızdı, hatta nehir kaynaklı tarikatlardan olan Yıldızlı Gök Dao Polarite Tarikatında bile bunu yapması zor olabilirdi.

 

Ve henüz yalnızca Ölmeme Kodeksinin üçüncü kısmı olan Ölmeyen Tendonlardaydı. Ardından Ölmeyen Kemikler ve Ölmeyen Kan üzerine çalışması gerekecekti, bunların gerektirdiği yaşam gücünü zar zor hayal edebiliyordu.

 

“Şimdi bunlar için endişelenemem!” diye düşünürken gözlerinde bir kararlılık ışıldıyor, gövdesindeki anafor da Ruhun Başlangıç Hapının yaşam gücünü çekiyordu. Hemen hemen aynı saniyede bedeni yoğun bir ısı yaymaya başladı ve o ısı çevredeki buzu eritirken damarlarındaki kan kaynadı.

 

Isısı arttıkça qi geçitlerinin yenilendiğini sezebiliyordu. Bu esnada içi, bedeninde akan gücün temsilcisi olan siyah bir ışıkla doluyordu.

 

Işık dört uzvunun gücüyle bağlanırken etrafı kısıtlayıcı büyüyü andıran bir şeyle kuşatılmaya başlamıştı!

 

Vakit gelip geçiyordu lakin Bai Xiaochun geçen zamanın miktarından haberdar değildi. Ansızın gözleri açıldığında kafası hariç tüm bedeninin bakması acı veren siyah bir ışık yaymakta olduğunu fark etti. Gözleri ışıldayarak hisleriyle bedenini taradığında da beden gücünün öncekini fazlasıyla aşmış olduğunu gördü.

 

Fakat değişimin en şaşırtıcı kısmı bu değildi. Bedeninin iyice hafiflediğini de hissedebiliyordu. Ya da hiç değilse ona öyle geliyordu. Şu anda havayı delip geçebilecek derecede hızlı ilerleyebileceğinden oldukça emindi.

 

Meraklanarak bu teoriyi test etme arzusuna kapıldı. Fakat o arzuyu çabucak bastırarak kendisini biraz daha incelemeye karar verdi. Ve ansızın soluğu kesildi.

 

“Bu…” Keyif verici şekilde fark ettiği üzere sıradaki ölümlülük prangasıyla temas etmesine ramak kalmıştı!

 

Bu hissiyatla anında keyiflendi. Ona kalırsa ufacık bir ilerlemeyle Ölmeden Sonsuza Dek Yaşama Tekniğini kafasına ilerletebilecekti. Ne yazık ki Ruhun Başlangıç Hapının yaşam gücü çoktan silinmeye başlamıştı.

 

“Yazık oldu.” diye düşündü üzülerek. Fakat yine de heyecanlıydı. “Altın Özün büyük çemberindeyim ve Ölmeden Sonsuza Dek Yaşama Tekniğinde büyük bir ilerleme kaydettim. Artık hiçbir Öz Formasyon yetişimcisi beni kışkırtmaya dahi cüret edemez!” 

 

İçten bir kahkahayla ayağa kalktı ve havayı delip geçme arzusunu daha fazla bastıramayarak bir adım ilerledi.

 

Bunu yapar yapmaz da önündeki buz katmanları patladı ve Bai Xiaochun gözden kayboldu!

 

Bu esnada alandaki diğer buz katmanları da çatırdayıp dağılmış, bina kaşla göz arasında açığa çıkmıştı. Etkiler çabucak avluya da yayıldı ve birkaç nefeslik sürede tüm Cephanelik nasibini aldı!

 

Havanın çatırdama sesleriyle doluşu Deri Yüzücülerin şaşkınca etrafa bakmasına yol açmıştı. Zhao Long ve diğer alay fertleriyse buz kitlelerinin ve bir zamanlar konut olan buz dağının çöküp dağılışına şok içerisinde bakakalmıştı!

 

Binasından fırınlarına Cephanelikte ne var ne yoksa bir rüzgâra dönüşerek etrafa yayılıyordu.

 

Ardından Bai Xiaochun’un hiçbir yerde görülmediğini fark edenlerden tepkiler yükselmeye başladı.

 

“Büyükusta kayıp mı oldu?!”

 

“N-ne… ne oluyor!?” Zhao Long, Liu Li ve diğer alay fertleri yıkık konuta koşturmaya başlamış ve Bai Xiaochun’un orada olmadığından emin olunmuştu.

 

Onların arayışı süregelirken Büyük Setin dışındaki savaş alanında bir şey yaşandı. Tabii ki o anda bir mücadele gerçekleşmiyordu ama yine de etraf cesetlerle dolu ve darmadağındı. Zaten Büyük Setin dışı genelde böyle görünür, yeraltından bir manzarayı andırırdı.

 

Arada bir Yaban Arazi hayvanları leşlerden ziyafet çeker, kesik uzuvları kemirir ve cesetlerin diğer kısımlarını katır kutur yerdi.

 

Ansızın havada dalgalanmalar yayıldı ve bir büyü sembolü şeklini andıran siyah bir ışıltı belirdi.

 

Leş yiyici hayvanlar irkilmişti, pek çoğu o siyah ışıltıya yaklaşmaya cesaret edemeyerek aksi yönde koşturuyordu. Aynı zamanda Büyük Setin üzerinde görevli olan yetişimciler de olanları fark etti ve büyülü güllelerin bir kısmı saldırıya hazırlanarak ısınmaya başladı.

 

Duvarın dışındaki dalgalanmalar en nihayetinde bir baloncuk şekline dönüştü, ardından baloncuk patladı ve sendeleyen bir figür gözler önüne serildi. Duvardaki yetişimcilerin gözlerinde öldürme güdüleri belirmişti ve tam saldırıya geçeceklerken bir şaşkınlık nidası işitildi.

 

“Büyükusta Bai!!”

 

“Bai Xiaochun!!” Şok sesleriyle birlikte karşılarındaki kişinin kim olduğunu fark etseler de savaş alanında aniden belirişine bir anlam verememişlerdi.

 

Aşağıdaki kişi kesinlikle Bai Xiaochun’un ta kendisiydi!

 

İlk başta şaşkın bir şekilde etrafına bakıyordu. Nerede olduğunu fark ettiğindeyse kafatası korkuyla karıncalanmaya başladı.

 

“Burada ne işim var benim?!” Ya bir grup ruh yetişimcisi gelirse düşüncesiyle gerginliği anında tavan yaptı. Ve hiç tereddütsüz Büyük Sete doğru harekete geçti.

 

“Beni içeri alın!” diye bağıra bağıra uçuyordu. Büyük Setteki yetişimcilerin tereddüt ettiğini görünce de çabucak kim olduğunu kanıtlayacak kimlik madalyonunu çıkarttı. Bu sayede kalkanı aştı ve duvara ulaştı.  

 

Ancak yetişimciler hala biraz şüpheliydi ve soracak soruları vardı.

 

“Büyükusta Bai, orada... orada ne yapıyordunuz?”

 

“Kimsenin duvarın ötesine geçtiğini görmedik. Dışarı çıkmadan önce bir generalden izin almanız gerekir!” 

 

“Umm, yalnızca bir kazaydı, hepsi bu.” diyen Bai Xiaochun boğazını temizledi. Artık Büyük Setin korumasına döndüğü için sakinleşmeye başlamıştı. Az önce havayı delip geçmeyi denemiş ama bir anda karanlık bir boşluğa adım atmayı hiç beklememişti.

 

O boşlukta bedeninin dağıldığını hissetmiş ve dehşete düşerek dışarı çıkmak için çırpınmıştı. Çırpınınca da kendisini Büyük Setin dışındaki savaş alanında bulmuştu.

 

Az önce olanları düşünmek bile kalbinin dehşetle küt küt atmasına yol açıyordu. Belli belirsiz birkaç açıklama daha yaptıktan sonra aceleyle şehre yöneldi.

 

“Haddinden fazla tehlikeli.” diye düşünüyordu. “Bundan sonra asla böyle riskler alamam…” Korkusuna rağmen yaşadığı şeyin sıra dışı olduğunu itiraf etmek zorundaydı. Resmen Büyük Seti ve büyü formasyonu kalkanını ışınlanma benzeri bir şeyle aşıp geçmişti.

 

“Belki de öyle değildir… Sonuçta devasa göz, beş lejyon yetişimcilerinin savaş dışında veya bir emir olmaksızın dışarı çıkmasını engelliyor. Ve tabii ki bir kimlik madalyonu olmadan da geri dönemiyorlar.

 

“Ama benim dışarı çıkmayı başardığım kesin. Neden, nasıl?” Gözlerini birkaç kez kırpıştırdıktan sonra az önce Ölmeyen Tendonlarıyla ilgili tuhaf bir şey yaşadığını hissetmeden edemedi.

 

“Yoksa bu Ölmeyen Uğursuzluk muydu? Belki de kısıtlayıcı büyüleri etkileyebiliyor, hatta aşabiliyordur?” Düşüncelerinde bu noktaya vardığında birkaç test daha yapmayı değerlendirdi. Fakat o boşlukta neredeyse parçalanacak olma hissiyatını aklından çıkartamıyordu.

 

“Olmaz, çok tehlikeli. Daha çok test yapmak istiyorsam Ölmeyen Tendonlarımın tamamlanmasını ve bir sonraki prangaya geçişimi beklemeliyim.” En sonunda kafasını sallayarak Cephaneliğe döndü. Böylece Zhao Long ve alayın kalanı en sonunda onu bulabilmiş, Zhao Long anında derin bir oh çekmişti.

 

Alayının üyeleri Bai Xiaochun’un gizemli ve anlaşılmaz bir karakter olduğu hissine iyice kapılmış, kendileri orda nöbet tutarken Xiaochun'un bir anda ortadan kaybolabilmesi karşısında şaşkına dönmüştü.

 

“İlerleyişiniz için tebrikler, Büyükusta!”

 

“Büyükusta, buraları tekrar inşa etmeye başlamamızı ister misiniz?” 

 

An itibariyle Cephanelik, içerisinde yaşanılamayacak noktaya gelmişti ama Bai Xiaochun Deri Yüzücülerin bir albayı olarak kendi komuta merkezine sahipti. Bu yüzden elini sallayarak şöyle dedi: “Burayla işimiz bitti. Hadi komuta merkezime gidelim!”

 

#Bizimki bayağı enteresan bir güç elde etmiş gibi görünüyor. Belki şu anda kullanmayı bilmiyor ve korkuyor ama ileride kritik durumlarda çok iş görür bence. Yalnız bu sefer ucuz kurtuldu. Yanlış zamanda yanlış yere düşseydi görürdük bir taraflarının nasıl tutuştuğunu 
Hadi okumaya devam!






Giriş Yap

Site İstatistikleri

  • 18156 Üye Sayısı
  • 791 Seri Sayısı
  • 37432 Bölüm Sayısı


creator
manga tr