Bölüm 320 : Ebedi Şemsiye!

avatar
3285 0

A Will Eternal - Bölüm 320 : Ebedi Şemsiye!


Çevirmen : Clumsy 

 

Başka bir seçeneği kalmadığını hisseden Bai Xiaochun adım adım ilerliyordu. En nihayetinde attığı adımların sayısını unutmuştu. Neyse ki Kuruluş Kadrosu sonlarındaydı ve yedinci ruhsal denizi kristalleşmenin eşiğindeydi. Bu sayede ruhsal güç rezervinin derinliğiyle nefesini çok uzun süreler tutabiliyordu.

 

En önemlisi de beden kuvvetiydi. Isırıcı hissiyata ve asidik kokuya rağmen dişlerini sıkıp ilerleyebiliyordu.

 

“En kötü ihtimalle oturup kurtarılmayı beklerim. O yaşlı ejder ölümden korkuyor olabilir ama başpapazlara kesin haber vermiştir…” Şanssızlığına inanamıyor, bir yandan da küçük kaplumbağaya olan nefreti kuvvetleniyordu.

 

Yol boyunca küfürler ede ede derinlere ilerliyor, arada bir de kurbağanın sindiremediği hayvan cesetlerine denk geliyordu. Kemiklerin bir kısmı simsiyah olmuş fakat tam olarak erimemişti. Bai Xiaochun bu manzara karşısında ürperdi.

 

“Bir iskelete dönüşmek istemiyorum…” diye mırıldanarak hızlandı. Burada gerektiğinden bir saniye bile daha fazla kalmak istemiyordu.

 

Yürüyüşü esnasında küçük kaplumbağa ansızın kafasını çantadan çıkarttı ve etrafına bakarak şöyle dedi: “Wow, gerçekten sonun içeri girmek olmuş!”

 

Bai Xiaochun’un gözleri delicesine pörtlemiş ve elleri kaplumbağayı yakalamak için kalkmıştı. Fakat küçük kaplumbağa yeniden çantaya daldı ve Bai Xiaochun’un yakalayabildiği tek şey hava oldu.

 

“Çık oradan dışarı!” diye kükreyen Bai Xiaochun elini çantanın içerisine soktu.

 

Kurbağaysa soğuk bir kahkaha patlattı. “Sırf sen söyledin diye çıkacağımı mı sanıyorsun? Lord Kaplumbağayı ne olarak görüyorsun, mankafa falan mı? Hiçbir yere gitmiyorum!”

 

“S-s-sen…” Bai Xiaochun çantasını öfkeyle kurcalasa da kaplumbağaya dair bir iz bulamıyordu.

 

Gözlerinde yaşlar birikmeye başlamıştı. Artık bu durumu daha fazla kaldıramayacaktı. Küçük kaplumbağa felaket doğurma konusunda fazla iyiydi. Ne zaman korkunç bir yaratığı kışkırtsa Bai Xiaochun ecelinin geldiğini hissediyordu. “Üzgünüm… Lord Kaplumbağa… böyle giderse senin oyunların yüzünden öleceğim.”

 

“Ehh, bu kadar uslu durduğun için Lord Kaplumbağa seni ödüllendirecek. Benim söylediklerimi yaparsan burada çok ilginç şeyler bulabilirsin.” Kaplumbağa kafasını yavaşça, minik adımlarla çantadan çıkarmaya başladı. Bai Xiaochun neredeyse onu yakalamak adına hamle yapacaktı ama küçük kaplumbağanın daima tetikte olduğundan ve başarmasının zorluğundan haberdardı. Bu yüzden iç çekerek onun söylediklerini yapmakta karar kıldı. Bir müddet ilerledikten sonraysa kendisini çok merkezi bir konumdaki et duvarının önünde buldu.

 

“İşte geldik. Tamamdır, hadi bakalım, acele et! Burası en zayıf noktalardan biri. Olabildiğince kuvvet kullanarak bir delik açabilirsin. Önceleri dolanırken burayı fark ettiğimi hatırlıyorum, burada bir hazine gömülü!” diyen küçük kaplumbağa anında heyecanlanmıştı.

 

“Hazine mi gömülü?” diyen Bai Xiaochun’un suratındaysa bir şaşkınlık belirmişti.

 

“Beni duydun!” dedi kaplumbağa, iç çekerek. “Lord Kaplumbağanın bu kurbağaya seni yutturmaktan daha iyi bir işi olmamasına şükretmelisin. Keşke altın timsah tarafından da yutulabilseydin, orada da bir hazine vardı.”

 

Bai Xiaochun keyifsiz bir şekilde önündeki et duvarına baktıktan sonra yetişim basamağını yönlendirmeye başladı. Ruhsal denizlerinin gücü akın ederken arkasında bir cennetsel şeytan imgesi belirdi. Yetişiminin tavan yapışıyla da kükreyerek sağ elini yıldırım hızıyla savurdu. Aynı anda baş ve işaret parmaklarını birbirine yaklaştırarak Boğaz Ezici Kavrayışı gerçekleştirdi.

 

Bir patlama yaşanırken küçük kaplumbağanın gösterdiği noktada bir çatlak açıldı. Ardından kurbağanın bedeni titredi, seğirdi ve içeride bir asit yağmuru başladı.

 

Asit çok güçlüydü ve üzerine inen parçacıklar yüzünden Bai Xiaochun’dan beyaz dumanlar çıkmaktaydı. Fazla uzun süre dayanamayacağı bir noktaya gelmişti. Birikintiler bilek hizasına gelir ve yükselirken çığlıklar atıyor, bir yandan da güçlü saldırılar gerçekleştirmeye devam ediyordu.  

 

“Daha hızlı, daha hızlı.” diyordu kaplumbağa. “Hadi!”

 

“Çok iyi gidiyorsun, Bai Xiaochun. Başarabilirsin!”

 

“Arkandayım!”

 

Küçük kaplumbağa cesaretlendirici bağırışlarına devam ederken Bai Xiaochun daha fazla dayanamayarak karşılık verdi: “Kapa çeneni!”

 

Ve birkaç saldırı sonrasında çatlak, ellerini sokup iyice büyütebileceği kadar genişledi.

 

Artık Bai Xiaochun’un içine sığabileceği bir boyuta erişmişti. Dikkatlice düşünecek vakit yoktu, asit tehlikeli bir yüksekliğe ulaşmış ve Xiaochun’un tüm bedeni acımaya başlamıştı. Haliyle hiç tereddüt etmeden çatlağın içerisine atıldı.

 

Bir tünele ulaşmıştı ve şaşırtıcı bir şekilde duvarlar etten değil taştandı. Daha da şaşırtıcı olansa asidik aromanın yerini oldukça rahatlatıcı, hoş bir kokunun alışıydı.

 

Bai Xiaochun etrafı şaşkınlıkla incelerken küçük kaplumbağa heyecanlı bir surat ifadesiyle çantadan çıktı.

 

“Hahaha! Lord Kaplumbağa sonunda ticaret kapılarını yeniden açtı. Bu harika. Hadi, gel de nasıl bir hazine olduğuna bakalım…” Küçük kaplumbağa bu sözlerle gözleri ışıldayarak ufak, taş bir alana açılan tünel sonuna ilerledi!

 

Bai Xiaochun da onu aceleyle takip etti. Taş alana girdikten sonraysa etrafını incelemeye başladı. Aşağı yukarı 300 metre çaplı olan alan, bizzat taşa gömülü görünen sayısız yeşil ve kırmızı asmayla kaplıydı.

 

Asmalar son derece kalın ve kıvrımlıydı. Yakından bakıldıklarındaysa büyük ihtimalle kurbağanın bedeninin bir parçası oldukları anlaşılıyordu.

 

“Burası…” diye mırıldandı Bai Xiaochun. Ve alanın ortasına baktığında taş bir kürsü, yeşim bir kâğıt ve siyah bir şemsiyenin varlığını fark etti. Çabucak anladığı üzere aldığı hoş kokunun kaynağı o şemsiyeydi.

 

“Burada gerçekten bir hazine gizliymiş!”

 

O daha fazla inceleme yapamadan önce küçük kaplumbağa gözleri ışıldayarak lafa girdi: “İşte buna etkileyici derim. Birileri bu devasa kurbağayı yaratık krallığı seviyesine erişmeden hemen önce kontrol altına almak için güçlü bir ilahi kabiliyet kullanmış. Hem ilerleme sürecini yavaşlatmış hem de kurbağanın tüm sinirlerini bu noktada birleştirmiş. Tam olarak bir mühür sayılmaz ama hemen hemen aynı şey. Kurbağayı kontrolü altına alıp hareketli bir ölümsüz mağarasına dönüştürmüş!!

 

“Ne yazık ki şemsiye yarı yarıya tamamlanabilmiş. Mağara sahibinin başına bir aksilik gelmiş olmalı. Aksi takdirde kurbağa eninde sonunda bir yaratık kral olurdu. Hmm, böyle yöntemler, bir yaratık kralı kontrol altına almak, bir ölümsüz mağarasına çevirmek, onun yaşam gücüyle kendininkini geliştirmek… Bunlar şeytan Daosunun antik yetişimcileri!”

 

Küçük kaplumbağa mağarada heyecanla dolanırken Bai Xiaochun’un kalbi küt küt atıyordu. Kaplumbağanın her söylediğini anlayamasa da son sözleri tamamıyla şaşkınlık uyandırıcı olmuştu.

 

“Antik çağlardan bir yetişimci mi? Bir yaratık kralı kontrol mü edebiliyormuş?” Bai Xiaochun yaratık krallara yabancı sayılmazdı. Karayağız da bir yaratık kral olma potansiyeline sahipti, henüz tam olarak o seviyede sayılmasa da şimdiden sayısız savaş yaratığını kontrol edip tüm tarikatı sarsabiliyordu.

 

Bai Xiaochun sakinleşmek adına bir nefes alırken küçük kaplumbağa mağaradaki kürsünün önüne indi. Yeşim kâğıdı ve siyah şemsiyeyi alırken gözlerinde yoğun ışıltılar mevcuttu.

 

“Acele et de kâğıtta yazanları oku evlat. Kesin tüm bunları kimin yazdığını açıklayacaktır. Belki bizi buradan çıkartacak bir ışınlanma tekniği de vardır, eğer öyleyse hemen gidebiliriz.”

 

Bai Xiaochun gergin bir şekilde kâğıda ilerledi ve biraz tereddüt edip yakından inceledikten, güvenli olduğuna kanaat getirdikten sonra içine ruhsal gücünü aktardı. Ardından zihninde antik bir ses yankılanmaya başladı.

 

“Ata savaşı sürdürmek istiyor ve yardım edeceğim ona ben. Muhtemelen buluşacağım sonumla. Bu şemsiye almalı Ebedi ismini. Cennet kademesinde bir ruh silahı olacak eğer tamamlanırsa.

 

“Yaratığın ismi Mavidiyar ve olacak doğuştan bir hain. Yalnızca Deva gücüne sahip olunursa edilebilir kontrol. Yetmezse yetişim basamakları, arttırabilirler kendilerininkini benim tekniğimle yaratığın yaşam gücünü emerek!”

 

Sesin silinişiyle yaratığın yaşam gücünü emme tekniği Bai Xiaochun’un zihnindeki yerini aldı. Kâğıdı yere bırakan ve biraz sersemlemiş hisseden Xiaochun'un gözleri şemsiyeye bakarken ışıl ışıldı.

 

“Tamamlandığında cennet kademesi bir ruh silahı mı olacak? Bir ruh silahı mı!? Tüm tarikatların saklı güçlerini oluşturan hazinelere cennet kademesi denmez miydi!?” Nefes nefese kalarak bir adım öne çıktı ve siyah şemsiyeyi kaldırdı.

 

Dokunduğu saniyede şemsiye titreşen ışıklar saçmaya başladı ve içerisinden soğuk bir hava kitlesi yayıldı. Bai Xiaochun neredeyse yerinde donakalacağını, kanının katılaşmaya başladığını hissetmişti. Ölümcül bir kriz hissiyatıyla dolsa da kontrol altına alabilmek için mücadele verdi. Ama şemsiyeyi açamıyordu. Gözleri ışıldayarak şemsiyeye baktıktan sonraysa kahkaha atmaya başladı.

 

Fakat şemsiyeyi almak bir mühür açmış olmalıydı. Çünkü tüm mağara titremeye başlamış ve dışarıdan boğuk bir ses gelmişti. Aynı zamanda yoğun bir baskı çökmekteydi.

 

Belli ki kurbağa olan biteni anlamış ve mağarayı toza dumana katmak için her şeyi yapmaya başlamıştı!

 

Yoğun gümbürdemelere çatlama sesleri eşlik ediyordu. Mağaranın dışarısındaki tünel çökmüş ve devasa miktarda asit, zehirli bir kokuyla birlikte içeri akın etmeye başlamıştı. Mağara da uzun süre dayanamayacaktı, çökmeye yüz tutmuştu. Bai Xiaochun ise üzerine çöken baskı yüzünden dizlerinin bağı çözülerek tir tir titriyor ve ağzının kenarlarından kan sızıyordu.

 

#Bu küçük kaplumbağa bizimkinin başına belalar açtığı gibi kısmet de getiriyor galiba. Son derece kıymetli bir şey bulmuşuz gibi görünüyor, tabii kullanıp kullanamayacağımız muamma.
Ve kurbağa asabileşti, bakalım bizim kaplumbağalar kazasız belasız dışarı çıkabilecek mi, okumaya devam!






Giriş Yap

Site İstatistikleri

  • 18143 Üye Sayısı
  • 790 Seri Sayısı
  • 37406 Bölüm Sayısı


creator
manga tr