Bölüm 303 : Lin Mu İle Dövüş

avatar
2951 3

A Will Eternal - Bölüm 303 : Lin Mu İle Dövüş


Çevirmen : Clumsy 

 

Engin Akım Tarikatının art arda iki defa büyü formasyonlarıyla saldırması Kan Akımı Tarikatı ve Ruh Akımı Tarikatı baş kıdemlileri, kan kazıyıcıları ve miras kesimi yetişimcileri için sağlam bir aşağılanmaydı!

 

Bu bilhassa Kan Akımı Tarikatı için geçerliydi. Bai Xiaochun’un onlar için önemi savaş ilerledikçe daha da belirgin hale gelmiş, tüm tarikatın gücü ve yetişimi yükselmişti. Bai Xiaochun ölürse Kan Akımı Tarikatı orijinal haline dönecekti ki bunu kesinlikle kabul edemezlerdi. Bu yüzden baş kıdemliler ve kan kazıyıcılar kozlarına başvurup Engin Akım Tarikatı yetişimcilerinin güçlü kılıç formasyonlarını dağıtmaya başlamıştı.

 

Ruh Akımı Tarikatının Öz Formasyon üyeleri de aynı şeyi yapıyordu ve içlerinden biri olan Li Qinghou, Xiaochun’un bulunduğu ölümcül durum konusunda bir hayli tedirgindi. Gözlerindeki öldürme güdüsü titreşiyor ve büyülü bitki imgeleriyle formasyonlardan birine saldırıyordu.

 

Ruh ve Kan Akımı Tarikatları Öz Formasyon yetişimcilerinin yoğun çabaları karşısında Engin Akım Tarikatı üyeleri formasyonlarla Bai Xiaochun’a ulaşmayı başaramıyor, yavaş yavaş geri püskürtülüyordu.

 

Üzerindeki baskı azalan Bai Xiaochun içerisinde bulunduğu tehlikeyi unutmuş değildi ve öfkesi tavan yapmıştı. Savaşta doğru veya yanlış diye bir şey olmadığını, yalnızca yaşam ve ölümün olduğunu biliyordu. Fakat bu bilgi içerisindeki ölüm korkusunu yatıştırmıyordu.

 

“Önce siz beni öldürmeye çalıştınız… Sizi zorbalar! Başpapazlarınız bile bana saldırdı. Bir de ulu büyü formasyonu çıktı!” Kükreyerek savaş alanında ilerlerken etrafı on binlerce yetişimciyle çevriliydi. Engin Akım Tarikatının yollarına çıkan her şeyi ezip geçen bu topluluğa direnmesi imkansızdı. Yavaş ama emin adımlarla dağlara itiliyorlardı.

 

Diğer ön cephelerde böyle dramatik bir gelişme yoktu fakat o noktalarda da Engin Akım Tarikatı püskürtülüyor, durumu değiştirmek için bir umutları yok gibi görünüyordu.

 

Engin Akım Tarikatının pek çok yetişimcisi mücadeleye devam edip etmemek konusunda bile tereddüt etmeye başlamıştı. Tahmin edileceği üzere hala teslim olmamış olmalarının tek sebebi karargahlarının ayakta duruyor oluşuydu. Aksi takdirde kararlılıklarından eser kalmazdı.

 

Böyle bir durumda karşılarında iki seçenek olurdu: teslim ol ya da kökün kazınsın!

 

İnsanların karşılık vermekte tereddüt etmesi belli bir mesaj veriyordu. Pek çoğu savaşın olabildiğince çabuk sonlanmasını, Ruh ve Kan Akımı Tarikatının karargahlarını almasını umuyordu…

 

Hatta mutlak yenilgi karşısında bilerek ölmeyi seçenler bile bulunuyordu!

 

Patlamalar savaş alanını sarsarken Bai Xiaochun’un gözleri Engin Akım Tarikatı yetişimcilerinin geri çekildiği dağlara çevrilmişti. Tam savaşa savaşa şehre ulaşmayı planlarken şehrin ışıldayan kalkanından gümbürdemeler yankılanmaya başladı ve bir an sonra kalabalık bir Engin Akım Tarikatı grubu dışarı çıktı.

 

Bu kişiler Engin Akım Tarikatının hazırladığı yedek güçlerdi. Savaş ölümcül, kritik bir noktaya gelmiş ve bu yetişimcileri savaştan sakınmanın bir anlamı kalmamıştı. Birkaç bin kişilik topluluğun hedefi Bai Xiaochun’du. Yetişimcilerin arasında siyah kuklalardan da kalabalık bir grup göze çarpıyordu.  

 

Yeni kuvvetin savaşa dahil oluşuyla büyü tekniklerinin patlamaları işitilmiş, büyülü nesnelerin ışıltıları havayı renklendirmişti.

 

Bai Xiaochun kanlanan gözleriyle Cennetsel Şeytan Bedeni gücüne başvurarak iki siyah kuklaya karşı mücadeleye başladı. Dağ Sarsan Darbe ve Boğaz Ezici Kavrayışı kullandı, buna kocaman menekşe kazanlar ve ölümcül kan kılıçları da ekledi. Ardından kuklalardan birini kavrayıp alelacele bir şekilde rakiplerine geçirdi.  

 

GÜÜÜÜMMMMMM!

 

Karşılığında siyah kukla titredi ve içerisindeki Engin Akım Tarikatı yetişimcilerinin acınası çığlıkları işitildi. Yükselen çatırdama sesleri son derece netti.

 

Bai Xiaochun diğer kuklayı tamamen görmezden gelmişti. Yedi sekiz nefeslik bir süreden sonraysa ilk kuklayı parçalara ayırışıyla yüzünü diğer kuklaya çevirdi. Bu sırada cennetsel şeytanının gözleri kana susamış ışıklarla parlamaktaydı.

 

Cennetsel şeytanın bakışlarının kilitlendiği kukla ürpermiş ve gerilemişti. Bai Xiaochun soğuk bir homurdanmayla takibe başladı ve Cennetkarışı Dharma Gözüyle kontrol gücünü canlandırdı. Fakat tüm kuklayı kontrol etmek yerine bacaklarından birine odaklandı!

 

Bacak ansızın duraklamıştı ve bu etki anlık olsa da Bai Xiaochun için yeterliydi. Havada parıldayan Xiaochun Dağ Sarsan Darbe ile kuklaya yıldırım misali atılmıştı.

 

Kuklaya çarpışıyla sayısız ıstırap çığlığı işitildi, kuklanın hemen hemen yarısı yok edilmişti. Bai Xiaochun da yüzeysel yaralardan nasibini almıştı fakat sağ eli buna rağmen kuklanın boynunu şiddetle yakalamaktan geri durmadı.

 

İşte tam da o anda Bai Xiaochun’un kulaklarına soğuk bir kahkaha erişti.

 

“Beni hatırladın mı, Bai Xiaochun? Ben Lin Mu!”

 

Kelimeler yankılanırken şehirden menekşe renkte bir kukla havalandı. Siyah kuklalardan bariz şekilde farklıydı; yüzeyine canlı görünümlü sayısız yüz işliydi. Yüzlerin gözleri kapalı olsa da ifadeler acı ve çile barındırmaktaydı.

 

Kukla pek büyük değildi, yalnızca 150 metre civarındaydı. Dokuz kişi tarafından yönetilmekteydi ve az önce konuşan kişi siyah saçlı bir genç adamdı!

 

Yakışıklı bir adamdı fakat suratında yin-yang sembolünü andıran tuhaf bir doğum lekesi taşıyordu. An itibariyle buz soğukluğundaki bakışları Bai Xiaochun’a çevrilmişti!

 

Bai Xiaochun’un genç adama bakan gözleri titreşmişti. Onu anında tanımıştı; bu kişi Düşmüş Kılıç Dünyasında Hap Akımı Tarikatının Fang Lin’ininin ölümünden sonra bir anaforda beliren genç adamın ta kendisiydi.

 

O zaman kim olduğunu merak ettiği bu kişi Kan Akımı Tarikatına gidişinden sonra patlak veren Engin Akım Tarikatı-Hap Akımı Tarikatı savaşı esnasında ünlenmişti.

 

Hap Akımı Tarikatının dört dörtlük Seçilmişi olan Lin Mu Hap Akımı Tarikatına ihanet edip Engin Akım Tarikatına katılmış, başpapazlardan birinin çırağı olmuştu. Haliyle tarikatta karmaşık bir statüsü vardı. Hatta kimileri onun başından beri bir Engin Akım Tarikatı çırağı olduğunu, Hap Akımı Tarikatına bir casus olarak gönderildiğini düşünüyordu.

 

Bunun doğru olup olmadığının bir önemi yoktu. Önemli olan şu anda Engin Akım Tarikatı tarafında oluşuydu!

 

Lin Mu’nun gözleri Bai Xiaochun’unkilere kilitlendiğinde menekşe kukla son hızla havaya atılmıştı.

 

Menekşe kukla Bai Xiaochun’a yaklaşırken Xiaochun’un sağ eli bir kavrama hareketiyle siyah kuklanın boynuna yöneldi. Yetişim basamağı gücünü kuklaya aktardı ve içerisindeki herkesi öldürerek kuklanın koparttığı başını menekşe kuklaya fırlattı.

 

Fakat siyah kuklanın başı Lin Mu’nun menekşe kuklasına ilerlerken menekşe kukladan çıkan parlak ışıltılar yaklaşan kafayı anında küle çevirdi.

 

Bai Xiaochun şok olmuştu. Lin Mu Dokuz-Adadan daha güçlü görünüyordu. Fakat bunu düşünecek vakit yoktu. Hiç tereddüt etmeden Cennetkarışı Dharma Gözünü açtı.

 

Ve kuklayı sarmalayan dokuz farklı renkte ışık kalkanını gördü!

 

Kırmızı. Turuncu. Sarı. Yeşil. Açık mavi. Mavi. Menekşe. Siyah. Beyaz!

 

Kalkanlar dağılmaya başlamıştı fakat Cennetkarışı Dharma Gözünün menekşe kuklayı hiç etkilemeyeceği de ortadaydı. Hatta kalkanların çöküşü Bai Xiaochun’un üçüncü gözünü acıtmaya başlamıştı.

 

“Ben de bunu yapmanı bekliyordum!” dedi kalkandaki Lin Mu. Ve kalkan yaklaşırken iki elli bir büyü hareketi gerçekleştirerek ellerinin arasında güneşi sembolize eden parlak, kan kırmızı bir ışık belirtti. Yakıcı ısı yayılırken kukla güneşi elleriyle kaldırarak Bai Xiaochun’a doğru fırlattı.

 

Lin Mu, “Yang-Güneş Sanatı!” diye bağırdı ve güneş 300 metre çapa erişip eşsiz bir güç yayana dek büyümeye başladı.

 

Bai Xiaochun’un gözleri irileşmişti. Lin Mu çok ama çok güçlü görünüyordu ve Xiaochun, en ufak bir hatasında sonunun ölüm olacağını görebiliyordu!

 

Cennet-Daosuna erişti erişeli hiçbir Seçilmişte olmadığı şekilde kendine denk birini bulduğunu hissediyordu!

 

Bu güçlü düşman karşısında sol eliyle bir büyü hareketi gerçekleştirdi ve sağ eliyle de çantasına vurarak bolca tıbbi bitki havalandırdı. Bitkiler havada savrulurken büyüsünü hızlandırdı, gözleri garip bir ışıkla parlamaktaydı.

 

“Büyülü Bitki... Cephaneliği!” Sözleriyle birlikte bitkiler irileşip çeşitli silahlara dönüşmeye başladı. Çok geçmeden ağ benzeri bir oluşum doğdu ve yüzlerce metrelik genişliğiyle yaklaşan kan kırmızı güneşe atıldı.

 

“O şeyi yok edin!” dedi Bai Xiaochun. Ansızın bitkilerden oluşan silah ağı güneşi sarmaladı ve eşzamanlı olarak inanılmaz bir yıkıcı güç yayıldı!

 

İfadesi titreşen Lin Mu Soğuk bir homurdanmayla yeni bir büyü gerçekleştirdi.

 

“Yin-Ay Musibeti!”

 

Sol arkasında bir ay belirdi ve birkaç yüz metre uzunluğa erişip kışın gelişini andıran yoğun bir soğukluk yaymaya başladı! Ve büyüyüşünü tamamlayan ay, Bai Xiaochun’a atıldı!

 

Bu sırada Bai Xiaochun ve Lin Mu arasındaki mücadele bilhassa Song Que ve Hayaletdiş gibi seçilmişler arasında yoğun bir şaşkınlık doğurmuştu.

 

Hiçbiri kendi nesillerinden birinin Bai Xiaochun’la kıyasıya bir mücadele verebileceğini düşünememişti!

 

Özellikle de Shangguan Tianyou’nun gözleri kanlanmış, kalbi bir isyankarlıkla dolmuştu!

 

 #Bizimki uzun zamandır karşısına çıkanları rahatlıkla ezip geçiyordu. İlk defa dişli bir rakiple karşılaşmış gibi görünüyor. Bakalım yin-yang Lin Mu ile mücadelesi nasıl geçecek ve bizleri neler bekleyecek, okumaya devam!






Giriş Yap

Site İstatistikleri

  • 18433 Üye Sayısı
  • 792 Seri Sayısı
  • 37673 Bölüm Sayısı


creator
manga tr