Bekleyin okuyun ve öğrenin... #Örkün

A Will Eternal - Bölüm 266 : Geri Döndüm!


Çevirmen : Clumsy 

 

Shuiyue Klanında uzun süre kalmadı. Gece çökerken tedirgin ve saygılı klan üyelerinin hazırladığı büyük törene katıldı. Sonrasındaysa klandan ayrıldı ve birkaç satin sonunda Luochen Dağlarına yaklaştı.

 

Artık eve dönmenin verdiği his kalbinde güçlenmişti. Derin bir nefes alıp dağlara adımını atarak ilahi hisleriyle dikkatlice yolları taradı. Fark ettiği üzere dağlarda bir farklılık mevcuttu.

 

İçlerinde Bai Xiaochun’un kalbini korkuyla titreştiren garip bir aura vardı.

 

“Neler oluyor?” diye düşündü ve gecenin geç saatlerine dek hiç olmadığı kadar temkinli bir şekilde ilerledi. Bu noktada dağ sırasına açılan bir geçide yaklaşmış ve tamamen şok edici bir manzarayla karşılaşmıştı.

 

Hafifçe ışıldayan bir ekran, devasa bir duvar misali göğe yükselmekteydi!

 

Bu ışık duvarı dağlardan yükseliyor, göz alabildiğince yükselip Ruh Akımı Tarikatı ile Kan Akımı Tarikatını ayırıyordu. Bai Xiaochun’un duvarın gücünü denemek için herhangi bir test yapmasına gerek yoktu. Zor kullanmaya kalktığı anda bedenen ve ruhen yok edileceğinden emindi.

 

Yüzü titreşirken duvarın Ruh Akımı Tarikatı büyülerine ait dalgalanmalar taşıdığını teyit etti.

 

“Luochen Dağları Ruh Akımı Tarikatının Kan Akımı Tarikatı karşısındaki en sağlam defansı!” Kalbi ürperirken Ruh Akımı Tarikatında bulunduğu sıralarda Luochen Dağları hakkında işittiği bazı söylentileri anımsadı.

 

Sözüm ona ana defans hattı olan bu dağlar 10,000 yıl önce bizzat Ruh Akımı Tarikatı tarafından oluşturulmuştu.

 

“Kan Akımı Tarikatındayken dışarıdaki dünyada neler olup bittiğini pek sezemiyordum ama savaş çoktan böyle şok edici bir kalkan oluşturulacak evreye gelmiş. Bu çok etkileyici.” Bai Xiaochun bir müddet düşündükten sonra geçide yaklaşıp arkasını dönerek bakışlarını Kan Akımı Tarikatı yönüne çevirdi.

 

Uzunca bir süre geçirdi ve en sonunda yalnız olduğundan emin olup derin bir nefes alarak yüzündeki maskeye uzandı. Anlık bir duraksama sonrasındaysa maskeyi çıkartarak gerçek yüz hatlarını gözler önüne serdi!

 

Maskeyi kaldırdıktan sonra Kan Akımı Tarikatının kanlı aurasını üzerinden sildi, Ölmeden Sonsuza Dek Yaşama Tekniği dalgalanmalarını geri çekti. Bir an sonra da ruhsal denizlerinden Menekşe Qi Cennetkarışı Büyüsü dalgalanmaları yayarak ışıktan kalkana doğru ilerlemeye başladı.

 

Kalkana temas ettiği saniyede şok edici bir varlık tarafından kuşatılarak buz gibi ve uyuşuk bir hal almıştı. Her an silinebilecek gibi hissetmekteydi. Ansızın adımlarını durdururken tedirginliği giderek yükseliyordu.

 

Neyse ki birkaç nefeslik sürenin sonunda o buzumsu varlık yavaşça silindi ve Xiaochun yeniden hareket edebilir hale geldi. Akabinde bir adım daha atarak kalkanı aştı.

 

“Bunun başpapazlardan birinin ilahi hissi olduğundan şüpheliyim.” diye düşünüyordu. “Muhtemelen bu formasyonun otomatonudur!” Kalbi korkuyla ürpererek ardındaki kalkana baktı. Ardından derin bir nefes alarak kan kırmızılıktan sıyrılan yoğun ve zümrüt yeşili bitki örtüsünü incelemeye başladı.

 

Buradaki hissiyat Kan Akımı Tarikatındakinden tamamen farklıydı. Artık Ruh Akımı Tarikatının aurasını sezebiliyordu!

 

“Bai Xiaochun geri döndü!” diye mırıldandı ve Menekşe Qi Cennetkarışı Büyüsünü salarak uçmaya koyuldu. Etrafında ışıldayan menekşe ışıklar alanı aynı renkle kaplıyordu.

 

Alnındaki üçüncü gözünü de açmış ve dünyayı daha parlak, daha renkli görür olmuştu. Artık tekniklerini gizlemesine gerek yoktu, bu yüzden çabucak yeni bir büyüyle Menekşe Qi Kazanı Çağırma gerçekleştirdi. Bunu yeri göğü sarsarak doğurduğu su buharları, yani Bataklık Krallığı takip etti.

 

Bu noktada başını arkaya atarak delicesine bir kahkaha patlattı. Hiçbir şey hakkında endişelenmesine gerek olmaması hissi içini keyifle doldurmuştu. Kan Akımı Tarikatında tattığı baskı ve karmaşık hisler geride kalmış, Ruh Akımı Tarikatındaki tanıdıklarını düşünmeye başlamıştı.

 

“Li Amca, Büyük Şişman Zhang, Hou Xiaomei, Hou Yunfei, Xu Baocai, Büyük Kardeş Tarikat Lideri, Karayağız. Geri döndüm!!” Keyifli bir şekilde, son hızla ilerliyordu.

 

En sonunda birazcık dinlenmek için durduğunda kaplumbağa tavasını ortaya çıkardı. Onu görmek bile uzun uzun iç çekmesine yol açmıştı.

 

“Kan Akımı Tarikatındayken kullanmaya cesaret edememiştim. Sonunda dörtlü ruhsal güçlendirme gerçekleştirebileceğim!!” Bai Xiaochun bu konuda fazlasıyla heyecanlıydı. Bolca dört renkli alev topladığı için de vakit kaybetmeyecekti.

 

Hiç tereddüt etmeden tüm büyülü nesnelerini çıkartarak ruh güçlendirme işine girişti. Kendine has ahşap kılıcını büyülerken bilhassa heyecanlanmıştı. Kılıç artık oduna değil, altına benziyordu!

 

Altın Karga Kılıcıysa çok değişmemiş, yalnızca saçtığı ışıklar daha göz kamaştırıcı olmuştu. Çok geçmeden hemen hemen tüm büyülü nesneler de büyülenenlerin arasına katılmıştı.

 

Song Klanı başpapazının verdiği lambayı da büyülemişti. Yüzeyinde gümüş dizaynlar beliren nesneyi tutarken ruhu ürperiyordu. Lambanın dalgalanmaları olabildiğince ürperticiydi.

 

“Öyle güçlüyüm ki kendimi bile korkutuyorum!” diye düşünürken kaşlarını dans ettiriyordu. Ardından lambayı dikkatlice kaldırdı ve yeniden Ruh Akımı Tarikatı yoluna koyuldu.

 

Bir noktada aklına küçük kaplumbağa geldi ve çantadan çıkartıp birazcık sallayarak çarpma seslerini dinledi.

 

Birazcık oyalandıktan sonraysa kuyruğu yakalayıp çekebildiğini fark etti. Kuyruğu bıraktığı anda tıngırdayarak yerine geri dönüyordu.

 

“Wow, bunu yapabiliyor musun!?” diye şaşırarak aynı şeyi kaplumbağanın uzuvlarında ve hatta başında da denedi. Ve hepsi aynı şeyi gerçekleştirdi.

 

Sonra da fırlatmayı denedi ve küçük kaplumbağanın bir silah olarak kullanılabileceğini fark etti. Bulduğu kayalara fırlattığı kaplumbağa kayaları parçalamış ama tek bir çizik dahi almamıştı.

 

Bai Xiaochun bunun sıradan bir kaplumbağa olmadığı hissine giderek daha çok kapılmaktaydı. Ruh Akımı Tarikatı yolunda kaplumbağayı sık sık sarsıp sağa sola fırlatıyordu. Birkaç gün sonraysa içinden gelen belli belirsiz bir aromayı sezmeye başlamıştı.

 

Tespit etmesi zor olsa da keşfettiği anda yetişim basamağının kımıldandığını hissetmişti. Ardından yönlendirme sağlayarak alandaki bolca ruhsal enerjiyi kendine çekti ve ruhsal denizlerinde şok edici dalgalanmalar doğurdu.

 

“Whoa!” dedi. Fakat etkiyi yeniden yaratmak istese de başarısız oldu. Yine de yaptığı incelemeye göre az önceki kısacık dalgalanma, normal şartlarda bir aylık meditasyonun sağlayacağı ilerlemeyi sağlamıştı.

 

Soluğu kesilirken kaplumbağaya daha da dikkatli bakmaya başladı.

 

“Bu gerçekten ebedi dayanıklılık kalıntısı olamaz herhalde?” diye düşünürken kalbi göğsünden çıkacak gibiydi. Tüm tuhaf özelliklerini düşündükten sonraysa kaplumbağayı tekrar ellerinde sarsmaya başladı.

 

Ama nasıl sallarsa sallasın o az önceki aromayı doğuramıyordu. Pes etmeye niyeti yoktu, bu yüzden sallamaya devam etti. Ve en sonunda, üç günün bitiminde kaplumbağadan bir aroma çıkartabilmeyi başardı.

 

Bai Xiaochun aromayı hemencecik içine çekti ve yetişim basamağının kabarışıyla dünyanın ve cennetin enerjileri bedenine akın etmeye başladı. Bir anafor misali tüm ruhsal enerjileri çekiyordu.

 

Hatta olanları gören bazı yetişim klanı üyelerinin gözleri irileşmiş, içleri ürpermeye başlamıştı.

 

Bai Xiaochun ise başını arkaya atıp kükrercesine kahkahalar atmaktaydı.

 

“Hahaha! Bai Xiaochun’un zekâsı yine hat safhada. Bu küçük kaplumbağa bir harika. Hiç çaba sarf etmeden yetişim hızımı arttırabiliyorum.” Bu noktada her gün küçük kaplumbağayı sarsmaya zaman harcamakta karar kılmıştı.

 

Birkaç günün daha geçişiyle Ruh Akımı Tarikatı sonunda görünür hale gelmişti. Güneyin üç tepesi, kuzeyin dört tepesi ve Dao Tohumu Dağı göğe yükselmekteydi. Tüm tepelerden yayılan ışıklar bir enerji doğuruyor gibiydi…

 

Her yönden yayılan baskı ve dalgalanmaların merkezini Ruh Akımı Tarikatı oluşturuyordu.

 

Heyecanlanan Bai Xiaochun bir yandan da küçük kaplumbağasını birkaç kez daha sallamakla meşguldü.

 

“Sonunda döndüm… İnsanların benden ayrılmaya katlanamayışını hala dün gibi hatırlıyorum…

 

“O kadar uzun zamandır yokum ki beni kesinlikle özlemişlerdir… Acaba Li Amca inzivadan çıkmış mıdır?” Düşündükçe Li Qinghou konusundaki gerginliği daha çok artıyordu.

 

Kaplumbağasını birkaç kez daha güzelce sallayarak hızlanmış ve tarikatın girişine yönelmişti.

 

O yaklaşırken dört ışık huzmesine boğuk bir bağırış eşlik etti.

 

“Dur! Kimsin sen!?”

 

Gelen dört yetişimcinin biri Qi Yoğunlaşmanın büyük çemberinde, diğer üçüyse 5. 6. seviyedeydi. Bu kelimeler ağızlarından çıkarken ellerinden büyü teknikleri yayılmış fakat gelenin Bai Xiaochun olduğunu görmek gözlerini irileştirmişti.

 

Bu özellikle de tir tir titremeye başlayan büyük çember yetişimcisi için geçerliydi. O kişi Chen Fei’den başkası değildi…

 

“Bai Xiao-- err, Tarikat Amcası Bai!” Neyse ki çabucak kelime seçimini değiştirebilmişti. Ardından hiç tereddüt etmeden kollarını kavuşturarak eğildi. Diğer üç çırak da ağızları açık kalarak resmi selamlar verdi.

 

Sonunda evde olmak bir harikaydı. Hemencecik kıdemli jenerasyon üyesi pozunu alan Bai Xiaochun cömert bir baş sallayışıyla şöyle dedi: “Hepiniz harikasınız. Yetişime sıkı çalışmayı unutmayın.”

 

Bu sözlerle grubu arkasına takarak tarikat sınırlarında ilerlemeye başladı.

 

Ruh Akımı Tarikatının ulu büyü formasyonu onu hiç engellemiyordu. İçeri girer girmez önünde uzanan capcanlı güney yakayı görmüştü. Yeşil Sorguç Tepesi, Menekşe Kazanı Tepesi, Kokulu Bulut Tepesi ve dağın dibindeki hizmetli alanı… Birkaç anka kuşu ve sayısız yetişimci havada uçuyordu. Bai Xiaochun için hiçbir şey daha tanıdık hissettiremezdi. Özlediği herkese döndüğünü duyurmayı iple çekiyordu.

 

Bu hevesle başını arkaya atıp gülerek kükredi: “Baylar bayanlar, Ben, Bai Xiaochun, geri döndüm!!”

 

Sesi gök gürültüsü misali yankılanmıştı.

 

Yan taraftaki Chen Fei ise güney yakaya acımadan edememişti...

 

#Eveeet kaplumbağamız sonunda kaplumbağasıyla birlikte Ruh Akımı Tarikatına döndü laughing
Nasıl karşılanacağını ve neler anlatacağını merakla bekliyorum açıkçası. Umarım savaştan önce şöyle eğlenceli birkaç bölüm okuma fırsatımız olur. Bir sonraki bölümde görüşmek üzere!




Yorumlar


Giriş Yap

Duyurular

Popüler Seriler

Against The God
Against The God
Beğeni Sayısı: 1243

King of Gods
King of Gods
Beğeni Sayısı: 1068

Tales of Demons & Gods
Tales of Demons & Gods
Beğeni Sayısı: 885

True Martial World
True Martial World
Beğeni Sayısı: 817

Emperor’s Domination
Emperor’s Domination
Beğeni Sayısı: 695

I Shall Seal The Heavens
I Shall Seal The Heavens
Beğeni Sayısı: 650

Martial God Asura
Martial God Asura
Beğeni Sayısı: 628

Coiling Dragon
Coiling Dragon
Beğeni Sayısı: 601

Swallowed Star
Swallowed Star
Beğeni Sayısı: 549

Terror Infinite
Terror Infinite
Beğeni Sayısı: 520

Popüler Orjinal Seriler

Kara Büyücü
Kara Büyücü
Beğeni Sayısı: 357

KAREN
KAREN
Beğeni Sayısı: 205

Altı Medeniyetin Dünyası
Altı Medeniyetin Dünyası
Beğeni Sayısı: 192

GÖKYÜZÜ İMPARATORU
GÖKYÜZÜ İMPARATORU
Beğeni Sayısı: 184

Yıldızlar Kralı
Yıldızlar Kralı
Beğeni Sayısı: 142

DİPTEN EN TEPEYE
DİPTEN EN TEPEYE
Beğeni Sayısı: 138

Lord Of The Demons
Lord Of The Demons
Beğeni Sayısı: 116

Acemi Ölümsüz
Acemi Ölümsüz
Beğeni Sayısı: 116

SAHİPKIRAN
SAHİPKIRAN
Beğeni Sayısı: 98

Mavi Elma
Mavi Elma
Beğeni Sayısı: 70

Site İstatistikleri

  • 15186 Üye Sayısı
  • 476 Seri Sayısı
  • 20104 Bölüm Sayısı


creator
manga tr