Bölüm 242 : Kan Efendiliği Zorlu Sınavı

avatar
2976 0

A Will Eternal - Bölüm 242 : Kan Efendiliği Zorlu Sınavı


Çevirmen : Clumsy 

 

“Cadaloz yine hamlesini yaptı!” Burnuna dolan ipeksi ve hoş koku Bai Xiaochun’un içinde gizemli bir his doğurmuştu. Tedirgin ve daha da temkinli bir şekilde Song Junwan’ın gidişini izlemekteydi.

 

“Böyle olmayacak.” diye düşündü iç çekerek. “O cadaloz bir gün öldürücü hamlesini yapacak. İnanılmaz bir iradem olabilir, harika bir savaşçı olabilirim, sayısız sıra dışı kabiliyetim de olabilir ama o cadaloz fazla tehlikeli.” Sakinleşmek için biraz vakit ayırdıktan sonra yeniden iç çekti.

 

“Ah neyse. Ebedi dayanıklılık kalıntısını alır almaz Ruh Akımı Tarikatına döneceğim ve işler yoluna girecek. Hem son zamanlarda Xiaomei’yi de özlemeye başladım.” Bağdaş kurarak oturduktan sonra ertesi sabaha dek meditasyon yaptı ve sabah olur olmaz gözlerini açtı. Yetişim basamağı zirvede ve enerjisi tam şekilde mağaradan ayrıldı.

 

“Her şey buna bağlı!” diyerek çenesini kaldırdı, gururlu bir şekilde yürümeye başladı. Onu gören tüm yetişimciler başlarını saygıyla eğiyordu. Bu, birkaç gün önce Küçük Bataklık Tepesinden gelen kan yolu savaş cüppesi ile halk arasına ilk karışışıydı.

 

Öz Formasyon uzmanlarından gelen saldırılara karşı savunma sağlayabilecek büyülü nesnelerle işli bu cüppeleri yalnızca kan yolu kıdemlileri giyebilirdi, üretim bedeli de bir hayli yüksekti.

 

Karamahzenin yakışıklı suratıyla cüppenin birleşimi göz alıcı bir manzara doğurmuştu. Ona bakan pek çok surata hayranlık ve saygı yerleşiyordu.

 

Bai Xiaochun da bu muamelenin tadını çıkara çıkara yavaşça yukarı parmağa ilerliyordu. En nihayetinde Kan Efendisi Tapınağına varmış ve kalabalık bir grubun çoktan toplandığını görmüştü.

 

Song Junwan ve Xuemei’nin grupları belirgin şekilde ayrılmıştı ve iki kadın birbirine soğuk bakışlar atmaktaydı. Xuemei’nin getirdiği yirmi yetişimcinin her biri huşu uyandırıcı Kuruluş Kadrosu sonları uzmanlarıydı. İfadeleri durağan olsa da auraları yoğun ve öldürücüydü.

 

Gruptaki herkes Seçilmiş sayılmazdı fakat her biri tarikat dışında dahi ünlenmiş tecrübeli katillerdi. Böyle insanların Xuemei’nin Dharma koruyucusu olma sebebiyse büyük oranda babası Başpapaz Limitsizle alakalıydı.

 

Tabii Song Junwan da arkasında hatırı sayılır bir grup toplamıştı. Song Que’nin de yer aldığı bu grubun çoğu doğrudan Song Klanına mensuptu.  

 

Orta Tepenin tüm kan yolu kıdemlileri ve diğer sıradan yetişimcilerin çoğunluğu da alanda toplanmıştı. Her biri sınavın başlamasını ve yeni kan efendisinin seçilmesini beklemekteydi.

 

Havada süzülen birkaç bulanık figür de dikkat çekmekte, doğurdukları baskı onların başpapaz olduğunu bariz kılmaktaydı.

 

Gelen dört başpapazın ikisi Bai Xiaochun’un ulu liç çağırma ritüelinde gördüğü kişilerdi. Diğer ikisiyse daha da tanıdıktı: Song Klanı başpapazı ve Başpapaz Limitsiz.

 

Bai Xiaochun varır varmaz Song Klanı başpapazı tarafından sert bir bakışla karşılanmıştı. Akabinde içi ürpererek başını eğdi ve aceleyle Song Junwan’a yanaştı.

 

Bu sırada Song Que de ona bakıp soğuk bir kahkaha attı. “Hiçbir işi düzgün yapamıyorsun, değil mi? Sınava bile geç kalmayı başardın. Ölmekten korkuyorduysan evinde kalabilirdin!”

 

Bai Xiaochun ise esnedi ve gözlerini yavaşça Song Que’nin yeniden uzamış olan saç ve kaşlarında gezdirdi. “Her zamanki edepsizliğimiz, değil mi Que’er?”

 

“SENİN!” Song Que dişlerini sıkarak homurdandı ve tam Bai Xiaochun’a dik dik bakıp daha fazlasını söyleyecekken Song Junwan’ın soğuk müdahalesiyle durduruldu.

 

“Yeter!” dedi kadın. “İkiniz de çenenizi kapatın. Tartışmak istiyorsanız sınavdan sonra bunu bizzat ayarlarım!”

 

Bai Xiaochun birkaç kez gözlerini kırpıştırdı. Ve ağır atmosferden ötürü ağzını açmamaya karar verdi.

 

Bu sırada havadaki Song Klanı başpapazıyla Başpapaz Limitsiz birbirine şaşkın bakışlar attı ve Başpapaz Limitsiz kalabalığa bakarak lafa girdi: “Orta Tepe kan efendiliği pozisyonu sınavı… başlasın!”

 

Ardından bir büyü hareketiyle parmağını Kan Efendisi Tapınağına doğru salladı.

 

Tapınak gümbürdeme sesleriyle dolarken dışarıda koca bir yarık belirdi. Güçlü bir kan qi’si ve ona eşlik eden soğuk ile kör edici kırmızı ışıklar patlak vermeye başladı. Adeta her şeyi yutmak için hazır koca bir ağız açılıvermişti.

 

Fakat yakından bakıldığında kırmızı ışıkların sıra dışı olduğu anlaşılıyordu. O ışığın içindeki farklı dünyaları görmek mümkündü; belli ki içine adım atıldığı anda kişiyi kan renkli dünyalardan birine çekecekti.

 

Yarık açıldığı anda Xuemei’nin Dharma koruyucularından biri soğuk gözlerinin saçtığı öldürme güdüsüyle öne çıkmıştı. Ardından Song Junwan’ın etrafında toplananlara attığı küçümseyici bakışlar eşliğinde yarığa adımını atarak ortadan kayboldu.

 

Xuemei’nin diğer Dharma koruyucuları da teker teker aynı işlemi tekrarladı. Xuemei ise Song Junwan ve grubuna attığı son bir bakışla grubunu takip etti.

 

Onlar yarığa girerken Song Junwan sesini alçaltmış ve kendi Dharma koruyucularına Kanın Sonsuz Dünyası hakkında bilgi vermeye başlamıştı.

 

“Sınavın ilk aşamasına Kanın Sonsuz Dünyası deniyor!

 

“Xuemei ve ben ilk aşamaya dahil olamayız. Bu yalnızca Dharma koruyucuları için…  

 

“Kan Atasının bedeni öyle herkesin girebileceği bir yer değil. İlk aşama seçtiğimiz Dharma koruyucularının niteliklerini test etmeye yönelik. Ayrıca ikinci aşamaya tam olarak kaç Dharma koruyucusunun geçtiği belli olacak!

 

“Kan Atasının bedenine girebilmek için onunla bir olmanız gerek. O ölü olsa da hala yaşam gücü içeren kısımları mevcut. Kan Atasının içindeki o canlı sistemleri sizin de onlardan biri olduğunuza ikna etmeniz gerekli. Ancak bu şekilde kovulmaktan kurtulabilirsiniz.

 

“Çatlağın içerisinde sayısız dünya var ve her birine aynı anda yalnızca iki kişi girebilir. Xuemei’nin Dharma koruyucuları istedikleri dünyaya girme inisiyatifini aldı. Sizse çatlağa adım attığınızda o dünyalardan birine otomatik olarak çekileceksiniz!

 

“İçeri girdiğinizde siz ve diğer Dharma koruyucusu dünyanın onayını almak adına rekabet edecek. Başaranlar ikinci aşamaya ilerleyecek, başaramayanlarsa elenecek. Hem Xuemei’nin Dharma koruyucularına karşı tetikte olmalı hem de o dünyadaki kan yaratıklarına dikkat etmelisiniz. Zekaları yok ama tamamen kana susamış yaratıklar!

 

“Sizi ikinci aşamanın girişinde bekliyor olacağım!” Bu sözlerle kollarını kavuşturup grubuna doğru eğildi. Song Que de ciddi bir ifadeyle teyzesine baktı, sonra da Karamahzene dönüp soğuk bir şekilde homurdanarak yarığa yöneldi. Bir an sonra ortadan kaybolmuş, sonra da diğerleri onu takip etmeye başlamıştı.

 

Bai Xiaochun da kısa bir tereddüt sonrasında yarığa atladı.

 

Hemen hemen aynı saniyede kan renkli bir ışık huzmesi tarafından çevrelendi ve yoğun bir kuvvet tarafından çekiştirildiğini hissetti. Bedeninin kontrolünü tamamen yitirmiş ve ışığa çekilmeye başlamıştı.

 

Işık dışarıdan etkileyici görünmüyor olsa da bedenini kuşattığı anda koca bir denizde süzülüyor hissi doğurmuştu. Çekilen Xiaochun, o denizin sonlarında muazzam bir kan rengi küre görmekteydi.

 

Görünür başka küreler ve her birine süzülen farklı kişiler mevcuttu. Kürelere yaklaşanlar onlar tarafından yutuluyordu.

 

Bai Xiaochun ürkmüş bir şekilde tüm kürelerden uzağa baktı. Fakat o anda garip bir şey yaşandı ve tüm küreler ansızın titrerken gönderdikleri artan yoğunlukta ışıkların her biri Bai Xiaochun’a doğru ışıldamaya başladı.

 

Bai Xiaochun yanılıp yanılmadığından emin değildi lakin kan kürelerinin her biri kendisini seçmek istiyor gibiydi.

 

Hatta Xuemei’nin Dharma koruyucuları tarafından seçilmeyen boş kan küreleri bile beklenti içerisinde titriyordu.

 

Bai Xiaochun gerginliğinin iyice tavan yaptığını hissetmişti fakat henüz tepki veremeden önce kan kürelerinden biri delicesine kendisine uzandı. Ve ona doğru uçup neşeli bir şekilde bedenine çarptı.

 

Görüşü kararan Bai Xiaochun’un bedeni kan küresine çekildi ve işler netleştiğinde kendisini garip bir dünyada buldu.

 

Gökyüzü kan rengiydi, zemin kan rengiydi, hatta dağlar ve bitkiler de dahil olmak üzere her şey kan rengiydi.

 

“Çok tuhaf.” diye düşünen Bai Xiaochun etrafa dikkatli bakışlar atmaya başladı. Olanları değerlendirdikçe daha da garip buluyordu. Bir müddet düşündükten sonraysa bunun Ölmeden Sonsuza Dek Yaşama Tekniğiyle bağlantılı olması gerektiğinde karar kıldı.

 

“Acaba buranın tanrısı gibi bir şeyim de kan küreleri o yüzden mi delirdi?” Gözleri bu düşünceyle yukarı çevrilirken boğazını temizledi. Sonra da hislerini sağlamlaştırdı, kendisine seslenen arzu dolu bir iradenin varlığını sezebileceğinden emindi.

 

“Xuemei’nin Dharma koruyucularından biri de burada. Dikkatli olmam lazım. Hepsi Kuruluş Kadrosu sonlarında.” Bu düşünceyle etrafına bakarak artan bir temkinlilikle havalandı.

 

Uçtukça garip şeylerle karşılaşıyordu. Uçmak için yetişim basamağı gücüne gerek yok gibiydi. Adeta rüzgâr tarafından taşınıyordu…

 

Hiçbir kan yaratığı da göremiyordu, hatta acaba burada hiç yaratık var mı ki diye düşünmeye başlamıştı.

 

#Bu kan küreleri mevzusu bana miras seçtiği tüneli anımsattı, orada da tüm miraslar onun için çarpışmıştı. Daima kendisini seçmek için yanıp tutuşan birileri ya da bir şeyler oluyor maşallah 
Neyse, garip bir dünyaya çekilerek sınavın ilk aşamasına girmiş bulunmaktayız. Bakalım bizi neler bekliyor, okumaya devam!






Giriş Yap

Site İstatistikleri

  • 18149 Üye Sayısı
  • 791 Seri Sayısı
  • 37427 Bölüm Sayısı


creator
manga tr