Bölüm 239 : Birazını Kendime Mi Saklasam?

avatar
2986 0

A Will Eternal - Bölüm 239 : Birazını Kendime Mi Saklasam?


Çevirmen : Clumsy 

 

Bai Xiaochun bir nebze afallamış olsa da çabucak ciddi bir ifade takınarak ölümcül aurasını tamamıyla sergiledi. Sonra da havaya sıçrayarak diğer sekizliyle birlikte Başpapaz Kurakateşin önündeki yerini aldı.

 

Tek bir Kan Akımı Tarikatı çırağı bile Karamahzenin gruba dahil oluşuna şaşırmamıştı. Hatta Başpapaz Kurakateşin ona seslenişi pek çok kişinin beklediği bir hamle olmuştu.

 

Kimse yorum yapmıyordu. Felaketşeytanı Kan Akımı Tarikatının en ünlü isimlerinden biri haline gelmiş ve güçlü bir Seçilmiş olarak herkes tarafından benimsenmişti!

 

Tepelerin çırak kalabalıkları bu fikirdeyken Song Que ve diğer Seçilmişler de onun kalifiye olup olmayışıyla ilgili münakaşaya girmemişti, tabii gözlerindeki gaddar ışıltılar başka meseleydi.

 

Bai Xiaochun birkaç yıldır Kan Akımı Tarikatındaydı. Ölümlüler için uzun olan bu süreç yetişimciler için çabucak geçse de çok da kısa sayılamazdı. Bai Xiaochun da bu süreçte çok sıkı çalışmış, adım adım ilgi odağı hali alarak tarikatın takdirini kazanmıştı.

 

Bunun bilincindeydi ve bugünün gelmesine hazırlıklı olsa da elde ettiği statü karşısında içten içe şaşakalmadan edemiyordu. Kalbi gurur ve ferahlıkla dolmaktaydı.

 

“Hmmmmphhh! Lord Bai nereye giderse gitsin ay veya güneş gibi ışıldıyor. Ai… kim beni böyle harika yapmış?” Tabii içinden bu harikuladeliği tatsa da dışına hiçbir hissini yansıtmıyordu. Her zamanki soğuk, tehlikeli tavrıyla ve öldürücü aurasıyla diğer sekiz Seçilmişle yarışıyordu.

 

Bulanık ve seçilmesi zor olan sekiz başpapazınsa ona bakarken başlarıyla onay verdikleri görülebiliyordu. Hatta bir kısmı ona diğer Seçilmişlerden daha çok dikkat ediyordu.

 

Bir Ölümlü-Dao Kuruluş Kadrosu yetişimcisinin Karamahzen gibi bir yükseliş sergileyebilmesi öylesine garipti ki başpapazların bazıları şüphe duymuş ve onu gizliden gizliye araştırmıştı. Lakin maskesi gerçekten kıymetli bir hazine olduğu için sırrını açık edecek en ufak bir kanıt dahi bulunamamıştı.

 

Üstelik ilaçların Daosundaki yeteneği de tarikat için çok önemliydi, haliyle hiçbir başpapaz şüphelerini fazla ciddi aşamaya taşımamıştı.

 

“Dokuzunuz bu kan sunaklarının önünde meditasyon yaparak oturacak.” dedi Başpapaz Kurakateş. Ve elini sallayarak dokuz kan rengi ışık huzmesini dokuz sunağa çevirdi. “Qi’yi kana dönüştürerek portalı açmama ve ulu liçi çağırmama yardım edeceksiniz!”

 

Bu sırada Bai Xiaochun ve diğerleri kendilerine ait sunakların önüne yerleşmişti.

 

Doğrusu ulu liçi çağırmak için bu dokuz yetişimcinin yardımına gerek yoktu. Fakat başpapazlar bir müddet tartıştıktan sonra yaklaşan savaş öncesi tarikatın gücü hakkında ilk elden fikir sahibi olmak istemişti.

 

Savaş konusunda en ısrarcı kişiyse Başpapaz Kurakateşti ve bu yüzden tarikatın saklı güçlerini çağırma ve dokuz yetişimciyi test etme sorumluluğu da ona aitti.

 

Adamın yoğun baskı içeren bakışları Bai Xiaochun’u içten içe sarsmaktaydı. Adeta baktığı kişinin tüm sırlarını görür gibiydi; Bai Xiaochun’un çevresindeki sekiz yetişimci bile bu baskıyla bakışlarını kaçırıyordu.

 

En nihayetinde Başpapaz Kurakateşin bakışları çıraklardan ayrılarak göğe çevrildi. Bu noktada sağ elini kaldırıp havada salladı ve karşılığında beş tepeden çıkan kan renkli ışık huzmeleri irileşmeye başladı. Eşzamanlı olarak kan rengi anafor da irileşiyor ve tam ortasında kan renkli koca bir göz beliriyordu!

 

Göz açılırken gökyüzü solgunlaşmış, sağlam bir rüzgâr ortaya çıkmıştı. Dünya yoğun bir baskıyla doluyor, her yöne kan sisi yayılıyordu. Aşağıdaki tüm Kan Akımı Tarikatı çıraklarıysa sarsılarak göz karşısında yere kapaklanıyordu.

 

“Yukarı bakın, bakın ki Kan Akımı Tarikatının diğer üç tarikata hükmetmesini sağlayacak gücü görün!” diyen Başpapaz Kurakateşin sesinde, işiten herkesi zorla gökteki kanlı göze baktıracak tuhaf bir güç mevcuttu.

 

Bai Xiaochun derinden sarsılmıştı. Fakat bu noktada Ölmeden Sonsuza Dek Yaşama Tekniği harekete geçti ve kanlı göze karşı bir direnç oluşturmaya başladı.

 

Song Que, Xuemei ve diğerleri de zihnen sarsılmıştı lakin bakışlarını indirmeye cesaret edebilen yoktu. Herkes kendisini anafordaki göze bakmaya, kafasını dik tutmaya zorluyordu.

 

Pek çok kişi ise şaşkınlık çığlıkları atıyordu. Song Que ve diğer Seçilmişler bile yüksek pozisyonları ve tarikata dair derin anlayışlarına rağmen nefes nefese kalmadan edemiyordu.

 

Gözleri irileşen Bai Xiaochun’un zihniyse yıldırımlarla dolup taşıyor gibiydi.

 

Kan renkli gözün gözbebeğinin hemen dışında her biri devasa olan dört gölgemsi figür mevcuttu ve biri menekşe renkli bir iskeletti!

 

Yıldırımlarla çevrili iskelet, ölümün aurasına sahipti. Hiç kımıldamasa da herkesi sarsmaya yetecek güçte bir baskı yayabilmekteydi.

 

Bai Xiaochun Ceset Tepesine yönelik bilgisi sayesinde bunun bir ulu liç olduğu sonucuna varmıştı! Ceset Tepesinde hiçbir şey ulu liçlerden güçlü olamazdı, bu liçler uçan hortlakları dahi bastırırdı!

 

“Uçan hortlaklar Öz Formasyon yetişimcilerine bedel, ulu liçlerse ruhun başlangıç aşamasındaki başpapazlara benziyor!”

 

Gözdeki ikinci bulanık figür milyonlarca suratla kaplı görünen siyah bir sisti. Tüm suratlarsa yaşlı adamlara ait gibiydi ve güçlü bir Zaman hissiyatı taşımaktaydı. Sisteki gargoyle, yaydığı güçlü baskıyla ulu liçten aşağı kalır değildi!

 

Üçüncü gölgemsi figür yaşını tespit etmeyi imkânsız kılan kurumuş tenlerden oluşan bir yığındı. Korkunç aurası ulu liçi ve gargoyle’u bile aşıyor, ona bakmak dahi insana hayret ettiriyordu. Pek çok Kan Akımı Tarikatı yetişimcisinin nefesini kesmişti.

 

Sarsılan Bai Xiaochun’un gördüğü dördüncü gölgemsi figür ise bir kılıca aitti!

 

Kan renkli kılıcın üzerinde de kan kırmızı bir iblis oturmaktaydı. Tek bir tel saçı bile olmayan iblis, boyutunun yalnızca bir insan eli kadar olmasına rağmen diğer üç gölgemsi figürü de gölgede bırakan öldürücülükte bir aura yayıyordu!

 

“Ceset Tepesinin ulu liçi, İsimsiz Tepenin milyon yüzlü gargoyle’u, Küçük Bataklık Tepesinin totem tuvali, Orta Tepenin atasal kılıcı! Bunlar Kan Akımı Tarikatının imzası halini almıştır ve esasında her biri kanlı gözbebeğindeki farklı bir Kan Atası gücünü korumaktadır!

 

“İşte bütün halde Kurban Kan Daosu Formasyonu!” Başpapaz Kurakateş bu sözler eşliğinde sağ elini sallarken gözbebeği genişleyerek beşinci bir gölgemsi figürü gözler önüne sermeye başlamıştı!

 

Bu figürün gözbebeği dışındaki dört figür tarafından korunmakta olduğu belliydi. Tarikatın pek kıymetli beşinci kaynağını görmek üzere olan Bai Xiaochun nefes nefese kalmış ve irileşen gözleri karşısındaki şekli yavaşça seçmişti…

 

Bir korkuluk!

 

Tuhaf görünümlü bu korkuluğun bir elinde insan tenleri, diğerinde de bir kantar durmaktaydı. Suratını kaplayan korkunç gülümsemeyse dünyaya küçümseyerek baktığı izlenimini doğuruyordu… Korkuluğun gözlerine bakan Bai Xiaochun, o gülümsemenin tüm kalbini ve ruhunu doldurduğunu hissetmişti.

 

Neyse ki kısa bir süre içerisinde yayılan Cennet-Daosu aurası sayesinde korkuluk imgesini içinden atabildi. Ve toparlanmak adına soluk soluğa otururken Başpapaz Kurakateşin kendisine attığı takdir dolu bakışı fark etti.

 

Diğer sekiz Seçilmişse hala sersemlemiş haldeydi. Toparlanan ikinci kişi Xuemei olurken onu Song Que takip etti. Ardından geri kalanlar da zihinlerindeki imgeyi teker teker uzaklaştırdı.

 

“Karşınızda Kan Akımı Tarikatının gizli güçleri.” diyen Başpapaz Kurakateş tarikatla bir bütün olarak konuşmaktaydı. “Kan qi’nizi salın. Dokuz Seçilmiş ise arıtım sürecine başlasın. Ulu liçi çağırmama yardımcı olun!

 

“Ulu liçi çağırdıktan sonra diğer ruhlar da hür iradeleriyle er geç uyanacak. Hepsi uyandığındaysa kan gözü dünyasındaki Kurban Kan Daosu Formasyonu meydana çıkacak!” Bu sözlerle birlikte Öz Formasyon altındaki sayısız Kan Akımı Tarikatı üyesi yetişim basamaklarını hareketlendirmeye başladı.

 

Kuruluş Kadrosu yetişimcileri, İç ve Dış Kesim çırakları… On binlerce yetişimci yetişim basamaklarına dayanarak kan qi’si akışı doğurmaktaydı. Kan sisi şekilleniyor, göğe yükselip dokuz kan sunağıyla kaynaşıyordu.

 

Beşinci kan sunağının önünde oturmakta olan Bai Xiaochun ise güçlü kan qi’sinin önce sunakla, sonra da onun aracılığıyla kendisiyle kaynaşması neticesinde titremeye başlıyordu.

 

Daha düşünme fırsatı bulamadan önce Ölmeden Sonsuza Dek Yaşama Tekniği devreye girmiş ve kan qi’sini özümsemeye girişmişti. Ardından etrafına bakarak Xuemei, Song Que ve diğerlerinin de kan qi’sini özümsediğini fark etti. Görünen o ki bedenlerini bir damar gibi kullanıyor, Kan Akımı Tarikatının gizli bir büyüsü aracılığıyla qi’yi kana çeviriyorlardı.

 

İlk başarılı olan Xuemei olmuş, başının üzerinde beliren bir damla kan orada süzülmeye başlamıştı. Onu Song Que takip etti… Bai Xiaochun da özel Ölmeyen Kan arıtım tekniğini kullanarak içindeki kan qi’sini dönüştürdüğü bir damla kan ile çabucak onlara katıldı.

 

Çok geçmeden dokuz Seçilmişin başlarının üzeri de kan damlalarıyla çevrelendi. Zaman geçtikçe damlalar irileşiyordu. Bir tütsülük süre sonundaysa Xuemei’nin gözleri açıldı, başının üzerinde yumruk ebadı almış olan kan öbeği Başpapaz Kurakateşe ilerlemeye başlamıştı.

 

Başpapaz Kurakateş gözleri titreşirken başıyla hafif bir onay verdi. Kan kırmızı bir ışık huzmesine çevrilen kan ise kanlı gözdeki ulu liçe doğru harekete geçti. Bir an sonra kemiklerine dokunulan liç hafifçe sarsıldı ve silik bir yaşam gücü aurası yaymaya başladı.

 

Başpapaz Kurakateş soğukkanlı bir şekilde, “Sekiz damla kan kaldı!” dedi.

 

Devasa miktarlarda kan qi’si sunaklara akın ederken Bai Xiaochun’un ifadesi ciddiydi. Fakat içten içe sarsılmış vaziyetteydi.

 

“Ne çok kan qi’si!” diye düşünüyordu. “Birazını kendime mi saklasam?”

 

#Kan Akımı Tarikatı gizli güçlerini uyandırıyor. Acaba Ruh Akımı Tarikatında da henüz haberdar olmadığımız çılgın güçler var mı? Bu savaş gerçekten yaşanacak mı yoksa son anda bir mucize olabilir mi?
Savaş yaşanırsa bizimkinin ve tanıdığımız isimlerin akibeti ne olacak? Vs vs vs... Kafamda deli sorularla devam ediyorum, bir sonraki bölümde görüşmek üzere!






Giriş Yap

Site İstatistikleri

  • 18182 Üye Sayısı
  • 792 Seri Sayısı
  • 37517 Bölüm Sayısı


creator
manga tr