Bölüm 233 : Eee? Neden Konuşmayı Kestin?

avatar
3068 0

A Will Eternal - Bölüm 233 : Eee? Neden Konuşmayı Kestin?


Çevirmen : Clumsy 

 

Xuemei Karamahzeni araştırırken Kan Akımı Tarikatında bir söylenti yayılmaya başlamıştı. Sözüm ona Karamahzenden tıbbi hapları alan Ceset Tepesi kan efendisi inzivaya çekilmiş ve hala ortaya çıkmamıştı. Ama Ceset Tepesinin Kan Efendisi Tapınağından güçlü dalgalanmalar yayılıyordu.

 

Bu dalgalanmalar pek çok kişinin, özellikle de Küçük Bataklık Tepesi ve İsimsiz Tepe kan efendilerinin dikkatini çekmişti. An itibariyle üç kan efendisi nispeten denkti ama Ceset Tepesi bir ilerlemenin eşiğindeymiş gibi görünüyordu.

 

Altın Öze erişmesi pek muhtemel değildi fakat ceset arıtım tekniklerindeki herhangi bir ilerleme Ceset Tepesi için hızlı ve önemli bir güç artışı anlamına gelirdi.

 

Bu sebepten ötürü Küçük Bataklık Tepesi ve İsimsiz Tepe kan efendileri gerilmeye başlamış, birkaç gün sonra Küçük Bataklık Tepesi ulu kıdemlisi bir ışık huzmesi şeklinde Bai Xiaochun’un mağarasının dışında belirmişti.

 

Uzun ve yapılı olan bu adam kudretli bir görünüme ve güçlü bir qi ve kan aurasına sahipti. Bir vücut geliştirme yetişimcisi olarak dağ gibi duruyor, sağlam bir baskı yayıyordu. Derin ve yankılanan bir sesle lafa şöyle girmişti: “Benim, Küçük Bataklık Tepesi Ulu Kıdemlisi Han Chundong. Küçük Kardeş Karamahzen, evde misin?”

 

Bai Xiaochun’un mağarasının dışındaki kan ağaçları titremeye başlamıştı lakin kaçmaya cesaretleri yoktu. Yabancılardan ne kadar korkarlarsa korksunlar onlar için Karamahzen çok daha korkunçtu. Yapabilecekleri tek şey dişlerini sıkıp yerlerinde kalarak Küçük Bataklık Tepesi ulu kıdemlisine dik dik bakmaktı.

 

Bu esnada Bai Xiaochun mağarasında meditasyon yapmakla meşguldü. Ulu kıdemlinin gelişi biraz şaşırtıcı olsa da geliş sebebini tahmin edebiliyordu. Anlık bir sessizlik sonrasında elini sallayarak mağarasının kapısını açtı ve kan ağaçlarına yoldan çekilmeleri emrini verdi.

 

Küçük Bataklık Tepesi ulu kıdemlisi avluya adımını atarken Bai Xiaochun da ortaya çıktı. Ulu kıdemli onu görür görmez içten bir kahkaha attı ve kollarını resmi bir selam eşliğinde kavuşturdu.

 

“Küçük Kardeş Karamahzen, o Kan Uçurumundan dışarı adımını attığından beri kaderine sıra dışı şeylerin yazılı olduğunu biliyorum. Orta Tepeyi seçmiş olman çok kötü. Küçük Bataklık Tepesine gelmen çok hoşuma giderdi.”

 

Bai Xiaochun gülümsedi, tabii maskesinden ötürü son derece meşum ve soğuk bir gülümseme sunmuştu. Ve kollarını kavuşturarak şöyle dedi: “Ulu kıdemli, varlığınla mütevazı yuvama onur verdin. Lütfen içeri buyur!”

 

Formaliteleri hiçe sayan ulu kıdemli Bai Xiaochun önderliğinde mağaraya girdi ve ikili karşılıklı bağdaş kurarken adam sohbeti başlattı: “Küçük Kardeş Karamahzen, sıra dışı bir yetişim basamağına ve şok edici bir içsel yeteneğe sahipsin. Uzun süre ve sıkı şekilde hazırlanıp inanılmaz bir yükseliş gerçekleştirdin. Orta Tepe sahiden sana sahip olduğu için kutsanmış sayılır!”

 

Bai Xiaochun bu sözlerden son derece hoşnut olsa da ağırbaşlı ifadesini koruyor, ulu kıdemlinin sözlerine cevap dahi vermiyordu.

 

“Daha da harika olanıysa başpapazların senden hoşlanışı. İleride başarabileceklerinin sınırı yok Küçük Kardeş Karamahzen…” Ulu kıdemli bu noktada iç çekerek Engin ve Hap Akımı Tarikatları arasındaki savaş gibi irili ufaklı meselelerden bahsetti. Tabii Bai Xiaochun’u övmek için türlü türlü yöntemlere başvurmayı da ihmal etmedi.

 

Bai Xiaochun’un surat ifadesi pek etkilenmiş görünmese de içten içe anın tadını çıkartıyordu. Övgü malzemesi olmaktan ötürü son derece gururluydu. Arada bir başıyla sallayıp onay veriyor, arada bir de içten kahkahalar atıyordu.

 

Yaklaşık bir saatin sonunda ulu kıdemli, Bai Xiaochun’un yeterince ısındığına kanaat getirmişti. Fakat tam esas konuya girecekken Bai Xiaochun’un gözlerindeki cesaretlendirici ışıltıyı fark etti. Ve anlık bir tereddüt sonrasında yeni bir övgü silsilesine başladı.

 

“Küçük Kardeş Karamahzen, sen erkeklerin arasındaki bir ejder misali çarpıcı bir görünüm ve yeteneğe sahipsin…

 

“Kan Akımı Tarikatında saygınlık konusunda seninle kıyaslanabileceklerin sayısı bir elin parmağını geçmez…” Bu şekilde geçen bir tütsülük süre sonunda ulu kıdemlinin ağzı kurumaya başlamıştı. Artık önemli şeylerden bahsetme vakti gelmişti. Lakin Bai Xiaochun’a attığı bakış, onun övülmeye tamamen kaptırmış olduğunu gösteriyordu.

 

Ulu kıdemli anlık bir tereddüt yaşadı. Ancak yardım istemeye gelmişti ve bu yüzden dişlerini sıkarak beynini yeni övgü yöntemleri bulmaya zorladı. Bir saat daha geride kaldığında artık dilinde tüy bitmişti. Ama Bai Xiaochun olaya iyice kapılmış haldeydi.

 

Hatta ulu kıdemliye meraklı bir bakış atmış ve “Eee? Neden konuşmayı kestin?” demişti.

 

Küçük Bataklık Tepesinin ulu kıdemlisi afallamış olsa da kendisini birkaç cümle daha sarf etmeye zorladı. En sonunda Karamahzenin muammalı biri olduğunu, ona asla sıradan bir yetişimci gözüyle bakılamayacağını netleştirerek iç çekti. Ve ellerini kavuşturarak eğildi.

 

“Küçük Kardeş Karamahzen, sahiden harikulade ve etkileyicisin. Seni derinden takdir ediyorum. Gerçekten. Bu yüzden daha fazla lafı dolandırmayacağım. Bugün gelme sebebim dünyadaki adaletsizliğe müsamaha gösteremiyor olmam. Küçük Kardeş Karamahzen, ilaçların Daosuna olan yeteneğin şok edici. Fakat Ceset Tepesine ilaç yapmış olmana rağmen o vicdansız Ceset Tepesi yetişimcileri bırak müteşekkir olmayı, senden nefret etmeyi seçti!”

 

Geçmişte yaşananları anımsamak Bai Xiaochun’un ifadesini sertleştirmiş, soğuk bir şekilde homurdanmasına yol açmıştı.

 

“En fenaları da Ceset Tepesinin ulu kıdemlisi ve kan efendisi!” diye devam eden ulu kıdemlinin gözleri adalet duygusuyla yanıp tutuşmaktaydı. “Bizzat onlar adına ilaç yapmaya gittin ama sana karşılığını öfkeyle ödediler. Akıl alır gibi değil! Fakat bu konuda için rahat olsun Küçük Kardeş Karamahzen. Küçük Bataklık Tepesi kan efendisi tarikat genelinde adının temize çıkarılmasını talep etti!”

 

Bai Xiaochun başını sallayarak iç çekti. “En içten teşekkürlerimi sunarım ulu kıdemli. Aynısı kan efendisi için de geçerli. Fakat bu mesele geride kaldı. Hem o yaşananlar sayesinde dersimi de aldım.”

 

“Küçük Kardeş Karamahzen, bu kadar kibar olmana gerek yok. Sen Ters Kan Atasal Uyanışına ulaştın ve vücut geliştirme konusunda da sıra dışı bir yetenektesin. Bir çılgın hayalet defansın var! Biz Küçük Bataklık Tepesi için ailemizden biri gibisin!” diyen ulu kıdemli kuvvetli bir kahkaha attı. “Ceset Tepesi iyiyle kötü arasındaki farkı bilmiyor, onları görmezden gelebiliriz. Fakat biz bir aile olduğumuz için sana şu teklifte bulunacağım: Küçük Kardeş Karamahzen, neden gelip Küçük Bataklık Tepesi için bir ruh ilacı yapmıyorsun? Sana garanti ediyorum ki dağı yok etsen dahi ne ben ne de kan efendisi sana kaşımızı çatacağız!” Ulu kıdemli dürüstlüğünü vurgulamak adına kendi göğsünü dahi tokatlamıştı.

 

“Um…” diyen Bai Xiaochun tereddütteydi.

 

“Endişelenme, Küçük Kardeş Karamahzen, protokolden haberdarım.” Ulu kıdemli bu sözler eşliğinde cüppesinden bir çanta çıkartmış ve Bai Xiaochun’un önüne yerleştirmişti.

 

Çantaya bir göz atan Bai Xiaochun bolca tıbbi bitki ve ruh taşı koleksiyonuyla karşılaştı. Fakat tam halinden memnun bir şekilde teklifi kabul edecekken ifadesi titreşti. Küçük Bataklık Tepesi ulu kıdemlisinin de kaşları çatılmış, ikilinin bakışları mağaranın dışına çevrilmişti.

 

“Küçük Kardeş Karamahzen, evde misin? Benim, İsimsiz Tepe Ulu Kıdemlisi Geng Qiankun.” İsimsiz Tepenin ulu kıdemli cücesi kapıya gelmişti. İfadesi her zamanki gibi olsa da içten içe son derece gergindi. O ve İsimsiz Tepe kan efendisi Bai Xiaochun’un ilaç yapımı konusunda uzunca bir süre kafa patlatmıştı.

 

Ancak Küçük Bataklık Tepesi ulu kıdemlisinin Orta Tepede belirdiğini işittikten sonra boş boş oturmaları mümkün olamazdı. Bu özellikle de İsimsiz Tepe kan efendisi için geçerliydi. Bu yüzden ulu kıdemli aceleyle gönderilmiş, yol boyunca da Karamahzeni İsimsiz Tepe adına ilaç yapmaya ikna edebilir miyim tedirginliğini yaşamıştı.

 

Bai Xiaochun gözlerini birkaç kez kırpıştırdıktan sonra ayağa kalkarak İsimsiz Tepe ulu kıdemlisini karşılayarak içeri davet etti.

 

İsimsiz Tepe ulu kıdemlisi ise girer girmez Han Chundong’u gördü, ikilinin buluşan bakışları rekabet ateşiyle yanmaktaydı.

 

“Küçük Kardeş Karamahzen,” dedi cüce, “ben kelimeleri ziyan eden biri değilim. Direkt olacağım, İsimsiz Tepeye özel bir 4. kademe ilaç yaparsan Küçük Bataklık Tepesi teklifini ikiye katlarız. Tek şartımız önce bize ilaç yapman!” Cüce son derece dominant bir havada konuşmuştu. Fakat Bai Xiaochun cevap veremeden önce Han Chundong homurdanarak ayaklandı ve öldürücü bir aura saçmaya başladı.

 

“Küçük Kardeş Karamahzen, o çanta sadece başlangıçtı! Eğer önce bizim için ilaç yaparsan gizli vücut geliştirme tekniklerimize gönlünce erişmeni sağlarız. Hatta Küçük Bataklık Tepesinin gizli büyüsünün bile yetişimini yapabilirsin!” diyen Küçük Bataklık Tepesi ulu kıdemlisi dişlerini sıktı. Bai Xiaochun’un ne kadar boş vakti olduğunu bilmese de ilaç yaratmanın bolca gün aldığının bilincindeydi. Savaş yaklaştığı için de yaratılacak o ilaca çaresizce muhtaçtı.

 

Bu yüzden ilk önce kendi tepesinin kan efendisini ilaçlandırmak adına her şeyi yapmaya açıktı.

 

Bai Xiaochun etkilenmişti. Doğrusu Küçük Bataklık Tepesinin vücut geliştirme teknikleriyle ilgili araştırma yapmak hoşuna giderdi, neticede onlar da Ölmeme Kodeksine bağlı görünüyordu.

 

Tabii cüce de bu sözler karşısında şok olmuş ve Bai Xiaochun’un surat ifadesini görür görmez dişlerini sıkarak şöyle demişti: “Küçük Kardeş Karamahzen, İsimsiz Tepe sadece sana özel bir gargoyle hazırladı! Sana İsimsiz Tepenin gargoyle arıtma büyülerini öğretebiliriz!” Bu sözler de Han Chundong’un öfkeli bakışlar atmasına yol açmıştı.

 

Bai Xiaochun ise hevesten titremeye başlamıştı. İsimsiz Tepenin gargoyle büyüleri çok gizliydi ve tepe dışındaki yetişimcilerin onları öğrenmesi için fahiş ölçülerde erdem puanı vermesi gerekirdi.

 

İnanılmaz kıymetlerini kelimelere dökmek zordu.

 

Han Chundong Bai Xiaochun’a bakarak şöyle dedi: “Küçük Kardeş Karamahzen, önce gelen önce hizmet alır kuralı çok önemlidir. İlk önce Küçük Bataklık Tepesi geldi, o yüzden lütfen değerlendirmeni dikkatli yap!”

 

Cüce de yeniden lafa girdi: “Küçük Kardeş Karamahzen, İsimsiz Tepe onların her teklifini ikiye katlamaya hazır, unutma!”

 

Bai Xiaochun alnını ovuşturup sırayla ikiliye baktı ve gülerek şöyle dedi: “Doğru. En adil olanı önce gelene önce hizmet vermek.  Küçük Bataklık Tepesiyle başlayacağım. Umarım İsimsiz Tepe ulu kıdemlisi ve kan efendisi gücenmez. Ayrıca teklifi ikiye katlamaya da gerek yok. İkinizin de kan efendilerini temsilen geldiğini anlıyorum. Şuna ne dersiniz: Üreteceğim ilaçları savaş başlamadan önce hazır ederim. İkiniz için de! Garanti veriyorum!”

 

İki ulu kıdemli de görünür ölçüde etkilenmişti, doğrusu ikisi de bu açık arttırmayı sürdürme taraftarı değildi. Bai Xiaochun’un durumu ele alışındaki kusursuzluksa onun hakkında daha da iyi hissetmelerini sağlamıştı. Başlarını sallayarak onay veren ikili biraz daha sohbet ettikten sonra kollarını kavuşturarak mağaradan ayrıldı.

 

Onları gönderen Bai Xiaochun ise mağarasında bağdaş kurdu ve anlık bir düşünceden sonra kıs kıs gülmeye başladı.

 

“Ceset Tepesinden zümrüt zombim var, Orta Tepenin ulu kıdemlisini de kendime hayran ettim. Eğer İsimsiz Tepeden bir gargoyle alır ve Küçük Bataklık Tepesi vücut geliştirme tekniğini de öğrenirsem Kan Akımı Tarikatındaki önemim hiç olmadığı kadar artar. Bir kan yolu kıdemlisinden farkım kalmaz. O zaman da Song Junwan kan efendisi olunca onun ulu kıdemlilik pozisyonuna yerleşme ihtimalim iyice yükselir!”

 

#Bu çocuğun kendisine iltifat edenleri bakışlarıyla cesaretlendirişine hastayım. Koca koca adamlar rütbelerine bakmadan gelip saatlerce övgü yağdırıyorlar, bir de üzerine teklif üstüne teklif sunuyorlar!
Bu tarikat sahiden de bizimki için bir Kutsal Arazi gibi. Buradan ayrılmadan önce eline daha neler geçirecek merak ediyorum doğrusu. Hadi okumaya devam!






Giriş Yap

Site İstatistikleri

  • 18099 Üye Sayısı
  • 789 Seri Sayısı
  • 37357 Bölüm Sayısı


creator
manga tr