Bölüm 227 : Gizemli Kara Duman...

avatar
3038 0

A Will Eternal - Bölüm 227 : Gizemli Kara Duman...


Çevirmen : Clumsy 

 

Ceset Tepesinin ulu kıdemlisi ellerini kavuşturup aceleyle ortamı terk etti, Karamahzenin Ters Kan Ceset Arıtma Hapını üretebileceğine iyice emin olmuştu. Fakat uzaklaşmadan önce anlık bir tereddüde düştü ve yakınlarda bağdaş kurarak oturdu.

 

“Bir sorun çıkmayacağından emin olmak için burada gözcülük etsem iyi olacak!” Bu kararı verdikten sonaysa on Ceset Tepesi kan yolu kıdemlisini de kendisiyle birlikte durmaları adına getirtti.

 

Bu, normal şartlarda yalnızca bir kan efendisinin göreceği muameleydi…

 

Bai Xiaochun ise dışarıda olup bitenleri hiçe saymıştı, mezarlıkta heyecanlı bir şekilde volta atmakla meşguldü. İlaç yaptığı onca yıl içerisinde böylesine önemli bir hap üretmişliği yoktu!

 

“6. kademe ve üzerindeki her şey yüksek seviyedir!” diyerek derin bir nefes aldı ve kırk dokuz cesedin yaydığı öldürücü auraları görmezden gelerek kan gölünü incelemeye başladı.

 

Göldeki kan-su karışımı bir miktar Cennetkarışı Nehri suyu ve güçlü kan qi’si karışımı içermekteydi.

 

Kırk dokuz cesetse özel olarak seçilmişti ve donuk zombiler olsalar da yetişimcileri Qi Yoğunlaşmanın zirvesindeydi. Üzerlerinde en ufak bir yara görünmüyordu ve her biri güçlü ceset auralarına sahipti.

 

Yaptığı kısa gözlem Bai Xiaochun’u son derece memnun etmişti. Akabinde bağdaş kurarak oturdu ve tüm gününü en uygun zihinsel evreye ulaşmak adına meditasyon yaparak geçirdi. Gözlerini açtığı vakitse sağ elini sallayıp çantasından tıbbi bitkiler çıkarttı. Sonra da havada süzülen bitkileri kavrama hareketleri eşliğinde parçalayıp sıvıya çevirmeye başladı.

 

Sıvılaşan bitkiler arttıkça süreci gözlemleyip Evrendeki Tüm Bitkiler tekniğine başvurarak analiz ve ayarlamaya girişti. Sonra da sıvıyı etrafındaki cesetlere gönderdi.

 

Tıbbi sıvı kendine ait bir zekaya sahipmişçesine zombilerin bedenlerine dökülmeye başlamıştı.

 

“Kırk dokuz zombinin yaratacağı ceset hapları birebir aynı görünebilir ama aslında hepsinin anlık farklılıkları var. Hapların kasten tamamlanmaması, içlerinde ufacık bir boşluk bırakılması gerekiyor.

 

“Üretim sürecinin en zor kısmı da kırk dokuz haptaki boşlukları onları bağlamak için kullanmak. Bu sayede tamamlayıcı açıları birbiriyle kaynaşacak ve esas hap şekillenecek.” Alnında terler birikmeye başlıyor fakat fark etmiyordu, tamamıyla üretim sürecine adapte olmuş haldeydi.

 

Vakit geçti ve yarım ay geride kaldı. Ceset Tepesinde işler sessizdi, insanlar rahatlamaya başlamıştı. Pek çoğu Orta Tepe yetişimcilerinin gerçekten Karamahzenin ilaç yapımı konusunda pireyi deve yaptığını düşünmeye başlamıştı. Aslında hiç de korkunç bir etkisi yok gibi görünüyordu…  

 

Koca bir ay geride kalmış ve Ceset Tepesinde hiçbir vukuat yaşanmamıştı. Ceset Tepesi yetişimcileri iyice rahatlamışken Orta Tepedekiler şaşkına dönmüştü.

 

Karamahzenin Ceset Tepesine gittiğini işittiklerinde büyük bir şamataya hazırlanmışlardı fakat geride kalan iki ayda Ceset Tepesinin tıpatıp aynı olması canlarını sıkmaya başlamıştı.

 

“Neden bahtsız taraf biz olduk? İnanamıyorum! Felaketşeytanı Ceset Tepesine gitti ama hiçbir şey olduğu yok!!”

 

“Neden patlayan fırınlar yok? Neden ishal salgını yok? Bu hiç adil değil!”

 

“Bana Felaketşeytanının karakter değiştirdiğini söylemeyeceksiniz herhalde?”

 

Yarım ay daha geride kalmıştı. Ceset Tepesi yetişimcileri kendilerini iyice salmış, hatta kimileri Karamahzenin orada ilaç yaptığını unutmuştu. Tabii Orta Tepe yetişimcileri bu mevzuyu silmiş değildi. Ceset Tepesini vuracak bir talihsizliğe tanık olmadan gözlerini çevirmeyi reddediyorlardı.

 

İşte bu sıralarda Bai Xiaochun Ters Kan Ceset Arıtma Hapının ilk adımını tamamlamıştı. Kırk dokuz ceset uygun tıbbi bitkilerle yeterli oranda işlenmiş, kan gölünün sıcaklığını arttırmak adına kan alevi taşları yakılmıştı. Çok geçmeden cesetlerdeki tıbbi sıvı da kaynamaya başlamıştı.

 

Bu esnada bir ay daha geçmiş ve Orta Tepe yetişimcilerinin adeta içleri ölmüştü. Durumun adaletsizliğine tepeleri atıyor, Karamahzenin Felaketşeytanı lakabını hak etmediğini düşünmeye başlıyorlardı.

 

Ama bu sırada bir şeyler olmaktaydı!

 

Kırk dokuz ceset yavaşça çürümeye başlamıştı. Onlar çürüdükçe Bai Xiaochun’un ifadesi aydınlanıyordu ve gerçekleştirdiği daimi büyü hareketleri neticesinde art arda oluşan gri ceset hapları gölün dışından yükseliyordu.

 

“Kritik ana geldik!” diyen Bai Xiaochun derin bir nefes alarak gönderdiği düşünce aracılığıyla zümrüt zombiye gözlerini açtırmıştı. Ansızın kırk dokuz yeşil saç çıkartan zümrüt zombinin saçları kırk dokuz ceset hapını delerek onları özümsemeye başladı.

 

Haplar da çürüyor, çabucak küle dönüyordu. Hepsinin özlerini emen zümrüt zombi ise onları kırk dokuz enerji akışına çeviriyordu.

 

Bu noktada Bai Xiaochun son derece ciddileşen ifadesiyle zümrüt zombiye koşturmuş, sağ elini ileri geri sallamıştı. Hemen hemen aynı saniyede zümrüt zombi bir hap fırını hali aldı ve içeriğindeki kırk dokuz enerji akışı birlikte Ters Kan Ceset Arıtma Hapı şekli almaya odaklandı.

 

Xiaochun elini sallarken zümrüt zombi titredi ve ifadesi çarpılırken bedeninden şiddetli enerji patlamaları yayılmaya başladı. Bai Xiaochun’un saçları karman çorman olmuştu ve oldukça gergindi. Sağ elini sallayışıyla zümrüt zombi ansızın havalanmış ve ardından kan gölüne alçalmıştı.

 

Kan gölü saniyesinde kaynayıp çalkalanmaya başladı. Bai Xiaochun da havalanıp bağdaş kurarak iki elli büyü hareketlerine geçti. Parmaklarının her hareketiyle kan gölünde kan qi’si patlak veriyor, o qi de zümrüt zombiye ulaşıyordu.

 

Üç gün göz açıp kapayıncaya dek geçmiş ve bu süreçte zümrüt zombinin içerisindeki kırk dokuz enerji akışı kaynaşmayı başaramamıştı. Ne zaman eşiğine gelseler ayrılıyorlardı. Artık zümrüt zombinin bedeni buruşmaya başlamıştı ve bazı parçaları dağılmanın eşiğinde gibi görünüyordu. Mücadele ettikçe dişleri, pençeleri, kemik mahmuzları ve yeşil saçları kendisini gösteriyor, sonra da çarpıklaşıyordu. Fakat onları orijinal haline getirmesi imkânsız görünüyordu.

 

“Bu nasıl yaşanabilir?!” diyen Bai Xiaochun iyice gerilmişti. Buna devam ederse zümrüt zombisi yok olabilirdi. Fakat üretiminin başarısızlıkla sonuçlanmasına da razı değildi. Ansızın elini uzatarak alnına bastırdı ve açılan alnında Cennetkarışı Dharma Gözünü belirtti. Bunu yaptığı anda da zümrüt zombinin içerisindeki kırk dokuz enerji akışının ne derece karıştığını idrak edebildi.

 

Karışan enerji akışlarının sebebi kan gölündeki suymuş gibi görünüyordu. Ceset Tepesi için önem arz eden bu kan-su karışımının aslında ne kadar karışık ve kirli olduğunu yeni anlıyordu.

 

Karmakarışık hale gelen akışlar zümrüt zombiyi de kirletiyor ve bu kritik anda ceset auralarının kaynaşması imkânsız bir hal alıyordu.

 

“Lanet olsun! Bu kan-su tıbbi sıvısı nasıl böylesine kirli olabilir!?” Bai Xiaochun’un gerginliği tavan yapmıştı. Göldeki sıvının başkaları için alışılmadık saflıkta olabileceğini biliyordu. Hatta çoğu yetişimci ceset arıtımında saflığı çok daha az olan suları kullanırdı.

 

Ama Bai Xiaochun Ölmeden Sonsuza Dek Yaşama Tekniği yetişimi yapıyordu ve onun Ölmeyen Kan Qi’si kendine özgüydü. O yüzden göl, onun için yeterli saflıkta değildi.

 

“Onu bir an önce saflaştırmanın bir yolunu bulmalıyım. Boşa harcanacak zaman yok, etkili yöntemlere başvuracağım!” Zümrüt zombinin fazla direnemeyeceğini fark ederek dişlerini sıkmış ve sağ elini sallamıştı. Ansızın yüz farklı tipte tıbbi bitki kendisini gösterdi. Gözleri ışıldayarak çeşitli zihinsel hesaplamalar yaptıktan sonra bitkileri birleştirmeye başladı ve Evrendeki Tüm Bitkiler tekniğiyle kaynaştırıp yaktığı bitkileri kan gölünün üzerine uçurdu.

 

Bitkiler uçuş esnasında tıbbi bir sıvıya çevrildi. O sıvı göle ulaştığındaysa kuvvetli bir güç patlak verdi, alevler neticesinde alan, yükselen siyah bir dumanla çevrelendi.

 

Yangın gölün yüzeyinde değil içerisinde başlamıştı. Yangın devam ettikçe akıl almaz dozda kara dumanlar yükseliyor, duvarlarla kaynaşıyordu. Aynı zamanda göldeki kan-su karışımı da hatırı sayılır ölçüde azalıyordu.

 

Bu tehlikeli ve ilkel bir plandı, ayrıca kara dumandan kurtulmak zordu ve duman gerçekten çok pisti.

 

Fakat Bai Xiaochun’un bunları değerlendirecek vakti yoktu. Alevlerin doğurduğu kara dumanlar duvarlar aracılığıyla Ceset Tepesine yayılmaya başlamıştı.

 

Bu esnada göldeki alev de siyahtan menekşeye, sonra da kırmızıya çevrilmişti. Kan-su karışımının yüzde doksanından fazlası gitmiş lakin geriye kalan miktarda en ufak bir kirlilik kalmamıştı. Bai Xiaochun yeni bir büyü hareketiyle kalan kan-su karışımını zümrüt zombiye yönlendirdi ve kaynaşma esnasında bağırdı. Kırk dokuz enerji akışı en sonunda bütünleşmeye başlamıştı, ceset auraları da bir bütün hali alıyordu.

 

Bu esnada zümrüt zombinin dantian alanında bir anafor oluşuyordu ki orada da esas hapın şekli görülüyordu!

 

Bai Xiaochun heyecanlanmaya başlamış, gözleri doğruca hapa çevrilmişti. Başarısızlığa yol açabilecek gibi görünen tüm problemlerin icabına bakmıştı. İşte o noktada aklına kara duman geldi…  

 

“Ah, muhtemelen büyük bir mesele olmaz…” diye düşünerek duvarlara baktı. Duman büyük bir kirlilik barındırdığı için kendisini birazcık kötü hissetmişti. Doğrusu sonucunda neler olabileceğinden pek emin değildi…  

 

Ancak kan efendisi ve ulu kıdemliyi defalarca uyardığını ve hiçbir problem çıkmayacağının kendisine garanti edildiğini anımsayınca içi biraz daha rahatladı.

 

Bir de Song Klanı başpapazının komuta madalyonunu barındıran çantasını okşayınca ruh hali iyice düzeldi. “Tarikata ihanet etmedim.” diye düşündü.

 

Ve bu rahatlıkla yeniden üretim sürecine odaklandı.

 

İşte o anda Ceset Tepesinde garip olaylar patlak vermeye başladı…

 

İlk tuhaflık ceset arıtımıyla ilgilenmekte olan genç bir yetişimciyi buldu. An itibariyle önündeki kan tankının içerisinde bir ceset süzülmekteydi…

 

Ve fark etmemiş olsa da ansızın duvardan sızan garip bir aura etrafı doldurmaya başlamıştı. Çok geçmeden titremeye başlayan genç yetişimci büyü hareketlerini duraklattı. Yüzünde eşi benzeri görülmedik bir ciddiyetle ayağa kalktıktan sonraysa mağarasından hışımla çıkarak zeminde bir delik açtı.

 

Ardından o deliğe sıçradı, kendisini bel hizasına kadar toprakla kapladı. Ve iki elini başının üzerine kaldırarak yavaşça sallanmaya başladı…

 

#Hahahhaha! Kara duman bir harika görünüyor. Herkeste aynı etkiyi doğurduğunu ve milletin toprağa saplanıp sallandığını düşününce beni bir gülme alıyor 
Bakalım bizimkinin yeni felaketi nasıl ilerleyecek ve nasıl sonuçlanacak, bir sonraki bölümde görüşmek üzere!






Giriş Yap

Site İstatistikleri

  • 18136 Üye Sayısı
  • 790 Seri Sayısı
  • 37403 Bölüm Sayısı


creator
manga tr