Bölüm 200 : Genç Leydi Xuemei, Bu Ne Tesadüf!

avatar
3062 0

A Will Eternal - Bölüm 200 : Genç Leydi Xuemei, Bu Ne Tesadüf!


Çevirmen : Clumsy 

 

Xuemei bir ışık huzmesi halinde, göz kamaştırıcı bir hızla Orta Tepeye ulaşmış ve Orta Tepe yankılanan seslerle dolmuştu.

 

Xuemei daima tarikatın son derece baskıcı figürlerinden biri olmuştu. Tavırları bu şekildeydi ve diğerleri de babasının Başpapaz Limitsiz oluşu nedeniyle buna göğüs gererdi.

 

Xuemei bunu yıllar önce fark ettiği için her şeyi kasten abartırdı. O varır varmaz Orta Tepedeki tüm Kuruluş Kadrosu Dharma koruyucuları ve kıdemlileri mağaralarından fırlamıştı. Kızın orada uçmakta olduğunu görmek hepsi için şok ediciydi.

 

Öyle hızlı ilerliyordu ki ancak etrafını kuşatan kan renkli ışık görülebiliyordu. Ancak yeterince yakından bakanlar kan renkli maskesinin altında soğuk bir kibirle titreşen gözlerini de görebilirdi!

 

Herkes sarsılmıştı.

 

“Genç Leydi Xuemei’nin Orta Tepeye döndüğüne inanamıyorum!”

 

“Teknik olarak Orta Tepenin bir kıdemlisi ama Ulu Kıdemli Song Junwan’la anlaşamadığı için buraya nerdeyse hiç gelmezdi!”

 

“Eee? Nereye gidiyor ki?”

 

Kızın uçtuğu yöne bakanlar, orada yaşanan yoğun kan qi’si birikimini de fark etmişti. Hatta tepedeki kan qi’sinin çoğunluğu da yavaşça o yöne gidiyor ve göğü kan renkli bir ışıkla kaplıyordu.

 

Bu manzara tüm Kuruluş Kadrosu yetişimcilerinin gözlerini parlatmıştı.

 

“Orası Genç Leydi Xuemei’nin ölümsüz mağarası. Kan qi’si...”

 

“Acaba Genç Leydi Xuemei kıymetli bir hazine falan üretmiş olabilir mi?!”

 

Herkes kendince tahminler yürüterek ölümsüz mağarasının yollarına düşmekteydi.

 

Bu sırada Bai Xiaochun da mağaradaki kan qi’sini çekme eyleminin ortasındaydı. Ölmeden Sonsuza Dek Yaşama Tekniği giderek sağlamlaşıyor, bedeni güçleniyor ve fiziksel olarak aynı görünse de genel olarak çok daha kuvvetli bir hal alıyordu.

 

“Ölmeyen Cennetsel Kralın ilk seviyesi on mamutluk Çılgın Hayalet Bedeni!” Bai Xiaochun fiziksel bedeninin aldığı patlayıcı güç karşısında duyduğu heyecana odaklanmıştı.

 

Sekiz mamut. Dokuz mamut. Ve çok geçmeden on mamut gücüne ulaşmıştı!

 

Zihni gümbürdeme sesleriyle dolarken yalnızca kendisinin işitebileceği çatlama sesleri de yükselmekteydi.

 

Eti ve kanı karıncalanma benzeri bir acıyla, içinde dondurucu bir su geziyormuşçasına sarsılıyordu. İstemsizce yeni bir nefes aldığındaysa acının geri çekildiğini, yavaşça karnındaki bir noktaya kaydığını fark etti!

 

İşte orada sonsuz bir enerjiye dönüşecekti!

 

Bu enerji tüm bedenini yıkan yoğun bir titreşimden doğmuştu. Aynı anda eti ve kanı da bir anafor hali alarak ölümsüz mağarasındaki kan qi’sini deliler gibi çekmekteydi!

 

Kan qi’si dört nala koşan atlar misali bedenine geliyordu; hatta mağaranın dışındaki kan qi’si bile bu harekete katılmıştı!

 

Bai Xiaochun sarsılmış ve giderek güçlendiğini hissederken içini de bir önsezi doldurmuştu.

 

Başlangıçta kendisini hep kontrol etmiş, ufak miktarlarda kan qi’si ile yetinmişti. Az önce de yalnızca mağaradaki kan qi’sini çekmeye teşebbüs etmiş, bu yüzden havaya kan renkli ışıklar yaymamış ve insanların kendisini tespit etmesini çok zor kılmıştı.

 

Ancak on mamutluk Çılgın Hayalet Bedeninin şekillenişiyle kontrolü yitirmişti. An itibariyle bedeni bir anafora dönmüş, etraftaki tüm kan qi’sini çekerek gökte görünür bir ışık doğmasına sebep olmuştu.

 

Bunu engellemeye çalışsa da artık çok geçti. Bedeni dönüşüm geçirirken içine kan qi’leri akın etmekte, zihninde gümlemeler yankılanmaktaydı. Kuvveti patlama yaptıkça vücudunun titreyişi de iyice güçleniyordu.

 

Çok geçmeden gücü şekillendi ve on mamutun kuvvetiyle Çılgın Hayalet Bedeni doğdu!!

 

GÜÜÜÜÜÜMMMMMMM!

 

Gözlerini kocaman açan Bai Xiaochun’un ardında bir çılgın hayalet imgesi belirmişti. Bulanık olsa da bunun sebebi henüz şekillenme sürecinde olmasıydı, birkaç ay içerisinde inanılmaz bir netlik kazanacaktı.

 

Her santimini limitsiz bir güç hissi dolduruyordu lakin heyecana kapılma zamanı değildi. Kan renkli ışıkların dikkat çekeceğinin farkındaydı.

 

“Kan Akımı Tarikatı halkı çok baskıcı! Yetişim yapmak için bile ince bir çizgide yürümek gerekiyor!” Halihazırda pek çok Kan Akımı Tarikatı üyesinin kendisinden nefret ettiğini bildiği için giderek geriliyordu. Onu burada bulurlarsa ölümcül bir öfkeye kapılacakları ve sonuçların baş edilemeyecek korkunçlukta olabileceği barizdi.

 

Ancak tam kaçmak üzereyken kan renkli bir ışık huzmesi, bulunduğu noktaya yıldırım misali alçaldı.

 

Ve göz açıp kapayıncaya dek genç bir kadın kendisini gösterdi. Üzerinde kan kırmızı bir kıyafet ve aynı renkte, erik çiçeği imgesiyle süslü bir maske vardı.

 

Xuemei ölümsüz mağarasına boş bir ifadeyle bakmaktaydı, Kan Akımı Tarikatından herhangi birinin kendisine bulaşmaya cüret edebilmiş olmasını aklı almıyordu.

 

Birinin mağarasının eşiğinde yetişim yapması dahi tamamen şok ediciydi ve nasıl tepki vereceğini bilemiyordu. Yetişim dünyasının Aşağı Sahalarında kimin buna cesareti olacağını gerçekten düşünemiyordu…

 

Mağaradaki kan şişesinin çoktan boşaldığını ve kan qi’sinin boşalışından ötürü şişenin kırılmanın eşiğine geldiğini hissedebiliyordu.

 

On yıldan fazladır işler haldeki şişe bir gecede tamamen kurumuştu. Xuemei titreyerek ve zar zor nefes alarak orada dikilirken mağarada kalan son kan qi’si de çıkıp Bai Xiaochun’a ilerlemekteydi.

 

Xuemei, anka kuşunu andıran gözlerinden ölümcül bir soğukluk saçarak Xiaochun’a döndü.

 

“Genç Leydi Xuemei, bu ne tesadüf...” dedi Bai Xiaochun, biraz suçlu hissederek. Kızın öfkesini görünce ilk düşüncesi yalnızca oradan geçtiğini söylemek olmuştu. Ancak Ölmeyen Cennetsel Kralın ilk seviyesini tamamlama çabasıyla kendisine gelen kan qi’sini durdurmasına imkân yoktu. Haliyle tek şansı ağlamak üzere bir şekilde konuyu değiştirme girişiminde bulunmaktı.

 

“Bu senin mağaran mı? Neden konuşup anlaşmıyoruz, telafi edebilirim...” Başka bir şey söyleme fırsatı bulamadan önce Orta Tepenin pek çok Kuruluş Kadrosu Dharma koruyucusu ve kıdemlisi de alana vardı. Tabii azalan kan qi’sini ve Bai Xiaochun’a ilerleyen sicimleri görmeleri için tek saniye yetmişti.

 

Gördüklerinin anlamını sezdikleri ansa hepsinin öldürücü bakışları Bai Xiaochun’a çevrildi.

 

“Karamahzenmiş! Son günlerde azalan kan qi’sinin sebebi oymuş...”

 

“Senin yüzünden bir sürü geri tepiş yaşadım!!”

 

“Demek bu herifmiş! Lanet olsun, kesin o!”

 

Herkesin bakışlarının çevrildiği Bai Xiaochun ise titremeye başlamıştı.

 

“Umm, merhaba kardeşlerim. Neticede hepimiz aynı taraftayız, birazını telafi etmeme ne dersiniz?” Alnında terler birikirken bir açıklamaya yapmaya girişmişti. Fakat daha bunu yapamadan önce Xuemei’nin çenesi kalktı, kolları sıvandı ve doğruca Bai Xiaochun’u işaret etti.

 

“Öldürün onu.” derken sesi buz gibiydi. Yalnızca iki kelime kullanmış lakin bu kelimeler ne kadar kibirli olduğunu anlatmaya yetmişti. Adeta bir karıncanın ölüm emrini verir gibi rahat davranmıştı.

 

Bu sözleri işitmek çevredeki Kuruluş Kadrosu yetişimcilerinin öldürme güdülerini harlamıştı. Bunun bir kısmı Xuemei’nin kendilerini koruyacağına yönelik inançlarından kaynaklanıyordu, bir kısmıysa son zamanlarda çalınan kan qi’si yüzünden delirişlerinden… 

 

Hem sorumluyu öğrenmişken nasıl onu öldürmek istemeyebilirlerdi ki? Bai Xiaochun bu işten tamamen sorumlu olmasa da bir şekilde meseleyle bağlantılı olduğu barizdi.

 

Xuemei emrini verdiği saniyede tüm grup saldırıya geçmişti. Göz açıp kapayıncaya dek sayısız ilahi kabiliyet ve büyü tekniği kendisini gösterdi ve kan renkli ışıklar Bai Xiaochun’a akın etmeye başladı.

 

Koca bir Kuruluş Kadrosu tarafından saldırıya uğrayan Bai Xiaochun’un kafatası patlayacak kadar uyuşmuştu. Ölmeyen Cennetsel Kralın ilk seviyesine rağmen bu saldırıdan kaçmaktan başka çaresi yoktu.

 

“Hepiniz zorbasınız!” diye bağırdı karşı gelerek. “O kadar güçlüyseniz niye benimle teke tek kapışmıyorsunuz!?”

 

Aslında Bai Xiaochun’un ödü kopmuştu, bu insanların kendisini öldürmeye yeltendiği barizdi!

 

“İnanılır gibi değil! Alt tarafı biraz kan qi’si! Ben Kan Akımı Tarikatının bir Kuruluş Kadrosu yetişimcisiyim! Beni öldürmeye çalıştığınıza inanamıyorum! Beni zorla tarikattan mı çıkartacaksınız!?” Titreyerek ve çığlıklar atarak kabiliyet ve tekniklerden kaçıyordu. Ona kalırsa Xuemei fazla baskıcıydı; ona telafi teklifinde bulunmuştu ama aldığı tek yanıt kalkan çenesiyle sıvanan kolları olmuştu. Bu onun hareketiydi bir kere!

 

Gece karanlığında yankılanan patlamalar Orta Tepenin alt kesimini kaosa sürüklemişti. Sayısız Kuruluş Kadrosu yetişimcisi kabaran öldürme güdüleriyle Bai Xiaochun’u takipteydi.

 

Ancak Bai Xiaochun kuyruğuna basılmış bir tavşan hızındaydı.

 

“Beni öldürmeye çalışıyorlar! Yardım edin...” O iftiraya uğramış gibi hissederek hızlanıyor, bu sırada kovalamacaya yeni isimler katılıyordu.

 

Bu işe dahil olmayan tek kişi ise Xuemei’ydi. Dişlerini sıkarak mağarasına girmiş ve şişeyi incelemişti. Kısa bir süre sonraysa öldürme güdüsünü bastırıp formasyonu ayarladı ve şişenin kan qi’si eksikliğinden ötürü kırılmayacağından emin oldu.  

 

Bu sırada ortamdaki kaos dinmiyor, Bai Xiaochun’un çığlıklarına öfke dolu haykırışlar eşlik ediyordu.

 

“Bu herif nasıl böyle hızlı koşabilir!?”

 

“Onu milyonlarca parçaya ayıracağım!!”

 

“Karamahzen, Ben, Usta Tanrı-Kahin, sen ölene dek pes etmeyeceğim!”

 

Kuruluş Kadrosu yetişimcilerinin hırslı kovalamalarına rağmen Bai Xiaochun fazla hızlı ve Orta Tepe fazla büyüktü. Xiaochun tam iki saat boyunca koşmuş ve peşindeki tüm yetişimcileri atlatmayı başarmıştı.

 

“Bir yerlere saklanmış olmalı!”

 

“Yeah ama sonsuza dek saklanamaz...”

 

“Endişelenmeyin, Ben, Usta Tanrı-Kahin, yaralanmış olsam da onu bulmak için risk alacağım!” diyerek dişlerini sıkan Usta Tanrı-Kahin soğukça homurdandı ve Bai Xiaochun’un konumunu tespit etme çabalarına girişti.

 

Bir an sonraysa iyice kanlanan gözleriyle uzakları işaret etti. Aynı anda parmağının ucundan kan renkli bir kelebek çıkarttı ve öfkeli kabalalık da kelebeği takip etmeye başladı.

 

Bu esnada Bai Xiaochun nispeten ıssız bir mağarada gizlenip iç çekmekle meşguldü.

 

“Oranın Xuemei’nin mağarası olduğunu bilmiyordum ki! Boş bir yer sandım ve ziyan olmasını istemedim. Kasten yapmamıştım.” Aslında insanlara karşılık vermek istiyor ama kendisine öfkelenenlerin sayısını bildiği için yapamıyordu. Bir an sonra önünde kan renkli bir kelebek belirdi ve Bai Xiaochun, hiç tereddüt etmeden tam gaz kaçmaya başladı.

 

O kaçtığı saniyede ise az önce bulunduğu nokta sayısız büyü tekniği ve ilahi kabiliyetle sarsıldı. Birazcık geç kalmış olsa yaralanacağı kesindi.

 

Bir sürü Kuruluş Kadrosu yetişimcisi gelmiş ve önünü kesmeye yeltenmişti lakin Xiaochun, onlar için fazla hızlıydı.

 

Böylece Orta Tepede yeni bir kovalamaca başladı.

 

Bir saatin sonunda kalabalık Bai Xiaochun’un izini yeniden kaybetti ve Usta Tanrı-Kahinin sağ eliyle gerçekleştirdiği büyü hareketi neticesinde yeni bir kan renkli kelebek harekete geçti.

 

“Karamahzen kaçamayacak. Benim kehanetimi nasıl etkisiz kılabilir ki!”

 

Bai Xiaochun nereye gizlenirse gizlensin kan renkli kelebek tarafından bulunduğunu fark etmiş ve öfkeli Kuruluş Kadrosu yetişimcileri de takibi hiç kesmemişti.

 

En sonunda Usta Tanrı-Kahinin sözlerini işitip konumunun kehanetle açığa çıkartıldığını öğrendi, bu da hayal kırıklığıyla homurdanmasına yol açtı lakin yapacak bir şey yoktu. Sahtekâr Karamahzen de biraz kehanet çalışmış olabilirdi ama bu işte acemiydi ve Usta Tanrı-Kahinle nasıl baş edileceğini bilememişti.

 

“Bunların hepsi pislik! Ruh Akımı Tarikatı çok daha iyiydi. Orada yıldırımlar ve asit yağmurları doğursam bile tek yaptıkları taş atmak oluyordu. Ama burada en ufak şeyde dövüşmüş, öldürmekmiş! Zorbalara bak!” Bu sözlerle iç çeken Bai Xiaochun, Ruh Akımı Tarikatını ne kadar özlediğini düşünmeden edememişti.

 

#Ee burası senin kutsal arazindi canım nolduuu  
Şaka maka peşinde bir kahin varken bu işten nasıl sıyrılacak merak ediyorum doğrusu. Hadi okumaya devam!






Giriş Yap

Site İstatistikleri

  • 18141 Üye Sayısı
  • 790 Seri Sayısı
  • 37406 Bölüm Sayısı


creator
manga tr