Bölüm 189 : Saç Dönüşümü

avatar
3226 0

A Will Eternal - Bölüm 189 : Saç Dönüşümü


Çevirmen : Clumsy 

 

“Yıllar sonra torunlarıma dönüp Bai Xiaochun’un yürüdüğü uzun, dolambaçlı yolu gururla anlatacağım. Ruh Akımı Tarikatında yaratıklar yetiştirdi ve Kan Akımı Tarikatında ilaç üretti diyeceğim!” Bai Xiaochun gerçekten kendisiyle gurur duyuyordu. Ne kadar sıkı çalıştığı düşünülünce bir büyükusta simyacı olamaması ve Sonsuza Dek Yaşa-Asla Ölme Hapı üretememesi hiç de adil olmazdı.

 

“Yine de dikkatli olmam lazım, burası Ruh Akımı Tarikatı değil. Buranın insanları çok zalim. İlaç yapıyorum diye onları kışkırtırsam taş atmakla kalmaz, büyülü nesnelerle saldırırlar.” Bu düşünce tereddüde düşecek kadar gerilmesine yol açmıştı.

 

Ancak bir müddet düşündükten sonra dişlerini sıktı ve gözleri yeniden kararlılıkla ışıldadı.

 

“Eğer dünyanın en büyük simyacısı olmak, ölmeden ebediyete dek yaşamak istiyorsam bu önemsiz Kan Akımı Tarikatının beni durdurmasına nasıl izin verebilirim? Kesinlikle hap yapacağım!

 

“Hadi bakalım! Söz konusu ilaçların Daosu olduğunda Bai Xiaochun hiç kimseden korkmaz!” İfadesi soğuk ve sert görünüyor olsa da bu sözler esnasında sağına soluna dikkat etmiş ve dişlerini sıkarak konuşmuştu.

 

Bu ceset mağarasında bir cesede bakarak geçireceği sürenin gereğinden uzun olmasını istemiyordu. Böyle şeylere hiç ilgisi yoktu. Bu yüzden ruh ilaçları konusundaki yeteneğini kullanıp görev süresini kısaltacaktı. Sonrasında Ceset Tepesini temelli olarak terk edebilirdi.

 

Yeşim kâğıdına bir müddet çalıştıktan sonra kıs kıs gülmeye başladı. “Tek yapmam gereken cesedin beyaz saç çıkarmasını sağlamak, öyle mi? Çocuk oyuncağı! Saç büyüten bir tütsü yaptım mı bu iş tamamdır!”

 

Kan Akımı Tarikatında beyaz saçı olan cesetler donuk zombi olarak adlandırılırdı, bunu herkes bilirdi. Daha önce beyaz saçlı bir sıradan zombi olmamıştı.

 

Bai Xiaochun çenesini düşünceli bir şekilde ovarak tanktaki kan rengi suya ve cesede baktı. Ardından bağdaş kurarak bildiği tıbbi formülleri aklından geçirmeye başladı.

 

Ceset problemini tıbbi haplarla çözmesi imkânsız sayılırdı, tütsü yapmak zorundaydı. Tütsüyü yaktığında oluşacak duman cesede ulaşabilir ve onu dönüştürebilirdi.

 

Birkaç günün sonunda gözleri tamamen kanlanmıştı. Mağarada ileri geri yürüyor, art arda yeni fikirler ediniyordu. Bazı fikirleri hemen eliyor, bir kısmını detaylandırmak içinse vakit harcıyordu.

 

Hatta Karamahzene Kan Akımı Tarikatındaki tıbbi malzemeleri de sormuş ve pek çoğunun Ruh Akımı Tarikatında bilinmediğini fark ederek şaşırmıştı. Akabinde Karamahzenin erdem puanlarıyla biraz malzeme satın aldı, özellikle de Kan Akımı Tarikatına mahsus olanları es geçmedi. Buradaki malzeme fiyatlarının çok daha düşük oluşuysa hoş bir sürprizdi.

 

Belli ki Kan Akımı Tarikatı, çıraklarını ilaç yapımı konusunda cesaretlendirmek istiyordu lakin düşük fiyatların pek fayda ettiği yoktu. Kan Akımı Tarikatı çırakları için ilaç yapmak yalnızca dövüştükleri onca zamandan ufak bir kaçış ve bolca kaynak israfı demekti. Hem gidip insanları soymak varken niye onca uğraş vereceklerdi ki?

 

Yedi gün daha geride kaldı. Kan Akımı Tarikatı tıbbi bitkilerini Ruh Akımı Tarikatı bitkileriyle birlikte nasıl kullanacağını düşünüp taşınan Bai Xiaochun ise en sonunda eşsiz bir tıbbi formül geliştirdi.

 

Formülün tek bir işlevi vardı: beyaz saç çıkartmak!

 

Fikir basitti. Cesedin güçlü veya güçsüz oluşunun bir önemi yoktu; beyaz saçıçıkması kâfiydi. Sonrasında cesedin ne kadar güçlü olacağı da pek umurunda değildi.

 

Formülünü mükemmelleştirmek adına iki gününü daha düşünmeye adadı. Ardından gece çöker çökmez gözlerini açtı ve heyecanlı bir şekilde hap fırınını çıkarttı. Sonra da iki toprak alevi kristali aldı ve 3. kademe tıbbi tütsüsü üzerinde çalışmaya başladı.

 

İki ay daha geçip gitti. Cesetler üzerinde çalışan diğer kişiler birtakım dönüşümler görmeye başlamıştı. Ancak Bai Xiaochun'un cesedi hiç ilerleme kaydetmemişti. Tabii ki bunu umursadığı da yoktu; tamamen ilaç yapımına odaklanmıştı.

 

Kan Akımı Tarikatı halkı birbiriyle iletişim kurmaya pek vakit harcamazdı. Bu iki küsür aylık süreçte hiç kimse Xiaochun’la konuşmaya yeltenmemişti ki bu da gayet iyiydi. 3. kademe tütsü yapacağım derken defalarca kez çuvallamış, her defasında meseleyi dikkatlice analiz edip baştan başlamıştı.

 

Arada bir gümbürdeme sesleri de çıkıyordu ama ilaçların Daosundaki mevcut yeteneği sayesinde 3. Kademe ilaçlara aşinaydı ve başarısız olsa da ortamda kaos yaratacak yan etkiler doğurmuyordu.

 

Üç gün daha geçti. Bai Xiaochun hap fırınına heyecanlı bir şekilde bakmaktaydı, gümbürdeme sesleri yayan fırın, avuç ebadında siyah bir tütsüyü gözler önüne sererek açılmıştı. Tütsüyü eline alarak şüpheci bir şekilde incelemeye başladı.

 

Siyah tütsü sıradan görünüyor ve herhangi bir tıbbi aura yaymıyordu. Bai Xiaochun kafasını kaşıdı. Formül üzerinde bir sürü değişiklik yaparak bu noktaya varmıştı ama ne çeşit bir tütsü ürettiğinden pek de emin sayılmazdı.

 

“İş görür herhalde. Bir sürü ceset dostu çiçek ve çürük kök çimi ekledim. Ceset gelişimi için iyi olan tüm tıbbi bitkilerden kullandım.” Bu düşüncelerle önce tütsüye, sonra da kan tankındaki cesede baktı. Ruh Akımı Tarikatında olsa tütsüyü denemeye cesaret edemeyebilirdi ama karşısında bir ceset olduğu için doğabilecek zararlardan pek de etkilenmiyordu.

 

“Kesin işe yarayacak!” deyip derin bir nefes aldı, ellerini birleştirdi, biraz ruhsal güç saldı ve tütsüyü yakacak görünmez bir ateş yarattı. Çıkan dumanları da salladığı eli aracılığıyla cesede gönderdi. Cesetle anında kaynaşan dumanlar tankı doldurmaya başladı. Onca dumanı gören Bai Xiaochun ise mağaranın çıkışına, hatta rafinerinin dışına kaçtı.

 

Geride kalıp o tütsüden etkilenmeye niyeti yoktu, büyük bir facia doğabilirdi.

 

Böylece günün kalanını tarikatta dolanarak geçirdi ve yeterli vakit geçtiğine ikna olduğunda gece karanlığından faydalanarak gizlice mağaraya geri döndü. İçeride duman kalmadığını teyit edince de tanka yaklaştı.

 

Gördüğü ilk şey dumanın sahiden de gitmiş olduğuydu. Suyun kırmızılığı bir nebze silinmiş ve cesedin başında kırmızı saçlar belirmişti. Gerçekten ürpertici olan bu manzara, cesedi iyice öldürücü bir havaya sokmuştu.

 

“Kırmızı saç mı?” derken irileşen gözleriyle cesede biraz daha yaklaştı ve ansızın, odada yalnız olmadığı hissine kapıldı. Bu sırada cesedin gözleri tamamen açıldı ki o gözler de kan kırmızısıydı. İçlerinde hayat yoktu; buz soğukluğundaki gözler, insanda bizzat ölümün kendisine bakıyor hissi doğuruyordu. Bu sırada yoğun soğuklukta bir aura yayan ceset ayaklanmaya başlamıştı.

 

Kafatası şaşkınlıkla uyuşan Bai Xiaochun çabucak gerileyip cesedi kontrol etmeye yarayan yeşim kâğıdı çıkardı. Ve parmağını kâğıda bastırdığında ceset yavaşça hareketi kesti.

 

Cesedin hareketi kestiğine emin olan Xiaochun yeniden yaklaşarak kırmızı saçları inceledi. Sonra da çatık kaşlarla şöyle dedi: “Xu Xiaoshan zombilerin siyah ve beyaz saçlı olanlarından bahsetmişti. Kırmızı saçla ilgili hiçbir şey söylemedi. O da sayılır mı ki acaba?”

 

Başının ağrımaya başladığını hissederek dişlerini sıktı.

 

“Ah, mesele değil. Belli ki formülümle ilgili bir problem olmuş. Birkaç değişiklikle zombinin saçını kesinlikle beyaza döndürürüm!” Bağdaş kurarak problemi detaylı olarak irdelemeye başladı. Birkaç günün sonundaysa yorgun ama heyecanlı bir şekilde kendisini tokatladı.

 

“Sorun tanktaki suda olmalı. Zombi kırmızılığı emdiği için saçları renk değiştirdi!” Düşündükçe bu çıkarımı daha da mantıklı buldu ve daha fazla tereddüt etmeden ilaç yapımına girişti.

 

Formülü biraz değiştirerek birkaç yeni bitki ekledi. Bu defa yalnızca tıbbi bir tütsü değil, bir hap da yaratacaktı. Birkaç günün sonunda büyük bir heyecan ve beklentiyle hapı kan tankına attı.

 

Tanka erişen hap anında batmaya başladı ve bir an sonra suyun her noktası kaynadı, üzerinde koca kabarcıklar doğdu. Bu yaşanırken Bai Xiaochun da tütsüsünü kırmızı saçlı zombinin üzerine ulaştırdı.

 

Bu defa azıcık gerilese de mağarayı terk etmemişti. Tank dumanla doluyor ve içerisinden sesler yayılıyordu. Bunu insandışı bir bağırış takip etmiş ve bu da kulağa şeytani bir hayaletin ağzından çıkmış gibi gelmişti.

 

Birkaç saatin sonunda duman temizlenmeye başladı ve Bai Xiaochun tankta olup bitenlere göz gezdirmek için biraz yaklaştı.

 

“Beyaz saça dönüş! Hadi, dönüş! Dönüş!!”

 

O mırıldanırken duman tamamen temizlendi ve tankın köşesine geçip gözlerini zombiye çeviren Xiaochun’un gözlerine boş bir bakış yerleşti.

 

“Menekşe saç mı?”

 

Evet, tanktaki zombinin saçları kırmızılıktan çıkıp menekşe rengine dönüşmüştü. Ayrıca zombinin öldürücü aurası iyice güçlenmiş, tanktaki su da büyük oranda tükenmişti. Kısa bir süre sonraysa tank yeni kan renkli sularla dolmaya başladı.

 

En şok edici kısım, menekşe saçların üç inç kadar uzayışı ve kırmızı saçı fazlasıyla aşışıydı. Üstelik zombinin parmakları da uzun, keskin pençelere dönüşmüştü…

 

“Bu şey de neyin nesi?” diye mırıldanan Bai Xiaochun’un gözleri kocaman açılmıştı. Zombinin çok daha etkileyici göründüğü kesindi, bu yüzden bu konuyu sahtekâr Karamahzene danışmaya karar verdi. Ancak sahtekâr Karamahzen de daha önce böyle bir şey  görmemiş veya işitmemişti.

 

Biraz tereddüt eden Bai Xiaochun, bir bakması için Xu Xiaoshan’ı çağırmayı düşündü. Ama hap yaratırken sık sık karşılaştığı gizemli hapları düşünmek ifadesinin titreşmesine yol açtı.

 

“Acaba tütsüyle alakalı bir durum mu?” Bu soruyu da bir müddet düşünürken aklına Ruh Akımı Tarikatına yaydığı acayip hayvanlar geldi ve ürperdi.

 

“Bu saçları kesinlikle beyaza çevirebilirim!” dedi ve derin bir nefes alıp dişlerini sıkarak tekrar hap yapımına girişti.

 

Bai Xiaochun art arda tütsü yapmaya devam ediyordu. Bu süreçte zombinin saçı menekşeden pembeye, pembeden turuncuya dönüşmüştü. Bir noktada maviyi de görmüştü. Ama asla beyaz olamamıştı. Üstelik saçlar her dönüşümde daha da uzuyordu. Mavi rengi aldığında çoktan otuz santimi bulmuştu…

 

Aynı zamanda zombinin öldürücü aurası giderek güçleniyor, pençeleri keskinleşiyordu. Artık ağzında tehlikeli görünümlü iki dişi vardı ve teni de saçıyla birlikte renk değiştirmekteydi. Tanktaki su ise mütemadiyen çekiliyor ve doğal olarak yeniden doluyordu.

 

Yarım yıl geride kaldığında Bai Xiaochun tankın köşesinde dikilmiş haldeydi. Zombiye bakakaldığı sefer sayısı öyle çoktu ki delirmeye başlamak üzereydi.

 

“Başarısız olacağıma inanmayı reddediyorum!”

 

#Beyaz saç çıkarması gereken zombimiz yeni yeni saç renkleri deniyor, pençe çıkartıyor, diş çıkartıyor ve giderek güçleniyor. Bu işin sonunun nereye varacağını tahmin edebiliyor musunuz? 
Canlılarla çalışmadığı için tütsüleri/hapları konusunda bizimkinin içi biraz daha rahat. Ama ben söz konusu cesetler olunca daha da korkunç sonuçlar doğabilir diye düşünüyorum şahsen. Okumaya devam!






Giriş Yap

Site İstatistikleri

  • 18130 Üye Sayısı
  • 789 Seri Sayısı
  • 37399 Bölüm Sayısı


creator
manga tr