Bölüm 185 : Kan Akımı Tarikatının Sırları

avatar
3415 1

A Will Eternal - Bölüm 185 : Kan Akımı Tarikatının Sırları


Çevirmen : Clumsy 

 

Bai Xiaochun’un sakinleşmesi zaman aldı ve biraz kendine geldikten sonra tarikat yolculuğuna devam etti. Etrafının Kan Akımı Tarikatı çırakları, Kuruluş Kadrosu kıdemlileri ve Dharma koruyucularının ışık huzmeleriyle çevrilmesi ise çok sürmedi.

 

Tüm Kuruluş Kadrosu yetişimcileri güçlü ve öldürücü auralar saçıyor, inanılmaz hızlarla ilerliyordu. Dominant, kaba ve tamamen dik kafalı görünüyorlar, gittikleri her yerde saygıyla eğilip ellerini kavuşturan İç Kesim çıraklarıyla karşılaşıyor, en ufak bir saygısızlıkla karşılaşmıyorlardı.

 

Bai Xiaochun’un yoluna çıktığını düşünen bir Kuruluş Kadrosu ise elini savurup güçlü bir rüzgâr göndermişti. Neyse ki Bai Xiaochun son derece hızlı tepki verip kenara fırlatılmış rolü kesti, hatta ağzından biraz kan sızmasını da sağladı.

 

Bunu gören Kuruluş Kadrosu yetişimcisiyse onu tamamen hiçe sayarak yoluna devam etti.

 

Etraftaki diğer İç Kesim çırakları da bu durumu fark etmiş görünmüyordu. Kolun en aşağı kısımlarında yer alan hizmetliler de arada bir başlarını kaldırıp tamamen huşu içerisinde İç Kesim çıraklarını ve Kuruluş Kadrosu yetişimcilerini izlemekle meşguldü.

 

“Ne boğucu!” diye düşündü Bai Xiaochun. Başta tüm tarikatın böyle olması gözüne mümkün gelmemişti ancak kendisine buranın Kan Akımı Tarikatı olduğunu hatırlatarak ele doğru ilerlemeye devam etti.

 

Yaklaştıkça titreşen, kan renkli bir büyü formasyonunu görebilir olmuştu. İçinden geçtiği formasyon yolunu kesmek adına bir şey yapmadı ve Xiaochun, bir an sonra formasyon aracılığıyla elin üzerine ulaşmıştı.

 

“İlk testi geçtim!” diye düşünerek derin bir nefes aldı. Az önce geçmiş olduğu alan, tarikata ait olmayanları anında tespit edebilen bir koruyucu defansif formasyondu.

 

Elin tersi devasaydı ve Bai Xiaochun’un çabucak fark ettiği üzere Ruh Akımı Tarikatındaki kuzey ve güney yakaların toplamı kadardı. Bu da Kan Akımı Tarikatının ne kadar güçlü olduğunu bir kez daha gözler önüne seriyordu.

 

Elin tersine yalnızca İç Kesim çırakları girebiliyor, Dış Kesim çırakları ise bir kimlik tanımlama cihazı olmadan buraya adımını atamıyordu. Denedikleri takdirde karşılaşacakları ceza büyüktü. En ufak ceza kırbaçlanma idi, bir uzvun kesilmesi ise daha büyük ihlallerin cezasıydı. Bu cezalar kulağa gaddar gelebilirdi lakin çarpık Kan Akımı Tarikatı işlerini böyle görüyordu. Seviyeler arası farklılıklar çok katıydı.

 

Başta gergin olan Bai Xiaochun ele ulaşıp Ölmeden Sonsuza Dek Yaşama Tekniğiyle yoğun bir bağlantı hissettikten sonra iyice sarsılmaya başlamıştı.

 

“Bu nasıl mümkün olabilir?” Hala hissettiği bu şeye anlam veremiyordu. Ancak çok geçmeden şok edici bir bilgi edinmişti.

 

“Bu el, Ölmeden Sonsuza Dek Yaşama Tekniği yetişimi yapıyormuş!!” Daha da isabetli olmak gerekirse, Cennetkarışı Nehrinin yüzeyinin aşağısında bulunan dev, Ölmeden Sonsuza Dek Yaşama Tekniği yapıyordu!

 

O devin inanılmaz yüksek bir seviyeye ulaştığı barizdi, yani elin ve kolun teni Ölmeyen Ten olsa gerekti!

 

Ölmeyen Tende belirmiş olan çatlak ve yarıklar sayesinde devin Ölmeyen Eti olan ve toprak gibi görünen alanı görmek de mümkündü. Hatta görülmesi mümkün olmayan bir derinlikte de Ölmeyen Kemikler yatıyor olmalıydı!

 

Ancak Bai Xiaochun’u en çok şok eden kısım, beş tepeden dökülen kanlı şelalelerin Ölmeme Kodeksinin en yüksek alemi olan Ölmeyen Kanı temsil ediyor oluşuydu!

 

“Cennetler! Kan Akımı Tarikatı Ölmeden Sonsuza Dek Yaşama Tekniği yapan bir devin koluna inşa edilmiş! Yetişim tekniklerininse tarikatın önceki üyelerinden aktarıldığı ve bizzat koldan geldiği bariz. Yani tekniklerinin hepsi benim de yetişimini yaptığım Ölmeden Sonsuza Dek Yaşama Tekniğine ait!!”

 

Bildiği kadarıyla Ölmeden Sonsuza Dek Yaşama Tekniğinin ilk kısmı pek nadir değildi, pek çok tarikat tarafından bilinirdi. Ancak yetişimini yapmak çok zor olduğu için Ölmeyen Altın Tene başarıyla erişenler çok nadir görülürdü.

 

Bai Xiaochun gibi ölümlülüğün ilk prangasını aşanlarsa daha da nadirdi. Ayrıca koca Kan Akımı Tarikatında hiç kimsenin kanlı elle Ölmeden Sonsuza Dek Yaşama Tekniği arasındaki bağlantıyı bilmiyor olması muhtemeldi.

 

Bai Xiaochun, elin çağrısını yalnızca Ölmeyen Altın Teni edinen ve ölümlülüğün ilk prangasını aşanların işitebileceği konusunda gayet emindi.

 

Tahminlerinde yüzde yüz haklı olmayabileceğini biliyor ama Kan Akımı Tarikatı hakkında bilgisi arttıkça sorularının cevabını ilk elden alabileceğine inanıyordu.

 

“Song Que’nin Düşmüş Kılıç Dünyasında kullandığı kan küresinin o kadar tanıdık gelmesine şaşmamalı...” Sahiden de Song Que’nin patlattığı kan küresinin tanıdık gelme sebebi Ölmeyen Kandan yapılmış olmasıydı. Song Que’nin Kan Akımı Tarikatının bu gizli büyüsünü kullanabilmesi için önce Kuruluş Kadrosuna erişmesi gerekmişti.

 

“Tüm Kan Akımı Tarikatı çıraklarına karşı bir aşinalık duyma sebebim de bu olmalı. Şimdi her şey anlam kazandı...” Zihni bu şaşkınlıkla boğuşurken sahtekâr Karamahzenin talimatları doğrultusunda yeşim kimlik kolyesini almak ve dönüşünün raporunu tutturmak adına İçişleri Bürosuna ilerliyordu. İlerlerken kendisine yaklaşan bir ışık huzmesi belirmiş ve huzme, yaşlı bir adama dönüşmüştü.

 

Kuruluş Kadrosu yetişimli adamın süzdüğü Bai Xiaochun anında gerilmişti. Hemen kollarını saygıyla kavuşturup sahtekâr Karamahzenle iletişim kurdu ve bu adamın İçişleri Bürosu sorumlusu olan kıdemli olduğunu öğrendi.

 

“Çırak Karamahzen selamlarını sunar, Kıdemli Han!”

 

“Dönmen neden bu kadar uzun sürdü!?” dedi Kıdemli Han soğukkanlılıkla.

 

“Bu çırak ciddi şekilde yaralanmıştı.” diye yanıtladı temkinli bir şekilde. “Saklanıp toparlanacak bir yer buldum ve dönecek kadar düzelmem bugünleri buldu.” Anlık bir düşünce sonrasında çantasına vurup bolca ruh taşı çıkartarak Kıdemli Han’a sundu.

 

“Kıdemli Han, bunları Düşmüş Kılıç Dünyasında edindim. Lütfen alın. Umarım geç dönüşüm konusunda birazcık esneklik gösterebilirsiniz...” diyen Bai Xiaochun birkaç kez gözlerini kırpıştırdı.

 

Kıdemli Han’ın gözleri irileşti ancak kısa bir süre sonra kolu sıvandı ve ruh taşları ortadan kayboldu. Bai Xiaochun’a kısa bir bakış attıktan sonraysa başıyla onay verdi.  

 

“Geri dönmesi zaman alan başkaları da oldu. Peki, madem geldin, artık yetişimine odaklan. Eninde sonunda Ölümlü-Dao Kuruluş Kadrosuna erişme şansı bulacaksın. Tamamdır, git bakalım.”

 

Bai Xiaochun hemen uzaklaşmaya başladı. Kıdemli Han ise gidişini izleyerek, bu Karamahzen Düşmüş Kılıç Uçurumunda bir şeyler öğrenmiş demek ki diye düşündü.

 

“Ehh, madem biraz akıllanmış, ben de onun için işleri zorlaştırmayayım. Aslında geç kaldığı için on kırbaç yemeliydi!” diyen Kıdemli Han, arkasını dönerek ortadan kayboldu.

 

Sahtekâr Karamahzen ise afallamış, Bai Xiaochun’un rüşveti karşısında soluksuz kalmıştı. Ve Bai Xiaochun’un Kan Akımı Tarikatı yaşantısına son derece uygun olduğuna kanaat getirdi.

 

Bu sırada tarikatta yürümekte olan Bai Xiaochun her şeyi incelemekle meşguldü. Ne yazık ki buradaki herkes son derece soğuk ve ilgisizdi, kendi halinde ilerlemekten başka bir şey yaptıkları yoktu. Pek çoğuysa daima tetikte olduğunu belli eden sert ifadeler takınmıştı.

 

Yol boyunca tıbbi hap uğruna sert mücadeleler veren çıraklara da denk gelmişti. Öldürücü auraları can almaya niyetli olduklarını gösteriyordu.

 

Bu durumlarda seyirciler de toplanıyor ama herkes, herhangi birinin kendisine saldırması ihtimaline karşı bir gözünü açık tutuyordu.

 

Ayrıca parçalanan iç organlarını kusacakmışçasına kanlı öksürükler saçan birine de denk gelmişti.

 

“Ruh Akımı Tarikatı buradan bin kat iyidir.” diye düşündü Bai Xiaochun. “Orada herkes iyi anlaşırdı. Ne harika. Kan Akımı Tarikatıysa çok tehlikeli. Bir ters lafta saldırıya uğrayabilirsin...”

 

Yürüyüşü esnasında iyice gerilmişti. Neyse ki Karamahzen tarikatta pek tanınmıyordu ve yetişimi de sadece onuncu seviye Qi Yoğunlaşma çemberindeydi. Bu yüzden hiç kimse ona saldırma inisiyatifini almıyordu.

 

Karamahzenin ölümsüz mağarasına çok yaklaşan Bai Xiaochun, beş kişilik bir kadın çırak grubuna denk geldi. İri kemikli ve sert görünümlü bir kız ise yoldaşlarının kıkırdayışları eşliğinde Xiaochun’a doğru koşturmaya başladı.

 

“Karamahzen!” dedi kız, yüksek ve kart bir sesle.

 

Bai Xiaochun tanımadığı bu genç kıza şaşkın bir bakışla karşılık verdi. Çiçekbozuğu yüzlü bodur kız, salladığı kalçaları ve derin bir arzuyla ışıldayan gözleriyle kendisine ilerlemekteydi.

 

“Seni tanıyor muyum?” dedi Bai Xiaochun.

 

“Seni utanmaz şeytan!” dedi kız. “Beni tanımıyormuş gibi davranma! Gel de gülümseyişini göreyim!” Ardından kıs kıs gülerek Bai Xiaochun’un yanağını okşadı.

 

Bu hareket ve gülüş Bai Xiaochun’un soluksuz kalarak bir adım gerilemesine yol açmıştı.

 

“Bak baak,” dedi kız, “Düşmüş Kılıç Uçurumuna ufak bir yolculuk yaptın ve beni hemen unuttun, öyle mi? Hadi çabucak mağarama gel. Sana verecek bolca tıbbi hapım var.” Bodur kız bu cümleler sonrasında dudaklarını yaladı ve Xiaochun’u mağaraya sürüklemeyi planlarcasına öne çıktı.

 

Bai Xiaochun’un kafatası patlamak üzereymişçesine karıncalanıyordu. Hemen kolunu sıvayıp kızın önünü kesti.

 

Ve “Sakın bana dokunayım deme!” diye bağırdı.

 

“Demek öyle, Karamahzen. Bu ne cüret! Hpmh. Ne zaman sürüne sürüne döneceğini göreceğiz!” Ardından öfkeli bir bakış atarak uzaklaştı.

 

En sonunda rahat bir nefes alan Bai Xiaochun ise bu kızın kim olduğunu sahtekâr Karamahzene sordu.

 

“Kıdemlim, lütfen sinirlenmeyin.” dedi sahtekâr çabucak. “O sadece tarikattan bir kız arkadaşım...”

 

Bai Xiaochun duyduklarına inanamayacaktı. “Kız arkadaşın mı? Ah, gerçekten ilginç bir zevkin varmış.”

 

Karamahzen soğuk görünümüne rağmen son derece yakışıklıydı. Haliyle Bai Xiaochun, onun bu bodur kızla ne işi olduğuna anlam veremiyordu.

 

“Kıdemlim, daha önce bahsetmediğim bir şey var.” diyen sahtekâr Karamahzen ağlamak üzere gibiydi. “Bir İç Kesim çırağı olduktan sonra yetişim ilerleyişim çok yavaşladı ve tıbbi haplara gereksinim duymaya başladım. Gerçekten başka şansım yoktu. Büyük Kız Kardeş Sun da yetişim klanlarından geliyor ve haplara erişimi var. Onunla iyi geçinmek zorundaydım...”

 

#Bu bölüm Düşmüş Kılıç Uçurumunda bolca bahsi geçen o aşinalık hissini açıkladı. Bizimki gerçekten de dört ayak üzerine düşmüş gibi görünüyor. Evet, korkunç bir ortam ama bir yandan da kendisiyle aynı tekniğin yetişimine sahip bir bedende yaşayacak. Bunun çok faydasını görecektir diye düşünüyorum. 
Bir sonraki bölümde görüşmek üzere!






Giriş Yap

Site İstatistikleri

  • 18182 Üye Sayısı
  • 792 Seri Sayısı
  • 37517 Bölüm Sayısı


creator
manga tr