Bölüm 177 : Cennetkarışı Dharma Gözü

avatar
3807 0

A Will Eternal - Bölüm 177 : Cennetkarışı Dharma Gözü


Çevirmen : Clumsy 

 

Bai Xiaochun yeşim şişeyi alarak mağarasına dönmek yerine bir müddet düşündü ve Seçilmiş müsabakası sırasında edinmiş olduğu esrarengiz cep alemine girme avantajını kullanmaya karar verdi.

 

Cep aleminde gizli büyülerle ve kendi şahsi teknikleriyle ilgili aydınlanma yaşama imkanı olacaktı. Alemde, aydınlanmayı çok daha kolay kılan engin ve gizemli bir şey söz konusuydu ancak Bai Xiaochun ardındaki mekanizmayı tam olarak idrak edebilmiş değildi.

 

Qi Yoğunlaşma aşamasında teknikler sınırlıydı, bu yüzden cep alemine girmek için Kuruluş Kadrosunu beklemek daha mantıklıydı. Ayrıca hiç kimse tam bir kesinlikle Altın Öz aşamasına ulaşacağını söyleyemezdi. Bai Xiaochun bile Cennet-Daosu Kuruluş Kadrosuna erişmesine rağmen buna ancak kuvvetle muhtemel olarak bakabilirdi.

 

Haliyle Altın Öz aşamasını beklemek pek mantıklı olmazdı.

 

Cep aleminin girişi Dao Tohumu Dağının gizli bir noktasındaydı. Girişten sorumlu baş kıdemliye yeşim kâğıdını teslim eden Bai Xiaochun, beyaz saçlı yaşlı adamın derin bakışlarıyla karşılaşmıştı.

 

O bakışlardan inanılmaz bir baskı tadıyordu. Bu, Qi Yoğunlaşmada iken Kuruluş Kadrosu yetişimcilerinden aldığı baskıya benzerdi. Hemen etkileyici bir havaya bürünmeye çalışmıştı.

 

“Seçilmiş müsabakasında birinci oldun.” dedi yaşlı adam. “Bu sana bir günlük aydınlanma hakkı tanıyor. Cennet-Daosu Kuruluş Kadrosu üç gün tanıyor. Kokulu Bulut Tepesi Lordu Li Qinghou iki gününü sana devretti. Ayrıca tarikat lideri de iki gün armağan etti.” Bu sözleri işitmek Bai Xiaochun’un gözlerini irileştirmişti.

 

Li Qinghou ve Zheng Yuandong’un hediye ettiği zamanlardan haberdar değildi. Hatta içeride bir zaman limiti olduğunu bile bilmiyordu. Birkaç günün aydınlanma için yeterli görünmediği barizdi.

 

“Tam sekiz gün!” diyen yaşlı adam sağ eliyle bir büyü hareketi gerçekleştirerek parmağını yakınlardaki bir kayaya doğru salladı. Kaya bulanıklaşırken yankılanan gümbürdeme sesleri Bai Xiaochun’un içini ürpertmekteydi. Şok edici bir şekilde kaya, 30 metreyi aşkın uzunlukta koca bir goleme dönüşmüştü. Sonra da başını arkaya atıp kükremiş ve iki eliyle havayı yırtmaya başlamıştı.

 

Bir an sonra koca bir açıklık meydana geldi.

 

“Ne bekliyorsun?!” dedi baş kıdemli. Soğuk bir sesle konuşsa da gök gürültüsü etkisi doğurmuştu. Akabinde Bai Xiaochun derin bir nefes alıp kollarını kavuşturarak eğildi ve açıklığa doğru uçarak içeride kayboldu.

 

Bir an sonra açıklık kapandı ve taş golem yeniden kayaya dönüştü. Baş kıdemli ise gözlerini kapatıp meditasyona başladı.

 

Yeniden beliren Bai Xiaochun, kendisini tamamen gri, garip bir dünyada bulmuştu. Etrafına baktığında ise tamı tamına az önce bulunduğu noktada olduğunu fark etti.

 

Kayayı hala görebiliyordu lakin baş kıdemli yoktu. Tüm Ruh Akımı Tarikatı görünürdü ama en ufak bir yaşam izi sezemiyordu. Bir an sonra etrafı daha iyi görebilmek adına havalanmayı tercih etti.

 

“Bu...” Ruh Akımı Tarikatı tam olarak hatırladığı gibi görünüyordu. Ancak binalar tamamen boştu, hiçbir insan yoktu.

 

Bu ıssızlık hissiyatı Bai Xiaochun’u çok germişti. Kafasını çevirip Cennetkarışı Nehrinin tamamen kuruduğunu gördüğündeyse kafatası karıncalanmaya başladı.

 

“Ne biçim bir esrarengiz cep alemi bu?” Sebebini bilemese de fazlasıyla huzursuzdu. Bu şekilde normal şartlarda asla gidemeyeceği bir alan olan Dao Tohumu Dağı zirvesine yöneldi.

 

Oradan etrafındaki tüm dünyayı izleyebiliyordu. Ancak her şey gri bir sisle kaplı olduğu için uzakları görmek zordu.

 

“Bunun anlamını düşünmek dahi istemiyorum. Sanırım burada teknikler üzerine aydınlanmanın daha kolay olup olmadığını görmekle yetineceğim.” Böylece içindeki huzursuzluğu bastırarak bağdaş kurdu, gözlerini kapattı ve Menekşe Qi Cennetkarışı Büyüsünü görselleştirmeye başladı.

 

Bir an sonra tamamen açılan gözleri neşeyle ışıl ışıldı. Nedense dış dünyada çok karmaşık bulduğu yetişim açıları ansızın anlam kazanmıştı. Ve yine nedense, zihni genişliyormuş ve aklına dolan her düşünce bir gerçeklik yaratıyormuş gibiydi!

 

Çok tuhaftı. Sanki yapması gereken tek şey yeni bir dünya hayal etmekti ve o dünya öylece gözlerinin önünde belirecekti. Bu yaşananlara neredeyse inanamayacaktı.

 

Gözlerini heyecanlı bir şekilde yeniden kapatıp Menekşe Qi Cennetkarışı Büyüsünde aydınlanma çabalarına döndü.

 

Zaman geçip gece çöktü ve daha Bai Xiaochun ayırdına varamadan ikinci gün de gelip geçti. Sonra da üçüncü gün.

 

Üçüncü gecenin derinliklerinde Bai Xiaochun’un gözleri aydınlanma ışıltılarıyla parıl parıl bir şekilde açıldı. Hatta yakından bakarsanız gözbebeklerinin derinlerine yerleşerek titreşmekte olan bir büyülü sembol görmeniz dahi mümkündü.

 

“Menekşe Qi Cennetkarışı Büyüsünün en zor kısmı ilk adımı.” diye mırıldandı. “Ruh nehrinin suyu ölümlü dünyaya bir meteor gibi alçalır. Et ve kan, yıldızları tutan ipliklere dönüşür. Vücut cennetler halini alır, içeriğindeki yıldızlar ise asla yitmez!” Bu sözler sonrasında sağ elini sallayıp çantasındaki yeşim şişeyi havalandırdı.

 

Şişe açıldı ve Cennetkarışı Nehrinin bir damla altın suyu, etrafını kuşatan gri dünyaya aykırı tek renk olarak dışarı çıktı.

 

Suya tereddütle bakan Bai Xiaochun ise bir an sonra dişlerini sıktı.

 

“Sonsuza dek yaşamak için her şeyi yaparım! Cennetkarışı Denizine gidebilmek için her şeyi yaparım!” Ve derin bir nefes alıp altın damlayı alnına ulaştırdı.

 

Damla teniyle temas ettiğinde yoğun bir acı patlak verdi. Teni ve kanı erir gibiydi, tir tir titriyordu. Dişlerini iyice sıkıp yetişimini yönlendirerek dokuz ruhsal denizini çekti, Menekşe Qi Cennetkarışı Büyüsü aracılığıyla suyun gücünü özümsemeye çalıştı.

 

Kulakları gümbürdeme sesleriyle dolarken altın sıvı yavaşça alnına kaynıyordu. Belirsiz bir süre neticesinde güçlü bir şekilde haykırdı. İçerisindeki altın sıvı qi geçitlerini, etini ve kanını tamamen hiçe sayıp batmaya başlamıştı.

 

Bu, ölümlü dünyaya bir meteor gibi alçalan ruh nehri suyuydu.

 

Su bedeninde ilerlerken qi geçitleri, eti ve kanı eriyor, iç organları dahi zarar görüyordu. Kemikleri acıyla sızlarken beti benzi atmış, ağzından kan sızmaya başlamıştı.

 

Yine de dişlerini sıkmayı sürdürüyor, eriyen ve mahvolan qi geçitlerini, etini ve kanını umursamıyordu. İçsel ruhsal enerjisini bedeninde dolaştırıp içeri yayarak altın nehir suyunu ipler misali sarmaya başlamıştı. Bu da etin ve kanın yıldızları tutan ipliklere dönüşüydü.

 

İpliklerin çoğu yok oluyor olsa da kalanlar yayılmaya, altın nehir suyunu deliler gibi sarmalamaya devam ediyordu.

 

Altın nehir suyunun dantian alanına ulaşmasıyla Bai Xiaochun’un gözleri ışıldamıştı.

 

Vücut cennetler halini alıyor, içeriğinde asla yitmeyecek yıldızlar beliriyordu!

 

Dokuz ruhsal denizi dokuz Gelgit Akışının gücüyle patlama yaparken gümbürdeme sesleri işitiliyor, akışlar altın sıvıyla mücadele ediyordu. Ancak sıvı dokuzuncu ruhsal denizi çabucak aşmıştı, sonra sekizinciyi ve sonra da yedinciyi…

 

Bu yaşanırken ruhsal denizler de sayısız ruh ipliği şeklinde altın nehir suyunu sarmalamaya başlıyordu.

 

Sekiz ruhsal denizi aşan altın sıvı, ruh iplikleri tarafından tamamen kuşatılmış ve bu noktada ilk ruhsal denizin üzerinde yavaşça duraklamıştı!

 

İşte o anda uçsuz bucaksız altın ışıklar yayarak Bai Xiaochun’un tüm bedenini doldurdu. Nereye gitse gittiği yeri iyileştiriyordu ki buna ruhsal denizler, qi geçitleri, et, kan, kemikler… her şey dahildi. Aynı zamanda her şey bir dönüşümden de nasibini alıyordu.

 

Bai Xiaochun’un aurası, hala başlangıç Kuruluş Kadrosu aşamasında olmasına rağmen eskisinden tamamen farklı bir şekilde patlak vermekteydi. Önceleri dışarıdan etkileyici görünse de Kuruluş Kadrosu gücü bir düzensizlik halindeydi, generali olmayan bir ordu gibiydi. Şimdiyse Menekşe Qi Cennetkarışı Büyüsünde kazandığı aydınlanma o generali getirmiş, tüm ruhsal güç bir bütün halini almıştı. Haliyle yeni dövüş gücü de eskisinden çok farklıydı.

 

Açılan gözlerindeki büyü sembolleri ise eskisinden de netti. Onlar yavaş yavaş silinirken bedenindeki altın sıvı damlası, ilk ruhsal deniziyle kaynaşmaya başlamıştı.

 

Bir noktada o altın sıvı tamamen özümsenecek ve Bai Xiaochun, Menekşe Qi Cennetkarışı Büyüsünün birinci seviyesini başarıyla tamamlamış olacaktı.

 

O anda alnında aşırı bir acı duydu ve bunu kaşıntı benzeri bir his takip etti. Tam olarak o noktada bir göz şekillenmişti ve açılmanın eşiğinde gibi görünüyordu.

 

Bu, Cennetkarışı Dharma Gözünün ta kendisiydi!

 

“İşe yaradı!” dedi sevinçten havalara uçarak. Uzanıp ovuşturduğu alnının kaşıntısı iyice yoğunlaşmıştı. Ancak bu onu germiyor, aksine çok keyiflendiriyordu.

 

“Hahaha!” diye kahkaha patlatırken zıplamamak için kendisini zor tutuyordu. “Artık üç gözüm olacak. Söylemesi bile harika!” Ardından uzaklara bakarak derin bir nefes aldı.

 

“Hala büyüme aşamasında ama azıcık test edebilirim herhalde.” Bu cümle ve anlık bir tereddüt sonrasında gözlerini kapattı. Ruhsal denizleri dalgalanıyor ve altın nehir suyu damlası, qi geçitleri aracılığıyla alnında buluşurken titreşen altın bir ışık yayıyordu.

 

O anda giderek stabilize olan bir çatlak ansızın açıldı ve menekşe bir göz kendisini gösterdi. Bakışları, sisleri delip geçerek sisin ötesine ulaşmaya başlamıştı.

 

Akabinde içini bir titreme aldı, çünkü sislerin ötesinde araziler değil, hemen hemen tamamen kurumuş bir deniz mevcuttu. Ruh Akımı Tarikatı havada süzülen bir adaydı ve sayısız adanın uzağında yer almaktaydı!

 

Ve adaların arasına, denizin içerisine yıldırımlar düşmekteydi.

 

Manzarayı daha detaylı incelemek istemişti lakin alnındaki acı çok yoğundu. Sızmaya başlayan kanlarla birlikte alnındaki çatlak kapandı. Ardından iki gözü açıldı ve bedeni tir tir titredi. Ruhsal gücünün yarıdan fazlası tükenmişti.

 

Bir kez daha, “Ne biçim bir esrarengiz cep alemi bu?” diye düşünürken şaşkınlıktan zar zor nefes almaktaydı.

 

#Selam üçüncü göz! Gerçekten de söylemesi bile harika ve havalı... Bu arada ne biçim bir alem bu kısmına da katılıyorum, acaba burada olanların ne anlam ifade ettiğini bir gün öğrenir miyiz? 
Öyle ya da böyle yeni bir göz elde ederek 3 günü tamamladık. Bakalım kalan günler nasıl aydınlanmalar yaşatacak, okumaya devam!






Giriş Yap

Site İstatistikleri

  • 18144 Üye Sayısı
  • 790 Seri Sayısı
  • 37406 Bölüm Sayısı


creator
manga tr