Bölüm 170 : Tanrıça Lingfei

avatar
3595 0

A Will Eternal - Bölüm 170 : Tanrıça Lingfei


Çevirmen : Clumsy 

 

Genç kadın kendisini iyice genç ve naif gösteren bir makyaj yapmıştı. Ancak paralı bir eskort olduğunu bariz kılan bir havaya sahipti ki bu da cazibesini azaltıyordu. Yine de son derece güzeldi.

 

Gülümseyen iriyarı adam, Hou Yunqing’i aceleyle yakınlardaki bir masaya geçirdi. “Kardeş Yunqing, ben de seni bekliyordum. Gel, gel. Beraber oturalım.”

 

İriyarı adam Bai Xiaochun’un varlığını ancak Hou Yunqing’in attığı özür dileyici bakışla idrak edebilmişti.

 

“Sen buralarda yeni olmalısın.” dedi gülümseyerek. “Ancak bir misafirsin ve Yunqing’in arkadaşı benim de arkadaşımdır. Ben Li Youdao. Bu ziyafet Li Klanım tarafından Temsilci Lingfei’inin şerefine düzenlendi. Biraz aceleye geldiği için her şey planlandığı gibi ilerleyemedi. Lütfen bir eksiğimiz varsa mazur görün.” Bu sözlere rağmen kendinden son derece memnun görünerek Hou Yunqing ve Bai Xiaochun’la birlikte bir masaya çöktü. Genç kadın ise sessizce ve son derece sevimli, mahcup görünerek Li Youdao’nun yanına oturdu.

 

“İşler cidden çok aceleye geldi.” dedi Li Youdao. “Elime sadece 1. Kademe üst sınıf ruh ilaçlarından elde edilen ruh alkolü geçebildi. Daha çok vaktim olsaydı kesinlikle 2. Kademeden bir şeyler ürettirebilirdim.” Bu noktada iç çekmiş olsa da yüzündeki kibri gizlemesi imkânsızdı. Hou Yunqing ile yıllara dayanan gizli bir yarışları vardı ve en sonunda öne geçme fırsatı elde etmişti.

 

Bu noktada yanında oturmakta olan kadın lafa girdi.

 

“Youdao,” dedi cilveli bir şekilde, “bu kadar mütevazı olma! Doğu Korusu Kıtasında bunca insanı 1. Kademe yüksek kalite ruh ilacından üretilen ruh alkolüyle eğlendirecek başka birini bulmak çok zor. Sonuçta ufacık bir bardağı bile birkaç yüz ruh taşı ediyor!”

 

Bu pohpohlayış Li Youdao’nun kulaklarına müzik gibi gelmişti.

 

“Ah, birkaç yüz ruh taşı ne ki?” dedi. “Alt tarafı ruh alkolü. Hadi gel, Yunqing. Sen ve arkadaşın bunu mutlaka denemelisiniz. Doğu Korusu Şehrinde bunu bulmak çok zordur.” Bu sözle birlikte bir hizmetliye işaret ederek Hou Yunqing ve Bai Xiaochun’un bardaklarını doldurttu.

 

Hou Yunqing biraz utanmış görünüyordu. Klanı bir hayli zengin olsa da daha önce böylesi bir alkolü yalnızca bir kez denemişti. Kısa süreli bir tereddüt sonrasında buruk bir gülümseme eşliğinde bir yudum aldı.

 

Bai Xiaochun ise alkolü meraklı bir şekilde inceledi. Ve kokladıktan sonra hayal kırıklığına uğramadan edemedi; kirlilik seviyesi bayağı yüksekti.

 

Li Youdao Hou Yunqing’in tepkisinden son derece memnun kalmıştı lakin Bai Xiaochun’un surat ifadesini görmek tadını kaçırdı. Ve onu baştan aşağı süzdükten sonra Hou Yunqing’in yanı sıra arkadaşına da bir ders vermesi gerektiğinde karar kıldı.

 

“Kardeşim, memnun kalmadın mı? Ah, endişelenme. Tanrıça Lingfei için verilen bu ziyafet biraz aceleye gelse de servis edecek nadir besinler ayarlamayı başardık. Tanrıça Lingfei’nin Ruh Akımı Tarikatını ne kadar özlediğini sık sık işitirdim. Bu yüzden Li Klanı bolca para harcayarak ona evini anımsatması adına ruh kuyruklu tavuk getirtti.

 

“Hey! Ruh kuyruklu tavukları servis edin!” İçten bir kahkaha eşliğinde elini salladı ve bir hizmetli, altın tabağıyla koşturmaya başladı. Tabağın üzerinde güzelce pişirilmiş bir bütün ruh kuyruklu tavuk mevcuttu!

 

Tabak son derece pahalı görünüyordu ve üç renkli kuyruğa sahip tavuklarsa son derece havalı bir şekilde ayarlanmıştı. Yoğun kehribar renkte pişirilen tavuğun sıra dışı bir görünümü vardı. Fırından yeni çıkmış olduğu belirgindi ve etrafı mükemmel bir kokuyla doldurmaktaydı. Pek çok davetlinin bakışları şaşkın bir hal almıştı.

 

“Bir ruh kuyruklu tavuk mu!? Woww, Li Klanı çok zengin!”

 

“Her masaya bir ruh kuyruklu tavuk mu düşüyor? Baksana, buralarda yetiştirilmedikleri belli. Nereden gelmişler ki!?”

 

Etraftakilerin tepkilerini işiten Bai Xiaochun gözlerini şaşkınlıkla kırpıştırmıştı. “Alt tarafı ruh kuyruklu tavuk değil mi?”

 

Sözler ağzından çıktığı anda Li Youdao’nun yanındaki güzel kadın, küçümseyerek lafa girmişti: “Prens Yunqing, arkadaşınız çenesini nasıl kullanacağını pek iyi biliyormuş. Alt tarafı ruh kuyruklu tavuk değil mi, ha? Gören de onlardan tonla yediğini sanır.”

 

Li Youdao bu ses tonunu onaylamıyormuş gibi sert bir bakış attı. Ancak gerçek şu ki o da Bai Xiaochun’un gösteriş yapmaya çalıştığını düşünmüştü. İçten içe siniri bozulsa da kibar bir açıklama yapmaktan geri durmadı.

 

“Arkadaşım, korkarım ki durumu anlayamadın. Bu ruh kuyruklu tavuklar sıradan değil. Onlar Li Klanım tarafından yetiştirilmedi, Ruh Akımı Tarikatından geldi!

 

“Hatta Ruh Akımı Tarikatının güney yakasından!” Bu sözleri kısık bir sesle söylemiş olsa da etraftaki pek çok kişi tarafından işitilmiş ve iç çekişler doğurmuştu.

 

Hou Yunqing bile Li Youdao’nun gövde gösterisi karşısında etkilenmeden edememişti.

 

Li Youdao aldığı tepkiden son derece memnundu. Gayet gururlu görünerek açıklamalarını devam ettirdi.

 

“Ruh Akımı Tarikatı güney yakasının tavukları daima son derece nadir olmuştur. Lakin birkaç yıl önce Tavuk Çalan Hırsız olarak bilinen biri üretimde ciddi bir gerileme olmasına yol açtı. Bugünlerde güney yakanın ruh kuyruklu tavukları yalnızca açık arttırmalarda görülüyor ve çok fahiş fiyatlara satılıyor. Onları tespit etmek çok kolay. Yeşil kemikleri ve harika tüyleri var. Diğer tip tavuklardan tamamen farklılar.

 

“Ancak,” diye devam etti, “utanmaz Tavuk Çalan Hırsız ve onun suça yönelik çılgınlığı sağ olsun güney yakanın ruh kuyruklu tavuklarının soyu tükenme raddesine geldi!” Böylece Tavuk Çalan Hırsızı lanetleyip kötülemeye devam etti. Bir süre sonra yanındaki genç kadın da ona eşlik etti, tabi sonra da etraftaki konuklar…  

 

Herkesin Tavuk Çalan Hırsıza attığı fırçalar karşısında Bai Xiaochun’un tepkisiyse boğazını garip bir edayla temizlemek oldu.

 

Bu noktada yakışıklı ve elit klan üyelerinden bir grup içeriye adımını atmış ve ortalarına da genç bir kadın girmişti. Açan bir nilüferi andıran uzun, beyaz elbiseli kız mermer gibi bir tene sahipti ve uzun saçlarını gümüş bir tokayla tutturmuştu. İnciler ve mücevherlerle donatılmış şekilde zarif bir edayla yürümekteydi. Gözlerinden yansıyan yıldız ışıkları iyice güzel görünmesine yol açıyordu.

 

Ne yazık ki sıra dışı güzelliği kalkık kaşları yüzünden bir nebze gölgelenmişti; önemli bir meseleye daldığı belliydi. Buna rağmen yüzüne bir gülümseme yerleştirip yanındaki genç adamlarla kısık bir sesle sohbet etmek için elinden geleni yapmaktaydı.

 

Onu dinleyen genç adamlarsa ne kadar uğraşırsa uğraşsın gözlerinde beliren tutkuyu gizleyemiyordu.

 

Bu genç kadın Du Lingfei’nin ta kendisiydi.

 

Hemen ilgi odağı haline gelmişti. Onunla ilgili bir şey vardı, bir çeşit güç veya enerjiyle herkeste başını eğme arzusu doğuruyordu.

 

Bai Xiaochun, etrafını çevreleyen onca kişiye rağmen kızı görebilmiş ve anında sersemlemişti. Birbirlerini görmeyeli yıllar olmuştu lakin kız, hiç olmadığı kadar yakın hissettirmişti. Ve yine hiç olmadığı kadar güzeldi. Bir de daha asil bir havaya erişmişti, belki de uzun süredir taşıdığı gücün etkisiydi.

 

İlk tanıştığı o kaba ve mantıksız güzellikten çıktığı kesindi. Ancak zaman geçtikçe eski hali ve şimdiki bu yeni, daha güzel hali yavaşça birbirine kaynaşmaktaydı.

 

Bai Xiaochun gibi Du Lingfei de ayrı geçirdikleri zamanda büyümüştü. Ve onun sağlam çabaları neticesinde Doğu Korusu Şehrinin yetişim klanları umulmadık bir uyum içerisine girmişti.

 

“Tanrıça Lingfei...” diyen Li Youdao’nun gözleri kara sevdaya tutulmuşçasına titreşmekteydi. Gözlerini ona değdirdiği ilk anda çekimine kapılmış ve bu çekim,  kızın klanlar üzerindeki etkisi sayesinde iyice aşka dönüşmüştü.

 

Adamın yanında oturmakta olan eskort, Du Lingfei’nin yanında sönük kalmıştı ve bunun farkındaydı. Onun karşısında başını eğmekten başka şansı yoktu.

 

Bu noktada Hou Yunqing Bai Xiaochun’a doğru eğilerek sessizce şöyle dedi: “Tanrıça Lingfei Doğu Korusu Şehrine elleri boş geldi. Sık sık Ruh Akımı Tarikatı yönüne bakıp bir şeyler düşündüğünü hatırlıyorum. Kim böylesine iyi iş çıkaracağını tahmin edebilirdi ki? Önceki hiçbir temsilci onun başardıklarını başaramamıştı. O klanlar arasındaki barışı sağlayıp görülmemiş bir uyum doğurdu.

 

“Sözüm ona bazı klan başpapazları öylesine etkilenmiş ki Ruh Akımı Tarikatından onun temsilciliğini yenilemesini istemişler.”

 

Li Youdao ışıldayan gözlerle bakar ve Hou Yunqing Bai Xiaochun’a mırıldanırken Du Lingfei yanındaki gençle olan konuşmasını sonlandırdı. Ve tam ilerlemek üzereyken gözleri kalabalıktan sıyrılarak Li Youdao’nun masasına değdi.

 

Ardından gözleri irileşti ve içini bir şüphe kapladı. Adeta etrafındaki her şey ortadan kalkmış, dünyası tek bir kişiye indirgenmişti.

 

Ağır ağır nefes alarak masaya yöneldi. Onun bu yönelişini görmek herkesi şok etmişti. Özellikle de Li Youdao titreye titreye ayağa kalkmış haldeydi.

 

“O-o beni görmeye geliyor!!!” Zihni dönüyor, kalbi deliler gibi atıyordu. Yüzündeki neşeyi gizlemeyi başaramayarak kıza doğru ilerlemeye başlamıştı.

 

“Tanrıça Lingfei...” dedi. Ve tam daha fazlasını söyleyecekken kızın tek bir bakış dahi atmadan kendisini geçtiğini fark etti. Ağzı açık kalarak omzunun ardından baktığında ise Du Lingfei’nin masanın önünde, belli bir kişinin karşısında durduğunu gördü.

 

“Bai Xiaochun, gelmişsin...” Orada öylece dururken bile büyüleyiciydi. Güzel gözleri ay misali ışıldıyor ve ona bakan herkesin kalbini istemsiz bir tutkuyla dolduruyordu.

 

Bai Xiaochun adını ağzından çıkarttığı anda ziyafetteki herkesin nihai bir sessizliğe bürünmesine yol açmıştı. Tir tir titreyen insanların gözleri Bai Xiaochun’a dönmekteydi.

 

Herkes Bai Xiaochun’un Ruh Akımı Tarikatının Prestij Çırağı ve tarikat liderinin Küçük Kardeşi olduğundan haberdardı. Hatta son haberler yakın zamanda Kuruluş Kadrosu Kutsal Arazilerinden birine gittiği şeklindeydi.

 

“Evet, geldim.” dedi Bai Xiaochun, gülümseyerek. Aklına ansızın Luochen Klanından kaçarken sığındıkları mağara ve Du Lingfei’nin ateşin önündeki bitkin ama dünya güzeli hali gelmişti.

 

Bu noktada Hou Yunqing, suratına şaşkın bir ifade yerleştirdi. Ve geriye doğru dramatik birkaç adım atarak dizlerinin üzerine çöktü, parmağını uzattı ve sesini olabildiğince yüksek tutarak şöyle dedi: “S-s-sen... sen Bai Xiaochun musun!?!?”

 

İşte o anda tüm yetişim klanlarının çırakları yeşim kâğıtlarını çıkartarak klanlarından gelen haberlere odaklandı.

 

Çok geçmeden kalplerindeki şaşkınlık muazzam bir şoka çevrildi. İnsanlar sersemlemiş zihinleri ve kesilen soluklarıyla yeniden Bai Xiaochun’a dönmekteydi.

 

Tüm yeşim kâğıtlar benzer bir bilgiyle dolmuştu.

 

“Bai Xiaochun Cennet Daosu Kuruluş Kadrosuna erişti! Ona denk gelen klan üyesi nihai bir saygı sergilemeli ve sağlam bir ödül için hemen klanı bilgilendirmeli!!”

 

#Merhaba ruh kuyruklu tavuklar... 
Ve merhaba Du Lingfei! 
Bizimki sonunda ifşa oldu, bakalım bu ifşa nasıl sonuçlanacak, okumaya devam!






Giriş Yap

Site İstatistikleri

  • 18146 Üye Sayısı
  • 791 Seri Sayısı
  • 37423 Bölüm Sayısı


creator
manga tr