Bölüm 160 : Seçilmiş Katli

avatar
3572 0

A Will Eternal - Bölüm 160 : Seçilmiş Katli


Çevirmen : Clumsy 

 

Gözlerini açan Bai Xiaochun, Dokuz Adanın kötücül ifadesini, Fang Lin’in zalim gülümseyişini ve güzel yüzü zehirli bir öfkeyle çarpılarak kendisine uzanmakta olan Zhao Rou da dahil olmak üzere tüm Kuruluş Kadrosu yetişimcilerinin varlığını fark etti.

 

Etrafındaki her şey inanılmaz yavaş bir şekilde ilerliyormuş, zaman o anda kalakalmış gibiydi.

 

Ve dokuzuncu Gelgit Akışının sona erdiğini, dantian bölgesinde dokuzuncu bir ruhsal deniz belirdiğini hissedebiliyordu.

 

Artık dokuz ruhsal denize sahipti ki her biri bir öncekinden daha iri, daha büyüleyiciydi. İçerisinde uçsuz bucaksız bir ruhsal güç taşmakta, bedenine akın etmekteydi. Ruhsal denizleri irileşip istikrarlı bir hal aldıkça Dao kuruluşu şekilleniyordu!

 

Ayrıca hiçbir çırağın farkında olmadığı bir şeyin de farkına varmıştı; Dünya Sicimi Kuruluş Kadrosunun zirvesi olan dokuz Gelgit Akışı, diğer seviyelerinki gibi uzun bir stabilize olma süreci gerektirmiyordu.

 

Hemen hemen aynı saniyede stabilize olmuş ve içini tarifsiz bir güç hissiyatıyla doldurmuştu. Daha önce böylesi bir ruhsal gücü ve yaşam enerjisini hiç tatmamıştı. İçinden yayılan korkunç hayat kuvvetinin ve artan ömür işaretlerinin de bilincindeydi.

 

Buna ek olarak ölmeyen Teni yeni bir seviyeye erişmiş, Ölmeyen Gümüş Ten olmaktan çıkarak Ölmeyen Altın Tene çevrilmişti!

 

Adeta çığır atlamış, pek çok yönden çok daha güçlü bir hale gelmişti. Öncekinden tamamen farklı bir hayat seviyesine ulaşmış haldeydi. Artık ölümlü dünyaya ait değildi, ölümlülüğünden sıyrılan gerçek bir yetişimciydi!

 

Tabii ödemesi gereken bedel muazzamdı ve bunun da farkındaydı. Yalnızca layık olanların hayatta kalabildiğini biliyor, orman kanunlarını tanıyordu. Sonsuza dek yaşama yolunda dövüşme ve öldürmeye yönelik nefretin bir şey ifade etmeyeceğini anlıyordu. Bu yol dar ve engebeliydi ve başkalarıyla yürümeye razı olsa da aynı arzuyu paylaşabileceği pek fazla kişi bulamayacaktı.

 

Kendisi kimseyi öldürmek istemese de karşısındakilerin kendisini öldürmek isteyebileceğini hiç olmadığı kadar iyi özümsemiş haldeydi. Öyleyse ya gözlerini kapatıp ölecek ya da öfkesini salıp dövüşecekti!

 

Ölümsüz mağarasının dışındaki bitap savaş alanını görmüştü. Tabii yaralı Ruh Akımı Tarikatı çıraklarını ve kanlar içerisinde baygın düşmüş olan Hou Yunfei’yi de…

 

Öylesine etkilenmişti ki gözlerinden yaşlar süzülmeye başlamıştı. Onlar yoldaşlarıydı, ailesi sayılırlardı. Hiçbir Ruh Akımı Tarikatı çırağını ömrü boyunca hafızasından silemezdi.

 

Cesede dönen bazı Ruh Akımı Tarikatı çıraklarını görmek kalbini acıyla doldurmuştu. Onların sonları da Zhou Youdao'ununki gibi olmuştu ve bu düşünce Bai Xiaochun’un gözlerini öfkeyle kızartıyordu.

 

Ahh, öfkesi nasıl da alev alevdi!

 

Kuşatıldığı için öfkeliydi ve kendisini savunmaya çalışan Ruh Akımı Tarikatı çıraklarının öldüğü için de. En çok da hiç kimseyi kışkırtmamasına rağmen canını almak için gelen o çıraklara öfkeliydi!

 

“Ben sonsuza dek yaşamak istediğim için yetişim yapıyorum. Dövüşmek ve öldürmekten hoşlanmam. Ama... Bu mecbur kaldığımda yapamayacağım anlamına gelmez!” Bai Xiaochun için dünya kan kırmızısına çevrilmişti. Her şey, hareket etmiyormuşçasına yavaşlamıştı.

 

“Yoldaş Ruh Akımı Tarikatı çıraklarım beni korurken öldü. Ben de kalanların Kuruluş Kadrosuna eriştiğinden emin olacağım!

 

“Buradaki her bir Ruh Akımı Tarikatı çırağı Dünya Sicimi Kuruluş Kadrosuna erişecek!”

 

Kalbi öfkeyle yanıp tutuşurken yeminini etmiş ve ardından her şey normale dönmüştü. Zhao Rou az önceki gaddarlığındaydı. Ancak ilerletmekte olduğu işaret parmağı ansızın duraklamıştı. Bai Xiaochun bir noktada kendi sağ elini kaldırmış ve Zhao Rou ne olup bittiğini fark edemeden o el tarafından bileğinden yakalanmıştı.

 

“Hayır!!” diye çığlık attı. Kaçmak için kendi kolunu kesme niyetindeydi ancak gözleri öldürme güdüsüyle titreşen Bai Xiaochun elini sıkarak indirmişti. Ardından bir *pop* sesi işitildi ve acı bir çığlık eşliğinde Zhao Rou’nun tüm kolu patladı. Bu sırada ayaklanan Bai Xiaochun bir adım öne çıkarak bedenini kızınkine çarptırdı. Göğsü oyulan ve ağzından kanlar sızan kız boğuk bir çığlık attı. Ve tam kaçmaya yeltenirken tüm bedeninin patladığı görüldü.

 

Aynı anda Dao kuruluşu da yok edilmişti. Henüz Kuruluş Kadrosuna yeni geçmiş durumdaydı, haliyle içerisindeki dünya sicimi enerjisi tamamen katılaşmış değildi. Öldüğü anda bolca enerji her yöne yayılmıştı. Bai Xiaochun kollarını çabucak sallayarak bu enerjiyi Ruh Akımı Tarikatı çıraklarına yönlendirdi.

 

Her şey kısacık bir anda gerçekleşmiş ve saçları ardında uçuşan Bai Xiaochun yeni bir adım atarak iki Gelgit Akışlı bir Engin Akım Tarikatı çırağının önünde belirmişti. Çırak daha ne olup bittiğini idrak edemeden boynundan kavrandı ve Bai Xiaochun’un eli tarafından ezildi.

 

ÇATT!

 

Bai Xiaochun bu bedeni Ruh Akımı Tarikatı çıraklarına doğru fırlattı ve patlayan bedenden bolca dünya sicimi enerjisi yayıldı.

 

Ardından yeni bir adım atarak üç Gelgit Akışına erişmiş olan bir Kan Akımı Tarikatı çırağına uzandı. Tek bir yumruk saldırısı bu çırağın da patlamasına yol açmıştı.

 

Sıradaki adımıyla tek Gelgit Akışlı bir Hap Akımı Tarikatı çırağına uzandı. Elini sallayıp Bataklık Krallığı aurasını yaydı. Ve tek başına o aura bile Hap Akımı Tarikatı çırağının kanlı gözlerle parçalara ayrılmasına yetti!

 

Böylece onun dünya sicimi enerjisi de Ruh Akımı Tarikatı çıraklarına akın etmeye başladı.

 

Bu noktada Bai Xiaochun yerinde durakladı. Zhao Rou’yu öldürüşünün üzerinden yalnızca kısacık bir an geçmişti.

 

Gümbürdeme sesleriyle çevrelenmiş olan saldırgan çırak topluluğu, az önce bağdaş kurarak meditasyon yapmakta olan gencin ortadan kaybolarak önlerinde belirdiğini yeni fark edebilmişti.

 

Zhao Rou öldürülmüş, Hap, Engin ve Kan Akımı Tarikatının Kuruluş Kadrosu çıraklarının bir kısmı patlatılmıştı. Aynı anda bolca dünya sicimi enerjisi de eşit düzeyde şokta olan Ruh Akımı Tarikatı çıraklarına ilerlemekteydi.

 

Bai Xiaochun gök gürültüsü misali bir sesle kükredi: “Ruh Akımı Tarikatı çırağı dostlarım, Dünya Sicimi Kuruluş Kadrosuna erişme vaktiniz geldi ve ben, sizin Dharma koruyucunuz olacağım!” Böylece tir tir titreyen Ruh Akımı Tarikatı çırakları çabucak bağdaş kurarak enerji çekmeye başladı.

 

Enerji, katledilen Kuruluş Kadrosu yetişimcilerinden geldiği için onları çekmek adına kristal kullanmalarına gerek yoktu!

 

Her şey öyle hızlı yaşanmıştı ki gözlemcilerin kafatasları uyuşmuş, başları dönmüştü. Ölümcül krizin yoğun hissiyatıyla her yanı iç çekişler sarmıştı.

 

Dokuz Ada gözlerine inanamıyordu. Fang Lin fark edilir şekilde titriyor ve Bai Xiaochun’un hayal edebileceğinden çok daha korkunç oluşu karşısında kanının her damlasıyla çığlıklar atıyordu.

 

“İmkânsız!”

 

Herkes şok olmakla meşgulken gözlerinde öldürme güdüsü titreşen Bai Xiaochun attığı yeni adımla Dokuz Adanın önüne geçti.

 

Tek bir yumruk Dokuz Adanın ağzından kanlar fışkırttı. Bir çığlık eşliğinde Yok Edici Tahribat Tekniğini salarak kendisini savunmaya girişti. Ardından küle dönen bir suratla hiç tereddütsüz şekilde kaçmaya çalıştı.

 

Bai Xiaochun’un gözleri titreşmişti. Dokuz Adadan garip bir güç, hayatını koruyan bir şey sezmişti. Tam olarak Bai Xiaochun’un dengi olmasa da güçlü olduğu kesindi!

 

Onun kaçmasına izin vererek doğruca Fang Lin’in önünde belirdi. Ve iki parmağını boğazına doğru uzattı.

 

Fang Lin’in kendisini nasıl savunacağının önemi yoktu. Büyü teknikleri de büyülü nesneler de Bai Xiaochun’un parmakları karşısında ezilmeye mahkumdu. O parmaklar her şeyi buza saldıran çekiç misali yok ediyor ve hızla Fang Lin’in boğazına ilerliyordu.

 

Boğaz Ezici Kavrayış!

 

Çıkan bir çatırdama sesiyle birlikte Fang Lin’in gözleri irileşti. Ağzından kanlar sızarken yedi katmanlı Dao kuruluşu yıkıldı. Çığlık dahi atamamıştı. Bai Xiaochun ise bedenini yana atmış, öncekinden on kat daha güçlü bir dünya sicimi enerjisini dünyaya salmıştı. Ruh Akımı Tarikatı çıraklarıysa enerjiyi deliler gibi çekerek titremekteydi.

 

“Dokuz Adaya nazaran bu kadar güçsüz olmanı beklemezdim.” dedi Bai Xiaochun, gözleri parlayarak.

 

O anda Fang Lin’in bedeninden siyah bir ruh ateşi yükseldi lakin pek uzaklaşamadan önce öne çıkan Bai Xiaochun tarafından kavrandı.

 

Ruh ateşinin içerisinde bir yüz mevcuttu ancak bu yüz, Fang Lin’e ait değildi. Siyah bir doğum lekesiyle yarı yarıya kaplı uğursuz bir yüz söz konusuydu, bir yin-yang sembolünü anımsatmaktaydı. Akabinde Bai Xiaochun’a bakarak kıs kıs gülmeye başladı.

 

“Ben yalnızca bir ruh tohumuyum ama bunca insanın arasında senin gibi birini bulmak ölmeye değer. Bir gün tekrar karşılaşacağımıza eminim!”

 

Böylece silinip gitti. Yaşananların hiçbir şahidi olmasa da Bai Xiaochun sesi zihninde net bir şekilde işitebilmişti.

 

“Ucuz numaralar!” diyerek soğukça homurdandı.

 

Bu sırada alandaki diğer çıraklar tepki verebilmeye başlamıştı. Dehşete düşerek acınası çığlıklar atıyor ve kaçışıyorlardı.

 

Onlara kalırsa Bai Xiaochun bir şeytana dönüşmüştü!

 

“Zhao Rou öldü! Fang Lin öldü! Dokuz Ada kaçtı!”

 

“Cennetler! Dünya Sicimi Kuruluş Kadrosunun zirvesi böyle miymiş?!”

 

“800 yıl önce Kan Akımı Tarikatının Usta Limitsizi zirveye ulaşmış ve diğer üç tarikattaki hemen hemen herkesin kökünü kurutmuştu.”

 

Yüzün üzerinde çırak çığlıklar atarak delirmişçesine kaçışmaya başlamıştı. Zihinleri ürperiyor, Bai Xiaochun’un dehşeti tarafından tamamen sarsılıyorlardı.

 

Ruh Akımı Tarikatı çıraklarıysa heyecanla doluydu. Soluk soluğa kalarak Bai Xiaochun’a bakan Beihan Lie’nin hisleri hiç olmadığı kadar karmaşıktı. Ancak onu bastırma kararlılığı hala yükselmekteydi.

 

Bai Xiaochun kaçan çırakları kovalamak niyetinde değildi. Çabucak Hou Yunfei’yi bularak avcunu göğsüne yerleştirdi. Ve içine dünya sicimi enerjisi aktararak Dao kuruluşunu onarmaya girişti. Bir dakika sonra yeni bir Gelgit Akışı işareti belirmişti.

 

Yavaşça gözlerini açıp Bai Xiaochun’u gören Hou Yunfei gülümseyerek karşılık verdi.

 

Bai Xiaochun ise bakışlarını Dünya Sicimi Kuruluş Kadrosuna ulaşmakta olan Ruh Akımı Tarikatı çıraklarına çevirmişti. Hiçbiri üç Gelgit Akışına erişemiyor, maksimum ikiyi buluyordu. Sonuçta Bai Xiaochun yardım etse de etrafta pek fazla dünya sicimi enerjisi olduğu söylenemezdi.

 

Buna rağmen herkes sarsılmış vaziyetteydi.

 

“Yeterli enerji yok...” diye düşünen Bai Xiaochun önce enerji çekmekte olan Hou Yunfei’ye, sonra da gökte kalan tek vortekse döndü.

 

Bu, dokuzuncu Gelgit Akışının ortasındaki Song Que’nin vorteksiydi!

 

“Beni öldürmek ve Gelgit Akışlarımı durdurmak için insanları gönderdin. Ehh, Bai Xiaochun’un eli de armut toplamayacak. Eğer senin Gelgit Akışını durdurursam Büyük Kardeş Hou’nun daha çok enerjisi olacak!” Böylece gözleri soğuk ışıklarla titredi. Ancak hemen ardından tereddüde düştü, çünkü Dharma koruyucusu olarak savunması gereken pek çok çırak mevcuttu.

 

Bu sırada kendi Gelgit Akışının silikleşmekte olduğunu sezen Beihan Lie derin bir nefes alarak lafa girdi: “Bai Xiaochun, sen git. Birbirimizden hoşlanmıyor olabiliriz ama Kan Akımı Tarikatında ikinci bir Usta Limitsiz belirmesine niyetim yok. Gidip Song Que’yi durdur. Buradakileri ben korurum!”

 

Bai Xiaochun pişmanlık dolu bir kalple anlamlı bir bakış attı. Sonra da kollarını kavuşturup iyice eğildi ve bir ışık huzmesine dönüşerek Song Que’ye yöneldi!

 

#Beihan Lie yine büyüklüğünü gösterdi. Bai Xiaochun ise bu bölümde zor zamanlarda çıkan o kahraman yönünü gözler önüne serdi. Bu hallerine bayılıyorum! 
O zaman sırada hala gelgit akışı oluşturmaya çalışan tek kişi olan Song Que ile karşılaşmak var. Okumaya devam!

 






Giriş Yap

Site İstatistikleri

  • 18136 Üye Sayısı
  • 790 Seri Sayısı
  • 37403 Bölüm Sayısı


creator
manga tr