"En büyük bilgelik şu andan zevk almayı hayatın en büyük amacı kılmaktır, Çünkü tek gerçek budur, başka her şey düşünce oyunudur. Ancak bunun en büyük budalalığımız oldugunu da söyleyebiliz, çünkü yalnızca kısa bir süre için var olan ve bir rüya gibi kaybolan içinde bulunduğumuz bu an asla ciddi bir çabaya değmez." #Arthur Schopenhauer

A Will Eternal - Bölüm 132 : Hayat Özü Soyu Uyanış Kanı


Çevirmen : Clumsy 

 

Bai Xiaochun köpeğin uzaklaşışını yüzünde ciddi bir ifadeyle izledi. Köpeğin yavaşça incelişi ve sıskalaşışı Yaratık Doğumu Çiçeğinin büyüme süreciyle ilgili yeni bilgiler katmıştı. Bu noktada Bai Xiaochun’un aklına çiçeğin dışarı sızdırdığı hoş aroma geldi.

 

“Yaratık Doğumu Çiçeği bir çeşit halüsinojenik aura sızdırıyor. Buna yakalanan hayvanların qi ve kanları karışıyor, hayat özü soyu kanlarının bir kısmı da çiçek tarafından çekiliyor. Köpek bu yüzden giderek inceliyordu… Vahşi yaratıklarda durum biraz daha farklı, onların kan ve qi’leri uyarıldığında tecrübe ettikleri illüzyonlar da aynı değil. Her halükarda halisünasyonun amacı karşı koymalarını engellemek.

 

“Yaratık Doğumu Tohumunun soyunun neredeyse tükenmesine şaşmamalı… Bir bakıma tüm vahşi yaratıklardan tam anlamıyla üstünler!” Bai Xiaochun bu farkındalıkla ürpermişti.

 

Sivrisinekler kan çekerken ısırılan alanı uyuşturur ve böylece gizli gizli ziyafet çekerdi. Yaratık Doğumu Çiçeği de hayat özü soyu kanı çekişini benzer bir güçlülükle gerçekleştiriyordu.

 

Yedi gün daha geçti. Yaratık Doğumu Çiçeğinin açmaya çok yaklaştığını bilen Bai Xiaochun, eğer daha fazla üstün yaratığın kanını toplayamazsa çiçeğin ziyan olacağını hissediyordu.

 

Ardından kuzey yaka çıraklarının attığı iftiraları düşünerek dişlerini sıktı. Sonra da gece karanlığında Yaratık Köyünden ayrıldı.

 

“Uzun süredir böyle bir şey yapmamıştım. Statümü düşününce biraz utanç verici… ama başka şansım yok.” Gözleri parlayarak kuzey yaka sınırlarında fark edilmeden ilerledi ve belli bir konuta ulaştı. İçeride, tüm tehlikelerden habersiz uyumakta olan güzel bir tavus kuşu mevcuttu. Ansızın uzatılan bir el tarafından boynundan yakalandı.

 

Sağlam bir kuvvet tarafından sürüklenen tavus kuşu ne kadar mücadele etse de en ufak bir ses dahi çıkartamadı. Kendisini kurtarmaktan aciz bir şekilde Bai Xiaochun tarafından hızlıca ele geçirildi.

 

Hiç kimsenin kendisini izlemediğinden emin olmak için etrafa göz gezdiren Bai Xiaochun, hemen başka bir konuma yöneldi. Çok geçmeden yeşil bir piton da tavus kuşuna katılmıştı. Ancak henüz işler sona ermiş değildi.

 

Bai Xiaochun bir saat boyunca çalışıp çabaladı. Yaratık Köyüne döndüğünde sol elinde bir tavus kuşu, sağ elinde bir gece leoparı, ona takılı bir maymun ve beline dolanmış bir de yeşil piton vardı.

 

“Ne altın madeni ama!” diye düşündü heyecanla. Sonra da avlusuna koşturup yaratıkları hazırladı, tavus kuşunu Yaratık Doğumu Çiçeğinin içine fırlattı.

 

Bai Xiaochun, tavus kuşunun çiçek tarafından yutulmasından sonra heyecanla beklemeye başladı. Tavus kuşu çok geçmeden tükürüldü ve zevk sarhoşu gibi görünmese de birtakım harika anıları yâd eder gibi bir hali vardı. Anlaşılan onun tecrübe ettiği halüsinasyon diğer hayvanlarınkinden farklıydı. Daha kendine gelemeden Bai Xiaochun tarafından yakalandı ve çiçeğin bir sonraki kurbanı yeşil piton oldu. Bai Xiaochun da bu sırada koşturarak tavus kuşunu aldığı yere geri bıraktı.

 

Tavus kuşu hiç ses çıkarmamış veya mücadele etmemişti. Hatta Bai Xiaochun arkasını dönerken kendisini bir daha götürmesini istermiş gibi beklenti dolu, kederli bir surat ifadesine bürünmüştü.

 

Bai Xiaochun gayet ciddi bir tonla şöyle dedi: “Birazcık uyanış kanı sana zarar vermez. Ama fazlası sağlıklı değil. İyi bir tavus kuşu ol tamam mı? Oh… efendine de benden bahsetme, anlaştık mı?” Bu sözlerle birlikte oradan ayrıldı.

 

Bai Xiaochun o gece sıkı çalıştı. Yeşil pitonu da iade ettikten sonra ilgilenmesi gereken bir beyaz maymun ve bir de gece leoparı kalmıştı. Tüm süreç oldukça yorucuydu. Ancak hayvanların hoşnut ifadesini ve çiçeği bırakıp gitmek istemeyişlerini düşündükçe iyi bir şey yaptığını anlıyordu.  

 

Her şeyden önemlisi, Yaratık Doğumu Çiçeği giderek daha güçlü ve daha sağlıklı bir hal alıyordu.

 

“Tek bir eylem hem savaş yaratıklarını hem Yaratık Doğumu Çiçeğini hem de beni memnun ediyor! Bu da ne kadar iyi bir şey yaptığımı kanıtlar!” Genel olarak çok mutluydu. Ertesi gece ay yükselirken kalkık çenesi ve rüzgârda uçuşan saçlarıyla Yaratık Köyünden ayrıldı.

 

Birkaç gün boyunca aynı rutini izlemişti. En iyi savaş yaratıklarını seçiyor, İç veya Dış Kesime ait olmalarına aldırmıyordu. Her gece en fazla dört yaratık alıyordu, daha fazlasını şafaktan önce iade etmesi mümkün değildi.

 

Gizlilikteki başarısı ve yetişiminin yüksekliği sayesinde hiçbir sorun çıkmamıştı. Katkı sağlayan savaş yaratıklarındaki tek farksa gün içerisinde Bai Xiaochun’a rastladıkları takdirde belli oluyordu. Neşeyle havaya sıçrayıp onu memnun etmeye çalışıyorlardı.

 

Bu yaratıkların efendileriyse şoktaydı; önceleri yaratıkları Bai Xiaochun’u hiç sevmezken şimdi yerlere göklere koyamıyorlardı. Daha da garip olanıysa hiçbir savaş yaratığının sorgulara rağmen en ufak bir bilgi vermeyişiydi.

 

Yarım ay daha geride kalmış ve Bai Xiaochun’un büyük katkıları Yaratık Doğumu Çiçeğini olgunlaştırmaya devam etmişti. En güçlü yaratıklardan alınan uyanış kanlarının daimi artışı sayesinde geceleri verdiği tüm çabalara değiyordu.  

 

Bir gece, ay kalın bulutlarla örtülmüş ve her şey simsiyah olmuştu. Bai Xiaochun’un bir elinde bir kirpi, omzunun üzerinde de vahşi bir boğa vardı. Onların ağzını kapatmış ve başka bir konuta yaklaşmış haldeydi.

 

“Mavi gözlü siyah kedi...” diye mırıldanırken gözleri garip bir ışıkla parlıyordu. O savaş yaratığını hiç unutmamıştı. Tam harekete geçmek üzereyken avluda bir çift mavi göz açıldı ve gecenin sessizliği, bir kedinin tiz sesiyle dağıtıldı.

 

“Ne kadar tetikte!” diye düşündü Bai Xiaochun, şok olarak. Kedinin bağırışı yakınlardaki birkaç çırağı uyandırmıştı ve Bai Xiaochun çabucak geri çekilmek zorunda kaldı. Ancak bunu yaparken önü, mavi gözlü siyah kedi tarafından kesildi.

 

Şok edici bir şekilde, gözlerinde insani bir zekâ ve yüzünde alaylı bir ifade mevcuttu.

 

Bai Xiaochun’un tepesi atmıştı. Başka bir durum olsa kediyi kolaylıkla hallederdi ama elleri dolu olduğu için işi zordu. Hızlıca ardındaki kanatlarını açarak hiç kimse tarafından görünmeden ortadan kayboldu.

 

Kedinin bağırışı yüzünden Yaratık Köyüne dönüş yolunda bir hayli zorluk çekmiş, kuzey yaka çıraklarından kaçınmak için çok uğraşmıştı. Sonunda geri dönebildiğindeyse dişlerini sıkıp kediye lanetler yağdırdı.

 

“O kediyi nasıl halledeceğim? Fazla açıkgöz!” Gerçekten baş ağrıtıcıydı. Ancak Bai Xiaochun’un ifadesi bir anda titreşti ve kendisini yana atarken siyah bir bulanıklığa dişlerin birleşme sesi eşlik etti.

 

“Yine mi sen!!” Zaten öfkeli olan Bai Xiaochun, büyük siyah köpeği gördüğünde iyice delirmişti.

 

Kendisine iki kez pusu kurmuş olan köpek her başarısızlığında kaçıyordu. Gerçi bu kez ikinci bir denemede bulunacak gibiydi; delilik, vahşet ve nefret saçıyordu. 

 

Kaçacak olsaydı çevikliği ve hızı sayesinde Bai Xiaochun’a tüm gücünü ve bolca zamanını harcatırdı. Ama şu anda kaçmıyordu ve Bai Xiaochun bunu kullanabilirdi.

 

“Bu gece yaratık eksiğim var!” diye homurdandı Bai Xiaochun. “Sen de geliyorsun!” Böylece mücadele eden köpeği ensesinden yakalayıp avlusuna döndü. Önce kirpi ve boğa katkılarını sağladı. Sonraki sıraysa siyah köpeğin olacaktı.

 

Boğayı ve kirpiyi geri veren Bai Xiaochun öfkeden kuduruyordu. Bu kez köpeğe unutulmaz bir ders vermeye karar vermişti. Onu peş peşe on beş kez çiçeğe atacaktı!

 

Seferlerini tamamlayıp Bai Xiaochun tarafından Yaratık Köyü dışına atılan köpek nefes nefeseydi.

 

“Beni bir daha pusuya düşürmeye kalkarsan,” dedi Bai Xiaochun, “senden sucuk yaparım!” Köpek ayaklarının üzerinde zar zor durarak ormana doğru ilerledi. Bai Xiaochun’un göremeyeceği bir noktaya geldiğindeyse yere çöktü ve dilini çıkartarak dudaklarını yaladı. Beklenmedik bir şekilde, gözlerinde mest olmuş bir parıltı mevcuttu.  

 

Birkaç gün daha geçti ve Bai Xiaochun’un gece aktiviteleri devam etti. Ancak o kedi baş ağrıtmaya devam ediyordu. En sonunda ona saldırmaya karar veren Bai Xiaochun, kedinin efendisinin odasında saklandığını görerek şok oldu.

 

Ne yapacağından emin değildi ama vazgeçmek de istemiyordu. Bu meseleyi düşünmeyi sürdürerek diğer yaratıkları yakalamaya devam etti. Bir gece kocaman bir kara kurbağasıyla Yaratık Köyüne dönerken tanıdık bir ses ve tanıdık bir siyah bulanıklıkla karşılaştı.

 

Yine aynı siyah köpekti, hevesle tir tir titriyordu ve dişleri saldırmaya hazır bir şekilde sıkılıydı.

 

Bai Xiaochun ilk önce köpeğin inadı karşısında afallamıştı ancak sonra bir şeylerin garipliğini fark etti. Köpek üçüncü pususu esnasında kaçma girişiminde bulunmamıştı. Ve işte yine buradaydı ve yine kaçmıyordu. Üstelik pususu da yarım yamalak, göstermelik gibiydi. Ayrıca öncekilere kıyasla daha yavaş ve daha az öfkeli görünüyordu.

 

“Bunu kasten mi yapıyorsun?” diye sordu şok olan Bai Xiaochun.

 

İleri atılmaya hazır olan köpek bu soruyu işittiğinde donakaldı ve Bai Xiaochun’a bakmaya başladı. Havlamıyordu, dişlerini sıkmıyordu, saldırmıyordu. Orda öylece durup bakıyordu.

 

Bai Xiaochun’un yüzünde garip bir ifade belirdi. Köpeği hiçe sayarak ilerlemeye başladı. O hızlandıkça köpek de kendisini takip ediyordu, onur koruması istasyonuna kadar gelmişti.

 

Avluya girdiğindeyse kuyruğunu şiddetle sallamaya başladı ve… tamamen kendi iradesiyle doğruca Yaratık Doğumu Çiçeğinin içine atladı.

 

Bai Xiaochun şok içerisindeydi, ifadesi giderek garipleşiyordu. Bu sırada katkısını tamamlayan köpek çiçekten çıktıktan sonra ayrılmadı, doğruca içeriye atladı. Aynı şeyi defalarca yapmayı sürdürdü. Gece boyunca yedi-sekiz kez katkıda bulunmuştu.

 

“Bu... bu... çok fazla hayat özü soyu uyanış kanı! Kendini öldürmeye mi çalışıyorsun? Lanet olsun! Orda ne biçim bir fantezi yaşıyorsun sen?” En sonunda deliren köpeği kavradı ve kapıdan dışarı fırlattı. Aksaya aksaya yürüyen köpeği tehdit etmeye hazırlanan Bai Xiaochun’un kalbi yeni bir fikirle atmaya başladı ve hemen taktik değiştirdi.

 

“Beni anlayabildiğini biliyorum.” dedi. “İyi dinle. Buraya geri gelmek istiyorsan bana pusu kurmayı kes! Ayrıca bana o mavi gözlü siyah kediyi getir. Bunu yaparsan bir katkı daha sağlamana izin veririm!”

 

Köpek bir müddet baktıktan sonra arkasını dönerek uzaklara doğru koşmaya başladı.

 

Birkaç gün sonra dışarı çıkıp yeni yaratıklar getirmeye hazırlanan Bai Xiaochun, kapısının dışında tanıdık bir havlama işitti…  

 

#Valla bu köpek çiçeğin içerisinde nasıl bir fantezi yaşıyor ben de çok merak ediyorum doğrusu laughing
Bir de zaten turnuvada yaşadıkları ve sahipsiz kalışı yüzünden bu köpeğe çok üzülüyordum, şimdi bu bağımlı halini görmek de içimi bir tuhaf yapıyor. O zaman bakalım mavi gözlü kedi yakalanmış mı, okumaya devam!




Yorumlar


Giriş Yap

Duyurular

Popüler Seriler

Against The God
Against The God
Beğeni Sayısı: 1070

King of Gods
King of Gods
Beğeni Sayısı: 972

Tales of Demons & Gods
Tales of Demons & Gods
Beğeni Sayısı: 814

True Martial World
True Martial World
Beğeni Sayısı: 770

Emperor’s Domination
Emperor’s Domination
Beğeni Sayısı: 640

I Shall Seal The Heavens
I Shall Seal The Heavens
Beğeni Sayısı: 587

Martial God Asura
Martial God Asura
Beğeni Sayısı: 579

Coiling Dragon
Coiling Dragon
Beğeni Sayısı: 571

Swallowed Star
Swallowed Star
Beğeni Sayısı: 513

Heavenly Jewel Change
Heavenly Jewel Change
Beğeni Sayısı: 483

Popüler Orjinal Seriler

Kara Büyücü
Kara Büyücü
Beğeni Sayısı: 274

KAREN
KAREN
Beğeni Sayısı: 200

Altı Medeniyetin Dünyası
Altı Medeniyetin Dünyası
Beğeni Sayısı: 169

GÖKYÜZÜ İMPARATORU
GÖKYÜZÜ İMPARATORU
Beğeni Sayısı: 167

Yıldızlar Kralı
Yıldızlar Kralı
Beğeni Sayısı: 142

DİPTEN EN TEPEYE
DİPTEN EN TEPEYE
Beğeni Sayısı: 135

Lord Of The Demons
Lord Of The Demons
Beğeni Sayısı: 114

Acemi Ölümsüz
Acemi Ölümsüz
Beğeni Sayısı: 106

SAHİPKIRAN
SAHİPKIRAN
Beğeni Sayısı: 78

Mavi Elma
Mavi Elma
Beğeni Sayısı: 70

Site İstatistikleri

  • 11610 Üye Sayısı
  • 315 Seri Sayısı
  • 16409 Bölüm Sayısı


creator
manga tr