“Göklerin altında tek şeytan. Yeryüzünün üzerinde basit bir tavuk.. “ #Emperor’s Domination

A Will Eternal - Bölüm 107 : Ulu Yıldırım Detoksu Büyüsü


Çevirmen : Clumsy 

 

Kokulu Bulut Tepesine dönen Bai Xiaochun duygulanmaya başlamıştı. Hala çantasında bir sürü garip hap vardı ama hiçbirini denemeye cesaret edemiyordu. Tarikatın dağ yollarında yürürken rastladığı çıraklar ya garip bakışlar atıyor ya da gözlerini nefret ve öfke ile kısarak geçiyordu.

 

“Hayallerimi kovalamam neden bu kadar zor?” diye düşündü. “Tamamen benim suçum da sayılmaz. Bana araştırmalarıma odaklanmamı söyleyen Li Amcaydı...” İç çeke çeke ölümsüz mağarasına ulaştığında oturup boşluğa bakmaya başladı.

 

Bu yılın başlarında sık sık Li Qinghou’nun yanına giderek ilaç yapımıyla ilgili sorular yöneltmişti. Li Qinghou da genellikle bu sorular karşısında şaşırırdı. Bai Xiaochun’un ilaçların Daosuna yönelik derinliği sıradan simyacılar için alışılmadıktı.

 

Buna bir de Bai Xiaochun’un dikilitaşlardaki inanılmaz başarısı eklenince Li Qinghou bile beklentiyle dolmadan edemiyordu. Ancak herkes ilaçların Daosu konusunda farklı bir anlayışa sahip olurdu ve Li Qinghou da Bai Xiaochun’un sorularını yanıtlayamıyordu. Bunun yerine kendi testlerini yapması için cesaret veriyordu. İlaçların Daosunu ancak bu şekilde geliştirebilirdi. Eğer çoğunluğu takip ederse asla ilaçların Daosunda bir büyükusta olarak adını duyuramazdı. Ayrıca pek çok hap formülünün kökeni de nesillerdir süregelen deneylere dayanıyordu.

 

“Hayır. Düşlerim değişmedi. Li Amca söylediklerinde haklıydı. Yalnızca kendin elde ettiğin şeyler sana ait olur. İşler zorlaşsa bile pes etmeyeceğim!” Dişlerini sıkarak, ürettiği garip hapları test edemeyecek olsa bile kendisini İlaçların Daosuna vermesi gerektiği konusunda kararlılığa erişti.

 

“Kesinlikle inanılmaz bir usta simyacı olacağım!” Böylece derin bir nefes alarak kendisini ilaç yapımına adayacağı ilaç yapım atölyesine yöneldi.

 

Zaman hızla akıp geçti. Göz açıp kapayıncaya dek birkaç ay geride kalmıştı. Bai Xiaochun 3. kademe ruh ilaçlarında giderek daha özgüvenli ve yetenekli hale geliyordu. Problemleri peş peşe çözüyordu ve 3. kademe ilaçların çok da zor olmadığına karar vermesi çok sürmemişti.

 

Ancak... daha büyük bir problem oluşmak üzereydi.

 

En iyi çabalarına, giderek daha aşina ve daha becerikli olmasına rağmen başarı oranını yükseltmek çok zordu. Genel olarak on denemeden beşinde başarılı oluyordu. Diğer beşininse biri tanımlanamayan garip bir hap oluyordu, diğer dördü ise zehirli denilebilecek seviyede kirli.

 

Birazcık delirmeye başlamıştı. Bu zehirli haplar üzerinde ruh güçlendirme bile fayda etmiyordu. Yalnızca düşük seviyeli haplar ruh güçlendirme aracılığıyla yükselebiliyordu.

 

Ne kadar farkında olmasa da ilaç yapımına olan odaklanışı obsesif kompulsif bir seviyeye ulaşmıştı. Mükemmeliyete ulaşmadıkça içi rahat etmeyecekti.

 

“Kirlilikler! Onlardan nasıl kurtulacağım!?” Tamamen kan çanağına dönmüş gözleriyle önünde biriken hap yığınına bakıyordu. Ve bir müddet düşündükten sonra gidip Li Qinghou’ya danışmaya karar verdi. Ama Li Qinghou’nun kendin gözlem ve deney yapmalısın şeklindeki cesaretlendirişini hatırlayınca dişlerini sıktı ve bu problemi çözme konusunda daha da çılgın bir kararlılığa erişti.

 

Günler geçip gitti. Eninde sonunda insanlar Bai Xiaochun’un yeniden sessizleşmiş olduğuna kanaat getirmeye başladı. Hiçbir yer patlamıyor, ortalıkta tuhaf hayvanlar dolaşmıyordu. Her şey sakindi, tabii bazı insanlar bu sessizliği alışılması zor buluyordu.

 

Ne yazık ki her güzel şeyin bir sonu vardı... Bai Xiaochun bir ay sonra, gecenin karanlığında darmadağın saçlarla hap fırınının önünde oturup alevleri kontrol etmek için delice bir çaba sarf ediyordu. Bir yandan da fırınına yeni tıbbi bitkiler atıyor, gözleri gittikçe ciddileşip kanlanıyordu.

 

“İşte bu. Neredeyse tamam. Bu kez kesinlikle tüm problemleri çözeceğim. İşte buna yaratıcılık derim! Gök gürültüsü tanrı sarmaşığı, paratoner çiçeği, soluk ağaç gülü ve yin yang deve dikeni ekledim, yeni bir teknik icat ettim. Bu kesinlikle kirlilikleri arındıracaktır. Kesin işe yarayacak. Bu Bai Xiaochun’un tek ve biricik... Ulu Yıldırım Detoksu Büyüsü olacak!” Heyecanı artarken hap fırını da titreşmeye, tıbbi bir aroma yaymaya başlamıştı. Kokulu Bulut Tepesinde ayın yükseklerde yerini aldığı bulutsuz bir gece yaşanmaktaydı.

 

Ansızın bir bulut katmanı belirdi ve Kokulu Bulut Tepesine bir yıldırım alçalmaya başladı. Bai Xiaochun’un mağarasına inen yıldırım, mağaranın büyü formasyonunu titretti ve şimşeklerin bir kısmı formasyonu delerek doğruca hap fırınının içerisine ulaştı.

 

İçeride titreşen şimşeklere Bai Xiaochun’un vahşi kahkahaları eşlik etmekteydi. Yıldırım ortadan kalktığında heyecanlı bir şekilde fırınına koşturdu.

 

Ne yazık ki geride yalnızca biraz is, biraz da duman kalmıştı.

 

“Çok fazla paratoner çiçeği koymuşum!” diye düşünerek çılgın bir bilim adamı edasıyla karman çorman saçlarını çekiştirdi. Sonra da yeni tıbbi bitkiler çıkartarak malzemeleri hazırlamaya başladı.

 

Kokulu Bulut Tepesindeki pek çok kişi yıldırımı görmüş ve özellikle Bai Xiaochun’un ölümsüz mağarasına indiğini fark etmişti.

 

“Ee... Tanrı bile Bai Xiaochun’dan sıkıldı galiba?”

 

“Öyle olsa gerek. Cennetlerin gözleri var sonuçta! Yıldırım bu işe bir son vermek için gönderilmiş olmalı...”

 

İnsanlar olup bitenler hakkında türlü türlü fikirler üretiyordu ve Bai Xiaochun’un talihsizliği pek çok kişiye bayram havası katmıştı.

 

“Tepe Lordu Li bile ilaç yaparken gök gürültüsü ve yıldırımı çekemez. Efsanelere göre sadece 7. kademe ve üzerindeki ruh ilaçları Yıldırım Musibetini çekebilirmiş. Bai Xiaochun ne yapıyor ki?”

 

Üç gün sonra, öğle vakti Bai Xiaochun’un mağarasından kahkahalar yükseldi. Hap fırınına bakan Bai Xiaochun iki elli bir büyü hareketi gerçekleştirdi. Ruhsal gücünü çıkarttı ve toprak alevini coşturdu. Sonra da bir kükreme eşliğinde iki elini de fırının yüzeyine çarptırdı.

 

“Ulu Yıldırım Detoksu Büyüsü!”

 

Hap fırını gümbürderken Kokulu Bulut Tepesinin üzerinde bulutlar toplanmaya başladı, bunu Bai Xiaochun’un mağarasına inen bir yıldırım takip etti.

 

Bu kez şok edici manzaraya tanık olan çırak sayısı daha da fazla olmuştu. Yıldırım, sağır edici bir gök gürültüsü ile birlikte doğruca ölümsüz mağarasına ulaşmıştı.

 

Bai Xiaochun ise heyecanlı bir şekilde hap fırınını inceliyordu. Ancak içerisinde hap yoktu, yalnızca biraz tıbbi çökelti ve biraz da duman mevcuttu. Biraz kokladıktan sonra başının döndüğünü ve görüşünün bulanıklaştığını fark etti. Birkaç adım geriledikten sonra da ağzının kenarından hafif köpükler çıktığını hissetti.

 

“Çok fazla gök gürültüsü tanrı sarmaşığı...” diye mırıldandı. Sonra da bilinçsizce yere yığıldı. Üç gün sonra uyandı ve yüzünü temizleyerek birkaç tıbbi hap tüketti. Biraz toparlandıktan sonra da ilaç yapımına geri döndü.

 

Sonraki günlerde Kokulu Bulut Tepesi gök gürültüleriyle inlemeyi sürdürdü. Bai Xiaochun’un ölümsüz mağarasına düşen yıldırımların sıklığını görmek çırakların nutkunun tutulmasına yol açıyordu. Kıdemliler bile şoktaydı.

 

Artık gerçekten... Bai Xiaochun’un eninde sonunda ölebileceğinden korkuyorlardı.  

 

Bai Xiaochun ölümden deli gibi korksa da ilaç yapımına olan arzusuna o kadar kapılmıştı ki ölüm konusunu tamamen unutmuştu. Kendisini tamamen ilaçların Daosuna adamıştı, üzerinde çalıştığı formülü ikide bir düzenliyor, Ulu Yıldırım Detoksu Büyüsünü mükemmelleştirmeye çalışıyordu.

 

“Ulu Yıldırım Detoksu Büyüsü!”

 

BOOM!

 

“Lanet olsun! Ulu Yıldırım Detoksu Büyüsü!”

 

BOOM!

 

Artık mağaranın defansif büyü formasyonları tamamen faydasız hale gelmişti ve herkes Bai Xiaochun’un ciğeri elverdiğince bağırışını işitebiliyordu. Yavaş yavaş bu gök gürültüleri ve yıldırımların Bai Xiaochun’un ruh ilaçlarını arındırmak için denediği bir metodun sonuçları olduğu haberi her yere yayılmaya başlamıştı.

 

Bu bir hayli kıdemlinin dikkatini çekmiş, daha yakından gözlemlemelerine yol açmıştı. Yıldırımlar düzenli olarak düşüyor olsa da garip bir şekilde hiç kimse müdahale etmiyordu.

 

Li Qinghou bile Bai Xiaochun’un bu yaratıcı girişimini onaylamış, sık sık gözlemlemeye başlamıştı.

 

Ne yazık ki... iyi şeyler sonsuza dek sürmezdi. Ve Bai Xiaochun yüz küsür kez denemesine rağmen mükemmel malzeme oranını bulamamıştı. Artık yeni tıbbi bitkiler eklemeye, bazılarının etkili olacağını ummaya başlamıştı. Bir gece bir kükreme çıkarttı ve gökyüzünde yıldırımlar dans etmeye başladı. Bu kez bir değil, on yıldırım çağırmıştı.

 

Garip bir şekilde yalnızca bir tanesi Bai Xiaochun’un mağarasına ulaştı. Kalanlarsa Kokulu Bulut Tepesinin farklı noktalarına düştü.

 

BOOOOOOOOOMMM!

 

Düşen yıldırım sayısı hesaba katıldığında dağın her yerini saran acınası çığlıklar pek şaşırtıcı olmasa gerekti. Kokulu Bulut Tepesi bir kez daha kargaşaya sürüklenmişti. Zhou Xinqi’nin ölümsüz mağarası da yıldırımdan nasibini almış, neyse ki büyü formasyonu sayesinde zarardan kurtulmuştu. Zhou Xinqi öfkeli bakışlarını Bai Xiaochun’un mağarasına doğru çevirdi ve sesli bir şekilde küfür etmemek için kendisini zor tuttu.

 

Li Qinghou ve Kokulu Bulut Tepesi kıdemlileri ise çırakları yatıştırmaya başlamıştı; sonuçta Bai Xiaochun’un kendisini ilaçların Daosuna adayışını takdir etmemek ellerinde değildi.

 

Ama... Bai Xiaochun gerçekten çıldırmıştı. İki saat sonra gökyüzü yine bulutlarla doldu ve bu kez Kokulu Bulut Tepesine yaklaşık yüz yıldırım düştü.

 

Her yer patlama sesleriyle sarılmış ve başını göğe kaldırıp iliklerine kadar şaşıran çırak sayısı daha da artmıştı. İnsanlar konutlarına koşuyor, dışarıya adım atmaya korkuyordu. Bu kez Li Qinghou ve kıdemlilerin de nutku tutulmuştu.

 

Yaklaşık yüz yıldırımın Kokulu Bulut Tepesinin farklı alanlarına düşüşü gerçekten şok edici bir manzaraydı. Tabii Zhou Xinqi’nin ölümsüz mağarası Bai Xiaochun’un çok yakınında olduğu için bu yıldırımların 6-7 tanesini üzerine çekmişti. Bütün mağara yoğun bir şekilde titremiş, koruyucu büyü formasyonu da görünür şekilde bozulmuştu.

 

Ancak işler sona ermiş değildi. Yarım tütsülük süre sonrasında herkes bir kez daha kaosla tanıştı, gökyüzü yeni bulutlarla doldu. Ve bu kez yüzlerce yıldırımın oluştuğu görüldü.

 

Kokulu Bulut Tepesine inen yıldırımlar tüm ölümsüz mağaralarını titretmiş, pek çok yeri fena halde hırpalamıştı. Bai Xiaochun’un mağarası ise yıkılmak üzereydi.

 

Daha da şok edici olansa... Zhou Xinqi’nin mağarasına ellinin üzerinde yıldırım inişiydi. Cennetsel bir musibet gibi peş peşe inen yıldırımlar, Zhou Xinqi kendisini dışarı atarken mağarayı yıkıp geçmişti.

 

Zhou Xinqi solgun yüzüyle oradan uzaklaştı. Ve bir zamanlar mağarası olan düzleşmiş yığına bakarak çığlık attı: “Bai Xiaochun!!”

 

Benzer kaderlerle karşılaşan birkaç İç Kesim çırağı daha olmuştu. Onların da mağaraları yıkılmıştı ve hepsi Bai Xiaochun’un mağarasının önüne gelmiş, ne olursa olsun bu işin hesabını soracaklarına yemin etmişti…  Ancak bu sırada eskisinden de kalın bulutlar belirmiş, yoğun baskıları aşağıdaki her şeyi etkilemeye başlamıştı. Zhou Xinqi’nin kalbi deliler gibi atmaya başladı ve yüzü düştü. Bai Xiaochun’u dövmeye gelen diğer çıraklar da nefes nefeseydi, bariz şekilde titriyordu.

 

Menekşe Kazanı Tepesi ve Yeşil Sorguç Tepesi lordları bile bulutları fark ederek şaşırmıştı. Tarikat Lideri Zheng Yuandong’un kafatası da gördüğü manzara karşısında uyuşmaya başlamıştı.

 

Şok edici bir şekilde, bulutların arasından binin üzerinde yıldırım çıkıyordu!!

 

“B-bu... Kokulu Bulut Tepesini yok edecek!!”

 

“Bai Xiaochun!!”

 

“Cennetler! Ne yapıyor o orada? İnanamıyorum... Bu kadar çok yıldırım olduğuna inanamıyorum!!”

 

“Saldırı altındayız! Saldırı altındayız!!” Kokulu Bulut Tepesinin her yerinde sayısız alarm ve şok çığlıkları yükseliyordu.

 

İç Kesim de Dış Kesim de yoğun bir korkuyla titriyordu.

 

Her şeyi mahveden Bai Xiaochun ise olan bitenin farkında dahi değildi. Kanlı gözleriyle hap fırınına bakıyor ve onu iki eliyle tokatlıyordu.

 

“Ulu Yıldırım Detoksu Büyüsü!”

 

BOOM!

 

#Şu çocuğu kendi haline bırakmayın ya, vallahi sonunda tüm tarikatı yok edecek laughing
Kahramanımız bu sefer de ürettiği hapların kirliliğini azaltma meselesine kafayı taktı. Çektiği yıldırımlarla mağarasını yıktığı ve ödünü koparttığı kişilerinse farkında değil gibi görünüyor.
Bakalım bu işin sonu nereye varacak, okumaya devam!




Yorumlar


Giriş Yap

Duyurular

Popüler Seriler

Against The God
Against The God
Beğeni Sayısı: 1149

King of Gods
King of Gods
Beğeni Sayısı: 1028

Tales of Demons & Gods
Tales of Demons & Gods
Beğeni Sayısı: 841

True Martial World
True Martial World
Beğeni Sayısı: 791

Emperor’s Domination
Emperor’s Domination
Beğeni Sayısı: 674

I Shall Seal The Heavens
I Shall Seal The Heavens
Beğeni Sayısı: 623

Martial God Asura
Martial God Asura
Beğeni Sayısı: 618

Coiling Dragon
Coiling Dragon
Beğeni Sayısı: 586

Swallowed Star
Swallowed Star
Beğeni Sayısı: 531

Terror Infinite
Terror Infinite
Beğeni Sayısı: 507

Popüler Orjinal Seriler

Kara Büyücü
Kara Büyücü
Beğeni Sayısı: 310

KAREN
KAREN
Beğeni Sayısı: 202

Altı Medeniyetin Dünyası
Altı Medeniyetin Dünyası
Beğeni Sayısı: 182

GÖKYÜZÜ İMPARATORU
GÖKYÜZÜ İMPARATORU
Beğeni Sayısı: 168

Yıldızlar Kralı
Yıldızlar Kralı
Beğeni Sayısı: 142

DİPTEN EN TEPEYE
DİPTEN EN TEPEYE
Beğeni Sayısı: 135

Lord Of The Demons
Lord Of The Demons
Beğeni Sayısı: 114

Acemi Ölümsüz
Acemi Ölümsüz
Beğeni Sayısı: 111

SAHİPKIRAN
SAHİPKIRAN
Beğeni Sayısı: 87

Mavi Elma
Mavi Elma
Beğeni Sayısı: 70

Site İstatistikleri

  • 13263 Üye Sayısı
  • 394 Seri Sayısı
  • 18119 Bölüm Sayısı


creator
manga tr