Beni öldürmek istemiyor musunuz? İşte buradayım! Beni öldürmeniz için tam burada duruyorum! Bana ufacık bir çizik bile atabilirseniz, hepinizi yetenekli sayacağım. #Qin Yun - S.T.F.S.P.

A Will Eternal - Bölüm 103 : Tarikata Hizmet Etmek İstiyorum!


Çevirmen : Clumsy 

 

Vahşi Ot Dağlarındaki Ruh Akımı Tarikatı çırağı sayısı fazla değildi, yalnızca birkaç düzineydi. Alandaki Kuruluş Kadrosu seviyesi yaratıkların sayısı da son derece azdı, yine de İç Kesim çırakları için bile birtakım tehditler söz konusuydu.

 

Yalnızca kendisini çok güçlü gören kişiler bu dağlara gitmeyi tercih ederdi.

 

Bai Xiaochun’un uyarı çığlıklarını işiten çırakların bir kısmı karşılık vermiş ve tavsiyesine uyarak hediyesini alıp gitmişti. Ama bağırışlarını yardım çığlığı sanarak kibirli bir şekilde duymazdan gelen inatçılar da olmuştu. Hatta çığlığın sahibi öldükten sonra çantasını çalarım diye düşünenler bile vardı.

 

Bu kişiler meseleyi fazla düşünmeden işine dönüyordu. Tabii çevrelerindeki yaratıkların garipleştiğini fark etmeleri de pek vakit almıyordu.

 

Shangguan Tianyou da Vahşi Ot Dağlarındaydı ve Bai Xiaochun’un sesini duyarak onu duymazdan gelmeyi seçmişti. Bai Xiaochun’la aynı görevi almıştı, bu yüzden Hayat Hırsızı aramaktaydı. Ama şu anda karşısındaki manzaraya şaşırmakla meşguldü. Çünkü altıncı seviye Qi Yoğunlaşmadaki bir ayı, sarıldığı bir ağaca neşe içerisinde toslayıp duruyordu…  

 

Bu gördüğü ilk tuhaflık da değildi. Kendisini pusuya düşürmeye çalışan bir tavşana da rastlamış ve bu durumun tanıdıklığını fark edince kafatası uyuşmaya başlamıştı.

 

“Yolunda gitmeyen bir şeyler var. Vahşi Ot Dağlarında ne değişti ki?!” Ve sonunda Bai Xiaochun’un Afrodizyak Hapını hatırlamıştı.

 

Bu sırada Bai Xiaochun otuzun üzerinde Hayat Hırsızı özü toplamıştı ve Afrodizyak Hapı operasyonuna devam ediyordu. Yaklaşık yarım ay sonra da v şekilli bir vadide güçlü bir rüzgârın varlığını keşfederek keyiflenmişti…  

 

Bu vadi rüzgârı kendine çekiyor ve Vahşi Ot Dağlarının büyük kısmına iletiyordu. Bai Xiaochun’un hesaplamalarına göre vadideki rüzgâr, üç gün içerisinde Vahşi Ot Dağlarının yarısını doldurabilirdi. Rüzgâr öyle yoğundu ki Bai Xiaochun bile bir nefeslik sürenin sonunda dengesini yitirmişti. O anda buraya bağlandığını, kaderinin burası olduğunu hissetti. 

 

Saçları savrulurken rüzgarın estiği noktaya bakarak şöyle dedi: “Burası hapımı dağlara yaymak için en iyi yer!! Dağda başka bir yoldaş çırak da kalmamış olmalı. Kalbimin içeriğini güvenle hasat edebileceğim!” Bai Xiaochun çok heyecanlanmaya başlamıştı. Yoldaşlarının başına bir şey gelmeyeceğinden emin olmak için on öz harcamıştı ama hiç pişman değildi. Daha fazlasını toplayacağına emindi. Erdem puanlarının akışını gözlerinde canlandırabiliyordu.

 

Derin bir nefes alarak elinde kalan tüm Afrodizyak Haplarını ezdi ve rüzgâr, toz haline gelmiş hapı hızlıca Vahşi Ot Dağlarına dağıtmaya başladı.

 

Bai Xiaochun da yakındaki bir dağın zirvesine yerleşerek altındaki ormanı kahramanca hislerle seyretti.

 

“Ben, Bai Xiaochun, Vahşi Ot Dağları için dur durak bilmeden çalıştım. Gelecek yıllarda kaç yaratık doğacak kim bilir… Ne mükemmel ve takdire şayan bir hizmet ama.”

 

Duygusal bir şekilde iç çekerek ormanda yükselmeye başlayan sesleri dinledi. Havlamaların ve kükremelerin sesi giderek yoğunlaşıyor, havayı teslim alıyordu. Bir gün içerisinde Vahşi Ot Dağlarının yüzde yirmisi kaplanmıştı… Kükremeler şok edici bir seviyedeydi. Üçüncü günün sonunda… Vahşi Ot Dağlarının yarısı delirmişti!

 

Bai Xiaochun ise bu süreçte etrafta uçmuş ve Feromon Haplarıyla yakınlardaki yaratıkları çekmeye başlamıştı. Tabii bir yandan da Hayat Hırsızı Özü topluyordu.

 

Her konuda keyifliydi. Hem bir sürü öz toplamıştı hem de Vahşi Ot Dağlarındaki yaratıklara mutluluk dağıtmıştı. Bu kadar hayvanın birbirinin üzerine atıldığını gördükçe çevreye ne kadar da yarar sağladım diye düşünmeden edemiyordu.

 

“Ne kadar iyi bir insanım.” diye düşündü kendi kendine. “Bu dağların yaratıkları ileride bana kesinlikle teşekkür edecek.” Ve bu düşünceyle Feromon Haplarını dağıtmaya devam etti.

 

Tabii ki onun bağırışlarını hiçe sayarak dağda kalmaya devam eden çıraklar olmuştu. Ve şu anda gözleri, delirmiş hayvanların karşısında olabildiğince açılmıştı. Hayvanların mütemadiyen birbirinin üzerine binişi… çırakları soluksuz bırakıyordu.

 

“Ne... neler oluyor!?”

 

“Neden... bu sahne neden bu kadar tanıdık geliyor...” Şok olan çırakların hepsi dehşet içerisinde kaçmaya başlamıştı.

 

“Bai Xiaochun!!” Shangguan Tianyou da yakınındaki yaratıkları öldürerek kaçmayı denemekteydi. Beihan Lie’nin yaşadıklarını anımsadıkça istemsizce titriyordu.

 

Ne yazık ki Vahşi Ot Dağlarının derinliklerindeki çırakların kaçması pek de kolay bir iş değildi. Özellikle de her tarafları delirmiş yaratıklarla kaplıyken…

 

Bai Xiaochun ise Feromon Hapı yayma görevini mutlulukla sürdürüyordu. Çok sayıda yaratık çekmiş ve bir sürü Hayat Hırsızı özü toplamıştı. Yarım ay sonra Vahşi Ot Dağlarını terk ettiğinde çantasında iki yüz adet öz vardı.  

 

Artık halinden tamamen memnun bir şekilde tarikata dönme zamanıydı.

 

O gittikten birkaç gün sonra Shangguan Tianyou ve diğer mahsur çıraklar da ortaya çıkmıştı. Hepsinin yüzleri solgun ve acıklıydı, saçları darmadağındı. Yüzlerinde boş ifadeler mevcuttu, halleri hiç iyi değildi. Kurtulabildiklerinde başlarını geriye atarak acı çığlıklar atmışlardı.  

 

O dağlarda tam olarak ne olduğu ise… onlar için tam bir gizemdi.

 

Tarikata dönen Bai Xiaochun, doğruca Görev Ofisine uğradı. İki yüz Hayat Hırsızı özüyle döndüğünü görmek çevredeki çırakların gözlerinin yuvalarından çıkma aşamasına gelmesine yol açmıştı. Tüm çıraklar önce kuşkulu bir şekilde özleri inceliyor, sonra da şok içinde Bai Xiaochun’a dönüyordu.

 

Hayat Hırsızı özü toplama görevi yıllardır sık sık piyasaya çıkardı. Ancak bir çırağın on öz toplaması genellikle bir yılı bulurdu.

 

Ama Bai Xiaochun, birkaç ay içerisinde akıl almaz bir miktarla dönmüştü.

 

“Kesinlikle Tarikat Liderinin Küçük Kardeşi olmayı, Prestij Çırağı unvanını ve Seçilmiş mücadelesinde ilk sıraya oturmayı hak ediyor...” Diğer İç Kesim çırakları Bai Xiaochun’a kıskanç bakışlar atıyordu. Çünkü Bai Xiaochun bu görevden tam 200,000 erdem puanı kazanmıştı. Ne kadar ifadesini sabit tutmaya çalışsa da kendisine duyduğu gururu gizlemesi imkânsızdı.

 

Bu mesele tüm güney yakayı sarsmıştı. Tek seferde 200,000 erdem puanı toplandığı haberini alanlar duyduklarına inanamıyordu. Ama kısa bir süre içerisinde bu haberleri Vahşi Ot Dağlarında kalan çırakların anlattıkları takip etmiş ve güney yakanın üç tepesi de yeni haberlerle kaynamaya başlamıştı.

 

“Ne canavar ama!!”

 

“Deli! Vahşi Ot Dağlarının yarısını Afrodizyak Hapıyla kaplamış!!”

 

“Artık uzunca bir süre oraya gidemeyiz...”

 

Bu tartışmalar alevlenirken Shangguan Tianyou ve diğer perişan üyeler de durum hakkında bilgilenmişti. Shangguan Tianyou olanların sebebinin Bai Xiaochun olduğunu daha önceden fark etmiş, haliyle bu bilgi onu pek sarsmamıştı. Ama diğer çıraklar avazları çıktığınca bağırarak tepki vermişti. Yine de Bai Xiaochun konusunda yapabilecekleri bir şey yoktu. Sonuçta... onları defalarca uyarmıştı ve onu duymazdan gelmek kendi seçimleriydi. Son pişmanlık fayda etmezdi; basit bir yanıt vermiş olsaydılar bu trajik kaderden kurtulmuş olabilirlerdi.

 

Bai Xiaochun ise sonuçlardan bir hayli memnundu. Sonraki günlerde sık sık Görev Ofisine uğrayarak yaratıklardan bir şeyler toplama tarzı görevler seçmeye başlamıştı.

 

Buna bağımlı olmuş gibiydi. Her görevden sonra yeni haplar yaratıyor ve tekrar piyasaya çıkıyordu… Her seferinde daha çok çırağı delirtiyordu ve bu çırakların görevde olup olmadığının önemi yoktu. Çünkü Bai Xiaochun’un gittiği yer, belli bir süre boyunca kaçınılması gereken bir alan haline geliyordu.

 

Fazla tehlikeliydi…

 

Bulut Tepesi Dağları, Buzlu Orman Dağları, Parlak Zirve Dağları, Son Doğu Dağları…

 

Bai Xiaochun tam bir yıl boyunca görev tamamlama manyağına dönüşmüş ve yaratık içeren tüm görevleri silip süpürmüştü. Her seferinde Görev Ofisini sarsacak sonuçlarla dönüyor ve bu süreçte sayısız İç Kesim çırağını delirtiyordu.

 

En sonunda Kokulu Bulut Tepesinin yaratık bağlantılı tüm görevlerini tüketmiş ve Yeşil Sorguç Tepesiyle Menekşe Kazanı Tepesine geçmişti. Sonra onların da kökünü kurutarak tüm çıraklara gerçek bir görev manyağının neye benzediğini gösterdi.

 

Artık güney yakanın İç Kesim çırakları tam bir umutsuzluğa sürüklenmişti. Yakınlardaki hiçbir dağ güvenilir değildi; içleri, cinsel iştahları fazlasıyla açık yaratıklarla dolup taşıyordu…  

 

Başka bir seçeneği kalmayan İç Kesim çırakları, üç tepenin dahil olduğu bir dilekçe imzalayarak Bai Xiaochun’un görev hizmetinden muaf tutulmasını talep etti…  

 

Li Qinghou ise bu olaya dahil olmak istemiyordu; sonuçta Bai Xiaochun’un tarikata hizmet etmek için hevesli olması nadir görülen bir olaydı. Ama mesele tarikat lideri için büyük bir baş ağrısına dönüşmüştü. Aslında Bai Xiaochun tarikata katıldığından beri başı bayağı sık ağrır olmuştu. Onun adını her işittiğinde istemsizce iç çekiyordu.

 

“Çalışmadığı zamanlarda işler daha iyi gibiydi. Ciddileştiği anda... gerçekten... ai, Bai Xiaochun hangi görevi seçerse seçsin bir faciaya yol açıyor!

 

“İlaç yapmaya çalışmak istemiyor muydu? Gidip ilaç yapsın o zaman! İşler sakin olduğu sürece tarikat ona erdem puanı verir...”

 

Dilekçedeki imza sayısı birkaç yüz bini geçtiğinde tarikat lideri dişlerini sıkarak Li Qinghou’yla konuşmak zorunda kaldı. Ve en sonunda Bai Xiaochun’u on yıl boyunca görev servisinden muaf tutma kararı alındı.

 

Tarikat tarihinde görev yapmasına gerek olmadan büyük oranda erdem puanı kazanacak ilk çırak Bai Xiaochun olacaktı.

 

Ama Bai Xiaochun bu durumdan pek hoşnut değildi. Tam yeni bir görev ararken bildirisini almış ve donakalmıştı.

 

“Bu ne ya?” diye bağırdı. “Ben tarikata hizmet etmek istiyorum! Çok çalışmak istiyorum! Saçmalık bu!” Görev Ofisi çalışanlarının ciddi bakışları altında bu sözleri sarf ettikten sonra iç çekti ve çenesini kaldırarak kollarını sıvadı.

 

“Parmağımı tek şaklatışımla, Ben, Bai Xiaochun, Görev Ofisini… küle çevirdim.” dedi ve kafasını sallayarak iç çekti. Sonra da fazlasıyla yalnız görünerek yollara düştü.

 

#Yine en sevdiğim cümleyle kapanışı yaptık, görev ofisi de küle çevrildi laughing
Bizim bu çocuğun kaş yapayım derken göz çıkarmasına, gittiği her yeri istemsizce kaosa sürüklemesine bayılıyorum. Hadi okumaya devam!




Yorumlar


Giriş Yap

Duyurular

Popüler Seriler

Against The God
Against The God
Beğeni Sayısı: 1069

King of Gods
King of Gods
Beğeni Sayısı: 972

Tales of Demons & Gods
Tales of Demons & Gods
Beğeni Sayısı: 814

True Martial World
True Martial World
Beğeni Sayısı: 770

Emperor’s Domination
Emperor’s Domination
Beğeni Sayısı: 640

I Shall Seal The Heavens
I Shall Seal The Heavens
Beğeni Sayısı: 587

Martial God Asura
Martial God Asura
Beğeni Sayısı: 579

Coiling Dragon
Coiling Dragon
Beğeni Sayısı: 571

Swallowed Star
Swallowed Star
Beğeni Sayısı: 513

Heavenly Jewel Change
Heavenly Jewel Change
Beğeni Sayısı: 483

Popüler Orjinal Seriler

Kara Büyücü
Kara Büyücü
Beğeni Sayısı: 274

KAREN
KAREN
Beğeni Sayısı: 200

Altı Medeniyetin Dünyası
Altı Medeniyetin Dünyası
Beğeni Sayısı: 169

GÖKYÜZÜ İMPARATORU
GÖKYÜZÜ İMPARATORU
Beğeni Sayısı: 167

Yıldızlar Kralı
Yıldızlar Kralı
Beğeni Sayısı: 142

DİPTEN EN TEPEYE
DİPTEN EN TEPEYE
Beğeni Sayısı: 135

Lord Of The Demons
Lord Of The Demons
Beğeni Sayısı: 114

Acemi Ölümsüz
Acemi Ölümsüz
Beğeni Sayısı: 106

SAHİPKIRAN
SAHİPKIRAN
Beğeni Sayısı: 78

Mavi Elma
Mavi Elma
Beğeni Sayısı: 70

Site İstatistikleri

  • 11610 Üye Sayısı
  • 315 Seri Sayısı
  • 16409 Bölüm Sayısı


creator
manga tr