Lafla pilav pişerse deniz kadar yağı benden. #Atasözü

A Will Eternal - Bölüm 102 : Kimse Var Mı?


Çevirmen : Clumsy 

 

Aylar uçtu gitti. Bai Xiaochun, bu süreçte Kokulu Bulut Tepesi sınırlarında İç Kesime ayrılan kısımlara oldukça aşina hale geldi. Bir İç Kesim çırağı olmanın verdiği yenilik hissi de yavaşça azalmıştı.

 

Vaktinin çoğunu ölümsüz mağarasında yetişimle ya da ilaç yapımıyla harcıyordu. Bu süreçte bir hayli Afrodizyak Hapı yaratmıştı.

 

Mutluydu. Yetişim yapma amacı sonsuza dek yaşayabilmekti ve yetişimi yükseldikçe ömrü de uzuyordu.

 

Ana ilgi alanı ise ruh ilacı yapımıydı. Sonuçta sonsuza dek yaşamasına yardımcı olacak bir hap yapma hayali kuruyordu. Bu hayali gerçek kılmak için de düzenli olarak çalışması gerekiyordu. Ama durumun acımasız gerçekliğiyle yüzleşmesi çok sürmedi, çünkü birkaç ayın sonunda bitki stoğu sıfırlandı.

 

Seçilmiş mücadelesinde 10,000 ruh taşı kazanmış olabilirdi ama üçüncü kademe ilaçların malzemeleri tarikatın dışındaki pazarda satılmıyordu. Bunları yalnızca yetişimci klanı üyelerinden bulabiliyordu ve fiyatları da fazla uçuktu.

 

En iyi yöntem, erdem puanı biriktirerek tarikattan temin etmekti.

 

“Erdem puanı...” diye düşündü mağarasında kaşlarını çatarak. En çok eksikliğini çektiği şey erdem puanıydı. Bir müddet tereddüt ettikten sonra da ölümsüz mağarasından çıkarak İç Kesim çırakları için ayarlanan Görev Taşına gitti.

 

Dış Kesimdeki Görev Ofisi daima tıklım tıklım olurdu ama İç Kesim öyle değildi. İç Kesim çırakları daima çok meşguldü ve zamanları çok kıymetliydi. Haliyle bölgede yalnızca birkaç kişi mevcuttu. Bai Xiaochun da birkaç kişiye katılarak taşın önüne geçti ve görev seçmeye çalıştı.

 

“Bu çok tehlikeli!” diye mırıldandı. “Bu yeterince erdem puanı vermiyor! Uzun vadeli görev istemiyorum...”

 

Eninde sonunda tarikat kıdemlilerinden birinin verdiği görevi fark etti, amaç Hayat Hırsızı Özü bulmaktı. Her öz için 1,000 erdem puanı ödül verilecekti.

 

Görev tanımında Hayat Hırsızının bol bulunduğu bir yer de gösterilmişti. Burası Ruh Akımı Tarikatına yakın mesafedeki Vahşi Ot Dağlarıydı. Kendi kendine mırıldanarak düşünen Bai Xiaochun, ruh yaratıklarının dördüncü kısmındaki Hayat Hırsızı tanımını anımsadı. Hayat Hırsızları vahşi yaratıklar değildi, mucizevi bir asalak yaşam formundan ibaretlerdi.   

 

Kendilerine yerleşecek bir vahşi yaratık bulup onun üzerinde ikinci bir kafa yaratıyorlardı. İkinci kafa tamamen belirginleştiğinde de yaratık ölüyor, olgunlaşan Hayat Hırsızı ise bir Dokuz Gün İspinozuna dönüşüyordu.

 

Bu asalaklık evresinde belli ilaç tipleri için aşırı faydalı bir malzeme sağlıyorlardı. Ancak olgunlaşarak ikinci kafadan çıkıp Dokuz Gün İspinozuna dönüştükleri anda tamamen faydasız bir hal alıyorlardı. Üstelik Dokuz Gün İspinozları da yalnızca dokuz gün yaşıyor ve sonunda ölerek yeni bir Hayat Hırsızı meydana getiriyordu. Bu Hayat Hırsızı da başka bir ev sahibi seçerek süreci yeniden başlatıyordu.

 

Bir çeşit reenkarnasyon döngüsü gibiydi...

 

Hayat Hırsızları çok nadir görülürdü ve bir şekilde sonsuza dek reenkarne olarak yaşayıp giderlerdi.

 

Bai Xiaochun, bunu ilk okuduğunda ne kadar etkilendiğini hala net bir şekilde hatırlayabiliyordu.

 

“Bu görevin zor kısmı Hayat Hırsızı bulmak. Vahşi Ot Dağları çok büyük. Onları tek tek bulmaya çalışmak çok sinir bozucu olacaktır. Bu şekilde erdem puanı toplamak tam bir zaman kaybı.”

 

Vahşi Ot Dağları hakkında biraz daha araştırma yaptıktan sonra, oradaki yaratıkların çoğunun Kuruluş Kadrosu seviyesinin altında olduğunu öğrendi.

 

Ve en sonunda görevi kabul etti. Ancak hemen tarikattan ayrılmadı. İlk önce mağarasına dönerek birkaç hazırlık yaptı, sonra da Altın Karga Kılıcına atlayarak yola düştü.

 

Vahşi Ot Dağlarıyla Ruh Akımı Tarikatı arasındaki mesafe fazla değildi. Altın Karga Kılıcının hızı sayesinde yolculuk yalnızca bir gün sürerdi. Ne yazık ki şu anki yetişimi uzun süreli uçuşlar için çok düşüktü ve dönüşümlü olarak biraz uçmak, biraz koşmak zorundaydı. Bu yüzden Vahşi Ot Dağlarına ulaşması dört gününü almıştı.

 

Her yanı yeşilliklerle kaplı dağların görkemli manzarasıyla karşı karşıyaydı. Sanki hiç bitmeyen bir ormanla sarılmıştı ve içlerinden sayısız kuşun ve yaratığın sesi yükseliyordu.

 

İlk hedefi Hayat Hırsızlarını aramaya başlamak olmadı, bunun yerine dağları gezdi ve ormanın iki ana kısmı arasındaki doğal bir vadiyi keşfetti. Sonra da oradaki uzun bir ağacın dallarına yerleşerek altındaki vadiyi izlemeye başladı.

 

“Normal arama metotlarıyla vakit kaybederim, işi yalnızca şansa bırakamam. Şansım yaver gitmezse bir ay boyunca hiç bulamayabilirim, hatta yaver gitse bile ancak bir tane bulabilirim.

 

“Artık ne kadar zeki olduğumu sergileme zamanım geldi.” Bu cümleler sonrasında çenesini kaldırarak belli bir yöne doğru fırladı.

 

Ertesi gün dağın tepesinde durmuş, rüzgârın yönünü hissediyordu. Ve tam bir Afrodizyak Hapı üretmek üzereyken aklına gelen düşünceyle ciğeri yettiğince bağırdı: “Orda kimse var mı?! Ruh Akımı Tarikatından kimse var mı?!” Sesi öyle tizdi ki yardım çığlığı atıyor gibiydi.

 

Belli bir mesafede, vahşi bir yaratıkla dövüşmekte olan bir figür mevcuttu. Bu, Ruh Akımı Tarikatının İç Kesim cüppesini giyen kibirli bir genç adamdı. Bai Xiaochun’un çığlığını duyduğunda küçümseyici bir ifadeye bürünmüştü.

 

“Kendini bir şey sanan düşük yetişimli bir çırak daha buraya gelmiş ve şimdi yardım çığlıkları atıyor. Gücünüz yoksa Vahşi Ot Dağlarına gelmeyin.” Bu kibirli tavrı takındı ve yardım etme girişiminde bulunmadı. Tarikat çıraklara takım çalışmasını aşılamaya çalışıyor olabilirdi ama bazı kişiler yabani olurdu ve bu konuda yapacak bir şey yoktu.

 

Birkaç kez bağıran ama cevap alamayan Bai Xiaochun biraz rahatlayarak Afrodizyak Hapını çıkarttı. Dakikalar sonra da küçük bir ses eşliğinde patlayan hap, toz hali alarak rüzgârla birlikte taşınmaya başladı.

 

Belli bir mesafedeki hayvanların yaptıkları işleri bırakıp tozun etkisiyle titremeye başlaması çok sürmemişti. Gözleri kanlanıyor, ciğerleri yettiğince bağırıyorlardı.

 

Kükreme seslerini işiten Bai Xiaochun da kanatlarını çıkartarak harekete geçmişti.

 

Az önceki kibirli çırak, dövüşmekte olduğu yaratığın titremeye başladığını fark etti. Gözleri kızaran ve bağırmaya başlayan yaratığın bir sonraki hamlesi ise çırağın üzerine çıkmaya çalışmak oldu. Ve fena halde korkan genç adam, tabanları yağladı.

 

Ne yazık ki ne yaparsa yapsın yaratık tarafından kovalanmaktan kurtulamıyordu. Yaratığın gözleri kıpkırmızıydı, delirmişe benziyordu. Şok olan genç adamın yardım çığlıkları atmaktan başka şansı kalmamıştı.

 

Ancak Bai Xiaochun onu duyamayacak kadar uzaklaşmıştı...

 

Bai Xiaochun altı saat sonunda başka bir tepeye çıktı, birkaç kez bağırıp yanıt alamayınca da yeni bir Afrodizyak Hapı fırlattı.

 

Bunu canavarların bağırışı takip etti.

 

Ve sonraki iki gün boyunca seçtiği vadinin etrafındaki tepeleri gezerek Afrodizyak Haplarını fırlatmayı sürdürdü. Böylece belli bir alan oluşturmuş, içerisini de delirmiş hayvanlarla doldurmuştu.

 

İşlerin kontrolünden çıkmak üzere olduğunu fark edince de seçmiş olduğu vadiye geri döndü. Gözleri parlayarak ve Altın Karga Kılıcını sallayarak ağaçlar arasında ufak bir yol açtı, sonra da Feromon Haplarını çıkartarak ezdi. Etrafı hoş bir aromanın sarması çok sürmemişti.

 

Bai Xiaochun, üzerine toz bulaşmaması için bir hayli dikkatli oldu, hatta ne olur ne olmaz diyerek kıyafetlerini de değiştirdi. Sonra da vadinin üzerine yükselerek açmış olduğu yolu gözlemeye başladı.

 

“Tamamdır sevgili yaratıklarım... acele edin.” dedi ve dört gözle beklerken mırıldanmaya başladı.

 

Zaman geçti. Feromon Hapının aroması Afrodizyak Hapından etkilenen yaratıkları daha da delirtmeye başladı. Son hızla, ciğerleri yettiğince bağırarak yaklaşan yaratık topluluğu, etrafı deprem oluyormuşçasına sarsıyordu.

 

Yaratıkların ilk dalgası yaklaştığında Bai Xiaochun’un da ilgisi kabardı. Bir grup garip yaratık açmış olduğu yola sapmış, bu kadar çok yaratığı gören Bai Xiaochun’un gözleri irice açılmıştı. Ama o şaşkın gözlerin parıldaması çok sürmedi. Akabinde sağ eliyle bir büyü hareketi gerçekleştirdi ve Altın Karga Kılıcını vahşi görünümlü bir kaplana gönderdi.

 

Kaplanın sırtında ikinci bir kafa çıkmaktaydı ve titreşen altın ışık, kaplanın sırtındaki kafayı patlatmıştı. Bai Xiaochun, fırlayan özü becerikli bir şekilde çantasıyla yakaladı ve altın ışığın bir sonraki hedefi ise iki kafalı farklı bir yaratık oldu.

 

Yaratıkların akını yaklaşık iki saat sürmüş ve vadi, mahvolmanın eşiğine gelmişti. Bai Xiaochun ise keyiften dört köşeydi. Kılıcı oradan oraya parlıyor, yaratıklar arasında geziyordu. Şimdiden on Hayalet Hırsızı özü olmuştu bile.

 

“Bai Xiaochun’un zekâsı yine rakipsiz!” Halinden oldukça memnun görünerek özlerini çantasına özenle yerleştirdi ve Vahşi Ot Dağlarının farklı bir kısmına doğru yola koyuldu.

 

O gittikten sonra ormanda genç bir erkek görüldü. Kıyafetleri paramparçaydı, çok üzgün bir hali vardı. Tir tir titriyor, yürümekte zorluk çekiyordu. Boş bakan gözleri Beihan Lie’nin gözlerini andırıyordu…

 

Yanaklarına yaşlar süzülürken kendi kendine mırıldanmaktaydı: “Vahşi Ot Dağlarında neler oluyor? Bu dünyada neler oluyor? Buradaki yaratıklar insanları yemiyor... Ben... Ben...”

 

Günler uçarcasına geçti ve Bai Xiaochun, fırlattığı Afrodizyak Haplarıyla Vahşi Ot Dağlarını tam bir kaosa sürükledi. Gittiği her yerde yaratıkları delirtiyordu. Tabii haplarını fırlatmadan önce yalnız olduğundan emin olmayı da ihmal etmiyordu.

 

Bazen çağrılarına yanıt verenler oluyordu ve bu gerçekleştiğinde onlara dikkatli bir şekilde planını anlatıyor, gitmelerini istiyor, karşılığında da bir Hayat Hırsızı özü hediye ediyordu. Tabii diğer çırakların uzak durması haberini yaymalarını da rica ediyordu. Zaten onu gören çırakların çoğu tarafından tanındığı için korkuyla titreyerek uzaklaşmaları fazla vakit almıyordu.

 

#Bu bölüm de iyilik yap iyilik bul senaryosunu ve tam tersini anlatmış oldu. Kendini beğenmiş davranan çıraklar ikinci Beihan Lie vakası olurken cevap veren iyi yürekliler ödülünü alarak usul usul uzaklaştı. 
Bakalım bizim kaplumbağa bu dağları ne kadar birbirine katacak, okumaya devam!




Yorumlar


Giriş Yap


Duyurular

Popüler Seriler

Against The God
Against The God
Beğeni Sayısı: 1318

King of Gods
King of Gods
Beğeni Sayısı: 1118

Tales of Demons & Gods
Tales of Demons & Gods
Beğeni Sayısı: 930

True Martial World
True Martial World
Beğeni Sayısı: 851

Emperor’s Domination
Emperor’s Domination
Beğeni Sayısı: 737

I Shall Seal The Heavens
I Shall Seal The Heavens
Beğeni Sayısı: 690

Martial God Asura
Martial God Asura
Beğeni Sayısı: 667

Coiling Dragon
Coiling Dragon
Beğeni Sayısı: 619

Swallowed Star
Swallowed Star
Beğeni Sayısı: 573

Heavenly Jewel Change
Heavenly Jewel Change
Beğeni Sayısı: 540

Popüler Orjinal Seriler

Kara Büyücü
Kara Büyücü
Beğeni Sayısı: 436

KAREN
KAREN
Beğeni Sayısı: 210

GÖKYÜZÜ İMPARATORU
GÖKYÜZÜ İMPARATORU
Beğeni Sayısı: 195

Yıldızlar Kralı
Yıldızlar Kralı
Beğeni Sayısı: 146

DİPTEN EN TEPEYE
DİPTEN EN TEPEYE
Beğeni Sayısı: 146

Acemi Ölümsüz
Acemi Ölümsüz
Beğeni Sayısı: 121

Lord Of The Demons
Lord Of The Demons
Beğeni Sayısı: 117

SAHİPKIRAN
SAHİPKIRAN
Beğeni Sayısı: 115

THEODEN
THEODEN
Beğeni Sayısı: 84

Ejderha İmparator
Ejderha İmparator
Beğeni Sayısı: 72

Site İstatistikleri

  • 17107 Üye Sayısı
  • 473 Seri Sayısı
  • 23026 Bölüm Sayısı


creator
manga tr