Lafla pilav pişerse deniz kadar yağı benden. #Atasözü

A Will Eternal - Bölüm 74 : Bai Xiaochun'muş!


Çevirmen :  Clumsy 

 

Yaşlı Zhou’nun sesi tüm Kokulu Bulut Tepesinde yankılandı. Bu kelimeleri duymak pek çok çırağın yüzünde enteresan ifadeler oluşturmuştu. Sonuçta olayların sarsmadığı hiç kimse yoktu…

 

Kokulu Bulut Tepesinin diğer yaşlı kıdemlileri de bu olayların şokundan nasibini almıştı. Erkek anka, Yaşlı Zhou’nun evcil hayvanlarından biriydi ve ona yaklaşmaya dahi gönüllü olan yoktu. Deliren yaratık kaza eseri zarar görürse Yaşlı Zhou’nun hoşnut kalmayacağı kesindi.

 

Daha da önemlisi... Kokulu Bulut Tepesinde kuş yetiştirmekten hoşlanan tek kişi Yaşlı Zhou’ydu ve bu onu ilgilendireceği için kimse müdahale etmek istemiyordu.  

 

Ruh kuyruklu tavuklara gelince... Li Qinghou uzaktaydı ve onun çırağı olan Zhou Xinqi’nin de bu konuda yapacak pek bir şeyi olduğu söylenemezdi. Erkek anka çok güçlü olduğu Zhou Xinqi’nin tek yapabildiği kızarmış bir yüzle onu uzaktan izlemekti.  

 

Olanları gören Yaşlı Zhou titremeyi kesemiyordu. Feryat eden ankayı ve ardında bıraktığı kuş kalıntılarını gördükçe ağlamak istiyor ama gözlerinden yaş gelmiyordu.

 

İlaçların Daosuna olan yeteneği sayesinde, tek bakışta kuşun bir çeşit ilaçtan etkilendiğini anlayabilmişti.

 

“Bundan sorumlu olan kişiyi kesinlikle bulacağım!!”

 

Bu esnada Bai Xiaochun, İlaç Yapım Tesisindeki atölyesindeydi. Dışarıdaki seslerin çoğunu duyamıyor olsa da Yaşlı Zhou’nun öfkeli kükreyişi kulaklarına ulaşmıştı ve haliyle tir tir titriyordu. Yüzündeyse çok yanlış anlaşıldığını anlatan bir ifade vardı…

 

Tek umudu bu meselenin kendisine uzanmaması, böylece Yaşlı Zhou’yla yüzleşmek zorunda kalmamasıydı… Kaşlarını çatarak o afrodizyak hapını nasıl ürettiğini aşama aşama anımsamaya ve nasıl daha etkilisini yapacağını düşünmeye başladı.

 

Birkaç günlük çalışma esnasında bir iki kez malzeme almak için dışarıya çıkmış ve daha nadir görülen malzemeler temin etmişti. Sonra da İlaç Yapım Tesisine dönerek ilaç yapma işine girişmişti.

 

Çok geçmeden atölyeyi patlama sesleri doldurdu. Bai Xiaochun kalfa simyacılık testinde kendi formülünü yaratmıştı. Ama o, daha çok bir aydınlanma ve var olan formülü güncelleme işiydi.

 

Bu kez tamamen yeni bir şey yaratmaya çalışıyordu. Zorluk seviyesi o zamankiyle kıyaslanamazdı bile. Hatta Bai Xiaochun’un kalfalığa terfi ettiği andaki ilaçların Daosuna olan yeteneğiyle bunu başarması asla mümkün olmayabilirdi. Ama bir yıllık tecrübe, onu böyle bir denemeye hazır kılmıştı.

 

Tamamen maharetli sayılmasa da diğer kalfa simyacıların hayal dahi edemeyeceği bir yola baş koymuştu. Bu, yalnızca usta simyacıların anlamlandırabileceği bir yoldu.

 

Zaman akıp gitti. Yarım ay geçtiğinde Bai Xiaochun hala İlaç Yapım Tesisindeydi ve ilaç formülü yaratmaya çalışıyordu. Sayısız deneyi sonunda fikirleri belli bir konsept üzerinde şekillenmişti.  

 

O heyecanlı bir şekilde yeni bir deneye girişirken Yaşlı Zhou da Kokulu Bulut Tepesinin zirvesinde acılı bir ifadeyle durarak, güçsüz ve keyifsiz bir anka kuşuna hap uzatıyordu.

 

“Dinlen ve toparlan.” dedi. “Tüm bu yaşananlar senin samimi arzuların değildi. Hiçbiri senin hatan değildi. Yalnızca iyileşene dek diren, sonra sana bu hapı vereni bulacağım. Kim olduğu umurumda bile değil, hatasının bedelini ödeyecek!!” Yaşlı Zhou’nun gözlerinde vahşi bir parıltı vardı. Geçtiğimiz on beş günde yoğun bir araştırma gerçekleştirmiş, diğer dağ tepelerine bile ziyaretlerde bulunmuştu.

 

Ne yazık ki tek bir kanıt dahi yoktu. Tek seçeneği anka kuşunun iyileşmesini bekleyip suçluyu onunla birlikte aramaktı.

 

Araştırmaları esnasında Kokulu Bulut Tepesinin… kanatlı kuşların veba varmışçasına kaçındığı bir yer haline geldiğini de fark etmişti…

 

Geçen ay yaşanan trajik olaylar yüzünden dağın tepesi şok edici bir kokuyla sarılıydı. Bu kokuyu alan hiçbir kuş, dağa yaklaşmaya cesaret edemiyordu. Ruh kuyruklu tavuklar bile günlerini titreyerek ve korkarak geçirmekteydi. Tavuklarla ilgilenen çıraklar ise öfkelerini dile getirmeye dahi cesaret edemiyordu.  

 

Zaman içerisinde çeşit çeşit söylentiler yayılmaya başlamıştı…

 

“Birkaç hafta önceki kuş olayını hatırlıyor musun? O kuşun Yaşlı Zhou’nun ilaçlarından birini yediğini duydum. O yüzden o kadar delirmiş… Ama anlamadığım bir şey var, Yaşlı Zhou hala oldukça genç sayılır. Neden o çeşit ilaçlar yapma gereği duymuş ki…?”

 

“Shhh... sesini alçalt! Yaşlı Zhou neden kuş yetiştirmeyi seviyor, biliyor musun? Bunun altında çok trajik bir sır gizli. Gerçek şu ki Yaşlı Zhou’nun ömrü boyunca hiç Daoist partneri olmamış. Ahem… ne demek istediğimi anlıyorsun, değil mi?”

 

“Cennetler! Ne rahatsızlık ama! Aaa, kuş Yaşlı Zhou’nun işkencelerine daha fazla katlanamadığı için sonunda delirmiş olmasın?!?!”

 

Söylentiler yayıldıkça abartılar da artıyordu. Kokulu Bulut Tepesinin tüm çırakları bu meselenin farklı versiyonlarını işitmişti. Kulaktan kulağa oynarcasına, her anlatıcı yeni bir detay ekliyordu.

 

Tabii Yaşlı Zhou bu dedikodu tufanından nasibini alınca öyle sinirlendi ki neredeyse bir ağız dolusu kan kusacaktı. Söylentileri durdurmaya çalışmayı kafaya koydu. Ancak insanlara ne kadar açıklama yaparsa yapsın kendisine olan bakışlarının bir garip oluşunun önüne geçemiyordu. İnsanlar ona saygı dolu yüzlerle yaklaşıyor olsa da arkasından söylentiler uçmaya devam ediyordu…

 

Bir yarım ay daha geçti. O gün ortaya çıkan Yaşlı Zhou’nun yüzünde öldürücü bir aura vardı, ifadesi tasvir edilemeyecek derecede korkunçtu. Elini sallayarak kendine gelmiş olan erkek anka kuşunu havalandırdı. Anka kuşu, eski ebadına kavuşsa da şaşırtıcı bir şekilde biraz daha güçlü bir hal almıştı. O geçmiş felaketin bir faydasını gördüğü belliydi…

 

Bunu gören Yaşlı Zhou kendisini biraz daha iyi hissetti. Ama kalbindeki öfkeyi atma gerekliliği değişmemişti. Geçen ay sayısız çırağın gözlerindeki korkuya şahit olmuştu; hatta kendi jenerasyonundakiler bile Yaşlı Zhou’yu görünce bir tuhaf bakıyor, boğazlarını temizlemeden edemiyorlardı. Tabii bir de Yaşlı Zhou’yu öfkeye boğan söylentiler vardı. Neyse ki her şeye rağmen anka kuşunu iyileştirmişti.

 

“Sana o ilacı vereni bul bana!!” dedi sıkılı dişlerinin ardından.  

 

Anka kuşu delici bir çığlıkla göklerde uçmaya başladı, Yaşlı Zhou da öldürme güdüsü katlanarak kuşu takip etmekteydi.

 

Bu olay Kokulu Bulut Tepesindeki pek çok kişinin dikkatini çekmiş, hatta bir kısmı uzak bir mesafeden takibe kalkışmıştı.

 

Çok geçmeden erkek ankanın yöneldiği yerin Bai Xiaochun’un konutu olduğu anlaşıldı. Oraya vardığındaysa çemberler çizmeye başladı. Sonra da bakışlarını Yaşlı Zhou’ya çevirerek ağlar gibi bir ses çıkardı. Anlaşılan Yaşlı Zhou’ya hapı buradan aldığını anlatmaya çalışıyordu.

 

Onları izleyip olan biteni gören çırakların gözleri kocaman olmuştu. Bu konutun kime ait olduğunu fark ettikleri andaysa ifadeleri iyice garipleşti.

 

“Galiba... Tarikat Amcası Bai’nin evi.”

 

“Yeah, kesinlikle Tarikat Amcası Bai’nin...”

 

“Hmm. Eğer suç başka birine atılacak olsaydı inanmayabilirdim. Ama söz konusu Tarikat Amcası Bai’yse… her şey anlam kazanıyor!”

 

Yaşlı Zhou kıpkırmızı gözlerle, titreyerek bakıyordu. Dişlerini sıkarak “Bai Xiaochun!!” diye kükredi.

 

Artık facianın sorumlusu bulunmuştu, sıra ilahi hislerle etrafı taramaktaydı. Konutun boş olduğunu gören Yaşlı Zhou, sağ elini sallayarak bir yeşim kâğıt çıkardı ve tarikattaki otoritesini kullanarak Bai Xiaochun’un nerede olduğunu kontrol etti.

 

İlaç Yapım Tesisinde olduğunu görmesi çok sürmemişti.

 

Yaşlı Zhou normalde sakin bir insandı. Ama şu anda gözlerinde delici bir ışıkla ankasını almış, İlaç Yapım Tesisine gitmekteydi. Çevredeki çıraklar da iyice heyecanlanmıştı. Hepsi arkadaşlarına mesaj gönderiyor, haberleri dağın her köşesine iletiyorlardı.

 

“Acele et! Kuşu delirten suçlu bulundu!”

 

“Tarikat Amcası Bai yapmış!!”

 

Sayısız Dış Kesim çırağı, hatta bazı İç Kesim çırakları bile haberleri almıştı. Titreyerek ve acele ederek koşturuyorlardı.

 

Bai Xiaochun’un yarattığı eziyetler artık beklentiye dönmüştü. Hatta insanlar ne kadar eziyet çektiyse o kadar heyecanlanıyordu. Chen Zi’ang mest olmuş bir şekilde yaklaşıyordu. Zhao Yiduo da aynı şekilde koşmaktaydı. Birbirlerine mutlu bakışlar atarak mümkün olduğunca hızlı bir şekilde Bai Xiaochun’un bulunduğu yere ulaştılar.

 

Kalabalığın arasında yanakları gözyaşlarıyla ıslanan iriyarı bir adam da mevcuttu. Bu, kendisine Lord Kurt diyen Liu Ergou’dan başkası değildi. Başını arkaya atarak bağırdı: “İlahi adalet geliyor!”

 

Tüm Kokulu Bulut Tepesi çırakları dışarıda konuşmak ve heyecanlanmakla meşgulken Bai Xiaochun da içeride heyecanlı bir şekilde hap fırınına bakıyordu. Titreyen fırın, güçlü bir tıbbi aroma yayarak birkaç beyaz hap yaratmıştı.

 

Bu haplara henüz bir isim verilmemişti ve insanların tüketimine uygun değillerdi. Onlara çok bastırırsanız toza dönebilirlerdi. Tek kullanım alanı… bu hapı kullanan kişi için erkek hayvanları inanılmaz çekici kılmaktı.

 

Bai Xiaochun bu hapların içerisine birkaç güçlü uyarıcı madde atmış ve hatta kuzey yakanın bazı ruh yaratıklarının malzemelerini kullanma zahmetine bile girmişti. Maliyet yüksek olsa da sonuç başarılıydı.  

 

Haplar hiçbir anlamda güçsüz değildi. Bai Xiaochun nasıl bir güçleri olduğundan pek emin olmasa da sönük olmadıklarına kalıbını basabilirdi. Hatta mümkün olduğunca güçlü olduklarına emin olmak için malzemelerin üzerinde ruh güçlendirme bile gerçekleştirmişti.

 

Yüzü beklentiyle parlayarak beyaz haplarına baktı, bunları afrodizyak haplarıyla birlikte kullanmanın nasıl bir sonuç vereceğini düşünmeye çalıştı. Kahkahasını tutamamıştı.

 

“Bu Feromon Hapı olacak. Kulağa iyi geliyor. Kırmızı olan da Afrodizyak Hapı olacak!” Biraz daha düşündükten sonra haplara da üçlü güçlendirme uyguladı.

 

Bunun sonucunda haplar tamamen değişmişti. Artık düşük kalite değil, üstün kaliteydiler!!

 

Tıbbi etkilerine gelince… Bai Xiaochun’un gözlerini parlatmak için bunu düşünmek bile yeterli oluyordu.

 

“Hmph! Artık nasıl bir canavarla karşılaşırsam karşılaşayım, ben atla deyince atlayacaklar!” Kuru bir şekilde öksürerek haplarını kaldırdı. Tam kendisiyle gurur duyarak dışarıya çıkıp ilerlemek üzereydi ki…

 

Yukarılardan yankılanan öfkeli bir kükremeyle karşılaştı.

 

“Bai Xiaochun!!”

 

#Tarikat Amcasıymış!!
İntikam ve ilahi adalet ümitleriyle ağlaya ağlaya koşturan çırakların görüntüsünü düşündükçe beni bir gülme alıyor laughing
Bakalım Yaşlı Zhou anka kuşunun intikamını nasıl alacak, söz konusu Bai Xiaochun iken elinden bir şey gelecek mi... Okumaya devam!




Yorumlar


Giriş Yap

Duyurular

Popüler Seriler

Against The God
Against The God
Beğeni Sayısı: 1265

King of Gods
King of Gods
Beğeni Sayısı: 1081

Tales of Demons & Gods
Tales of Demons & Gods
Beğeni Sayısı: 892

True Martial World
True Martial World
Beğeni Sayısı: 823

Emperor’s Domination
Emperor’s Domination
Beğeni Sayısı: 702

I Shall Seal The Heavens
I Shall Seal The Heavens
Beğeni Sayısı: 663

Martial God Asura
Martial God Asura
Beğeni Sayısı: 645

Coiling Dragon
Coiling Dragon
Beğeni Sayısı: 604

Swallowed Star
Swallowed Star
Beğeni Sayısı: 553

Heavenly Jewel Change
Heavenly Jewel Change
Beğeni Sayısı: 525

Popüler Orjinal Seriler

Kara Büyücü
Kara Büyücü
Beğeni Sayısı: 379

KAREN
KAREN
Beğeni Sayısı: 205

Altı Medeniyetin Dünyası
Altı Medeniyetin Dünyası
Beğeni Sayısı: 197

GÖKYÜZÜ İMPARATORU
GÖKYÜZÜ İMPARATORU
Beğeni Sayısı: 188

Yıldızlar Kralı
Yıldızlar Kralı
Beğeni Sayısı: 143

DİPTEN EN TEPEYE
DİPTEN EN TEPEYE
Beğeni Sayısı: 141

Acemi Ölümsüz
Acemi Ölümsüz
Beğeni Sayısı: 119

Lord Of The Demons
Lord Of The Demons
Beğeni Sayısı: 117

SAHİPKIRAN
SAHİPKIRAN
Beğeni Sayısı: 100

Mavi Elma
Mavi Elma
Beğeni Sayısı: 70

Site İstatistikleri

  • 15616 Üye Sayısı
  • 513 Seri Sayısı
  • 21081 Bölüm Sayısı


creator
manga tr