"En büyük bilgelik şu andan zevk almayı hayatın en büyük amacı kılmaktır, Çünkü tek gerçek budur, başka her şey düşünce oyunudur. Ancak bunun en büyük budalalığımız oldugunu da söyleyebiliz, çünkü yalnızca kısa bir süre için var olan ve bir rüya gibi kaybolan içinde bulunduğumuz bu an asla ciddi bir çabaya değmez." #Arthur Schopenhauer

A Will Eternal - Bölüm 69 : Bai Xiaochun, Gel De Genç Lorda Selamlarını Sun


Çevirmen : Clumsy 

 

Bir ay geçmiş, Menekşe Kazanı Tepesi çırakları çıldırmanın eşiğine gelmişti. Bai Xiaochun bir Tarikat Amcası olarak kariyer yaparak herkese kendisini tanıtmış haldeydi.  

 

Nereye giderlerse gitsinler bu çok saf ve narin genç adamın gururlu yüzüyle karşılaşmama şanslarının olmadığını öğrenmeleri de çok sürmemişti. Bai Xiaochun ne zaman tanıdık bir yüzle karşılaşsa hemen boğazını temizliyor, eğer karşısındaki kendisini tanımazlıktan gelirse koşarak kendisini tanıtmayı da ihmal etmiyordu.

 

Artık insanların ‘Tarikat Amcası Bai’ demekten boğazları kurumaya başlamıştı ama... buna devam etmekten başka çareleri de yoktu. Sonuçta Bai Xiaochun Tarikat Liderinin Küçük Kardeşiydi ve kıdemlilik bakımından herkesin üstündeydi. Onu gücendirmeye cüret etmek tarikat kurallarını ihlal etmek demekti.

 

Eninde sonunda insanların yardım isteğiyle Büyük Şişman Zhang’a gitmesi gerekti. O da büyük bir iyilik yaparak Bai Xiaochun’u... Yeşil Sorguç Tepesine gitmeye ikna etti.

 

Yeni bir ayın sonunda Yeşil Sorguç Tepesinin çırakları… da deliye dönmüştü.

 

Bu özellikle Chen Fei ve iki arkadaşı için geçerliydi. Yeşil Sorguç Tepesini turlamaya çıkan Bai Xiaochun düzenli olarak onları da buluyordu. Bu üçlünün onu gördükleri anda pohpohlayıcı bir şekilde ‘Tarikat Amcası Bai’ demesi de işlerin sonunu getirmiyordu.

 

Bai Xiaochun kılı kırk yarıyor ve en ufak bir saygısızlık kırıntısı gördüğü anda onları Adalet Sarayına rapor edeceğini ima ediyordu. Chen Fei ve arkadaşları korkudan titremeye, nereye gitseler ince bir buz üzerinde yürümeye başlamıştı. En sonunda Qian Dajin’i ele verdiler. Onlara son bir ders veren Bai Xiaochun, yakalarını bırakarak ve iç çekerek Yeşil Sorguç Tepesinden ayrıldı.

 

“Tüm Dış Kesim çırakları beni tanıyor ama İç Kesimdekilerle tanışma fırsatı bulamadım. Bir de Qian Dajin var. Cidden onu unuttuğumu mu sanıyor acaba?” Uzun bir süre düşünen Bai Xiaochun, tecrübe etmek üzere olduğu şeyi düşünerek derin bir şevkle başını salladı. Sonra da birkaç İç Kesim çırağı bulmak için koşturmaya başladı.

 

Sonraki günlerde Bai Xiaochun üç tepede de görünmeye, vaktinin çoğunu İç Kesim çıraklarıyla geçirmeye başladı. Statüsü sayesinde Ruh Akımı Tarikatında gidemeyeceği yer yok denilebilirdi.

 

Ancak bundan da sıkılması çok sürmedi. İç Kesim çırakları genellikle kapalı kapılar ardında meditasyon yapmaktaydı ve birilerini görebilmek birkaç ayını alabiliyordu. Bu özellikle de ölümsüz mağarasını kat kat büyüyle koruyan Qian Dajin için geçerliydi.

 

“Bunun bir tesadüf olduğuna inanmayı reddediyorum!” diyen Bai Xiaochun, Qian Dajin’in kapısının önündeydi. Büyüleri aşmaya çalışmış olsa da bir İç Kesim çırağının ölümsüz mağarasını korudukları için aşılmaları mümkün olmamıştı. Bunu tek başına başaramayacağına kanaat getiren Bai Xiaochun, yardım getirmeye karar verdi.

 

O anda belli bir mesafeden kendisine doğru koşturmakta olan iki kişiyi fark etti. Biri uzun, biri kısa olan iki İç Kesim çırağı yaklaşırken ellerini kavuşturarak selam verme gereği bile duymamıştı.

 

İlk konuşan uzun boylu çırak oldu. Sakin bir sesle lafa girdi: “Tarikat Amcası Bai, klanımın Genç Lorduyla görüşüp Qian Dajin’le olanları unutmaya ne dersin? Oh, bu arada, o Genç Lord, Shangguan Tianyou’dan başkası değil.”

 

Genç adamın ses tonu Bai Xiaochun’dan ne beklediğini açıkça belli ediyordu.

 

Shangguan Tianyou, güney yakanın üç tepesinde en saygı duyulan Seçilmişti!

 

Onun gibi bir yetenek Ruh Akımı Tarikatının güney yakasında bin yılda bir görülürdü ve yakında Kuruluş Kadrosuna erişeceğine hiç şüphe yoktu. Bu yüzden tarikatın yaşlıları Shangguan Tianyou’ya biraz farklı davranırdı. Pek çok kişi onun diğer çırakları geride bırakacağını düşünür ve bu yüzden onun eğitimi için bolca kaynak kullanılırdı. 

 

Bu da Shangguan Tianyou’nun başta Yeşil Sorguç Tepesi olmak üzere tüm tepelerde pek çok fanı olmasını sağlıyordu.

 

Bai Xiaochun’un ifadesi her zamanki gibiydi. Geçmişte bu olay onu korkutabilirdi. Ancak onun ölüm korkusu cesaret eksikliğinden kaynaklı değildi. Hatta durum bir ölüm tehdidi içermediği sürece oldukça gözü pek bir hal alırdı.

 

Şimdiki statüsü de ona tarikatta hayatını tehdit edebilecek hiçbir şey ve hiç kimse olmadığı fikrini aşılıyordu, bu yüzden burnunu kaldırarak gelenlere hafif bir gülümsemeyle karşılık verdi.

 

“Benim gibi önemli bir insanla karşılaşıp resmi bir selam vermiyor oluşunuz ne harika iki genç olduğunuzu gösteriyor, değil mi?” Kollarını sıvayarak devam etti. “Sizi böyle münasebetsiz bir saygısızlığa kim itmiş olabilir? Shangguan Tianyou mu acaba?”

 

İki İç Kesim çırağının ifadeleri titreşti ve uzun olanın bakışları keskin bir şekilde Bai Xiaochun’a odaklandı.

 

“Tarikat Amcası Bai,” dedi, “kelimelerini biraz daha dikkatli seçsen iyi olur.”

 

Kelimeler ağzından çıktığı anda Bai Xiaochun ortadan kaybolmuş ve İç Kesim Çırağı bir rüzgârla sarsılırken Bai Xiaochun’u tam önünde bulmuştu.

 

Hızı öyle inanılmazdı ki iki İç Kesim çırağı onun kıpırdadığını bile görememişti. Ve daha tepki veremeden önce Bai Xiaochun’un esneyen avcu uzun çırağın yüzüne doğru savrularak gök gürültümsü bir ses yarattı.

 

Hemen hemen aynı salisede genç adamın cüppesinden koruyucu bir kalkan çıktı. Bu, tüm İç Kesim çıraklarına verilen büyülü bir nesnenin işiydi. Ancak kalkanın belirmesiyle bin parçaya ayrılması bir oldu. Kalkanın Bai Xiaochun’un avcunun inanılmaz kuvvetine rakip olması imkânsızdı.

 

Yoğun tokadı yiyen uzun genç yıldızları gördü. Beyni uyuşmuştu, bir dağa toslamış gibi hissediyordu. Ağzından kanlar akarak, ipi kesilmiş bir uçurtma gibi gerilemeye başladı. Birkaç düzine metre yuvarlandıktan sonra da yere yığılarak bilincini yitirdi.

 

Her şey öyle hızlı yaşanmıştı ki kısa boylu çırak orada ağzı açık ve aptallaşmış bir şekilde dikilmekten başka bir şey yapamamıştı. Sonra o da gerilemiş, önce bilinçsiz yoldaşına, ardından Bai Xiaochun’a dönmüş, derin bir nefes alarak yutkunmuştu.

 

“S-sen... sen...” kekeleyerek ve titreyerek parmağını Bai Xiaochun’a uzatıyordu. En kötü rüyalarında bile Bai Xiaochun’un etten kemikten bedeninin böyle şok edici bir güce sahip olacağını hayal edemezdi.

 

Sekizinci seviye Qi Yoğunlaşmayla başa baş görünüyordu...

 

Bai Xiaochun kısa boylu çırağa dönerek şöyle dedi: “Bir İç Kesim çırağı gerçekten üst jenerasyonuna böyle kaba davranabilir mi?”

 

Bu cümleden sonra da yürümeye başladı.

 

Titreyen kısa boylu çırağa da kuyruğunu toplayarak kaçmak düştü. Ancak daha uzaklaşma fırsatı bulamadan önce tiz bir rüzgâr sesi eşliğinde Bai Xiaochun’un görkemli tokadının kendisine yaklaştığını gördü.

 

Tam da o anda sert ve uğursuz bir ses yankılandı.

 

“Eline hakim ol!” Sahnede yeni bir yüz belirmişti.

 

Ancak Bai Xiaochun bu kişiye boyun eğmedi. Avcunu öyle hızlı hareket ettirdi ki kısa İç Kesim çırağı anında havalandı. Havada dişleri dökülmüş, ağzından kanlar sıçramış ve boynu kırılmanın eşiğine gelerek bilinçsiz bir şekilde yere yığılmıştı.  

 

Bai Xiaochun böylece ellerini sallayarak dağdan aşağı inmekte olan kişiye baktı. Bu, dokuzuncu seviye Qi Yoğunlaşmalı, gücü Chen Heng’inkine benzeyen orta yaşlı bir adamdı.  

 

Adam Bai Xiaochun’a bakarak bağırıyordu: “Az önce ne dediğimi duymadın mı, Bai Xiaochun? Kahretsin! Sen--”

 

Bai Xiaochun çenesini kaldırıp gülümseyerek adamın sözünü böldü: “Tarikat Yeğeni, sen de mi tokatlanmak istiyorsun?”

 

Az önceki iki çırak gibi bu adamın sözlerinde de hiçbir saygı olmadığı aşikârdı. Üstelik bir derece küçümseme de mevcuttu. İç Kesim çırakları Bai Xiaochun’un gözüne bir hayli aşağılık gelmeye başlamıştı.

 

Bai Xiaochun’un sözleri adamın yüzünde değişik ifadelerin dolaşmasına ve sıradaki sözlerinin gecikmesine sebep oldu. Bai Xiaochun’un beden kuvveti adamı soluksuz bırakmış, şoka sokmuştu. Sonra da Bai Xiaochun’un statüsüyle, burada ne yaparsa yapsın Adalet Sarayı umursamayacaktır diye düşündü.  

 

Bu yüzden ona uzun bir süre bakarak öfkesini bastırdı ve esas gelme amacını açıkladı. “Bai Xiaochun, klanımın Genç Lordu gidip ona resmi selamlarını sunmanı istiyor.”

 

Bizzat Shangguan Tianyou tarafından Bai Xiaochun’u getirmek için görevlendirilmişti.

 

Onun gözünde klanının Genç Lordu pireyi deve yapıyordu. Bai Xiaochun şans eseri önem kazanmış bir palyaçodan fazlası değildi. Alt tarafı bir yetişimci klanının birkaç güçsüz üyesini öldürmüştü ama tarikat onu göklere çıkartmıştı. Çoktan meteorik bir yükselme yapan, ileride bir efsane olacak Genç Lorduyla yüzleşmeyi kesinlikle hak etmiyordu.

 

Hatta buraya gelip Bai Xiaochun’u selam vermesi için getirme görevini bile statüsünün biraz altında buluyordu.

 

Bai Xiaochun da Shangguan Tianyou’nun ne kadar kibirli biri olduğunu anlamıştı. Statüsü sayesinde şahsen gelmeyip biriyle mesaj göndermesini kabul edilebilir bulabilirdi. Ama bunun yerine Bai Xiaochun’u ayağına çağırıyordu! “O bir Seçilmiş olsa bile gerçekten bir Dış Kesim çırağının beni ayağına çağırabileceğini mi düşünüyorsunuz? Asıl o gelip beni selamlamalı!”

 

Orta yaşlı adam kollarını sıvayarak bir rüzgâr yarattı. “Bai Xiaochun,” dedi öfkeli şekilde, “klanımın Genç Lordunun senden ziyaret beklemesi büyük bir yüz göstergesidir. Kaç kişi ona resmi bir selam verebilmek istiyor biliyor musun? Sen--”

 

Ancak konuşmayı bitiremeden önce yüzü titreşti ve geriye sıçradı. Ne yazık ki geç kalmıştı. Bai Xiaochun ve avcu adamın önünde belirmişti bile.

 

“Nasıl cüret edersin!!” Adamın yetişimi dokuzuncu seviye Qi Yoğunlaşmadaydı ve tüm gücünü salarak sayısız rüzgâr bıçağı yaratmıştı. Ancak Bai Xiaochun’un avcu, rüzgâr bıçaklarını incecik çalılarmışçasına parçaladı. En ufak bir koruma bile sağlayamamışlardı.

 

Avuç, yolunu kesebilecek hiçbir şey yokmuş gibi doğruca adamın yüzüyle buluştu.

 

Tokat sesini bir çığlık takip etti. Orta yaşlı adam ancak otuz metre kadar geriledikten sonra durabilmişti.

 

Bai Xiaochun bu hamleden sonra kibirli bir şekilde homurdandı. “Chen Heng kadar bile güçlü değilsin. Birinin yardakçısı olmana şaşmamalı! Defol git!”

 

Adam Bai Xiaochun’a afallamış bir şekilde bakıyordu. Görünür şekilde titriyordu ve yanakları şimdiden şişmişti. Dişlerinin arasından sızan kanla birlikte hızlıca oradan uzaklaştı.  

 

Adam gittiğinde Bai Xiaochun da yeniden Qian Dajin’in ölümsüz mağarasına döndü. Ölümden çok korkardı ve bu yüzden, onu öldürmeye çalışan biri olursa intikamını almadan bırakamazdı.

 

Qian Dajin’in Shangguan Tianyou’dan yardım istemesinin önemi yoktu, Bai Xiaochun asla bu oltaya yem olmazdı. Hareketleri doğaçlama gibi görünse de aslında uzun zamandır Qian Dajin hakkında bir soruşturma yürütüyordu.

 

“Burada saklanabileceğini mi sanıyorsun?” diye düşündü. “Yüzünü açığa çıkarmamın bir yolu yok mu sanıyorsun?” Ve soğuk bir homurdanmayla orayı terk etti.

 

Şu anki statüsüyle bir sonraki hamlesi sürpriz olmadı. Adalet Sarayından bir yeşim kâğıt gelmişti, yani bir görev. Bunun Qian Dajin’in ölümsüz mağarasında süzülmesiyse yalnızca bir dakika sürmüştü.  

 

Aynı Bai Xiaochun’a olanlar gibiydi. Qian Dajin tarikat dışındaki çok tehlikeli bir görevi kabul etmeye mecbur bırakılmıştı. Yüzünde acı bir gülümseme belirdi, çünkü bu göreve gitmek için saklandığı yerden çıkmak zorundaydı... Ama yine de tarikattan çıkarsam beni bekleyen kıyametten kaçabilirim şeklinde ufacık bir ümide tutunuyordu.

 

Ne yazık ki Bai Xiaochun’un intikam için neler yapabileceğini hafife almıştı. Çoktan Qian Dajin için pek çok görev ayarlamış ve Hou Yunfei’den de yardım istemişti. Hou Klanında bir Kuruluş Kadrosu başpapazı vardı ve derin kaynaklara erişimleri mevcuttu. Bai Xiaochun’a verdikleri önem ve Hou Yunfei ile Hou Xiaomei’nin teşvikleri sayesinde aralarında güçlü bir müttefiklik kurulmuştu.

 

Hou Klanı sayesinde Qian Dajin’in görevleri esnasında yaşayacağı talihsizlikler kesinleşmişti.

 

Adalet Sarayı, Qian Dajin’in Bai Xiaochun’a yaptıklarından haberdardı. Ancak bu haberler herkesin dilinde dolaşsa da kayıtlar gizli tutulmuştu.

 

Ve şimdi Bai Xiaochun’un işleri eşitlemeye çalışması karşısında yapacak çok az şeyleri vardı. Hatta ona karşı kendilerini borçlu hissettikleri için istediğini yapmasına izin verdiler. Bu yüzden pek çok kişi Qian Dajin’e şimdiden ölü gözüyle bakıyordu.

 

#Kendine iyi bak Qian Dajin, intikam vakti gelmişti!
Bu arada bizimki Tarikat Amcası sıfatıyla milleti tokatlamaya da başladı, bu işin sonu hayra alamet olacak mı acaba laughing
Okumaya devam!




Yorumlar


Giriş Yap

Duyurular

Popüler Seriler

Against The God
Against The God
Beğeni Sayısı: 1149

King of Gods
King of Gods
Beğeni Sayısı: 1028

Tales of Demons & Gods
Tales of Demons & Gods
Beğeni Sayısı: 841

True Martial World
True Martial World
Beğeni Sayısı: 791

Emperor’s Domination
Emperor’s Domination
Beğeni Sayısı: 674

I Shall Seal The Heavens
I Shall Seal The Heavens
Beğeni Sayısı: 623

Martial God Asura
Martial God Asura
Beğeni Sayısı: 618

Coiling Dragon
Coiling Dragon
Beğeni Sayısı: 586

Swallowed Star
Swallowed Star
Beğeni Sayısı: 531

Terror Infinite
Terror Infinite
Beğeni Sayısı: 507

Popüler Orjinal Seriler

Kara Büyücü
Kara Büyücü
Beğeni Sayısı: 310

KAREN
KAREN
Beğeni Sayısı: 202

Altı Medeniyetin Dünyası
Altı Medeniyetin Dünyası
Beğeni Sayısı: 182

GÖKYÜZÜ İMPARATORU
GÖKYÜZÜ İMPARATORU
Beğeni Sayısı: 168

Yıldızlar Kralı
Yıldızlar Kralı
Beğeni Sayısı: 142

DİPTEN EN TEPEYE
DİPTEN EN TEPEYE
Beğeni Sayısı: 135

Lord Of The Demons
Lord Of The Demons
Beğeni Sayısı: 114

Acemi Ölümsüz
Acemi Ölümsüz
Beğeni Sayısı: 111

SAHİPKIRAN
SAHİPKIRAN
Beğeni Sayısı: 87

Mavi Elma
Mavi Elma
Beğeni Sayısı: 70

Site İstatistikleri

  • 13263 Üye Sayısı
  • 394 Seri Sayısı
  • 18119 Bölüm Sayısı


creator
manga tr