Korku dağları bekler. #Atasözü

A Will Eternal - Bölüm 49 : Luochen Klanı


Çevirmen : Clumsy 

 

Feng Yan tarikat dışında pek çok göreve katılmış olsa da ilk defa bu kadar uzaklaşıyordu. Bırakın taş kesilen Du Lingfei’yi, Feng Yan’ın bile yaşananlar yüzünden kafatası uyuşmuştu.

 

Neyse ki bu inanılmaz güçlü yaratıkların kendilerine saldırmak gibi bir niyeti olmamıştı. En fazla meraklı bir şekilde bakıyorlardı. Anlaşılan üçlünün yaydığı aura yaratıkların saldırmasını bir şekilde engelliyordu.

 

Bai Xiaochun,  Ruh Akımı Tarikatı çırakları oldukları için bunların yaşandığını hissediyordu. Tarikattan uzaklaşmış olsalar da hala etki alanından çıkmamışlardı.

 

Grup, korkularına rağmen yola devam etti. İlk ayın sonunda önceden belirlenen günde tarikatla iletişime geçip yerlerini bildirdiler. Aynı şey ikinci ayın sonunda da yaşandı. Hemen hemen o sıralarda, Ruh Akımı Tarikatının yetki alanının sınırı olan Düşmüş Yıldız Dağına ulaştılar.  

 

Yolculuk esnasında Feng Yan, Bai Xiaochun’a sürpriz bir saldırı düzenleme ihtimalini çok düşündü. Ancak dövüşme havasında değildi ve Bai Xiaochun da sürekli tedbirli bir şekilde Du Lingfei’ye yapışmış haldeydi. Haliyle hamle yapılacak bir fırsat doğmuyordu.

 

Bai Xiaochun’a bakan Feng Yan’ın gözlerinde belli belirsiz bir uğursuzluk mevcuttu.

 

“Cidden beni öldürmeye kararlı, ha...” diye düşünen Bai Xiaochun’un gözleriyse kısıktı. “Benden o kadar nefret ediyor...” Bai Xiaochun endişeleniyordu. Zeki bir insandı ve Feng Yan’ın kafasından geçenlerin farkındaydı.

 

Düşmüş Yıldız Dağları kuzeyden güneye yayılan bir dağ sırası oluşturuyordu. Sonsuz gözüken dağlar, arazilerin arasında uyuyan devasa bir ejderha varmış gibi hissettiriyordu.

 

Gök bile dağların üzerinde bir farklıydı, kana bulanmış bir maviydi adeta.

 

Efsanelere göre yıllar önce gökten düşen bir yıldız dünyaya çarparak bazı arazileri çökertmiş ve diğer kısımlar ise yükselerek bu dağın zirvelerini oluşturmuştu.

 

Dağlar pek çok vahşi hayvan barındıran yoğun ormanlarla kaplıydı. Burada sayısız bitki tipi bulunabilirdi. Bu yüzden yetişimciler tüm tehlikelere rağmen ormana gelmeyi sürdürürdü.

 

“Bunlar Düşmüş Yıldız Dağları.” dedi Du Lingfei. Uzun yolculuk onu bitap düşürmüş, bu yüzden son duraklarını görmek derin bir oh çekmesine yol açmıştı.

 

“Kardeş Hou’nun tarikata son mesajı bu bölgeden geldi.” diyen Feng Yan, çantasından büyülü bir alet çıkardı: bir Feng Shui pusulası.

 

Feng Shui pusulasının üzerinde gümüş bir iğne vardı ve şu anda daireler çizmekle meşguldü.

 

“Tarikat kurallarına göre tarikat dışı görevlere çıkan çıraklar her ay konumlarını bildirmek zorundadır. Bu Ruh Akımı Pusulası Kardeş Hou’nun bilinen son pozisyonunu bulmamıza yardım edecek.” O konuşurken Feng Shui pusulasındaki gümüş iğne belli bir yönü işaret etmeye başlamıştı.

 

“Bulduk!” diyen Feng Yan harekete geçti. Du Lingfei de ifadesi değişerek onu takip etmeye başladı.

 

Bai Xiaochun, Düşmüş Yıldız Dağlarına ve dağları çevreleyen kalın bitki örtüsüne göz gezdirdi. İçerisinde çeşit çeşit canavarların çığlıklarını barındıran bir bitki denizi gibiydi. Arada bir kükremeler de yankılanıyordu.

 

Bai Xiaochun yüzünde çok ciddi bir ifadeyle yeşim kolyesinin kalkanını aktive etti. Burada en ufak bir rüzgârı bile fark etmeden ilerleyemezdi. Ancak bu önlemden sonra dikkatli bir şekilde Feng Yan’ın peşine düşebildi.

 

Feng Yan ve Du Lingfei bir an bile duraklamadan ilerlemiş, kendilerini bir vadide bulana dek hızlarını sürdürmüştü. Vadi uzun yıllardır birlikte büyüyüp dalları birleşmiş olan ağaçlarla doluydu. Düğüm düğüm olan dallar ve ağaç kabuklarının belirgin bir etkisi vardı; gece olsa tüm manzaranın korkunç olacağı kesindi.

 

Vadide iki saatlik bir ilerleme sonunda durdular. Feng Yan başını eğerek Feng Shui pusulasına baktı; iğne, on kişinin kollarını uzatsa ancak sarabileceği genişlikte bir ağacı işaret ediyordu.

 

Feng Yan, Bai Xiaochun’a bakarak iri ağacı işaret etti. “Kardeş Bai, gidip araştır lütfen.”

 

Bai Xiaochun bir anlık tereddüt eşliğinde ağaca baktı. Özellikle şüphe çeken bir şey yok gibiydi, göğsündeki yeşim kalkana vurarak daha da güçlendirdi. Bedenine de birkaç kâğıt tılsım yerleştirdikten sonra ağaca yaklaşabilmişti.

 

“Ölmekten bu kadar korkmana rağmen yetişim mi yapıyorsun?!” Du Lingfei soğukça homurdandı. Bai Xiaochun’u hiç sevmemişti. Kendisi de şahit oldukları tehlikelerden korkmuş olabilirdi ama ölmekten böyle delicesine korkmak çok aşağılanasıydı. 

 

Ancak Bai Xiaochun’un Du Lingfei’nin düşünceleri hakkında endişelenecek zamanı yoktu. Tedbirli bir şekilde ağaca yaklaşarak yeni büyümüş gibi görünen bir kabuğa odaklandı. Bir uçan kılıç çıkartarak o kısmı kesti ve orada gizli bir yeşim kâğıtla karşılaştı.  

 

Kâğıdı ağaçtan alan Bai Xiaochun, ilahi hisleriyle taradıktan sonra yüzü titreşerek Feng Yan’a uzattı.  

 

Yeşim kâğıtta tek cümlelik bir bilgi vardı.

 

Yeni ipuçları buldum, ispatlamak için Luochen Klanına gideceğim...

 

Bir süre kâğıda bakan Feng Yan, somurtarak Du Lingfei’ye uzattı. Du Lingfei’nin ifadesi de çirkinleşmişti.

 

“Luochen Klanı...” diye mırıldandı. Sonra da gözlerini Düşmüş Yıldız Dağının derinliklerine çevirdi.

 

Dağlar çok büyüktü ve sayısız doğal kaynakla doluydu. Ruh Akımı Tarikatının Kan Akımı Tarikatı sınırıyla kesiştiği nokta olduğu için iyi korunduğuna da hiç şüphe yoktu. O korumalar ise... Luochen Klanından başkası değildi.

 

Luochen Klanı nispeten büyüktü ve bin yıldır Düşmüş Yıldız Dağını koruma görevini sürdürürdü. Klanın her jenerasyonunda bir Kuruluş Kadrosu başpapazı olurdu. Genel olarak konuşmak gerekirse bu insanların yaydığı saf tehdit, insanların onlara gardiyanlık konusunda yardım etmesine yeter de artardı bile.  

 

Hatta görev talimatlarında da herhangi bir tehlike anında Luochen Klanıyla irtibat kurulabileceği yazıyordu.

 

Hou Yunfei’nin yeşim kâğıdı da Luochen Klanını işaret ediyordu... bir çeşit kanıt arayışıyla oraya gitmiş ancak sonrasında irtibatı kesmişti.

 

“Siz ne düşünüyorsunuz?” diye sordu Feng Yan. “Gidip Luochen Klanına bakmalı mıyız?” Feng Yan’ın gözleri Bai Xiaochun ve Du Lingfei arasında geziyordu.

 

Bai Xiaochun anında cevapladı: “Büyük Kardeş Feng, Büyük Kardeş Du, bu yeşim kâğıdı bularak görevimizi tamamladık... Güvenliğimizi ön planda tutmalıyız. Devam etmeye ne gerek var ki?” Bu mekân Bai Xiaochun’a inanılmaz bir baskı yüklüyordu.  

 

Du Lingfei bir an tereddüt etti. Eğer şu an dönerlerse çok az erdem puanı alacaklardı. Daha fazla ilerlerlerse miktar artabilirdi.  

 

Feng Yan ise Du Lingfei’nin tereddüt ettiğini görerek somurttu. Geri dönmek Bai Xiaochun’u öldürme şansını azaltacaktı.

 

Bir an sonra lafa girdi: “Bence Luochen Klanına gidip çevreye bir bakınmalıyız. Bunca yol geldik, nasıl öylece geri döneriz? Kardeş Hou’nun başına tam olarak ne olduğunu öğrenmek için onu bulma konusunda Luochen Klanından yardım alabiliriz. Bunu yaparsak daha çok erdem puanı kazanırız.  

 

“Üstelik... Düşmüş Yıldız Dağlarının derinliklerine girmediğimiz sürece göreceli olarak güvende sayılırız. Hem Luochen Klanı hakkında endişeleniyorsanız Ruh Akımı Tarikatı topraklarındaki kanları mühürlü insanları hatırlayın, haine dönmeleri imkânsız. Nasıl bize saygısızca davranabilirler?” Konuşmayı bitiren Feng Yan, yavaşça Du Lingfei’ye döndü.

 

Kız başını sallayarak onayladı. Sonuçta söylenenler mantıklıydı. “Peki. Luochen Klanına gidip bir bakınalım. Kim bilir, belki Kardeş Hou Luochen Klanından çıktıktan sonra kaybolmuştur.”

 

Kızın kabullendiğini gören Feng Yan gülümsedi. Hemen sonra Bai Xiaochun’a çevrilen bakışları daha soğuktu.

 

Somurtan Bai Xiaochun ise şöyle dedi: “Görevi tamamladık, neden kendimizi başka mevzulara sürüklüyoruz ki?”

 

“Çok korktuysan bizimle gelme.” diyen Du Lingfei, sırtını Bai Xiaochun’a dönerek ilerlemeye başladı.

 

“Kardeş Bai,” dedi Feng Yan, “Bu görevdeki performanslarımızı değerlendirmekten ben sorumluyum. Kararlarımızı oybirliğiyle vermeliyiz. Bizimle gelmezsen değerlendirme yapmam çok zorlaşacak.” Bu sözlerden sonra anlaşılmaz bir gülümseme eşliğinde Du Lingfei’yi takip etmeye başladı. Ona kalırsa Bai Xiaochun’un geleceği kesindi. Gelmezse Du Lingfei onun görevi ihlal ettiği konusunda hemfikir olacaktı ve böyle olursa da Adalet Sarayı Bai Xiaochun’un yakasını kolay kolay bırakmazdı.

 

Bai Xiaochun’un yüzü kararmaya ve damarlarındaki kan kaynamaya başladı, kanlı gözlerle uzaklaşan Feng Yan’ı seyrediyordu. Ölmekten korkuyor olabilirdi ama artık durumu kontrol altına alma noktasına gelmişti. Feng Yan’la işleri yoluna koyması gerekliydi.

 

“Feng Yan, beni elimi göstermeye zorluyorsun!” diye düşündü. Birkaç nefeslik süre daha bekledikten sonra başını eğerek Du Lingfei ve Feng Yan’ı takip etmeye başladı. Kısa bir süre içerisinde ormanda kayboldular.

 

Dört saatlik hızlı bir yolculuk gerçekleşti. Akşam çökmek ve güneş batmak üzereyken orman havası giderek kararmaya başlamıştı.  

 

“Geldik!” dedi Feng Yan aniden. Üçü de durmuş ve ormanda belli bir noktaya bakmıştı. Üzerlerindeki ağaçlar incelmişti, etrafta kireçtaşından kayalar görünmekteydi.

 

Görüş alanlarında çok sayıda ev vardı ve yüzlerce insan barındırıyor olsalar gerekti. Akşamın bu vaktinde klan da aktif olmalıydı ancak beklenmedik bir şekilde ortalık tamamen karanlık ve sessizdi. Buna göğün karanlığı da eklendiğinde burası tamamen terk edilmiş görünmekteydi.

 

Ortalığı aydınlatan tek şey, ana kapının üzerinde asılı olan iki lambaydı. Rüzgâr olmamasına rağmen ileri geri sallanan lambalar, altlarındaki taş aslanların üzerinde gölgelerini titretiyordu.  

 

Bu sahne Feng Yan ve Du Lingfei’nin yüzünü titretmişti.

 

Bai Xiaochun ise alana gözlerini değdirdiği anda kalbinde ani bir tehlike hissi duymuştu. Çığlık atmamak için bedeninin her zerresiyle direniyordu.

 

“Bir şeyler yanlış--” diyen Feng Yan’ın kalp atışları kuvvetlenmişti. Ancak daha konuşmayı bitiremeden önce ana kapı açıldı ve bunu habis bir rüzgâr takip etti. Aynı anda kapının ardında bir figür belirmişti.

 

#İpuçlarıyla birlikte Luochen Klanına gelindi. Ürpertici bir başlangıç yapmış gibi görünüyoruz, bir sonraki bölümün korku filmi tadında olacağını söyleyebilirim. Orada görüşmek üzere!




Yorumlar


Giriş Yap

Duyurular

Popüler Seriler

Against The God
Against The God
Beğeni Sayısı: 1149

King of Gods
King of Gods
Beğeni Sayısı: 1028

Tales of Demons & Gods
Tales of Demons & Gods
Beğeni Sayısı: 841

True Martial World
True Martial World
Beğeni Sayısı: 791

Emperor’s Domination
Emperor’s Domination
Beğeni Sayısı: 674

I Shall Seal The Heavens
I Shall Seal The Heavens
Beğeni Sayısı: 623

Martial God Asura
Martial God Asura
Beğeni Sayısı: 618

Coiling Dragon
Coiling Dragon
Beğeni Sayısı: 586

Swallowed Star
Swallowed Star
Beğeni Sayısı: 531

Terror Infinite
Terror Infinite
Beğeni Sayısı: 507

Popüler Orjinal Seriler

Kara Büyücü
Kara Büyücü
Beğeni Sayısı: 310

KAREN
KAREN
Beğeni Sayısı: 202

Altı Medeniyetin Dünyası
Altı Medeniyetin Dünyası
Beğeni Sayısı: 182

GÖKYÜZÜ İMPARATORU
GÖKYÜZÜ İMPARATORU
Beğeni Sayısı: 168

Yıldızlar Kralı
Yıldızlar Kralı
Beğeni Sayısı: 142

DİPTEN EN TEPEYE
DİPTEN EN TEPEYE
Beğeni Sayısı: 135

Lord Of The Demons
Lord Of The Demons
Beğeni Sayısı: 114

Acemi Ölümsüz
Acemi Ölümsüz
Beğeni Sayısı: 111

SAHİPKIRAN
SAHİPKIRAN
Beğeni Sayısı: 87

Mavi Elma
Mavi Elma
Beğeni Sayısı: 70

Site İstatistikleri

  • 13263 Üye Sayısı
  • 394 Seri Sayısı
  • 18119 Bölüm Sayısı


creator
manga tr