"En büyük bilgelik şu andan zevk almayı hayatın en büyük amacı kılmaktır, Çünkü tek gerçek budur, başka her şey düşünce oyunudur. Ancak bunun en büyük budalalığımız oldugunu da söyleyebiliz, çünkü yalnızca kısa bir süre için var olan ve bir rüya gibi kaybolan içinde bulunduğumuz bu an asla ciddi bir çabaya değmez." #Arthur Schopenhauer

A Will Eternal - Bölüm 42 : Terfi Testi


Çevirmen : Clumsy 

 

Kalfa Simyacılık Salonu Kokulu Bulut Tepesinin güney kısmındaydı. Etrafı yemyeşil ağaçlarla kaplıydı ve yalnızca dağdan gelen küçük bir patika yolla ulaşım sağlanıyordu. Bir terfi testi olmadıkça bu yol oldukça tenha olurdu. Ancak bugün test yapılacağı için ortalık tıklım tıklım olacaktı.

 

Teste girmeye gelenlerin yanı sıra onları destekleyen arkadaşları, hatta testi almaya cesaret edemeyip önce birkaç kez gözlemlemek isteyen insanlar da alana toplanıyordu.

 

Kalfa Simyacılık Salonu belli bir mesafeden bakıldığında bağdaş kurup meditasyon yapan bir insan gibi görünüyordu. Bu kişinin önünde bir hap fırını ve altında da ana alana erişen bir geçit mevcuttu.

 

Ana alana tıpatıp aynı görünen yirmi hap fırını yerleştirilmişti. Her birinin yanında ilaç yapımında kullanılacak çeşitli bitkilerle dolu birer çanta vardı.

 

Şafak vaktiydi ve Bai Xiaochun kaybolmaktan korktuğu için erkenden gelmişti. Ancak vardığında kendisinden de erken gelenlerin varlığını fark etti. İki üç gruba dağılmış düzinelerce insan sessizce sohbet ediyor, bazılarıysa tek başına meditasyon yapıyordu.  

 

Bai Xiaochun öylece oturup aptal aptal meditasyon yapacak bir tip değildi. Çevreye biraz bakındıktan sonra Xu Baocai’yi fark ederek ona yaklaştı. Onu gören Xu Baocai de eğilerek selam vermiş ve sohbete başlamıştı. Tarikatta Xu Baocai’nin bilmediği hiçbir şey yaşanmamış gibiydi.

 

“Büyük Kardeş Bai,” dedi, “yarım yıl önce Chen Fei ve arkadaşlarının gizemli bir şekilde kanlı pürelere dönüştüğünü duymuş muydun? O günden beri yatağa bağlılarmış ve bir sebepten ötürü neler olup bittiğini de söylemiyorlar.” Anlatırken tepkisini görmek için Bai Xiaochun’u dikkatlice izliyordu.

 

Bai Xiaochun tam dramatik bir şekilde gerinip olup bitenlerle ilgili böbürlenmeye başlayacakken kalabalıkta bir gürültü patlak verdi. Bai Xiaochun da birinin kendisine baktığını hissetmişti. Ve kafasını çevirdiğinde kendisine doğru yürüyen genç bir kadınla karşılaştı.

 

Kız uzun Dış Kesim kıyafetlerini giyse de bu üniforma onun kıvrımlı hatlarını gizlemiyordu. Beli bir dal inceliğindeydi, bu inceliğe farklı kavisler eşlik ediyor ve ona inanılmaz bir güzellik katıyordu. Canlı kalçalara kavuşan uzun bacaklarıyla ilerleyişini gören hiç kimse ona bakmadan edemiyordu. 

 

Güzel yüzü ve dokunsan kırılabilirmiş gibi görünen narin bembeyaz teni, ona her erkek için ölümcül olabilecek bir çekicilik kazandırmıştı.

 

Bai Xiaochun ise insanların yoğun yutkunuşlarına biraz tiksinerek şahit olmaktaydı.

 

Dudaklarını yalayan Xu Baocai, kara sevdaya tutulmuş gibi görünen bakışlarla, “Bu… Büyük Kız Kardeş Du, Du Lingfei!” diye fısıldadı. “Güney yakanın en seksi beş kızından biri! Kalbimin ölümsüz güzeli… Oh tanrım, az önce bana baktı!!”

 

“Bana bakıyordu!” dedi Bai Xiaochun alaylı bir şekilde. Du Lingfei’nin kendisine yakınlaşışını izliyordu. Kızın Bai Xiaochun’u seyreden anka kuşumsu gözleri ölümcül bir aurayla titreşmeye başlamıştı. Bai Xiaochun’un bitkiler konusundaki yeteneğinin kendisini fazlasıyla aştığını tecrübe etmişti. Ancak ona karşı yoğun bir tiksinti duyuyordu. Hafifçe homurdanarak yan tarafa doğru ilerledi.

 

Baygın bir şekilde onu izleyen Xu Baocai, Bai Xiaochun’un alayını duymamıştı bile. Kıza olan sevdası ise iyice derinleşmiş gibiydi.

 

“Yani Du Lingfei de teste girecek…” diye düşündü Bai Xiaochun. Önündeki yirmi hap fırınına bakarak kendisini sakinleştirmeye ve odaklanmaya çalıştı. “Ah, her neyse, önemi yok. Buraya onunla rekabet etmeye gelmedim. Bu tarikatın düzenlediği bir sınav, bir müsabaka değil. Herkesin terfi alma şansı var.”

 

Çok geçmeden Chen Zi’ang da göründü. Bai Xiaochun’u gördüğündeyse bir an tereddüt ettikten sonra sırıtarak selam verdi. Bai Xiaochun’un gülümseyerek verdiği selamı alan Chen Zi’ang, kenarda bir yere oturarak beklemeye başladı.

 

Biraz sonra da Bai Xiaochun’un Görev Ofisinde karşılaştığı Zhao Yiduo ortaya çıktı. Ve yeni insanlar gelmeyi sürdürdü, kalabalık giderek genişledi.

 

Kısa bir süre sonra Kalfa Simyacılık Salonunun ana kapısı açıldı ve yaşlı bir adam göründü. Bembeyaz saçlı, delici gözlü adamı görmek herkesi sessizleştirmişti.

 

Yaşlı adamın ifadesi sakindi, ellerini arkasında birleştirmişti. Ana meydanın önüne gelerek durdu ve çevredeki Dış Kesim çıraklarını inceledikten sonra başını sallayarak konuşmaya başladı.

 

“Soyadım Xu ve bugün çırak simyacılıktan kalfa simyacılığa geçiş testini ben yöneteceğim.

 

“Testin bir kısmı bitkilerle, diğer kısmı ilaç yapımıyla alakalı olacak. Bitkiler kısmı için geçide ilerleyin lütfen.” Yaşlı Xu başka bir açıklama yapacak gibi görünmüyordu. Üç basit cümleden sonra gözlerini kapatmış ve herkesi boşvermişti.

 

Bai Xiaochun gözlerini kırpıştırırken uzun yüzlü genç bir adam kalabalıktan sıyrıldı. Ellerini kavuşturup eğilerek Yaşlı Xu’ya selam verdikten sonra da devasa hap fırınına giden geçide yöneldi.

 

Geçidin girişine ulaştığında bir ışık huzmesi tarafından sarmalandı ve ortadan kayboldu. Bir an sonra hap fırını titreşmiş ve beş boğuk yankı çıkartmıştı.

 

Xu Baocai eğilerek fısıldadı: “Beş yankı demek bitkilerdeki yeteneği beş kısmı kapsıyor demek...” Kesinlikle tarikattaki her şeyi bilmesinin hakkını veriyordu.

 

Bai Xiaochun yeniden gözlerini kırptı. Buraya gelene dek testin nasıl olduğu hakkında hiçbir fikir edinmemişti. Xu Baocai’nin açıklamasını duyunca devasa hap fırını taşını incelemeye başladı ve bunun bir şekilde 10,000 İlaç Tesisindeki dikilitaşlarla bağlantılı olması gerektiğine karar verdi.

 

“Ne yapacağım…?” diye tereddütle düşündü. “Zhou Xinqi’nin fanları hala dağda beni arıyor.”

 

İlerleyen kişiler sırayla azalıyor, çoğunluğu da beş yankı yaratıyordu. Ancak biri yalnızca dört yankı yaratmış ve Yaşlı Xu kollarını sıvayarak o çırağı geri döndürmüştü.

 

“Yaşlı Xu!” diye bağırdı yüzü titreyen çırak. “Dört kısım bitkinin testi almak için yeteceğini düşünmüştüm!”

 

“Kurallar değişti. Artık beş tane geçmeniz gerekiyor.”

 

“Ama…” Genç adam şok içinde bakakaldıktan sonra ellerini çırparak eğildi ve oradan ayrıldı. Başka bir şey söylemeye cüret edememişti.

 

Bu olay çevredeki fısıltıları arttırdı. Xu Baocai ise küçük bir not defteri yaratarak not almaya başladı. Deftere bakan Bai Xiaochun, minicik karakterlerle dolu satırların tarikattaki büyüklü küçüklü olayları anlattığını fark etti. Xu Baocai’nin bu işe gösterdiği özeni takdir etmeden geçememişti.

 

Bu noktada Zhao Yiduo ayağa kalkarak geçide girdi. Altı yankı duyulduğunda Yaşlı Xu gözlerini açmış ve başını hafifçe sallamıştı. Görevini tamamlayan Zhao Yiduo ise ellerini kavuşturarak geçitten çıktı.

 

Chen Zi’ang’ın gözleri titreşmişti. O ve Zhao Yiduo hiç iyi anlaşamazdı ve rakibi altı yankıyla geçitten ayrılırken soğuk bir homurdanma çıkarttı.

 

Zhao Yiduo’ya anlamlı bir bakış attıktan sonra da bağdaş kurarak oturdu.

 

Zhao Yiduo da Chen Zi’ang da altı yankı yaratmıştı ve bu kalabalıkta kıskanç bakışlar doğurmuştu. Bu esnada Du Lingfei de geçide yürüyerek altı yankıyla ayrıldı, kıskanç bakışlar artıyordu.  

 

Ve mırıldanmalar da iyice yoğunlaşmıştı.

 

“Chen Zi’ang, Zhao Yiduo ve Du Lingfei, üçü de Dış Kesimin göz kamaştırıcı yetenekleri. Beş bitkide uzmanlaşmakla kalmamış ruh yaratıklarının ilk kısmına da hakim olmuşlar. Testi geçip bir kalfa simyacı olma şanslarının yüzde 70-80 arası olduğunu düşünüyorum.”

 

“Tarihsel olarak konuşursak, altı dikilitaş performansını tamamlayarak bu teste girenler ilaç yapım yetenekleri kıt olmadığı sürece terfiyi aldılar.”

 

Herkes meseleyi tartışırken Bai Xiaochun dişlerini sıkıyordu. Ne yazık ki Zhou Xinqi’nin fanlarıyla ilgili yapabileceği bir şey yoktu. Tam ilerlemek üzereyken gözüne dağ yolundan hızla gelen bir figür takıldı. Bu, saçları tamamen dökülmüş ancak gözleri canlılıkla parlayan orta yaşlı bir adamdı. Daha bedeni varamadan önce sesi alana ulaşarak yankılanmaya başlamıştı.

 

“Ben, Han Jianye, yedi yıllık meditasyon sonunda bitkiler konusunda büyük bir atılım gerçekleştirdim. Bir kez daha buraya geldim, amacım yalnızca bir kalfa simyacı olmak değil, tüm testteki en iyi kalfa simyacı olduğumu kanıtlamak!” Kendisinden oldukça memnun ve gururlu görünerek devasa fırının olduğu geçide ilerledi.

 

Yaşlı Xu hiç umursamamış, gözlerini bile açmaya tenezzül etmemişti. Ancak kalabalıktaki insanlar Han Jianye ismini duyduğu için şaşkındı.

 

“Han Jianye? Kim ki o? Hiç duymadım.”

 

“Yaşına bakılırsa yedi sekiz yıldır Dış Kesim çırağı olsa gerek… En iyi kalfa simyacı olmak istiyor ki bu da hiç kolay bir şey değil.”

 

Herkes şaşkınlığını ilan ederken Han Jianye, tüm gururu ve özgüveniyle geçide girdi. Neredeyse o anda yankılar duyulmaya başlamıştı.

 

Bir yankı, iki yankı… beş, altı, yedi… daha insanlar tepki verme fırsatı bile bulamamışken sekizinci yankı da duyuldu.

 

Yaşlı Xu, tamamen açılmış gözler ve övgü dolu geniş bir gülümseyişle orta yaşlı adama döndü.

 

“Beş kısım bitki ve üç kısım ruh yaratıkları.” dedi. “Harika!”

 

Çok heyecanlı görünen Han Jianye, ellerini kavuşturarak Yaşlı Xu’ya doğru eğildi ve selam verdi. Ardından arkasını dönerek gururlu gözlerini Du Lingfei ve diğerlerine çevirdi. Sonra da kendinden emin bir şekilde hap fırınlarının bulunduğu alanın tam merkezine oturdu.  

 

Kalabalıktan iç çekişler ve şaşkınlık nidaları yayılmaya başlamıştı.

 

“Sekiz yankı! Bitkiler hakkındaki her şeyde uzmanlaşmakla kalmamış, üç ruh yaratıkları kısmını da çözmüş!”

 

“Sahiden de söylediğini yapıp en iyi kalfa simyacı olabilir gibi görünüyor!”

 

Olanlara şahit olan Bai Xiaochun hayal kırıklığına uğramıştı. Bu yüzden kalabalığın tepkilerine akıl sır erdiremiyordu.

 

“Ruh yaratıklarının yalnızca üç kısmında uzmanlaşmış, değil mi?” diye sordu Xu Baocai’ye. “Neden herkes bu kadar yaygara çıkarıyor ki?” Yanlış hatırlamıyorsa üçüncü ruh yaratıkları kısmını geçen binin üzerinde insan vardı. Onuncu dikilitaştaki kişi sayısı bile yüzlerceydi.

 

Xu Baocai gözlerini devirdi, Bai Xiaochun’a hiç olmadığı kadar küçümseyerek bakıyordu. Tabii ki bunu sesli olarak dile getiremezdi ve boğazını temizleyerek şu şekilde yanıtladı: “Büyük Kardeş Bai, anlamıyorsun. Beş bitki kısmında uzmanlaşmak zaten yeterince zor. Ruh yaratıklarıysa daha da zor! Birinde bile uzmanlaşırsan büyük kıskançlık malzemesi olursun. Doğal olarak üç tanede uzmanlaşmak iyice şok edici. Herkesi Zhou Xinqi ya da küçük kaplumbağa gibi mükemmel birer Seçilmiş mi sanıyorsun? Bak, o ikisini unut gitsin. Tüm Kokulu Bulut Tepesinde beş bitki dikilitaşını ve beş ruh yaratığını birden geçebilen insan sayısı muhtemelen elliden azdır!  

 

“O insanların her biri ölümlülerin arasındaki ejderler ve anka kuşları gibi. Bir düşünsene! O dikilitaşların üzerinde çok isim var evet, ama o isimler binlerce yıllık kayıtlar. Ayrıca o kişilerin de pek çoğu İç Kesime geçti, Dış Kesimde yalnızca isimleri kaldı!

 

“Üstelik senin yalnızca beş kısımda uzmanlaşman gerekiyor. Bu herifse sekizinde uzmanlaşmış! Tam da söylediği gibi, kesinlikle en iyi kalfa simyacı olmayı başaracak ve 5,000 erdem puanı ödülünü alacak.”

 

Xu Baocai’nin sözleri biraz aşağılama içeriyor olsa da Bai Xiaochun pek farkına varmamıştı. Gözleri gururla parlayarak Xu Baocai’ye sorularını yöneltti: “Az önce Zhou Xinqi ve küçük kaplumbağaya mükemmel Seçilmişler mi dedin? O kadar mükemmeller mi cidden?”

 

“Tabii ki! Özellikle de o küçük kaplumbağa. Tamamen şok edici biri. Bin yıldır on dikilitaşta da ilk sıraya yerleşen ilk kişi oldu. Büyük Kardeş Bai, bunu sana söylemem gerek, fazla yükseği hedeflememelisin.” Xu Baocai’nin kalbindeki hakir görüş yükselirken Bai Xiaochun içten bir kahkaha atmakla meşguldü. Xu Baocai’yle zaman geçirdikçe ona daha çok ısınıyordu. Ve onun omzuna vurarak ilerlemeye başladı.  

 

Xu Baocai, Bai Xiaochun’un geçide ilerleyişini şaşkınlık içinde izledi. Aslında Bai Xiaochun, Du Lingfei’yi yendiği günden beri bitkilere olan yeteneğiyle tanınır hale gelmişti. Eninde sonunda teste gireceği belliydi.

 

Ancak az sonra yaşananlar Xu Baocai’nin gözlerinin yuvalarından çıkmasına yol açacaktı. Bai Xiaochun gururlu bir şekilde geçide adımını attıktan sonra boğuk yankılar duyulmaya başlamıştı.

 

Bir, iki, üç… altı, yedi, sekiz!

 

Ölümcül bir sessizlik oluştu. Ancak yankılar sona ermemişti. Dokuzuncu yankı duyuldu ve sonra da… onuncu!

 

GÜMM!

 

Onuncu yankı da duyulduğunda açılan Yaşlı Xu’nun gözleri emsalsiz bir parıltıya kavuşmuştu. Tamamen şok olmuş bir şekilde Bai Xiaochun’a bakıyordu.

 

Kokulu Bulut Tepesinin Dış Kesim çırakları içerisinde on kısımda da uzmanlaşan kişi sayısının binde bir nadirliğinde olduğu belirtilmeliydi. Ayrıca bu çırakların hepsi de testi daha önce almış kişilerdi, yani testte bunu başaran biri yoktu. Yaşlı Xu, on kısımda da uzmanlaştıktan sonra teste girecek kadar sabırlı birini ilk defa görüyordu.

 

Zhou Xinqi bile dokuz kısımda uzmanlaştıktan sonra teste girmişti.

 

Du Lingfei’nin geçitte duran Bai Xiaochun’a bakan gözleri deli gibi açılmıştı. Onun yetenek konusunda kendisinden çok daha avantajlı olduğunu biliyordu ama böyle göz alıcı bir seviyede olabileceğini tahmin etmemişti. Tüm bitkilerde uzmanlaştığı yetmemiş gibi ruh yaratıklarında da tepeye ulaşmıştı.

 

Zihni deli gibi dönüyor, boş boş bakmaktan öteye gidemiyordu. Ona bitkilerde kapışalım dedikten sonra gergince sıralamasını soruşunu hatırlamadan edememişti.

 

Ve o anda Bai Xiaochun’un o günkü gerginliğinin tamamen numara olduğunu, içten içe pis kahkahalar attığını anladı.  

 

“Bai. Xiao. CHUN!!” diye mırıldandı sıkılı dişlerinin ardından.

 

Chen Zi’ang ve Zhao Yiduo da aynı şaşkınlık ve afallamışlıktaydı.

 

Yıllarını meditasyona ayıran Han Jianye ise titremeye başlamıştı. Bai Xiaochun’a bakarken başı dönüyor, şok dalgaları onu vururken Bai Xiaochun’un ömrü boyunca en büyük düşmanı olacağını fark ediyordu.  

 

“Kalfa simyacılık testinde en önemli kısım ilaç yapma kısmı!” diye düşündü. “Güçlü olabilir ama ilaç yapımı konusunda beni geçebileceğine inanmayı reddediyorum. Yedi yıl boyunca bu testte birinci olabilmek için meditasyon yaptım ben!!”

 

O anda oradaki tüm Dış Kesim çırakları şok dolu çığlıklar atmaya, ortalığa bağırmaya başlamıştı.

 

“Az önce… on yankı yarattı! Yani beş ruh yaratığı kısmında da uzmanlaşmış! 10,000 İlaç Tesisinin önündeki tüm dikilitaşları tamamlamış! Tüm Dış Kesimde bunu yapabilen elli kişi bile yok!”

 

“Bu herif kesinlikle inanılmaz sabırlı! Teste girmeden önce on dikilitaşı da tamamlamayı beklemiş!”

 

#Ee bizim kahramanımız tamamen kendinden emin olmadan hiçbir işe girişmez, zamanla öğrenecekler. Onu küçümseyenler de yaptıkları hatayı adım adım fark edecek. 
O zaman bir kez daha adını duyuran kahramanımızın ilaç yapım kısmında neler yaşayacağını görmek için okumaya devam!




Yorumlar


Giriş Yap

Duyurular

Popüler Seriler

Against The God
Against The God
Beğeni Sayısı: 1258

King of Gods
King of Gods
Beğeni Sayısı: 1081

Tales of Demons & Gods
Tales of Demons & Gods
Beğeni Sayısı: 890

True Martial World
True Martial World
Beğeni Sayısı: 822

Emperor’s Domination
Emperor’s Domination
Beğeni Sayısı: 702

I Shall Seal The Heavens
I Shall Seal The Heavens
Beğeni Sayısı: 659

Martial God Asura
Martial God Asura
Beğeni Sayısı: 644

Coiling Dragon
Coiling Dragon
Beğeni Sayısı: 602

Swallowed Star
Swallowed Star
Beğeni Sayısı: 552

Heavenly Jewel Change
Heavenly Jewel Change
Beğeni Sayısı: 523

Popüler Orjinal Seriler

Kara Büyücü
Kara Büyücü
Beğeni Sayısı: 375

KAREN
KAREN
Beğeni Sayısı: 205

Altı Medeniyetin Dünyası
Altı Medeniyetin Dünyası
Beğeni Sayısı: 195

GÖKYÜZÜ İMPARATORU
GÖKYÜZÜ İMPARATORU
Beğeni Sayısı: 188

Yıldızlar Kralı
Yıldızlar Kralı
Beğeni Sayısı: 143

DİPTEN EN TEPEYE
DİPTEN EN TEPEYE
Beğeni Sayısı: 141

Acemi Ölümsüz
Acemi Ölümsüz
Beğeni Sayısı: 119

Lord Of The Demons
Lord Of The Demons
Beğeni Sayısı: 117

SAHİPKIRAN
SAHİPKIRAN
Beğeni Sayısı: 98

Mavi Elma
Mavi Elma
Beğeni Sayısı: 70

Site İstatistikleri

  • 15558 Üye Sayısı
  • 507 Seri Sayısı
  • 20929 Bölüm Sayısı


creator
manga tr